en kötü 20 film


Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
qurbuz

qurbuz

Üye
    Konu Sahibi
Absürt olanından izleyicide hayalkırıklığı yaratanına kadar en kötü finaller.

İki saatlik filmin sonunda ‘Rosebud’un sırrını öğreniriz. Meğer Charles Foster Kane’in (Welles) ölürken söylediği son kelime, çocukken bindiği kızağıymış. Ve bunun metaforik anlamı olması lazım öyle mi?
Humphrey Bogart, Mary Astor, Sydney Greenstreet ve Peter Lorre 90 dakika boyunca Malta şahininin peşinden koşturuyorlar. Bu kadar maceranın ardından söz konusu şahinin sahte çıkması ve üç dakikalık bir finalde herşeyin yoluna girivermesi biraz garip değil mi sizce de?
Viggo Mortensen’in kral olarak taç giymesi muhteşem ama limandaki veda sahnesinin ardından Sam’in Bag End’e dönüşü şart mıydı? Filozof asker Benjamin Willard (Martin Sheen) silahlı mücadele, nehirde kaos ve insanın aklını başından alan çılgınlıklar yaşadıktan sonra keşfediyor ki bütün bu kötülüklerin orta noktasında Kurtz (Marlon Brando) diye şişko bir adam varmış
20. Velvet Goldmine Todd Haynes, 1998

Citizen Kane tarzı bir flashback çerçevede yönetmen Haynes bizi 1970’li yılların başında bazı rock’çıların cinsel maceralarına götürüyor.

1984’ün New York’u olarak gösterilen ama kasvetli bir pazartesi sabahının Birmingham’ını andıran sahnede Ewan McGregor ve Christian Bale hiç de inandırıcı gelmeyen bir anıyı paylaşıyorlar. Üstelik de David Bowie figürünü Swiss Toni olarak yeniden icat etmiş bir şekilde.

19. Cast Away Robert Zemeckis, 2000

90 dakika boyunca Tom Hanks’le ıssız bir adada sıkışıp kalmak zaten yeterince sabır istiyor ama “Acaba bu adadan kurtulabilecek mi” sorusunun hatırına izlemeye devam ediyoruz. En sonunda kurtuluyor ma işler orada bitmiyor.

Eve dönünce bir de ne gördün, kız arkadaşı aile dişçileriyle evlenmiş. Adam üzülüyor haliyle. Ama film hala bitmiyor, aradan zaman geçiyor. En sonunda bir yol kavşağında “kendisine bir yol seçmek üzere” şaşkın ve kararsız bir Tom Hanks görüyoruz. Sanki o sahne olmasa biz ‘filmin belirsizlikle bittiğini’ anlayamayacakmışız gibi...

18. Planet of the Apes Tim Burton, 2001

Burton’ın özel makyaj efektleri bu filmi daha önceki çevrimlere kıyasla çok daha üstün kılıyor. Helena Bonham Carter o ağır maymun makyajının altında bile performansıyla sivrilebiliyor. Ama filmin finali saçma olmuş: Mark Whalberg maymunların hükümranlığındaki gelecekten 2029 yılına geri dönünce ne görüyor? Lincoln Anıtı artık General Thade anıtı olmuş. O halde ‘gelecekte’ karşılaştığı Thade 2.500 yaşındaydı öyle mi?

17. Star Wars: Episode VI – Return of the Jedi Richard Marquand, 1983

Leia ve Luke Skywalker’ın aslında kardeş olduklarını öğrenmeleri değil, Dart Vader’in tekrar iyi tarafa geçişi değil, hatta George Lucas’ın her vizyona girişte dijital olarak geliştirmesi de değil... Şu kahrolası oyuncak ayıların dans etmesi var ya.. Finali batıran işte bu sahnedir! İntergalaktik bir savaşı bu ayılar dans etsin diye mi yapmış olduk şimdi?

16. Monty Python and the Holy Grail Terry Gilliam and Terry Jones, 1975

Modern mizahı değiştirmişlerdi, Python kardeşler kendi skeç yapılarından uzaklaşıp ruhsuz dialoglar gerçekleştiriyorlardı. Yarım saatlik bir TV dizisinde bunu kabul edebiliriz ama büyük ekranda durum farklı. Sinema tarihinin en isterik komedi sekanslarından sonra Kral Arthur ve şövalyelerinin günümüz polisleri tarafından tutuklanması adamı koparıyordu gerçekten...

15. Blade Runner Ridley Scott, 1982

Bu film herşeyiyle mükemmeldi. Ama finalde olaya bir tür netlik kazandırma girişimi maalesef hüsrana yol açmış. Deckard (Ford) ve Rachael (Sean Young) sanki başka bir filmden alınmış gibi görünen güneşli dağ yollarında arabada gidiyorlar. Hüsran tam da burada bizi yakalıyor çünkü o sahne gerçekten de başka bir filmden alınma: The Shining filminin açılış sahnesi.

