Güntekin Onay Taraftarın Sorularını Yanıtladı

  • 4 Ekim 2013
  • 476 Okunma
  • 0 Cevap

  1. HABER1903 Forum'un bu haftaki konuğu, Ntvspor'un sevilen programcısı Güntekin Onay oldu.


    Güntekin Onay, HABER1903 FORUM'da siyah beyazlı taraftarların sorularını yanıtladı.


    İşte Güntekin Onay'ın taraftarların sorularına verdiği cevaplar:


    -Geçen sene Quaresma sorunu yaşanırken, ''Amrabatın 8 Milyon Euro ettiği yerde Quaresma 30 Milyon Euro eder'' diyerek takımda olmasını gerektiğini belirttiğini hatırlıyorum Güntekin Bey'in. Peki Sayın Onay, Fikret Orman sizinle canlı yayına geldi, Quaresmayla ilgili konuşma olduğunda, neden bunları direk söylemediniz, neden hep başkanın duymak istediği şeyleri sordunuz? Fikret Orman'ın ben ne istersem onu yaparım mantığı olduğunu düşünüyor musunuz? Bu kadar taraftarı birbirine düşürmesini, kendi taraftarı hakkında ''Quaresmasporlu'' diye yakışıksız bir ifade de bulunmasını nasıl yorumluyorsunuz ?


    Quaresma defteri artık kapandı. Evet fikrimin arkasındayım. Amrabat 8 ediyorsa Quaresma 30 eder. Bunu da zaten Amrabat'ın oynadığı futboldan görebiliyoruz. Quaresma konusunda da başkan geldiği zaman gereken sorular soruldu. Beşiktaş'ın o gün için maaş ödediği halde kadro harici bırakmasının yanlış olduğunu vurgulamıştım. Sayın başkan tabii ki hatalar yapacaktır. Ancak doğru işleride göz ardı etmeyelim. Hangi başkan yanlışlar yapmıyor ki? Quaresma konusunda kulüp öyle bir karar vermişti ve arkasında durdu. Neticede o konu geçmişte kaldı. Üzerinde durmanın bugün için kimseye faydası yok.


    -Sezer Öztürk'ün oynamamasının sebebi performans kaynaklı mı yoksa transferi başkanın yapması nedeniyle Önder Özen ve Bilic'in bir tepki kararı mı?


    Sezer bir sakatlık geçirdi ve istenilen seviyeye daha yeni yeni geliyor. A2 maçlarında takip ediyorum. Son 2 maçtır iyi oynuyor. Sezer çok iyi bir futbolcu. Ancak sorunu kafasında. Özel hayatı ve takım içi ilişkileri iyi olmayan bir futbolcu. kararı kendisi verecek. Beşiktaş'ta futbolcu Sezer oynar. Ama çalışmalı. Bildiğim kadarı ile gereken çabayı göstermiyor.


    -Serdar Kurtuluş' un transferini yerinde buluyor musunuz? Bana göre halen sağ bek problemimiz var. Etkisiz bir oyuncu hiç seri değil. Serdar' ın yerine başka oyuncu transfer edilmeli mi yoksa Serdar ile devam mı edilmeli?

    Hilbert ofansif olarak Serdar'dan daha iyiydi. Ancak defansta zaafiyet gösteriyordu. Serdar ise daha dengeli. Ancak onunda takım içerisinde alternatifi yok. Şöyle bir çözüm olabilir; Atiba sağ beke çekilip, orta sahaya Necip monte edilebilir. Gerektiği zaman böyle bir alternatif var.



    -Spor yorumcularının Beşiktaş'a karşı bir ön yargısı mı var?


    Kimsenin kimseye ön yargı ile yaklaştığını düşünmüyorum. Siz Beşiktaş penceresinden baktıgınz için hassasiyet gösteriyorsunuz. Fenerbahçeli, Galatasaraylı hatta Trabzonsporlu futbolseverler de aynı şikayetleri dile getiriyor.



    -Beşiktaş'ın yabancı oyuncu transfer politikası hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce de vizyon genişlemeli mi?


    Ekonomik durum ortada. Stat yok. Bu geçiş döneminde çok büyük paralar harcayarak büyük yıldızlar getiremezsiniz. Karşılığı da olmaz. Ancak yeni stat hizmete girdikten sonra ekonomik olarak karşılığını bulabilecek transferler yapılabilir. Kasımpaşa Stadı'nda bunun karşılığını alamazsınız. Avrupa'da yoksunuz. Bu gerçekleri göz önünde bulundurmanız lazım. Mevcut yabancılar kötü değil. Almeida, Fernandes, Sivok ve Atiba hep uluslararası oyuncular.


    -Beşiktaş sadece 1,5 maç kötü oynadı diye bütün yorumcular ''şampiyon olamaz'' gibi deli saçmalıkları yapıyorlar. Ben merak ediyorum 1,5 maç kötü oynamaya
    hakkı yok mu beşiktaşın?


    Her takımın kötü oynamaya hakkı var. Ancak 1.5 maçta kaybedilen 6 puan var. Fenerbahçe de Eskişehirspor maçında Kasımpaşaspor ve Gençlerbirliği maçlarında kötü oynadı. Ama 9 puan aldı. Kötü oynarken de kazanabilmek önemli. Kazanamıyorsanız da berabere kalacaksınız. Büyük takımlar kötü oynadıkları günde kazanmak için formüller üretebilmeli.


    -Senin ideal 11'in nedir? Sakatlık olmadan form durumlarını tabii ki gözeterek.


    Benim ideal 11'imde Holosko her zaman var. Bana ve takıma çok iyi elektirik veriyor. Atletik yapısı ve her zaman oluşturduğu gol tehditi ile önemli bir silah. Onun dışında Oğuzhan ve Fernandes'in her zaman birlikte oynamasından yanayım. Ama futbolu bireyler üzerinden değil takım oyunu üzerinden değerlendirelim. Bursa maçındaki futbolu takım halinde sergilediler. Asıl önemli olan takımın birlikte hareket etmesi.


    -Beşiktaşlı futbolcuların hakemi saha içinde baskı altına alma konusunda yetersiz görüyor musun? En basit örneğiyle Antalya maçında Emre bariz faul, belki de 2. sarıdan atılacak bir tane futbolcumuz hakemin yanına gidip de tepki vermiyor? Orada aynı anda 3-4 futbolcumuz faulu yapan futbolcunun üstüne gitse belki de kırmızı kart yiyecek rakip futbolcu. Ayrıca Olcay ve Veli'nin gerçekten Beşiktaş ilk 11'i için yeterli görüyor musun? Bu iki noktaya rotasyon gerekir mi?

    Hakeme itiraz eden ve rakip ile didişen futbolcuyu oldum olası sevmem. Ancak hakemi baskı altına almak da futbolun bir parçası. Özellikle tecrübeli futbolcuların gerektiği zaman hakkını araması ve hakem ile diyalog kurması söz konusu olabilir. Beşiktaş'ta böyle bir eksiklik var. Ancak şöyle bir gerçek de var ki , hakemler konusunda Beşiktaş büyük takım sendromu yaşıyor. Bu ne demek? Bazı hakemler ''bak ben Beşiktaş'tan oyuncu atıyorum. Anadolu takımını ezdirmem, büyük takımı kollamam'' duygusu ile Beşiktaş'a daha kolay düdük çalıp, kart gösterebiliyor. Sanki biraz da böyle bir sorun var.


    Son Antalya maçına bakarsak o günkü performansları bir felaketti. Ancak tek bir maçta kötü oynamaları takımdan kesilecekleri anlamına gelmez. Olcay son bir kaç maçtır iyi değil. Ancak toparlanacaktır. Böyle devam ederlerse forma giyemezler. Veli, baskı altında pres yediği zaman topu iyi kullanamıyor. Ya daha basit oynayacak ya da kendisini geliştirecek. Pas kalitesini arttıracak. Sadece koşarak büyük takım oyuncusu olunmaz.



    -Beşiktaş'ın başarılı olduğunda önünü kesilmesini istenildiğine inaniyor musunuz ve son olarak Besiktasin bu kadroyla başarılı olacagina inaniyormusuz?


    Siz güçlüyseniz kimse önünüzü kesemez. Ancak rekabette herkes, herkesin önünü kesmeye çalışır. Saha içerisi ve dışında bu son derece doğaldır. Siz güçlü olacaksınız ve kimsede önünüzü kesemeyecek. Çıkıp sahada gerekeni yaparsanız kimse önünüzü kesemez. Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değil.


    Bu kadro ile herkes sağlılık ve fit olduğu zaman başarılı olacağını düşünüyorum. Ama bazı oyuncuların da alternatifi olmadığını kabul etmek gerekiyor.


    -Fatih Terim'in Galatasaray'dan gönderilmesi Beşiktaş'ın şampiyonluk şansını arttırdı mı?


    Bunu söylemek şu an için zor. Tabii ki Terim, Türkiye Ligi dinamiklerini çok iyi bilen ve ona göre futbol oynatan bir teknik adamdı. Galatasaray bu şekilde başarıya ulaştı. Mancini ise ligimizi ve hatta kendi takımını bile tanımıyor. Ama savunmada az açık veren ve az gol yiyen bir Galatasaray olacağı da gerçek. Bu sorunun cevabını vermek için biraz beklememiz gerekiyor. Ama tabii ki 2 yıl üst üste şampiyon olan Terim tecrübesindeki bir teknik adamın gitmesi Galatasaraylılardan daha çok rakip takım taraftarlarını memnun etti.


    -Eskişehir maçında rotasyon konusunda Muhammed ilk 11'de başlayacak gibi hissediyorum. Sizce bu seçim doğru olur mu ve de gökhan törenin performans düşüklüğünü neye bağlıyorsunuz? Aynı zamanda Atletico Madrid takımını tuttuğunuz doğru mu? Ben de Valencia takımını destekliyorum küçükten beri...


    Aşağı yukarı 1984 senesinden bu yana A.Madrid'i tutuyorum. R.Madrid ile oynadıkları 1 maçı uydudan Alman televizyonundan seyretmiştim. Ve o günkü hakem katliamına rağmen A.Madrid'in onurlu mücadelesi ve savaşçı ruhu beni çok etkilemişti. Haksızlığa karşı güçlü bir duruş sergilemişlerdi.


    Muhammed çok aşama kaydetti ve çok yetenekli bir oyuncu. Ancak ben hala kendisi için erken olduğunu düşünüyorum. Özellikle takım savunmasında zaafiyet gösteriyor. Böyle giderse önümüzdeki sezon daha iyi olacaktır ve istenilen düzeye gelecektir. Gökhan için ise henüz genç ve sorumluluğu taşıyabilecek kapasitede değil. Zaman zaman çıkışlar ve inişler göstermesi son derece doğal. Ancak 25-26 yaşından sonra oyuncular olgunlaşır ve oyunu daha iyi öğrenirler.


    -Kulüpte Bilic'e bakış nasıl? Aybaba, Havutçu, Carvalhal, Schuster gibi mi? Yoksa bizim için örneğini pek bulamıyorum daha kalıcı mı? Aynı şekilde Önder Özen kulüpte nerede? Bir de bir gazeteci olarak değil de bir Beşiktaşlı olarak GS maçında çıkan olayların arka planıyla ilgili samimi görüşleriniz neler?


    Son sorudan başlayalım. O gün yaşananların futbol ile alakası olmadığını düşünüyorum. Hiç bir Beşiktaşlı 10 kişi kalmış Galatasaray karşısında 2-1 mağlupken ve takım ceza yayının üzerinden frikik atacakken sahaya girmez. Takımının ceza almasını istemez. Herşey ortada. bu konu hakkında daha fazla konuşmayalım.


    Bilic için ise; kabul etmek gerekirki futbol sahasında alacağınız sonuçlar teknik adamın kaderini ve geleceğini belirler. Top o kaleye girmezse bir teknik adam için pozitif şeyler söylemek mümkün olmaz. Bu bütün dünyada böyledir. Saha sonuçları iyi olmalı. Tabii ki Bilic'e de gereken zaman ve alan tanınmalı.


    Önder Özen yönetim ve futbol takımı arasında koordinasyonu sağlayan ve aynı zamanda sportif kararları alan kişi. Arama, tarama, transfer ondan sorumlu. Futbol takımı ile ilgili çalışanlar fizyoterapistten tutun, kondisyonere kadar onun kontrolünde.


    -Avrupa Futbolu'nu yakından takip ettiğinizi biliyoruz. Bu liglerden Beşiktaş'a oyuncu önerdiniz mi veya önerir misiniz?Arkadaşınız olan Rüzgar Sağnak'la birlikte Beşiktaş yönetimine girmenizi çok istiyoruz.


    Tabii ki zaman zaman fikir alışverişinde bulunuyoruz. Takip ettiğimiz oyuncular var. Ancak bu oyuncuları sadece biz değil, bütün kulüpler takip ediyor. Transfer sanıldığı kadar kolay bir hadise değil.

