Doğuş Pertez
Emekli Yönetici
Deneme Yazıları - 11. Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Konusu
Tanımı
Bir yazarın özgürce seçtiği herhangi bir konu üzerinde kesin yargılara varmadan, kişisel görüş ve düşüncelerini serbestçe anlattığı yazılara deneme denir.
Kendisinden önce benzeri yazılar yazılmış olmakla birlikte 16. yüzyılda deneme kavramını ilk kez kullanan Fransız yazarı Montaigne (Monteyn)’dir. Denemeler adını verdiği yazıları, bir edebiyat türünün adı olmakla kalmamış, benzerlerinin de yazılmasına yol açmıştır.
Denemenin Amacı;
Okuyucuyu düşünmeye yöneltmek,
Hayatın gerçeklerini ortaya koymak,
Kültür alanındaki değişme ve gelişmeleri fark ettirmek,
Birey-toplum ilişkisini dile getirmek vb.
Konularına ve Yazılış Amaçlarına Göre Denemeler;
Klasik deneme,
Edebî deneme
Felsefî deneme,
Eleştirel deneme olmak üzere gruplandırılır.
2. Özellikleri
Denemede konu özgürce seçilir.
İnsanı ve toplumu ilgilendiren her şey (yaşama, ölüm, aşk, sanat, felsefe, din, ahlâk, töre, bilim, siyaset vb.) denemenin konusu olabilir.
Deneme yazarı kendisiyle konuşur gibi yazar.
Dili doğru ve güzel kullanır.
Düşünce ufku geniş ve kendine özgü bilgi birikimine sahiptir.
Kendi duygularının dışında başkalarının düşüncelerine de saygı duyar.
Denemeci ele aldığı konuyu içtenlikle anlatır.
Denemeci, bayağı bir anlatıma inmeden terim ve felsefi kavramların ağırlığından uzak bir üslubu tercih eder.
Denemeci, denemenin sonunda kesin bir yargıya, bir sonuca varmak amacında değildir.
Deneme, herhangi bir konuda düşündürücü, ögretici, inandırıcı ve ufuk açıcıdır.
Deneme rahat okunan bir düşünce yazısıdır.
Denemecinin öne sürülen her düşünce ya da savı doğrulama, kanıtlama gibi bir kaygısı yoktur. Deneme, makale ve eleştiriden bu yönüyle ayrılır.
Deneme yazarı birçok kaynaktan beslenir: Felsefî, sosyolojik, tarihî tema ve olayların yanında bilimsel veriler ve ünlü kişilerin özdeyisleri olabilir. Yine de denemeci seçtiği konuyu farklı bir yaklaşimla işler.
Deneme türünün en eski örneklerini “deneme” terimi daha kullanılmadan önce Eski Yunan ve Latin edebiyatlarında görmekteyiz: Bunlar; Epiktetos’un (Epiktetos) S ohbetler, Eflâtun’un (Eflâtun) Kimi Diyaloglar, Cicero’nun (Çiçero) Kimi Eserleri’dir.
Deneme türünün tarihsel gelişimi nasıl olmuştur?
Deneme türü özellikle Aydınlanma Çaginda (Rönesans) önemli bir gelişme göstermiş, daha sonra özellikle Romantizm akımından (19. yüzyıl) bu yana yaygınlaşarak çagdas edebiyatın en önemli türlerinden biri hâline gelmiştir.
Fransız edebiyatında bu türün kurucusu olan Montaigne, İngiliz edebiyatında Bacon (Beykın) önemli deneme yazarlarıdır.
Deneme türüne özellikle Cumhuriyet Döneminde yakın ilgi gösterilmiştir.
.
Dil Bilgisi
Eş Anlamlı Sözcükler
Yazılışları farklı anlamları aynı olan sözcüklere eş anlamlı sözcükler denildiğini hatırlayınız.
Üzüntü- keder- dert
Beyaz- ak
Eş anlamlı sözcükler her zaman birbirlerinin yerine kullanılmaz.
Örnekler:
“başina dert açmak” deyiminde “baş” sözcüğünün yerine eş anlamlısı olan “kafa” sözcüğünü kullanarak “kafasına dert açmak” şeklinde olamaz.
“kara günler” yerine “siyah günler” denilemez. Eş Sesli Sözcükler
Yazılışları aynı anlamları farklı olan sözcüklere eş sesli sözcükler denildiğini hatırlayınız.
Örnekler:
Bir salkım üzüm için Minnet etmem asmaya Ben o yârdan vazgeçmem Götürseler asmaya
(asma: üzüm çubugu; asma: asılma eylemi) Karşit (Zıt) Anlamlı Sözcükler
Anlam bakımından birbirine karşit olan sözcüklere zıt anlamlı sözcükler denildiğini hatırlayınız.
