Çocuğa 100 Puanı Getiren O Cümle Ne

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
yusufucan

yusufucan

Üye
    Konu Sahibi
Çocuğa 100 Puanı Getiren O Cümle Ne
Renkli kişiliğiyle ün yapmış bir felsefe hocası, yılın son sınavını yapmak üzere sınıfa girmiş.. bütün öğrenciler çok heyecanlı, hepsi merakla soruları bekliyorlar, felsefe hocası sınıfa şöyle bir bakmış, derken sandalyesini kaptığı gibi kürsünün üzerine koymuş..
"İŞTE 100 PUANLIK TEK SORU" demiş.. "BANA BU SANDALYENİN VAROLMADIĞINI ISPAT EDİN"
Herkes bir girişmiş yazmaya efendim hızlı hızlı yazanlar harıl harıl düşünenler derken, aralarından biri kağıda tek bir cümle yazmış sonra kalkmış hocasına vermiş, ve sınavı bitirip çıkmış....
Sonuçlar açıklandığı zaman bir bakmışlar koca sınıfta 100 üzerinden 100 alan tek kişi var, o da sınavı 2 dakikada bitirip çıkan çocuk..!!!
Peki acaba çocuğa 100 puan getiren o tek cümle neymiş????
 


researcher

Üye
hangi sandalyenin....
 
GuNSTuR

GuNSTuR

Üye
ewet bende bılıyodum bunu hangi sandalye
 
iremm

iremm

Üye
güzel bnm de bildiğim bir tane var belki de biliyorsunuzdur anlatayım;
İMTİHAN
Üniversitenin büyük amfisinde 800 kişinin katıldığı bir imtihan... Süre iki saat... Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine imkân yok. Cevapları yetiştiremeyen kalıyor. Bu yüzden bütün talebeler harıl harıl kâğıt dolduruyorlar.
Ama birisi ağırdan gidiyor. Biraz düşünüyor biraz yazıyor. Hiç aceleci bir hâli yok.
Derken süre doluyor. "Getirin kâğıtları çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildiği kadarıyla kâğıdını getirip masanın üzerine koyuyor. Veren çıkıyor, veren çıkıyor, masanın üzerindeki kâğıtlar birikiyor. Sınıfta hiç talebe kalmıyor. Bir kişi hâriç. Bizim ağırdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.
Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkıp kürsüye gidiyor ve kâğıdını bir sonraki ders için hazırlıklarını tamamlamakta olan profesöre uzatıyor. Profesör kızarak:
-Hayır! Çok geç kaldın. Artık senin kâğıdını alamam...
Bizimki ters ters bakıyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun
-Yoo, aslında bilmiyorum. Ne olacak?
Talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-Hayır bilmiyorum! Üstelik bu hiç de mühim değil!
-İyi öyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran imtihan kâğıtlarının bir kısmını kaldırıyor ve araya kendi kâğıdını koyup kâğıtları tekrar düzeltiyor. Sonra da:
-İyi günler hocam, deyip profesörün şaşkın bakışları arasında yürüyüp gidiyor :yuru
 
canturgay

canturgay

Üye
güzel bnm de bildiğim bir tane var belki de biliyorsunuzdur anlatayım;
İMTİHAN
Üniversitenin büyük amfisinde 800 kişinin katıldığı bir imtihan... Süre iki saat... Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine imkân yok. Cevapları yetiştiremeyen kalıyor. Bu yüzden bütün talebeler harıl harıl kâğıt dolduruyorlar.
Ama birisi ağırdan gidiyor. Biraz düşünüyor biraz yazıyor. Hiç aceleci bir hâli yok.
Derken süre doluyor. "Getirin kâğıtları çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildiği kadarıyla kâğıdını getirip masanın üzerine koyuyor. Veren çıkıyor, veren çıkıyor, masanın üzerindeki kâğıtlar birikiyor. Sınıfta hiç talebe kalmıyor. Bir kişi hâriç. Bizim ağırdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.
Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkıp kürsüye gidiyor ve kâğıdını bir sonraki ders için hazırlıklarını tamamlamakta olan profesöre uzatıyor. Profesör kızarak:
-Hayır! Çok geç kaldın. Artık senin kâğıdını alamam...
Bizimki ters ters bakıyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun
-Yoo, aslında bilmiyorum. Ne olacak?
Talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-Hayır bilmiyorum! Üstelik bu hiç de mühim değil!
-İyi öyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran imtihan kâğıtlarının bir kısmını kaldırıyor ve araya kendi kâğıdını koyup kâğıtları tekrar düzeltiyor. Sonra da:
-İyi günler hocam, deyip profesörün şaşkın bakışları arasında yürüyüp gidiyor :yuru
:ehe
 
