Haberci
Üye
Gündoğdu: Bilimde Her şey Mümkün
Güneş tutulması ve deprem ilişkisi üzerine görüşlerini açıklayan Yrd. Doç. Oğuz Gündoğdu, bilimde ‘mümkün değildir’ sözcüğünü bir akademisyenin ağzına almaması gerektiğini söyledi.
<div align="center"></div>
TOKAT - TMMOB İkinci Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, güneş tutulması ve deprem arasındaki ilişkiye yönelik, “Bilimin felsefesinde herşeyin mümkün olduğu tezi vardır, açıklar veya açıklayamaz. Şimdi halkı yatıştaracağım diye (mümkün değildir, gidin yatın) denilirse, arkadan bir deprem olursa ne olacak?” dedi.
26 Haziran Atatürk Kültür Sarayı’nda düzenlenen “Güneş tutulması ve deprem” konulu konferansta konuşan Gündoğdu, depremi önceden belirlemek ile depremi önceden tahmin etmenin farklı şeyler olduğunu vurguladı.
Bir bilimadamının güneş tutulması sonrasında Tokat bölgesinde deprem olacağı yönündeki görüşlerini hatırlatan Gündoğdu, şunları söyledi:
“3 Nisan ile 10 Nisan arasında 6.8 ile 7.2 arasında bir deprem olacakmış. Bu depremi önceden belirlemektir. Depremi önceden belirlemek başka birşeydir, depremi önceden tahmin etmek başka birşeydir. Bunlar çok farklı şeyler. Depremi önceden belirlemek; elindeki bilgilerle yerini, zamanını ve büyüklüğünü söyleyeceksin. Bunu bu konudaki uzmanlarla tartışacaksın. Doğru mudur? değil midir? diye. Eğer böyle birşeyin netliği varsa, bilim, (elimizde doğru bilgiler var, bunun gereğini yapın) der. Gereği son derece nettir. Hiç tartışması yoktur. O yöre boşaltılır. Bunlar etik kuraldır. Uygulanması zorunlu değil, yasa değil. Ama her seferinde bir fetva oldu mu bu etik olmaktan çıkar.”
Bilimde ‘mümkün değildir’ sözcüğünü bir akademisyenin ağzına almaması gerektiğini anlatan Gündoğdu, şöyle devam etti:
“Bir akademisyen (mümkün değildir) diyemez. Bilimin felsefesinde her şeyin mümkün olduğu tezi vardır, açıklar veya açıklayamaz. Şimdi halkı yatıştaracağım diye (mümkün değildir, gidin yatın) denilirse, arkadan bir deprem olursa ne olacak? Oldu... Düzce depreminde yaşandı. Depremden bir gün önce verilen bir konferansta halkın merak etmemesi söylendi. Ertesi gün Düzce’de deprem oldu...”
ÇOCUKLAR OKULA GİTMEK İSTEMİYOR
Konferansta konuşan Reşadiye Belediye Başkanı Rafet Erdem ise deprem söylentileri nedeniyle ilçede başta çocuklar olmak üzere, halkta psikolojik bir baskının oluştuğunu belirtti. Erdem, şunları kaydetti:
“İstanbul’da birçok deprem profesörümüz var. Çıkıyorlar, (Kurban Bayramı’ndan sonra ciddi manada deprem olacak) diyorlar. İnsanlarımızın psikolojik durumunu bozmaya kimsenin hakkı yok. Önlemlerimizi alarak yaşama zorunluluğumuz var. Şu anda ben Belediye Başkanı olarak okullara gittiğimde arkadaşlar tek bir şey soruyor. Çocuklarımız 29 Mart’tan sonra okula gitmek istemiyor. Evde ailelerimiz rahatsız. Kızım bana (güneş tutulması ile deprem arasında ne ilişki var?) diye soruyor.”
