Türkçe Terimler Sözlüğü

  • 12 Ekim 2012
  • 1349 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Türkçe Terimler
    Terimler Sözlüğü

    A


    Abartma (Mübalağa) : Bir durumu olduğundan çok ya da az göstermektir.


    Bütün gün çalışmaktan iğne ipliğe döndü.
    Alem sele gitti gözüm yaşından
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

    AD : Varlıkların ve kavramların dilde var olan karşılığına, sözcük türü yönünden ad denir.

    Ad Aktarması (Mürsel Mecaz) : Bir sözü benzetme amacı gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır.
    Sözcüklerin yeni anlamlar yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır.


    "Sinema" için "beyaz perde"
    "seçime katılmak" yerine "sandık başına gitmek"

    Ad Aktarması : Bir sözcük ya da sözün, benzetme amacı güdülmeden, anlamca ilgili olduğu başka bir sözcük ya da söz yerine kullanılmasıdır. Bu mecaz türüne, "düz değişmece" de denir.


    Beyaz Saray bu olaya sıcak bakmıyor. (Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı)
    Soba yandı (İçindeki odun - kömür)
    Çankaya bu yasayı onaylamaz (Cumhurbaşkanlığı)
    Okul geziye gitti. (Okuldaki öğrenciler)
    Mozart'ı severim. (Mozart'ın bestelerini)
    Doğu kan ağlıyor. (Doğu yönündeki bölgeler)

    Ad (isim) Cümlesi : Yüklemi ekeylemle çekimlenmiş bir ad ya da ad soylu sözcüğün bulunduğu cümlelerdir.


    Bu yaşlı kadın, olayın tek tanığıymış.

    Ad Tamlamaları : En az iki adın, aralarında anlam bağlantısı kurarak oluşturduğu, bir nesnenin parçası olduğunu ya da bir nesnenin başka bir nesneyle tamamlandığını gösteren ad takımıdır. Ad tamlamalarında kullanılan tamamlayıcı öğeye tamlayan, birinci nesnenin parçası durumunda olan ikinci öğeye ise tamlanan denir.


    Denizin sesi bir melodi gibi geliyordu kulağıma.
    Kış ayları burada oldukça ılıman geçiyor.
    Ona hediye olarak yün gömlek aldım.

    Anlam Daralması : Sözcükler, anlamda daralma ya da genişleme yoluyla başka bir anlama geçerek yan anlamlar kazanabilir.
    Sözcüğün eskiden anlattığı şeyin ancak bir bölümünü, bir türünü anlatır duruma gelmesine anlam daralması denir.
    Sözgelimi "oğul" sözcüğü başlangıçta kız ve erkek anlamlarını içerirken sonradan yalnızca erkek çocukları için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.
    "Erik" sözcüğü, şeftali, kayısı, zerdali anlamını içerirken, sonradan bir tür meyve için kullanılarak anlam daralmasına uğramıştır.

    Anlam Genişlemesi : Bir varlığın bir türünü ya da tekini anlatan, kullanım alanları dar olan şeyleri gösteren sözcüklerin zamanla o varlığın bütün türlerini birden anlatır duruma gelmesine anlam genişlemesi denir. Örneğin ; "alan" sözcüğü, "düz ve açık yer" anlamını içerirken anlam genişlemesine uğrayarak "iş, meslek, araştırma-inceleme" anlamlarını da kazanmıştır.

    Anlam Kayması : Bakınız : Başka Anlama Geçiş.

    Argo : Genel dilin sözcüklerine yan anlamlar kazandırarak genel dilden ayrılan, bir meslek ya da topluluk arasında kullanılan özel dile argo denir. Argo, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbekleri ve deyimlerden de oluşabilir.


    Okutmak (elden çıkarıp - satmak)
    racon (adet - usül)
    şabanlık (aptallık - sersemlik)
    keklemek (kandırmak - aldatmak)

    Atasözleri : Uzun deneyimler ve gözlemler sonucu oluşmuş, yol gösterici, genel kural biçiminde kalıplaşan, toplumca benimsenen ve anonim bir nitelik taşıyan özlü sözlerdir.

    B


    Basit Sözcükler : Herhangi bir yapım eki almamış ya da bir sözcükle birleşmemiş olan sözcüklere yapıları yönünden basit sözcük denir.


    Kuşların kanadına yazdım aşkımı.

    Başka Anlama Geçiş (Anlam Kayması) : Sözcüğün eskiden yansıttığı kavramdan bütünüyle farklı, yeni bir kavramı karşılar duruma gelmesine başka anlama geçiş denir.