POWER

POWER

Üye
güzel bnm de bildiğim bir tane var belki de biliyorsunuzdur anlatayım;
İMTİHAN
Üniversitenin büyük amfisinde 800 kişinin katıldığı bir imtihan... Süre iki saat... Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine imkân yok. Cevapları yetiştiremeyen kalıyor. Bu yüzden bütün talebeler harıl harıl kâğıt dolduruyorlar.
Ama birisi ağırdan gidiyor. Biraz düşünüyor biraz yazıyor. Hiç aceleci bir hâli yok.
Derken süre doluyor. "Getirin kâğıtları çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildiği kadarıyla kâğıdını getirip masanın üzerine koyuyor. Veren çıkıyor, veren çıkıyor, masanın üzerindeki kâğıtlar birikiyor. Sınıfta hiç talebe kalmıyor. Bir kişi hâriç. Bizim ağırdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.
Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkıp kürsüye gidiyor ve kâğıdını bir sonraki ders için hazırlıklarını tamamlamakta olan profesöre uzatıyor. Profesör kızarak:
-Hayır! Çok geç kaldın. Artık senin kâğıdını alamam...
Bizimki ters ters bakıyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun
-Yoo, aslında bilmiyorum. Ne olacak?
Talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor:
-Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-Hayır bilmiyorum! Üstelik bu hiç de mühim değil!
-İyi öyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran imtihan kâğıtlarının bir kısmını kaldırıyor ve araya kendi kâğıdını koyup kâğıtları tekrar düzeltiyor. Sonra da:
-İyi günler hocam, deyip profesörün şaşkın bakışları arasında yürüyüp gidiyor :yuru
:ehe
 
yusufucan

yusufucan

Üye
    Konu Sahibi
;);)
 
iremm

iremm

Üye
bu da güzel okumanızı tavsiye ederim :naughty: :ehe
APTAL KÖPEK

Kasap dükkânına giren bir köpek, ağzındaki torbayı yere bırakmış ve kasabın karşısında oturarak beklemeye başlamış. Köpeği görünce şaşıran kasap, dükkânda bulunan müşterilere bakarak sormuş:
- Bu da ne?
Müşterlerden birisi demiş ki:
- Et alacak herhalde.
Köpek hemen tasdik etmiş:
- Hav!..
Bunun üzerine kasap sormuş:
- Nasıl et istiyorsun söyle bakalım; kıyma, kuşbaşı, biftek?
- Hav!..
- Peki ne kadar istiyorsun; bir kilo, iki kilo?
- Hav!..
Etin parasının torbada olduğunu gören kasap, bir kilo kıyma çekip torbaya koymuş. Torbayı ağzına alan köpek dükkânı terk etmiş. Dükkânı yardımcısına bırakan meraklı kasap da köpeği takip etmeye başlamış. Birkaç sokak ötede bir apartmana giren köpek, üçüncü kata çıkmış ve bir kapıyı pençesiyle tıklatmış. Kapıyı açan bir adam, köpeğe bağırmaya başlamış:
- Ulan salak köpek!.. Sen hâlâ akıllanmayacak mısın?
Olayı şaşkınlıkla izleyen kasap, köpeğe bağıran adama çıkışmış:
- Dur bir dakika hemşerim, ne yapıyorsun? Gördüğüm en akıllı köpek o!.. Ona niye bağırıyorsun?
Kasabın bu sözü üzerine adam demiş ki:
- Ne akıllısı be!.. Bu aptal köpek dışarı çıkarken anahtarını yanına almayı unutuyor!..
 