Not:Oğuz Gündoğdu Hocayı çok yakinen tanırım ve bu konuda işinin uzmanı ve çok ciddi ve kalıcı açıklamalar yapan ender insanlardan biridir.Sözüne itibar edilir kişiliğe sahiptir.
<div align="center"></div>
TOKAT - TMMOB İkinci Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, güneş tutulması ve deprem arasındaki ilişkiye yönelik, “Bilimin felsefesinde herşeyin mümkün olduğu tezi vardır, açıklar veya açıklayamaz. Şimdi halkı yatıştaracağım diye (mümkün değildir, gidin yatın) denilirse, arkadan bir deprem olursa ne olacak?” dedi.
26 Haziran Atatürk Kültür Sarayı’nda düzenlenen “Güneş tutulması ve deprem” konulu konferansta konuşan Gündoğdu, depremi önceden belirlemek ile depremi önceden tahmin etmenin farklı şeyler olduğunu vurguladı.
Bir bilimadamının güneş tutulması sonrasında Tokat bölgesinde deprem olacağı yönündeki görüşlerini hatırlatan Gündoğdu, şunları söyledi:
“3 Nisan ile 10 Nisan arasında 6.8 ile 7.2 arasında bir deprem olacakmış. Bu depremi önceden belirlemektir. Depremi önceden belirlemek başka birşeydir, depremi önceden tahmin etmek başka birşeydir. Bunlar çok farklı şeyler. Depremi önceden belirlemek; elindeki bilgilerle yerini, zamanını ve büyüklüğünü söyleyeceksin. Bunu bu konudaki uzmanlarla tartışacaksın. Doğru mudur? değil midir? diye. Eğer böyle birşeyin netliği varsa, bilim, (elimizde doğru bilgiler var, bunun gereğini yapın) der. Gereği son derece nettir. Hiç tartışması yoktur. O yöre boşaltılır. Bunlar etik kuraldır. Uygulanması zorunlu değil, yasa değil. Ama her seferinde bir fetva oldu mu bu etik olmaktan çıkar.”
Bilimde ‘mümkün değildir’ sözcüğünü bir akademisyenin ağzına almaması gerektiğini anlatan Gündoğdu, şöyle devam etti:
“Bir akademisyen (mümkün değildir) diyemez. Bilimin felsefesinde her şeyin mümkün olduğu tezi vardır, açıklar veya açıklayamaz. Şimdi halkı yatıştaracağım diye (mümkün değildir, gidin yatın) denilirse, arkadan bir deprem olursa ne olacak? Oldu... Düzce depreminde yaşandı. Depremden bir gün önce verilen bir konferansta halkın merak etmemesi söylendi. Ertesi gün Düzce’de deprem oldu...”
ÇOCUKLAR OKULA GİTMEK İSTEMİYOR
Konferansta konuşan Reşadiye Belediye Başkanı Rafet Erdem ise deprem söylentileri nedeniyle ilçede başta çocuklar olmak üzere, halkta psikolojik bir baskının oluştuğunu belirtti. Erdem, şunları kaydetti:
“İstanbul’da birçok deprem profesörümüz var. Çıkıyorlar, (Kurban Bayramı’ndan sonra ciddi manada deprem olacak) diyorlar. İnsanlarımızın psikolojik durumunu bozmaya kimsenin hakkı yok. Önlemlerimizi alarak yaşama zorunluluğumuz var. Şu anda ben Belediye Başkanı olarak okullara gittiğimde arkadaşlar tek bir şey soruyor. Çocuklarımız 29 Mart’tan sonra okula gitmek istemiyor. Evde ailelerimiz rahatsız. Kızım bana (güneş tutulması ile deprem arasında ne ilişki var?) diye soruyor.”
Not:Oğuz Gündoğdu Hocayı çok yakinen tanırım ve bu konuda işinin uzmanı ve çok ciddi ve kalıcı açıklamalar yapan ender insanlardan biridir.Sözüne itibar edilir kişiliğe sahiptir.