Örnekler:
Az-çok ince-kalın uzun-kısa aydınlık-karanlık sessizlik-gürültü
Bir yazarın özgürce seçtiği herhangi bir konu üzerinde kesin yargılara varmadan, kişisel görüş ve düşüncelerini serbestçe anlattığı yazılara deneme denir.
Kendisinden önce benzeri yazılar yazılmış olmakla birlikte 16. yüzyılda deneme kavramını ilk kez kullanan Fransız yazarı Montaigne (Monteyn)’dir. Denemeler adını verdiği yazıları, bir edebiyat türünün adı olmakla kalmamış, benzerlerinin de yazılmasına yol açmıştır.
Denemenin Amacı;
Okuyucuyu düşünmeye yöneltmek,
Hayatın gerçeklerini ortaya koymak,
Kültür alanındaki değişme ve gelişmeleri fark ettirmek,
Birey-toplum ilişkisini dile getirmek vb.
Konularına ve Yazılış Amaçlarına Göre Denemeler;
Klasik deneme,
Edebî deneme
Felsefî deneme,
Eleştirel deneme olmak üzere gruplandırılır.
2. Özellikleri
Denemede konu özgürce seçilir.
İnsanı ve toplumu ilgilendiren her şey (yaşama, ölüm, aşk, sanat, felsefe, din, ahlâk, töre, bilim, siyaset vb.) denemenin konusu olabilir.
Deneme yazarı kendisiyle konuşur gibi yazar.
Dili doğru ve güzel kullanır.
Düşünce ufku geniş ve kendine özgü bilgi birikimine sahiptir.
Kendi duygularının dışında başkalarının düşüncelerine de saygı duyar.
Denemeci ele aldığı konuyu içtenlikle anlatır.
Denemeci, bayağı bir anlatıma inmeden terim ve felsefi kavramların ağırlığından uzak bir üslubu tercih eder.
Denemeci, denemenin sonunda kesin bir yargıya, bir sonuca varmak amacında değildir.
Deneme, herhangi bir konuda düşündürücü, ögretici, inandırıcı ve ufuk açıcıdır.
Deneme rahat okunan bir düşünce yazısıdır.
Denemecinin öne sürülen her düşünce ya da savı doğrulama, kanıtlama gibi bir kaygısı yoktur. Deneme, makale ve eleştiriden bu yönüyle ayrılır.
Deneme yazarı birçok kaynaktan beslenir: Felsefî, sosyolojik, tarihî tema ve olayların yanında bilimsel veriler ve ünlü kişilerin özdeyisleri olabilir. Yine de denemeci seçtiği konuyu farklı bir yaklaşimla işler.
Deneme türünün en eski örneklerini “deneme” terimi daha kullanılmadan önce Eski Yunan ve Latin edebiyatlarında görmekteyiz: Bunlar; Epiktetos’un (Epiktetos) S ohbetler, Eflâtun’un (Eflâtun) Kimi Diyaloglar, Cicero’nun (Çiçero) Kimi Eserleri’dir.
Deneme türünün tarihsel gelişimi nasıl olmuştur?
Deneme türü özellikle Aydınlanma Çaginda (Rönesans) önemli bir gelişme göstermiş, daha sonra özellikle Romantizm akımından (19. yüzyıl) bu yana yaygınlaşarak çagdas edebiyatın en önemli türlerinden biri hâline gelmiştir.
Fransız edebiyatında bu türün kurucusu olan Montaigne, İngiliz edebiyatında Bacon (Beykın) önemli deneme yazarlarıdır.
Deneme türüne özellikle Cumhuriyet Döneminde yakın ilgi gösterilmiştir.
.
Dil Bilgisi
Eş Anlamlı Sözcükler
Yazılışları farklı anlamları aynı olan sözcüklere eş anlamlı sözcükler denildiğini hatırlayınız.
Üzüntü- keder- dert
Beyaz- ak
Eş anlamlı sözcükler her zaman birbirlerinin yerine kullanılmaz.
Örnekler:
“başina dert açmak” deyiminde “baş” sözcüğünün yerine eş anlamlısı olan “kafa” sözcüğünü kullanarak “kafasına dert açmak” şeklinde olamaz.
“kara günler” yerine “siyah günler” denilemez. Eş Sesli Sözcükler
Yazılışları aynı anlamları farklı olan sözcüklere eş sesli sözcükler denildiğini hatırlayınız.
Örnekler:
Bir salkım üzüm için Minnet etmem asmaya Ben o yârdan vazgeçmem Götürseler asmaya
(asma: üzüm çubugu; asma: asılma eylemi) Karşit (Zıt) Anlamlı Sözcükler
Anlam bakımından birbirine karşit olan sözcüklere zıt anlamlı sözcükler denildiğini hatırlayınız.
Örnekler:
Az-çok ince-kalın uzun-kısa aydınlık-karanlık sessizlik-gürültü