14. Magnolia Paul Thomas Anderson, 1999

Uçuk bir komedi-drama filminin sonunda birbiriyle alakasız bir sürü olayı nasıl birbirine bağlarsınız? Cevap: Saçma sapan bir meteorolojik olay yaratır ve gökten kurbağa yağdırırsınız. Böylece filmdeki karakterler intihar etmekten vazgeçer. Kutsal kitaptan araklanmış bir mucize mi yoksa hayvanlar aleminin sizin senaryonuza bir tepkisi mi?

13. There Will Be Blood Paul Thomas Anderson, 2008

İki saat boyunca canavar ruhlu petrolcü rolünde Daniel Day-Lewis’in dahice bir yoğunluk ve eskaza ortaya çıkmış parodisini izledik. Saçmalık ise bu karakterin finaldeki sözüyle geldi: “Milkshake’ini içeceğim...” Sonra da bowling topuyla adamın kafasını patlattı. Komik mi? Evet. Peki isteyerek mi bu komediyi yapmış? Yorum yok.

12. Psycho Alfred Hitchcock, 1960

“Anne katili olmak muhtemelen en kötü suçtur!” Herşeyi bilen ukala Dr. Richmond’ın (Simon Oakland) sıkıcı ve acı verecek kadar uzun nutkuna böyle başlıyor ve bize Norman Bates’in (Anthony Perkins) psikopatolojisini uzun ve kuru bir şekilde anlatıyor. Böylece o ana kadar dehşet ve heyecan içinde seyrettiğimiz filmin finalinde meğerse sıradan bir adli ve klinik vaka izlemişiz hissine kapılıyoruz.

11. Apocalypse Now Francis Ford Coppola, 1979

Filozof asker Benjamin Willard (Martin Sheen) silahlı mücadele, nehirde kaos ve insanın aklını başından alan çılgınlıklar yaşadıktan sonra keşfediyor ki bütün bu kötülüklerin orta noktasında Kurtz (Marlon Brando) diye şişko bir adam varmış. Ve bu adam bir inek parçalama töreninde kendisini öldürmelerine izin veriyor, bilahare Willard olay mahallini terkediyor. Gerçekten dehşet!

10. The Great Escape John Sturges, 1963

‘Büyük Kaçış’ yerine ‘Büyük Kaçış Girişmi’ daha uygun bir isim olurdu. 170 dakika boyunca adamların tünel kazmalarını, sahte belge düzenlemelerini falan izledikten sonra kaçakların hemen hepsi yakalanıyor ya da ölüyor. Kahramanımız Virgil Hilts (Steve McQueen) bile enseleniyor. Ama hey, beyzbol topunu almıştı değil mi? Tamam o zaman.

9. Saving Private Ryan Steven Spielberg, 1998

Bu savaş filmini açılışında Spielberg bize sinemanın en vahşi ve kanlı çatışma sahnelerinden birini gösteriyor. Böyle bir filmde, artık büyükbaba olmuş bir Ryan’ın “Acaba ben iyi bir adam olabildim mi?” diye düşünmesini siz nasıl yorumlardınız? Spielberg’in kendini en ucuza sattığı an herhalde.

8. The Great Dictator Charles Chaplin, 1940

Chaplin’in canlandırdığı sarsak Yahudi berber bir takım maceralar soncunda kendisini Faşist bir mitingde konuşmacı olarak bulur. Dört dakika süren nutkunda gözyaşlarını tutamaz “Biz karanlıktan çıkıyoruz!” diye haykırır. En azından 1940’ta bunu diyen tek kişiydi.

7. Brief Encounter David Lean, 1945

Laura Jesson (Celia Johnson) en sonunda doktor sevgilisi Alec Harvey’i (Trevor Howard) terk etmiştir. Şömineye dalgın dalgın bakarken kocası Fred (Cyril Raymond) “Hayalini kurduğun şey her ne idiyse, pek de mutlu bir şey değildi, öyle mi?” diyecektir. Laura ise “Oh Fred!” diyerek kendisini kocasının kollarına atar. Sanki öyleymiş gibi.

6. Grease Randal Kleiser, 1978

Olivia Newton-John’ın bir gecede saf ve bakire kızdan deri ceketli vamp kadına dönüşmüştür. Bu bile filmin inandırıcılığını silip atıyor ama Kleiser’ın müzikali o noktada bile hala fizik kanunlarına saygılıydı. Ama John Travolta’nın kullandığı araba uçuşa geçip bulutların arasında kaybolurken biz de kendimize “Neden? Ama neden?” diye soruyoruz.

LINK

5. The Maltese Falcon John Huston, 1941

Humphrey Bogart, Mary Astor, Sydney Greenstreet ve Peter Lorre 90 dakika boyunca Malta şahininin peşinden koşturuyorlar. Bu kadar maceranın ardından söz konusu şahinin sahte çıkması ve üç dakikalık bir finalde herşeyin yoluna girivermesi biraz garip değil mi sizce de?

4. 2001: A Space Odyssey Stanley Kubrick, 1968

Evrenin gizemi süper astronot Dave Bowman (Keir Dullea) tarafından açığa çıkarılıyor. Entergalaktik bir uçuştan sonra bir otel odasına yaşlı bir adam olarak iniş yapıyor. Sonra da dev bir bebek kozmosa uçmaya başlıyor. İşte o noktada Kubrick olayın örgüsünü kaybediyor.

3. The Lord of the Rings: The Return of the King Peter Jackson, 2003

Bu devasa epik hikayeyi 9 saatlik bir görsel efsaneye sığdıran Jackson en az dört tane de final sunuyor bize. Viggo Mortensen’in kral olarak taç giymesi muhteşem ama limandaki veda sahnesinin ardından Sam’in Bag End’e dönüşü şart mıydı? O sırada Frodo ve arkadaşlarının sanki taşa tutulmuş liseli kızlar gibi kıkırdamasına girmeyelim bile!...

2. Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull Steven Spielberg, 2008

Daha önce benzeri görülmedik bir aptallığı (buzdolabının nükler patlaması) sinema tarihine yazdıran bu filmden makul bir final beklemek fazla iyimserlik olurdu. Ama Maya tapınağı meğer uzay gemisiymiş ha? Ne bu? Senaristin yapmaya çalıştığı kötü bir şaka mı?

LINK

1. Citizen Kane Orson Welles, 1941

İki saatlik filmin sonunda ‘Rosebud’un sırrını öğreniriz. Meğer Charles Foster Kane’in (Welles) ölürken söylediği son kelime, çocukken bindiği kızağıymış. Ve bunun metaforik anlamı olması lazım öyle mi? Kızakmış yahu! Ne metaforu?
 
red_dragon_70

red_dragon_70

Üye
yüzüklerin efendisi en kötü film:kop:
 

omayra

Üye
Sinema bölümünde daha iyi olur bu konu
 
Salihyet

Salihyet

Üye
ya ben bu filmlerin nerdeyse hiç birini bilmiorm LOTR hariç..
 
kokowic

kokowic

Üye
Çoğunu hiç duymadım bile isimlerini ama Yüzüklerin Efendisini, indiana jonesi duydum
 
yusufucan

yusufucan

Üye
Çılgın Dershane Ve Çılgın dershane Kampta İzlediğim En Salakça Ve Kötü Filmlerden Biri
 
gimli_khazaddum

gimli_khazaddum

Üye
ya deli deli konuşmayın yüzüklerin efndisi nası kötü olablr hem yönetmen ne ypsınki kitabı tolkien yazmış ve muhteşem yazmış.hem sam orda eve dönmeyip naapsın sokakta dilensinmi frododa orda ağlamayıp ne ypsın o kdr şeyden sonra ayrılıyolr hem film 9 saat diil sürüyle kesik sahne war yüzüklerin efendisine laf etmeyelim lütfen hele şu liseli kızlar gibi kıkırdamam filan ne demk adam ağlıyo orda 11 oscarlık film bu :/ üstelik serinin en iyi filmi bu
 
Fatih[Sag0]HiphoP

Fatih[Sag0]HiphoP

Üye
pırlantanın efendisi nasıl en kötü film olur:ehe
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...




MaxiCep.com internet sitesi 5651 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m) bendi ile aynı kanunun 5. maddesi kapsamında BTK kurumu tarafından onaylı Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermektedir. İçerikler, ön onay olmaksızın tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır.

MaxiCep.com; Yer sağlayıcı olarak, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriği ya da hukuka aykırı paylaşımı kontrol etmekle ya da araştırmakla yükümlü değildir.

MaxiCep.com’un yer sağladığı içeriğin 5651 Sayılı Kanun’un 8 ila 9. maddelerine aykırı şekilde; kişilik haklarınızı ihlal ettiğini ya da hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız Buradan yada [email protected] mail adresine e-mail göndererek iletişime geçerek bildirebilirsiniz.

Bildirimleriniz dikkatle ve özenle incelenmekte olup kişilik haklarınızın ihlali ya da hukuka aykırılığın tespiti halinde mevzuat kapsamında en kısa sürede işlem yaparak bilgi vereceğiz.
Üst Alt