    "sakınmak" sözcüğü Eski Türkçe de "düşünmek, üzerinde durmak, yaslanmak, kederlenmek" anlamını içerirken sonraları "tehlikeden uzak durmak" anlamına geçmiştir.
    Başka anlama geçişin bir türü de anlam iyileşmesi ya da anlam kötülenmesidir. Kötü anlamı olan bir sözcüğün zamanla iyi bir anlam kazanmasına anlam-kötülenmesi denir.

    Belirteç Tümleci : Bakınız : Zarf Tümleci.

    Betimleme Paragrafı : Bir olayı, bir varlığı, durumu, çevreyi ya da bir kavramı göz önünde canlandıracak biçimde anlatan paragraflara betimleme paragrafı denir. Gözlemlenen her varlığın, tasarlanan her kavramın duyu organlarımız ve duygularımız üzerinde bıraktığı iz betimlenebilir. Bu tür paragraflar çoğunlukla roman, öykü, gezi ve anı gibi yazı türlerinde kullanılır.


    Akçakavakların, dişbudakların arasından geçerek yeşil çam ormanına giriyorum. Yoğun bir reçine kokusu duyuyorum. Çevrem yeşilin değişik tonlarıyla donanmış. Az ileride kalın gövdeli, yaşlı bir çam ağacı görüyorum. Altına oturuyorum. Kekik kokuları geliyor burnuma.

    Bileşik Sözcükler : İki ya da daha çok sözcüğün birleşip kaynaşmasından oluşan sözcükler yapıca bileşiktir.

    Buyruk Cümlesi : Bakınız : Emir Cümlesi.

    Büyük Ünlü Uyumu : Ünlü harflerin, kalınlık-incelik yönünden uyumudur.

    C


    Cümle : Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir.


    Çalıştım.
    Ders çalıştım.
    Sabaha kadar durmadan ders çalıştım

    Cümle Tamamlama : Kimi zaman bir yargı bütünlüğünden bir sözcük yada sözcük öbeği çıkarılmış olabilir. Yargının anlamsal ve anlatımsal bütünlüğü göz önünde bulundurularak bu eksik tamamlanır.
    Tamamlanacak ve tamamlayacak cümleler ya da sözler arasında;
    Anlamsal ilişki doğru kurulmalıdır.
    Zaman ve kişi yönünden uyum olmalıdır.
    Cümleleri anlamca bağlamak için uygun bağlaçlar kullanılmalıdır.


    İnsanlar bilerek ya da bilmeyerek doğanın dengesini bozuyorlar, sonra aynı doğayı korumak için sempozyumlar düzenleyip, dernekler kuruyorlar; çünkü...
    Doğanın kendileri için yaşamsal değerini biliyorlar.
    Yanlış yaptıklarının bilincindeler.
    Kendilerini affettirmek istiyorlar.
    Doğayı taklit etmek istiyorlar.

    Ç


    Çekim Eki : Eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmeyip, yalnızca cümle içindeki görevini belirleyen eklerdir. Çekim ekleri, sözcükleri birbirine çeşitli görev ve anlam ilgisiyle bağlar ve cümleyi oluşturur.


    Kardeş kitap kitapçı al.

    D


    Deyim : Belli bir durumu, belli bir kavramı göstermek için kullanılan öz anlamından az çok ayrı bir anlam taşıyan, kalıplaşmış, halkın ortak dil ürünü olan sözlere deyim denir.


    İçine ateş düşmek
    Pabucu dama atılmak
    Yüreği ağzına gelmek
    İki gözü iki çeşme

    Dilek (istek) Cümlesi : Bir dileği, bir isteği, bir arzuyu, bir temenniyi bildiren cümlelere, anlamları yönünden dilek veya istek cümlesi denir.


    Yarın bizde toplanıp bir güzel yemek yiyelim.
    Çocuk tek kazansın da neresi olursa olsun.
    Umarım işleriniz yolunda gidiyordur.
    Ah şu bahar bir gelse, çocuklar neşe içinde koşup oynasa.
    İnşallah bütün düşlerin bir gün gerçek olur.
    Allah sana uyuz versin de tırnak vermesin.
    Gözün kör olsun.

    Dolaylı Anlatım: Bir sözün kişi, zaman, anlatıcı değişiklikleriyle aktarılan biçimidir. Bu anlatım biçimiyle kurulan cümlelere daha çok roman, öykü gibi anlatımsal türlerde, olayların yazar tarafından anlatılmasında rastlanır.


    En iyi romanlar, bir bunalım döneminde yazılır, der Dostoyevski. (Doğrudan)
    En iyi romanların bir bunalım döneminde yazılacağını söylüyor Dostoyevski (Dolaylı)
    Turgut Uyar : "Nobel Ödülünü kazanan bu yazarı, en içten dileklerimle kutlarım." Diyor. (Doğrudan)
    Turgut Uyar, bir yazısında , Nobel Ödülü kazanan bu yazarı en içten dilekleriyle kutladığını belirtiyor. (Dolaylı)

    Dolaylı Söz Söyleme : Bakınız : Kinaye.

    Duygu Paragrafı : Olayı anlatan kişinin iç dünyasının, duygularının öne çıktığı bir paragraf çeşididir. Yazar duygularını, kimi zaman öyküleyici, kimi zaman da betimleyici anlatım biçimlerini kullanarak okura ulaştırır. Bu tip paragraflarda kişinin iç dünyasına yönelik özellikler, tutkular, davranışlar, ağırlık kazanır.


    Daha elli yaşına gelmemiştim; zengindim, ünlüydüm; sağlığım yerindeydi, aklı başında çocuklarım vardı. Birdenbire hayatım duruverdi. Soluk alabiliyor, yiyip içiyor, uyuyordum. Ama yaşamak değildi bu. Hiçbir şey istemiyordum artık. İstenecek bir şey olmadığını biliyordum. Hayat, birinin yaptığı saçma bir şaka gibi geliyordu bana. Kırk yıl boyunca çalış didin, ilerle; sonra da ortada hiçbir şey olmadığını gör.

    Düşünce Paragrafı : Belli bir konu üzerinde belli bir bakış açısı olan, bu bakış açısını ortaya koyan, bunu savunan ve tartışan bir paragraf türüdür. Kısaca, bir düşüncenin başkalarına ulaştırılması amacıyla oluşturulan paragraflara düşünce paragrafı denir. Daha çok makale, fıkra, deneme gibi yazı türlerinde düşünce paragrafları kullanılır. Düşünce paragrafları, genellikle açıklayıcı ve tartışmacı anlatım biçimleriyle kurulur. Bu paragraflarda bir ana düşünce ve bu ana düşünceyi destekleyen yardımcı düşünceler yer alır.
    Örnek : Kişisel gözlemlerin öne çıktığı yazıların getirdiğini, bilimsel araştırmalar getiremez. Aydınlar için çok önemli olan bilimsek araştırmalar, yazarlara yetmez; onlar için kişisel saptamalar çok daha önemlidir. İnsanın insandan alabildiğini; deneylerin sayıların alması olanaksızdır.

    Düz Tümleç : Bakınız : Nesne.

    E


    Edat Tümleci : Cümleye amaç - sonuç, özgürlük, benzerlik, eşitlik, birliktelik, araç anlamı katan ya da sözcük öbekleri cümle içinde edat tümleci görevi yapar.


    Gemiler, güneye doğru yöneldi. (Nereye doğru?) (yön)

    Eğretileme (İstiare) : Arapça bir sözcük olup "bir şeyi iğreti, ödünç alma" anlamındadır. Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan benzetmedir.


    Aslan gibi güçlü bir adamdı. (benzetme)
    Soruyu doğru yanıtlayınca "Aslan be!" dedi. (eğretileme)

    Ek : Sözcük kök ve gövdelerine getirildiğinde onların anlamlarını değiştiren, kimi zaman anlamlarıyla birlikte türlerini değiştiren ya da sözcüklerin cümle içindeki görevini belirleyen hece ve seslerdir.

    Emir (Buyruk) Cümlesi : Emir kipiyle kurulan ya da gelecek zaman kipinin emir anlamıyla kullanıldığı cümlelere, anlamları yönünden emir cümlesi denir.


    Sandalyeyi çek, sessizce oturup bekle.
    Öğretmeniniz izinli, gürültü etmeden ders çalışın.
    Herkes ödevlerini önümüzdeki hafta getirecek, not alacak.
    Şuraya da bir halı ser, ortalığı topla.
    Sen de çalış ve para kazan artık.

    Eş Sesli Sözcükler : Bakınız : Sesteş Sözcükler.

    Eylemler (Fiiller) : İş, oluş, hareket, durum ve kılış bildiren; zaman ve kişi eklerine göre çekimlenebilen; zaman ve kişi ekleriyle çekimlenmesi halinde cümle içinde yüklem görevi üstlenen sözcüklere eylem (fiil) denir.


    bak-, sus-, büyü-, ağla-, koş-
    Gel-di-m kopar-ı-yor-uz
    Gel (eylem kökü) kopar (eylem gövdesi)
    -di (zaman eki) -yor (zaman eki)
    -m (1. Tekil kişi eki) -uz (1. Çoğul kişi eki)

    Eylem (Fiil) Cümlesi : Yüklemi çekimli bir eylem ya da eylem grubu olan cümlelerdir. Her türlü hareket iş, oluş eylem cümleleriyle karşılanır. Bu nedenle eylem cümleleri, ad cümlelerine oranla daha fazla kullanılır.


