vapur dumanı
Üye
Canı sıkılanlar ve Üzgün olanlar için..
Umutsuz yaşayanların Hayatı
İnsan çekip gitmek istiyor bazen yaşadığı şehirden... Bir şarkı çalınıyor dilimde mırıldana mırıldana.. "Şu gurbet ellerden usandım.. Bir yar sevdim onsuz buralarda yapamadım..." diye... Özlemin hasretim sardığı odanda sessizce otururken umduğun, hayal ettiğin şeyler vardır.. Sonra ufak bir iç çekerek "olur mu ki acaba" dersin.. Bilmem.. Zaman gösterir artık o hayalini kurduğun rüya gibi beklediğin mutluluk... Bu şehirden gitmeliyim diyorum.. Sessizce, kimse anlamadan.. bilmeden.. Gurbet el çekilmiyor desemde en çok sevdiğim memleketime bile sığamaz oluyorum.. Mutlu olacak bişeyler aranıyorsun çünkü.. Ne memlekette rahatım ne de gurbette !.. İnsan doğduğu değil doyduğu yerde yaşamalı diyor insanlarda... Yalan !.. En büyük yalan burada... Sen şehirlere sığamadıktan sonra Memleketinde olsan ne olur...??? Gurbette olsan ne olur....???? Sen bir kere dünyaya sığamaz olmuşsun...
Yanında olmasını beklediğin bir insan gelmedikçe, ne dünyaya sığarsın.. ne de yaşadığın şehire..
Günler amansızca geçerken, saliseler saniyeleri kovalarken, dakikalar saati kovalarken.. günler ayları.. yıllar... yıllar... yıllar.... mutluluğu elinden alan koskoca zaman... Zamanın acımasızlığını yaşadığın yıllarla da ispatlayamazsın..
Tek ispatın kalır o da yıllardan kalan saçlarında 'beyazlar'dır.. Bir bakmışsın bembeyaz kadın olmuşsun.. Huysuz, aksi, nalet, çekilmez bir huysuz nene'ye dönüşmüşsündür... Bir de üstüne üstlük değer görmediğin bir hayat yaşamışsan.. Yaşın 70 e gelse ne olur.. Gönlünü 170 yaşında bırakmışlardır.. Aslında sen çoktan ölmüşsündür.. Kadir, kıymet bilmeyen insanlar görmüşsündür.. Ve o dünyadaki yaşadığın zamanın dolma vakti gelmiştir.. Vade'n dolmuştur.. Bir de alışkanlık yaptıysan her gün içine dert ettiğin o hayatı... İçersin.. içersin... durmadan içersin.. Aldığın alkolün sıınırı yoktur.. Komalıksındır artık.. Ne kaldırım taşlarında düz yürürsün ne de yolda.. Kulaklarına sığmaz olur dünyadaki ses... Araba gürültüsü.. insanların sesi.. artık başını ağrıtıp iyice bıkmışsındır hayatından.. Ve, gelmiştir dünyadan ayrılma vakti.. Son bir şarap şişesindeki yudumdan sonra düşersin bir kaldırım köşesine.. Şişe yuvarlanır gider cansız elinden..
Acı sondur bu hayatı perdeleyen ölüm...
Adam ölür ve sokaktan geçen 2 hayırsever adam kaldırır seni... Hayatında bir damla değer görmeyen adam.. Öldükten sonra en azından 2 hayırsever vatandaşın sayesinde bir mezara gömülür...
Mezar taşına da şunu yazsınlar emi.. "ÖLsemde dik durmaz, sarhoştur, ayyaştır mezar taşım"..
Vapur Dumanının Kaleminden Bir HayaLi Hayat Hikayesi..
İnsan çekip gitmek istiyor bazen yaşadığı şehirden... Bir şarkı çalınıyor dilimde mırıldana mırıldana.. "Şu gurbet ellerden usandım.. Bir yar sevdim onsuz buralarda yapamadım..." diye... Özlemin hasretim sardığı odanda sessizce otururken umduğun, hayal ettiğin şeyler vardır.. Sonra ufak bir iç çekerek "olur mu ki acaba" dersin.. Bilmem.. Zaman gösterir artık o hayalini kurduğun rüya gibi beklediğin mutluluk... Bu şehirden gitmeliyim diyorum.. Sessizce, kimse anlamadan.. bilmeden.. Gurbet el çekilmiyor desemde en çok sevdiğim memleketime bile sığamaz oluyorum.. Mutlu olacak bişeyler aranıyorsun çünkü.. Ne memlekette rahatım ne de gurbette !.. İnsan doğduğu değil doyduğu yerde yaşamalı diyor insanlarda... Yalan !.. En büyük yalan burada... Sen şehirlere sığamadıktan sonra Memleketinde olsan ne olur...??? Gurbette olsan ne olur....???? Sen bir kere dünyaya sığamaz olmuşsun...
Yanında olmasını beklediğin bir insan gelmedikçe, ne dünyaya sığarsın.. ne de yaşadığın şehire..
Günler amansızca geçerken, saliseler saniyeleri kovalarken, dakikalar saati kovalarken.. günler ayları.. yıllar... yıllar... yıllar.... mutluluğu elinden alan koskoca zaman... Zamanın acımasızlığını yaşadığın yıllarla da ispatlayamazsın..
Tek ispatın kalır o da yıllardan kalan saçlarında 'beyazlar'dır.. Bir bakmışsın bembeyaz kadın olmuşsun.. Huysuz, aksi, nalet, çekilmez bir huysuz nene'ye dönüşmüşsündür... Bir de üstüne üstlük değer görmediğin bir hayat yaşamışsan.. Yaşın 70 e gelse ne olur.. Gönlünü 170 yaşında bırakmışlardır.. Aslında sen çoktan ölmüşsündür.. Kadir, kıymet bilmeyen insanlar görmüşsündür.. Ve o dünyadaki yaşadığın zamanın dolma vakti gelmiştir.. Vade'n dolmuştur.. Bir de alışkanlık yaptıysan her gün içine dert ettiğin o hayatı... İçersin.. içersin... durmadan içersin.. Aldığın alkolün sıınırı yoktur.. Komalıksındır artık.. Ne kaldırım taşlarında düz yürürsün ne de yolda.. Kulaklarına sığmaz olur dünyadaki ses... Araba gürültüsü.. insanların sesi.. artık başını ağrıtıp iyice bıkmışsındır hayatından.. Ve, gelmiştir dünyadan ayrılma vakti.. Son bir şarap şişesindeki yudumdan sonra düşersin bir kaldırım köşesine.. Şişe yuvarlanır gider cansız elinden..
Acı sondur bu hayatı perdeleyen ölüm...
Adam ölür ve sokaktan geçen 2 hayırsever adam kaldırır seni... Hayatında bir damla değer görmeyen adam.. Öldükten sonra en azından 2 hayırsever vatandaşın sayesinde bir mezara gömülür...
Mezar taşına da şunu yazsınlar emi.. "ÖLsemde dik durmaz, sarhoştur, ayyaştır mezar taşım"..
Vapur Dumanının Kaleminden Bir HayaLi Hayat Hikayesi..
Yanında olmasını beklediğin bir insan gelmedikçe, ne dünyaya sığarsın.. ne de yaşadığın şehire.. 






