yusufucan
Üye
-
Konu Sahibi
-
hangi sandalyenin....
güzel bnm de bildiğim bir tane var belki de biliyorsunuzdur anlatayım;
İMTİHAN
Üniversitenin büyük amfisinde 800 kişinin katıldığı bir imtihan... Süre iki saat... Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine imkân yok. Cevapları yetiştiremeyen kalıyor. Bu yüzden bütün talebeler harıl harıl kâğıt dolduruyorlar.
Ama birisi ağırdan gidiyor. Biraz düşünüyor biraz yazıyor. Hiç aceleci bir hâli yok.
Derken süre doluyor. "Getirin kâğıtları çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildiği kadarıyla kâğıdını getirip masanın üzerine koyuyor. Veren çıkıyor, veren çıkıyor, masanın üzerindeki kâğıtlar birikiyor. Sınıfta hiç talebe kalmıyor. Bir kişi hâriç. Bizim ağırdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.
Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkıp kürsüye gidiyor ve kâğıdını bir sonraki ders için hazırlıklarını tamamlamakta olan profesöre uzatıyor. Profesör kızarak:
-Hayır! Çok geç kaldın. Artık senin kâğıdını alamam...
Bizimki ters ters bakıyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun
-Yoo, aslında bilmiyorum. Ne olacak?
Talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-Hayır bilmiyorum! Üstelik bu hiç de mühim değil!
-İyi öyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran imtihan kâğıtlarının bir kısmını kaldırıyor ve araya kendi kâğıdını koyup kâğıtları tekrar düzeltiyor. Sonra da:
-İyi günler hocam, deyip profesörün şaşkın bakışları arasında yürüyüp gidiyor
güzel bnm de bildiğim bir tane var belki de biliyorsunuzdur anlatayım;
İMTİHAN
Üniversitenin büyük amfisinde 800 kişinin katıldığı bir imtihan... Süre iki saat... Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine imkân yok. Cevapları yetiştiremeyen kalıyor. Bu yüzden bütün talebeler harıl harıl kâğıt dolduruyorlar.
Ama birisi ağırdan gidiyor. Biraz düşünüyor biraz yazıyor. Hiç aceleci bir hâli yok.
Derken süre doluyor. "Getirin kâğıtları çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildiği kadarıyla kâğıdını getirip masanın üzerine koyuyor. Veren çıkıyor, veren çıkıyor, masanın üzerindeki kâğıtlar birikiyor. Sınıfta hiç talebe kalmıyor. Bir kişi hâriç. Bizim ağırdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.
Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkıp kürsüye gidiyor ve kâğıdını bir sonraki ders için hazırlıklarını tamamlamakta olan profesöre uzatıyor. Profesör kızarak:
-Hayır! Çok geç kaldın. Artık senin kâğıdını alamam...
Bizimki ters ters bakıyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun
-Yoo, aslında bilmiyorum. Ne olacak?
Talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-Hayır bilmiyorum! Üstelik bu hiç de mühim değil!
-İyi öyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran imtihan kâğıtlarının bir kısmını kaldırıyor ve araya kendi kâğıdını koyup kâğıtları tekrar düzeltiyor. Sonra da:
-İyi günler hocam, deyip profesörün şaşkın bakışları arasında yürüyüp gidiyor
bu da güzel okumanızı tavsiye ederim
APTAL KÖPEK
Kasap dükkânına giren bir köpek, ağzındaki torbayı yere bırakmış ve kasabın karşısında oturarak beklemeye başlamış. Köpeği görünce şaşıran kasap, dükkânda bulunan müşterilere bakarak sormuş:
- Bu da ne?
Müşterlerden birisi demiş ki:
- Et alacak herhalde.
Köpek hemen tasdik etmiş:
- Hav!..
Bunun üzerine kasap sormuş:
- Nasıl et istiyorsun söyle bakalım; kıyma, kuşbaşı, biftek?
- Hav!..
- Peki ne kadar istiyorsun; bir kilo, iki kilo?
- Hav!..
Etin parasının torbada olduğunu gören kasap, bir kilo kıyma çekip torbaya koymuş. Torbayı ağzına alan köpek dükkânı terk etmiş. Dükkânı yardımcısına bırakan meraklı kasap da köpeği takip etmeye başlamış. Birkaç sokak ötede bir apartmana giren köpek, üçüncü kata çıkmış ve bir kapıyı pençesiyle tıklatmış. Kapıyı açan bir adam, köpeğe bağırmaya başlamış:
- Ulan salak köpek!.. Sen hâlâ akıllanmayacak mısın?
Olayı şaşkınlıkla izleyen kasap, köpeğe bağıran adama çıkışmış:
- Dur bir dakika hemşerim, ne yapıyorsun? Gördüğüm en akıllı köpek o!.. Ona niye bağırıyorsun?
Kasabın bu sözü üzerine adam demiş ki:
- Ne akıllısı be!.. Bu aptal köpek dışarı çıkarken anahtarını yanına almayı unutuyor!..
bu da güzel okumanızı tavsiye ederim
APTAL KÖPEK
Kasap dükkânına giren bir köpek, ağzındaki torbayı yere bırakmış ve kasabın karşısında oturarak beklemeye başlamış. Köpeği görünce şaşıran kasap, dükkânda bulunan müşterilere bakarak sormuş:
- Bu da ne?
Müşterlerden birisi demiş ki:
- Et alacak herhalde.
Köpek hemen tasdik etmiş:
- Hav!..
Bunun üzerine kasap sormuş:
- Nasıl et istiyorsun söyle bakalım; kıyma, kuşbaşı, biftek?
- Hav!..
- Peki ne kadar istiyorsun; bir kilo, iki kilo?
- Hav!..
Etin parasının torbada olduğunu gören kasap, bir kilo kıyma çekip torbaya koymuş. Torbayı ağzına alan köpek dükkânı terk etmiş. Dükkânı yardımcısına bırakan meraklı kasap da köpeği takip etmeye başlamış. Birkaç sokak ötede bir apartmana giren köpek, üçüncü kata çıkmış ve bir kapıyı pençesiyle tıklatmış. Kapıyı açan bir adam, köpeğe bağırmaya başlamış:
- Ulan salak köpek!.. Sen hâlâ akıllanmayacak mısın?
Olayı şaşkınlıkla izleyen kasap, köpeğe bağıran adama çıkışmış:
- Dur bir dakika hemşerim, ne yapıyorsun? Gördüğüm en akıllı köpek o!.. Ona niye bağırıyorsun?
Kasabın bu sözü üzerine adam demiş ki:
- Ne akıllısı be!.. Bu aptal köpek dışarı çıkarken anahtarını yanına almayı unutuyor!..
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?