Doğuş Pertez
Emekli Yönetici
Dursun Ali Erzincanli - gelseydin
Sevgili!
Ümmü Mektum gibi
Seni görmeden sana sesleniyoruz
Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
Sanki açınca gözlerimizi
Seni görecekmişiz gibi
Sana sesleniyoruz.
Senin huzurunda ses yükselmez.
Edeple konuşulur; edeple susulur.
Hele biz ki bu kapının dilencileri
El açıp beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi ama
Şu araya giren yıllar olmasa
Medine'ne uzak yollar olmasa
İsmin anılınca yürek yanmasa
Kapında beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi.
Bekliyoruz Sultânım!
Rüyada olsa bile
Belki teşrif edersin diye
Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.
Seni bekliyoruz.
Gelseydin
Bizim için cennet olurdu gelişin.
Gelseydin
Saadetli asrından gönderdiğin selâmını
'Kardeşlerim' deyişini
Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.
Gelseydin
Dolaşsaydın sofralarımızı
Bir tabak fazla görecektin
Bir bardak bir kaşık fazla...
Ve sofrada bir yer boş
Baş köşe! ..
Ola ki Sen(A.S.M.) lutfeder gelirsin diye.
Gelseydin
Dolaşsaydın gecelerimizi
O 'Kutlu Doğum' gecelerini
Anneler görecektin.
Yeni doğmuşsun gibi
Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi
Mışıl mışıl uyuyasın diye
Seni sabahlara kadar
Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.
Sevgili!
Gelseydin
Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan Ashabın gibi
Eyyüb Sultan gibi
Kab bin Malik gibi
Bir fecir vaktinde
Henüz yirmisinde yirmi beşinde
Bırakarak yurtlarını ocaklarını
Hedeflerine ilahi rızayı koyan
Arkalarına bakmayı ar sayan
Yiğitler görecektin.
Onlar senin yiğidin
Elleri o öpülesi elleri
Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken
Senin köyünün hayaliyle ısındılar.
Gelseydin
Gecenin zifiri karanlığında
Uykunun en tatlı aralığında
Rabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa
Gençler görecektin.
Gözyaşı dökerken günahlarına
Veysel Karani'den istediğin gibi
İnsanlığa dua eden gençler görecektin.
Gelseydin
Asr-ı saadet gibi olmasa da
Koklanmaya değer güllerimiz vardı.
Yine senin ikliminde yetişen.
Ama sen gelseydin
Dikenler bile gül kokardı EFENDİM(A.S.M.) ! ! !
Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...
Hz.Vahşi gibi...
Hani sen Hane-i Saadet'ten Mescid-i Nebevi'ye giderken
Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
Seni mescidin önünde bekleyen Ashabı'nınsa
Bakışları yerdeydi.
Edepten göz göze gelmezlerdi.
Sende(A.S.M.) tebessüle nazar ederdin.
Mütebessim çehreni bir Ebu Bekir(R.A.) görürdü
Bir de Ömer(R.A.) ...
Şimdi okununca Ezan-ı Muhammedi
Pencerelerde kapı önlerinde
Seni(A.S.M.) bekleyen nemli gözler var.
Gelseydin
Ve yürüyüp geçseydin önümüzden
Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
Sevgili!
Hakiki aşıkların sana doğru uçarken
Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
Dünya güzelliğiyle kollarını açarken
Bize düşen el açıp kapında beklemekti.
Sevgili!
Bekliyoruz! ...
Ümmü Mektum gibi
Seni görmeden sana sesleniyoruz
Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
Sanki açınca gözlerimizi
Seni görecekmişiz gibi
Sana sesleniyoruz.
Senin huzurunda ses yükselmez.
Edeple konuşulur; edeple susulur.
Hele biz ki bu kapının dilencileri
El açıp beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi ama
Şu araya giren yıllar olmasa
Medine'ne uzak yollar olmasa
İsmin anılınca yürek yanmasa
Kapında beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi.
Bekliyoruz Sultânım!
Rüyada olsa bile
Belki teşrif edersin diye
Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.
Seni bekliyoruz.
Gelseydin
Bizim için cennet olurdu gelişin.
Gelseydin
Saadetli asrından gönderdiğin selâmını
'Kardeşlerim' deyişini
Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.
Gelseydin
Dolaşsaydın sofralarımızı
Bir tabak fazla görecektin
Bir bardak bir kaşık fazla...
Ve sofrada bir yer boş
Baş köşe! ..
Ola ki Sen(A.S.M.) lutfeder gelirsin diye.
Gelseydin
Dolaşsaydın gecelerimizi
O 'Kutlu Doğum' gecelerini
Anneler görecektin.
Yeni doğmuşsun gibi
Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi
Mışıl mışıl uyuyasın diye
Seni sabahlara kadar
Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.
Sevgili!
Gelseydin
Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan Ashabın gibi
Eyyüb Sultan gibi
Kab bin Malik gibi
Bir fecir vaktinde
Henüz yirmisinde yirmi beşinde
Bırakarak yurtlarını ocaklarını
Hedeflerine ilahi rızayı koyan
Arkalarına bakmayı ar sayan
Yiğitler görecektin.
Onlar senin yiğidin
Elleri o öpülesi elleri
Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken
Senin köyünün hayaliyle ısındılar.
Gelseydin
Gecenin zifiri karanlığında
Uykunun en tatlı aralığında
Rabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa
Gençler görecektin.
Gözyaşı dökerken günahlarına
Veysel Karani'den istediğin gibi
İnsanlığa dua eden gençler görecektin.
Gelseydin
Asr-ı saadet gibi olmasa da
Koklanmaya değer güllerimiz vardı.
Yine senin ikliminde yetişen.
Ama sen gelseydin
Dikenler bile gül kokardı EFENDİM(A.S.M.) ! ! !
Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...
Hz.Vahşi gibi...
Hani sen Hane-i Saadet'ten Mescid-i Nebevi'ye giderken
Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
Seni mescidin önünde bekleyen Ashabı'nınsa
Bakışları yerdeydi.
Edepten göz göze gelmezlerdi.
Sende(A.S.M.) tebessüle nazar ederdin.
Mütebessim çehreni bir Ebu Bekir(R.A.) görürdü
Bir de Ömer(R.A.) ...
Şimdi okununca Ezan-ı Muhammedi
Pencerelerde kapı önlerinde
Seni(A.S.M.) bekleyen nemli gözler var.
Gelseydin
Ve yürüyüp geçseydin önümüzden
Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
Sevgili!
Hakiki aşıkların sana doğru uçarken
Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
Dünya güzelliğiyle kollarını açarken
Bize düşen el açıp kapında beklemekti.
Sevgili!
Bekliyoruz! ...