    Bir adım daha yaklaşınca tanıdım.

    F


    Fiil Cümlesi : Bakınız : Eylem Cümlesi

    Fiiller : Bakınız : Eylemler.

    İ


    İkilemeler : Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı ya da sesleri birbirine benzeyen sözcüklerin art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.


    Güzel mi güzel kız
    Demet demet çiçek
    Çuval çuval fındık
    Çıtır çıtır simit
    Ağlaya sızlaya bir hal olmak
    Güle güle ölmek
    Varını yoğunu ortaya çıkartmak
    İyi kötü (bilmek)
    Aşağı yukarı (anlamak)
    Hemen hemen (bitirmek)

    İsim Cümlesi : Bakınız : Ad Cümlesi

    İstek Cümlesi : Bakınız : Dilek Cümlesi.

    İstiare : Bakınız : Eğretileme.

    K


    Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme) : Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam kastedilir.


    Bu çocuğun elinden tutsan ne kaybedersin?
    Bulmadım dünyada gönüle mekan
    Nerde gül bitse etrafı diken
    Şu karşıma göğüs geren
    Taş bağırlı dağlar mısın?

    Kişileştirme - Konuşturma : Bakınız : Teşhis – İntak.

    Kök : Bir sözcüğün üzerinde bulunan bütün ekler atıldığında anlamlı olarak kalabilen en küçük parçadır.


    Bal, kaş, göz, el

    Küçük Ünlü Uyumu : Bir sözcükteki ünlülerin düzlük-yuvarlaklık yönünden uyumudur. Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde düz ünlülerden (a,e,ı,i) biri bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlülerde düz olur.


    bilge, ıslak, azgın, incirler
    Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde yuvarlak ünlülerden (o,ö,u,ü) biri bulunursa ikinci ve diğer hecelerde ya düz-geniş (a,e) ya da dar-yuvarlak (u,ü) ünlüler yer alır.


    oduncu, gülümsemek, kömürlük, öğrenci

    U


    Ulama : Ünsüz harfle biten sözcüğün son ünsüz harfinin kendisinden sonra gelen ve ünlü harfle başlayan sözcüğün ilk hecesiyle birleştirilerek okunmasıdır.


    Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç
    Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç

    Ü


    Ünlem Cümlesi : Korku, acıma, şaşırma, sevinme, kızma gibi ansızın beliren duyguları anlatmaya yarayan cümlelere, anlamları yönünden ünlem cümlesi denir.


    Ah, elim yandı!
    Kapıyı açtım ki bir de ne göreyim!
    Oh, okul bitti, rahat bir nefes alalım!
    O... kimler gelmiş, kimleri görüyorum!
    Elimi cebime attım ki cüzdan yok!

    Ünsüzler (Sessizler) : Tek başlarına söylenemeyen, ancak bir ünlünün yardımıyla söylenebilen seslere ünsüz denir. Türkçe'de 21 ünsüz vardır.

    Y


    Yan Anlam : Sözcüklerin ilk konuluş anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama, kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir.


    Çocuk kapıyı sessizce açtı. (açmak : Bir şeyi kapalı durumdan kurtarmak.)
    Gömleğinin düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak : Sarılmış, katlanmış, örtülmüş, buruşmuş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)
    Okulun karşısına bir büfe daha açtı.(açmak : Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma getirmek.)
    Annem çok güzel baklava açar. (açmak : Kalın bir nesneyi yayarak ince duruma getirmek.)
    Komşumuz tıkanan lavaboyu açtı. (açmak : Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak.)

    Yapım Eki : Eklendiği sözcüğün kök anlamıyla bağlantılı bir biçimde yeni anlamda bir sözcük türetmeye yarayan eklerdir. Yapım ekleri eklendiği sözcüğün anlamıyla birlikte kimi zaman türünü de değiştirir.


    balık örtü
    bal ık ört ü
    balık bal ört örtü

    Yüklem : Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim.

    Z


    Zarf (Belirteç) Tümleci : Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar.
    Yükleme yöneltilen "Nasıl?" sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir
     


    Yazan: Doğuş Pertez
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
20/09/2018 - 08:42