    -Fernandes'e ''büyük maçların oyuncu değil'' diyorlar. Bizim gözlemlerimiz de öyle. Sözleşme uzatma gibi bir durum var şu an. Çoğu kalsın, çoğu kalmasın diyor taraftarlardan. Sizin görüşleriniz nelerdir ?


    Mevcut kadroya bakarsak Fernandes'in bu takım için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu görebiliriz. Ancak Fernandes'in komple bir orta saha oyuncusu gibi oynaması gerekiyor. Forvet arkasında bir Alex veya Hagi veya Sergen'in yaptığı işleri ondan beklemek yanlış olur. Daha fazla sorumluluk almalı. Saha içerisinde daha çok çalışmalı.

    -Beşiktaşın forvet hattı sadece Almeida üzerine kurulu. Mustafa Pektemek kenardan geldiği zaman yeterli katkıyı sağlayamıyor. Sakatlıklar yaşadı. Yabancı kontenjanını düşünürsek Eneramo'nun kadroya girmesi zor. Formda Ömer Şişmanoğlu neden tercih edilmiyor sizce?


    Çok güzel özetlemişsiniz. Mevcut durumda böyle bir sorun olduğu aşikar. Bunu çözmek sadece forvet ile değil, forvetin arkasında oynayan oyuncular ile mümkün. Takım halinde savunma, takım halinde hucüm yapmanız şart. Sadece Almeida ve Mustafa üzerinden konuşursak hata yapmış oluruz. Evet, Mustafa beklenen çıkışı yapamadı. Ömer Şişmanoğlu ise teknik kapasitesi çok yüksek olmayan ancak sürekli arayan bir oyuncu. O da şans bulacaktır.

    -Bir kurumsallaşmadır gidiyor. sizce ligimizdeki takımlar ne kadar kurumsal ve Beşiktaş'ta futboldaki yeni yapılanma hakkında ne düşünüyor?


    Yönetim sportif yapılanma konusunda doğru hamleler yaptı. Kurumsallaşma lüks değil, bir gereksinim. Önder Özen ve teknik kadro bence doğru seçimler. Biraz sabırlı olmak lazım. Her şey hemen olmaz. Beşiktaş'a biraz zaman gerekiyor. Bilic'in ekibinin içerisinde çok değerli ve bilgili elemanlar var. Önder Özen günün 20 saatini Beşiktaş'a ayırıyor. Daha iyi nasıl oluruz diye sürekli çalışıyorlar. Doğru işler yapılıyor. Bence bu filmin sonu güzel bitecek.


    -100. yılda aldığımız şampiyonluktan beri ilk defa Beşiktaş'ı bu sene bu kadar istekli ve arzulu görmüşken bu son 2 maçla tekrar eski kimliğimize döndük. Sizce son haftalarda yaşadığımız başarısızlığın temel sebebi ne? Yönetim, futbolcu, teknik heyet, taraftar olarak bu problemleri yıllardır yaşıyoruz bunun sebebi nedir?


    Galatasaray maçının 2. yarısı ile başlayan bir düşüş olduğu doğru. Maçtan önce de yazmıştım. ''Topun kontrolünü Galatasaray'a bırakırsanız, kaybedersiniz. Önde rakibe baskı yaparak oynayıp, hataya zorlarsınız, şansınız artar'' demiştim. Bilic ve oyuncular arkada bekleyip kontra ataklar ile Galatasaray savunmasında boşluklar bulacağını sandı. Bu bir hataydı. Antalya maçı ise özellikle Veli, Olcay ve Gökhan'ın çok kötü oynadıkları bir maçtı. Böyle kötü oyunlar ve düşüşler doğal. Önemli olan güveni kaybetmeden güçlü bir şekilde ayağa kalkabilmek. Futbolcular bilmeli ki ve demeli ki ''Biz iyi bir takımız ve bu ligde şampiyon olabiliriz'' Camianın kaybettiği özgüveni tekrar kazanması için üst üste galibiyetler şart. Umutsuzluğa kapılmamak gerekiyor. Bunu sağlayacak olan da yönetim ve Bilic. Takımda çok genç oyuncular var. Psikolojik olarak onları hazır tutmak ve kazanacaklarına inandırmak şart.


    -Son senelerde şampiyon olan takımların ortak noktalarından biri; ikinci yarıda yapılan doğru transferler. Beşiktaş, ikinci yarı için hangi bölgelere transfer yapmalı? Ronaldinho, takım için doğru bir transfer olur mu?


    Ronaldinho büyük bir isim. Ancak bazı şeyler geçmişte kaldı. Büyük sükse ve hava katacağı kesin. Tribünlere seyirci çekeceği de. Brezilya Ligi'nde farklı bir futbol oynanıyor. Ronaldinho yetenekleri ve tecrübesi ile çok şey katar. Ancak takımın düzenini de ona göre kurmanız gerekir. Tek forvet, arkasında serbest bir Ronaldinho ve onun arkasında savaşan bir takım ile neden olmasın?

    Şu an için takımın kadrosu bu yarışı götürebilecek düzeyde. Ancak Oğuzhan mutlaka olmalı. Orta sahada topu iyi kullanan, oyun zekası yüksek, gol ve asist yapabilecek, üst düzey bir oyuncu ihtiyacı var. Fernandes, Oğuzhan olmadığı zaman çok yalnız kalıyor. Almeida ise hep aynı çizgide oynayamıyor. Henüz Eneramo'yu, Sezer'i izleyemedik. Eğer bu iki oyuncu verimli olamayacaksa Eneramo ve Sezer'in yerine aynı mevkiiye 2 futbolcu şart.


    -Fernandes'i biraz abartmıyor muyuz? Büyük maçlarda ortalarda pek gözükmüyor. Beşiktaş'ın her şeyini Fernandes'e bağlamasını nasıl değerlendirirsiniz?

    Ben futbolun bir takım oyunu olduğunu düşünürdüm. Bireysel üzerinden değil takım üzerinden bakarım. Fernandes çok iyi bir futbolcu.Komple bir orta saha oyuncusu. Her şeyi yapabilecek gücü var. Ama tabii ki bir Sergen yeteneklerinde oyunun kaderini büyük maçlarda değiştirebilecek kadar süper bir yetenek değil. Bunu kabul etmek lazım. Ama Fernandes çok yönlü bir oyuncu. UEFA Avrupa Liginde Valencia-A.Madrid maçında Fernandes'i stoper oynarken seyrettim ve harika oynadı. Forvet arkası gibi değil, bir orta saha olarak kullanmak ve düşünmek lazım.


    -Beşiktaş, neden 2003/04 ten beridir istikrarı sağlayamıyor? Her sezon lige fırtına gibi başlıyor, devamı yok. Sizce nedeni ne olabilir?

    2004'de kaçan şampiyonluk beraberinde büyük bir travma ve panik getirdi. Serdar Bilgili yönetimi bence çok iyiydi. Çok akıllı işler yaptılar. Kulübü başka bir çehreye büründürdüler. Az zamanda çok yol kat ettiler. Kurumsal yapıyı oturttular. Stat ile ilgili ilk çalışmayı onlar başlattı. Gişe gelirlerini arttırdılar. Fakat o 5 kırmızı kartlı maçın ardından sportif olarak büyük bir çöküş yaşandı. Bilgili gitti, Demirören geldi. Lucescu ile yollar ayrıldı. Takım dağıldı. Arkasından da başarı kazanmak için sürekli yeni teknik adamlar ve kadro sirkülasyonu yaşandı. Bir türlü istikrar sağlanamadı ve rakiplerin gerisinde kalındı.

    -Geçen yıl Terim'e verilen ceza ertelendi, Rıza Çalımbay'a verilen ceza ertelendi, Bülent Uygun'a verilen ceza ertelendi. Neden Bilic'e verilen ceza onandı. İyi bir lobimiz mi yok. Benim anlamadığım her kanalda her programda en az 1 BJK yorumcusu var. Her yerde Beşiktaşlı var. Bu işler niye böyle oluyor?

    Bilic ile ilgili raporda ne yazıyor bilemiyoruz. ama Bilic'in kendi açıklamasını biliyoruz. Futbol Federasyonu'nun özellikle disiplin uygulamalarında ve yaptırımlarda belli bir standardı tutturması gerekiyor. Ülkemizde maalesef sportif hukuk açısından da bazı şeyleri oturtamadık. Samimiyet ile söylüyorum ki ben bütün bu disiplin uygulamalarını UEFA standartlarında olmasından yanayım. Cezalar daha caydırıcı ve ağır olmalı. Kulüp ve kişi ayrımı yapılmamalı. Kurallara uymayanın gözünün yaşına bakılmamalı. Gerekirse Beşiktaş, gerekirse başka takım. Ama bizde rüzgar nereden eserse cezalar biraz ona göre veriliyor. ''Bilic'e niye ceza verildi?'' diye sormuyorum. Sahadan ihraç edilen bir teknik adamın 3 maç alması normal. Ama herkese eşit uygulanması lazım.

    -Gökhan Töre, Beşiktaş'ın ilk 11 oyuncusu mu?

    Antalyaspor maçındaki oyunu ile değil. Ama Gökhan genç ve aşama kaydetmesi gereken bir futbolcu. Öğrenmesi gereken çok şey var. Bu da bir kaç haftada olacak bir şey değil. Bazen parlayacak, bazen sönecek. İlk 6 haftada zaman zaman iyi işler yaptı. Önemli olan belli bir istikrarda oynaması. Daha basit oynamalı. Topu ayağında daha az tutmalı. Sanıyorum Bilic, bu konuda onu uyarıyor. Takım için oynamalı, kendisi için değil. Holosko'nun bu takım için önemli bir futbolcu olduğunu düşünüyorum. O döndükten sonra Gökhan'ın da performansı artacaktır. Son hali ile yedek kalır.

    -BJK'nin bu hali ne olacak. Hala ümit var mı? Takım çok kötü, sizce toparlar mı?

    Antalya maçındaki görüntü hiç iç açıcı değildi. Ancak böyle inişler ve çıkışlar doğal. Galatasaray da geçen yıl küme düşen Orduspor'a bu haftalarda 2-0 yenilmişti. Ancak sezonu şampiyon kapattı. Önemli olan bu tip yenilgilerden ders çıkartabilmek. Eskişehirspor maçı çok zor geçecek. Fikstürde böyle 3 zor maçın gelmesi dezavantaj oldu. Bir Eskişehirspor galibiyeti her şeyi rayına oturtur. Bugün için çok karamsar olmak yanlış. Fikstür çekildiği zaman benim 7 haftalık hesabım 15 puandı. Eskişehirspor maçından 3 puan alınırsa bu hesapta tutmuş olacak. 8. haftadan sonra maçların zorluk seviyesi daha makul bir noktaya gelecek. Önemli olan 2 puan ortalamasının üzerinde seyredebilmektir. Bugün itibari ile puan ortalaması 2. Yani kaybedilmiş bir şey yok. 2,2 veya 2,3 puan ortalaması sizi şampiyon yapar. Hesaplar buna göre yapılır. Paniğe gerek yok.

    -Beşiktaş'ın yönetimine veya Beşiktaş'ın içerisinde neden bir göreve girmiyorsunuz?


    Belki ileride koşullar uygun olursa tabii ki hizmet etmek söz konusu olabilir. Ama bugün için değil. Beşiktaş yönetiminde her zaman değerli dostlarımız veya saygı değer ağabeylerimiz oldu. Beşiktaş bir ailedir ve bir bütünlük içerisinde camianın fertleri birbirlerine destek olmalıdır. Camia olmak böyle bir şeydir.


    -Geçen sezon uygulanan feda politikası hakkındaki düşünceniz nelerdir?


    Galatasaray borcunu 750 milyon TL olarak açıkladı. Hala da Mancini ve yardımcılarına yılda 7 milyon Euro maaş ödeyebiliyor. Şayet kemer sıkma politikası ile küçülerek borç ödemeye çalışsalardı iflas ederlerdi. Beşiktaş büyük potansiyelini hayata geçirmek ve ayağa kaldırmak zorunda. Risk almadan başarı gelmez. Yönetim geçen sene 1-2 akılcı manevra ile takımı farklı noktalara götürebilirdi. Feda kavramı abartıldı ve Beşiktaş'ı küçük düşünmeye itti. Beşiktaş'ın olduğu her yerde yarışmak vardır. Mücadele vardır. Yenilgiyi kabullenmemek olmalıdır. Her türlü imkansızlıklar içerisinde bu kulüp geçmişte büyük başarılar elde etti. Rakiplerle arada bütçe farkı var. Bu bir realite. Ancak paranız yoksa aklınız olacak. O zaman rakiplerle yarışmanız mümkün olur.

    Haber Kaynağı: HABER1903
     


    Yazan: scarface006
Yüklüyor...
17/11/2018 - 21:07