by_bilinmez

by_bilinmez

Üye
bu da güzel okumanızı tavsiye ederim :naughty: :ehe
APTAL KÖPEK

Kasap dükkânına giren bir köpek, ağzındaki torbayı yere bırakmış ve kasabın karşısında oturarak beklemeye başlamış. Köpeği görünce şaşıran kasap, dükkânda bulunan müşterilere bakarak sormuş:
- Bu da ne?
Müşterlerden birisi demiş ki:
- Et alacak herhalde.
Köpek hemen tasdik etmiş:
- Hav!..
Bunun üzerine kasap sormuş:
- Nasıl et istiyorsun söyle bakalım; kıyma, kuşbaşı, biftek?
- Hav!..
- Peki ne kadar istiyorsun; bir kilo, iki kilo?
- Hav!..
Etin parasının torbada olduğunu gören kasap, bir kilo kıyma çekip torbaya koymuş. Torbayı ağzına alan köpek dükkânı terk etmiş. Dükkânı yardımcısına bırakan meraklı kasap da köpeği takip etmeye başlamış. Birkaç sokak ötede bir apartmana giren köpek, üçüncü kata çıkmış ve bir kapıyı pençesiyle tıklatmış. Kapıyı açan bir adam, köpeğe bağırmaya başlamış:
- Ulan salak köpek!.. Sen hâlâ akıllanmayacak mısın?
Olayı şaşkınlıkla izleyen kasap, köpeğe bağıran adama çıkışmış:
- Dur bir dakika hemşerim, ne yapıyorsun? Gördüğüm en akıllı köpek o!.. Ona niye bağırıyorsun?
Kasabın bu sözü üzerine adam demiş ki:
- Ne akıllısı be!.. Bu aptal köpek dışarı çıkarken anahtarını yanına almayı unutuyor!..


:kop:
 
bodrumlu_71

bodrumlu_71

Üye
:):):)
 
yarimist

yarimist

Üye
bu da güzel okumanızı tavsiye ederim :naughty: :ehe
APTAL KÖPEK

Kasap dükkânına giren bir köpek, ağzındaki torbayı yere bırakmış ve kasabın karşısında oturarak beklemeye başlamış. Köpeği görünce şaşıran kasap, dükkânda bulunan müşterilere bakarak sormuş:
- Bu da ne?
Müşterlerden birisi demiş ki:
- Et alacak herhalde.
Köpek hemen tasdik etmiş:
- Hav!..
Bunun üzerine kasap sormuş:
- Nasıl et istiyorsun söyle bakalım; kıyma, kuşbaşı, biftek?
- Hav!..
- Peki ne kadar istiyorsun; bir kilo, iki kilo?
- Hav!..
Etin parasının torbada olduğunu gören kasap, bir kilo kıyma çekip torbaya koymuş. Torbayı ağzına alan köpek dükkânı terk etmiş. Dükkânı yardımcısına bırakan meraklı kasap da köpeği takip etmeye başlamış. Birkaç sokak ötede bir apartmana giren köpek, üçüncü kata çıkmış ve bir kapıyı pençesiyle tıklatmış. Kapıyı açan bir adam, köpeğe bağırmaya başlamış:
- Ulan salak köpek!.. Sen hâlâ akıllanmayacak mısın?
Olayı şaşkınlıkla izleyen kasap, köpeğe bağıran adama çıkışmış:
- Dur bir dakika hemşerim, ne yapıyorsun? Gördüğüm en akıllı köpek o!.. Ona niye bağırıyorsun?
Kasabın bu sözü üzerine adam demiş ki:
- Ne akıllısı be!.. Bu aptal köpek dışarı çıkarken anahtarını yanına almayı unutuyor!..

:ehe harbiden akılsızmış...
 

karides

Üye
Bazen böyle sorular çıkıyor sınavlarda. Hatırlıyorum 1990'ların ortalarında, bir savcılık-hakimlik sınavında "eşek nedir?" diye sorulmuştu. Tabi ki Hukuk mantığı ve felsefesi üzerine verilen afilli cevaplar, "eşek"i bir anda bir çok kişinin geleceğine yönelik esaslı bir unsur yapmıştı. Eminim o hukukçular, eşek gördüklerinde tebessüm etmekten halen kendilerini alamıyorlardır.
 

Anıl Umut

Emekli Yönetici
harika bir yöntem ne güzel ismini bilmiyo araya kaynaştırıyo kağıdı:kop:
 
GuNSTuR

GuNSTuR

Üye
güzel fıkralardı :)
 
hidayet

hidayet

Üye
hepsi birbirinden güzel teşekkürler arkadaşlar :oke:
 

fyd_14

Üye
ben bilmiodum kardeş saol oğrenmiş oldum :)
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt