Ismayilov_Elcin
Üye
Büyük lider Çöhregani
Vatan , vatan , vatan ; dil , dil , dil ; millet , millet ,
millet !...
Bu çerçeveden uzaklaşan hiç bir topluma kurtuluş
yolu yoktur.
(Celil Memmedguluzade)
Mahmudali Çöhreganlı, 1956 yılı Güney
Azerbaycan'ın (şimdiki İran coğrafyasının güzeyi)
Şebeşer iline bağlı Çöhregan köyünde dünyaya geldi.
İlk ve orta okulunu Çöhregan ve Tesuc köyünde
tamamladıktan sonra, eğitimini Marağa Pedagoji
Merkezi'nde devam ettirdi. MPM'yi bitirir bitirmez bir
süre Öğretmenlik yapan Çöhreganlı, üniversite eğitimi
almaya karar verdi ve Tercihini Tebriz
Üniversitesi'nden yana kullandı. Tebriz Üniversitesi
Fars Dili ve Edebiyatı Fakültesindeki öğrencilik yılları
Çöhreganlı'nın milli-siyasi tefekkürünün
şekillenmesinde önemli rol oynadı. Tebriz'deki
öğrencilik yıllarında, rejimin Türkler'e karşı haksız
davranışlarını ve baskıcı-istismarcı politikasını
sadece açık bir biçimde görmekle kalmamış, aynı
zamanda milletin ıstıraplı yaşamını gerçek bir Türk
aydını olarak daha derinden kavramıştı. Fars
şovenistlerince kaleme alınmış üniversite derslik
kitaplarında Türk milli ve medeni değerlerini küçük
düşürücü satırların yer alması onu bir Azerbaycanlı
öğrenci olarak daha çok kızdırıyordu, Özellikle, "Fars
Dili ve Edebiyatı Tarihi" dersinde Fars milliyetçisi
Zabihullah Sefai'nin hazırladığı ders notlarında Türk
soylarını, tarihini, dilini, şerefini alçaltıcı sahte
bilgilerin yer alması onu aynı zamanda isyankar ruhta
terbiye etti. Çöhreganlı. üniversitede karşılaştığı her
haksız duruma ilgisini sadece tepki biçiminde ortaya
koymakla kalmamış. Azerbaycan halkının zorla
elinden alınan maddi ve manevi haklarını geri almak
için aktif olarak mücadeleye de karar vermişti.
1984 yılı, üniversiteyi başarıyla bitiren Çöhreganlı,
pedagoji dalında yüksek lisans okumaya karar verdi.
Azerbaycan'ın tarihi başkenti Tebriz'deki üniversite
yıllarında düştüğü ortam ve karşılaştığı birtakım
zorluklar Çöhreganlı'da keskin siyasi görüş ve milli
bilincin oluşmasına yardımcı olmuştu. Üniversiteli
yıllarını bitirdikten sonra, Çöhreganlı'nın İran başkenti
Tahran'da yüksek lisans eğitimi almağı zorunluluk
haline getirmesiyle o zamanlardan dikkati kendine
çekmişti. Tahran Yüksek Pedagoji Genel Dilcilik
bölümünde araştırdığı tez konusunun "Fars Dilinde
Türk Sözleri" baslığını taşıması rejimin ilgisini
çekmesinin yanı sıra, böyle bir araştırma İran
rejiminde kaleme alman ve milli değerleri içeren
ender bilimsel araştırmalardandı. Yazar, söz konusu
araştırmasıyla bir nevi yıllardır ayaklar altına alınan
Türk değerlerinin Fars medeniyeti üzerindeki etkisini
satır aralarından bilimsel bir dille anlatmaya
çalıyordu. Rejimin zorluklarına karşın Çöhreganlı
bilimsel taktik ve yöntemleri maharetle kullanarak
amacına ulaşmıştı. Çöhreganlı, yaptığı bu çalışmayla
Azerbaycan Milli Yaratıcılık Akademisi tarafından
doktora unvanına layık görülmüştür.
Şerefli Milletler Kendi İdaresi Altında Yaşarlar!
Çöhreganlı'nın girdiği hak davası uluslararası
konjonktürde kabul gören demokratik seçim ve
siyasi-içtimai mücadele yöntemleriyle başarıya
ulaşacaktı. Bir konuşmasında da söylediği gibi, Batı
ülkeleri ve ABD başta olmakla uluslararası anlayışa
göre, her millet kendi kaderini kendisi halletmelidir.
Düşünce ve davranışlarında son derece keskin ve sert
olmasına karşın, Çöhreganlı, İran'ın toprak bütünlüğü
çerçevesinde demokratik reformların
gerçekleştirilmesinden yanadır. Sert çıkışları ile ilk
bakışta devrimci lider imajını sergilese de, reform ve
yeniliklerin demokratik ilkeler ve İran Anayasası
kanunlarına dayandırılmasını savunmaktadır.
Kendisinin de her fırsatta dile getirdiği gibi,
parlamento seçimlerine gösterdiği ilgi de buradan
kaynaklanmaktadır. Çöhreganlı'ya göre, "İran'da
yaşayan Azerbaycan Türk'ü_kendi milli-medeni
hakları uğrunda mücadelesinin sonucunda en azından
federasyon seviyesinde bağımsızlık elde etmelidir.
Amaca ulaşmak için izlenecek yol, İran'da demokrasi
uğrunda mücadeleden geçmektedir".
Parlamento seçimleri öncesi "Eğer, milletvekili
seçilirsem, parlamentoya Setterhan'ın ayakkabılarını
giyerek gidereceğim" şeklinde açıklamalarda
bulunması, Çöhreganlı'nın milletvekili kürsüsünden
demokratik yollarla vereceği savaşın boyutuna işaret
ediyordu. O, İran İslam Cumhuriyeti Anayasası'nda
yer alan insan hakları ile ilgili maddelerin İran'ın
bütün halklarına, özellikle Azerbaycan Türklerine
gerçekten verilmesini; İran'da demokratik reformların
gerçekleştirilmesi ve insan haklarının
çiğnenmemesini; Güney Azerbaycan'ın İran'ın
ekonomik sömürüsünden kurtulmasını ve milli
değerlerin yaşatılmasını; Güney Azerbaycan'da Türk
dilinin de resmen kullanılmasını, bu dilde eğitime izin
verilmesini; Azerbaycan'ın tarihi topraklarına
kavuşmasını savunmaktadır.
Bir Milletin Namusu Ayaklar Altına Alınmışsa, Onun
Uğrunda Son Damla Kanına Kadar Savaşması, O
Milletin Her Bir Evladının Şerefi Ve Borcudur!
Metin iradeli bir Türk aydını ve siyasetçisi derin zeka
ve mantıklı düşünceleriyle İran Türklerini
büyülemişti.. Fars şovenizmi. Güney Azerbaycan
Türklerinin lideri olan bu genç alimi bir an önce
aradan götürmek, milletin konuşan dilini, düşünen
beynini, gören gözlerini mahvetmek kararını almıştı.
Çöhreganlı, İran çerçevesinde Azerbaycan Türklerinin
milli ve medenî haklarının elde edilmesi uğruna açık
siyasi sahnede demokratik mücadelesini ilk kez 1996
yılı. İran parlamento seçimleri esnasında verdi.
Tebriz'den milletvekili adaylığını koyan
Çöhreganlı'nın 350 bin seçmenin desteğini alması
yönetimi ciddi bir biçimde kaygılandırmıştı.
Tebrizlilerin sempatisini beklenenden daha fazla
almıştı ve rejim buna tepkisiz kalamazdı. Çöhreganlı
insanlık ve demokratik ilkelerle bağdaşmayan
yöntemlerle seçimlerden uzaklaştırılmış ve bu da
yetmiyormuş gibi. suçlanarak hapse atılmıştı, içeride
insanlık dışı muamelelere maruz kalan Çöhreganlı'nın
beyin kanaması geçirmesi uğradığı işkencelerin
psikolojik boyutunu zaten kendiliğinden ortaya
koymaktaydı.
Güney Azerbaycan Sorunu, Azerbaycan'ın "Milli
Namus " Meselesidir
Gördüğü bunca ıstırap ve baskıya rağmen, kararlıydı,
hapishanede mücadeleye devam edeceğine yemin
etmişti. Nitekim., yaptığı her konuşmasında söylediği
gibi. "bir milletin namusu ayaklar altına alınmışsa,
onun uğrunda son damla kanına kadar savaşması, o
milletin her bir evladının şerefi ve borcudur." 1999
yılı, yerel yönetim seçimlerinde ikinci kez,
demokratik yollarla şansını deneyen Çöhreganlı , İran
rejimi tarafından insan hakları ve demokratik ilkelerin
bir daha çiğnenmesi sonucu zorla seçimlerden
uzaklaştırılmış ve seçimleri kazanmasına bir türlü izin
verilmemişli. ABD Dışişleri tarafından İnsan Haklan ile
ilgili son değerlendirme raporunda da belirtildiği gibi,
"İran'da yasayan Azerbaycan Türklerinin milli-medeni
hakları rejim tarafından çiğnenmiş. Güney
Azerbaycan Milli Uyanış Hareketi lideri M. Çöhraganlı
ve kendisiyle beraber onlarla günahsız insan haksız
gerekçelerle tutuklanmıştı. İran yönetiminin
Çöhreganlı'yı tutuklamakta güttüğü politika ise, onu
2000 yılında yapılacak parlamento seçimlerden
uzaklaştırmaktı". Tebriz'de halkının sempatisini
kazanan birisinin sahte bahanelerle seçimlere
alınmaması Güney Azerbaycan'da yüzlerce milli
düşünce sahibi aydının seçimlere sokulmaması İran
rejiminin mahiyetinin göstergesiydi.
Millete İhanet Etmek Namusa İhanet Etmek Gibidir,
Hatta Namusa ihanet Etmek Millete İhanet Etmekten
Daha Şereflidir!
Çöhreganlı, 20. Yüzyılda Güney Azerbaycan
Türklerinin yetiştirdiği Setler Han, Mehmet Hiyabani,
Seyit Cefer Pişeveri gibi bağımsızlık mücahitlerinin
gerçek anlamda devamcısıdır. Selefleri gibi
Çöhreganlı'da Azerbaycan davası uğruna sonuna
kadar mücadele edeceğine ve bu yoklan
dönmeyeceğine yemin etmiş gerçek bir kahramandır.
"Şerefli milletler kendi idaresi altında yaşamalı"
deyen Çöhreganlı verdiği savaşın "Azerbaycan'ın Milli
Namus" meselesi olduğuna inanıyor. Yaptığı ekser
konuşmasında da dile getirdiği gibi, o Azerbaycan
Türküne onun hukuklarını gerekli yöntemlerle sona
kadar savunacağına and içmiştir". Ona göre, "Millete
ihanet etmek namusa ihanet etmek gibidir, hatta
namusa ihanet etmek millete ihanet etmekten daha
şereflidir".
"Milli Namus" derken Çöbreganlı gerçek anlamda
neyi kast ediyor Buradan anlaşılması gereken ilk
nokta. Tahran rejiminin Güney Azerbaycan Türklerinin
milli değerleri ve duygularının ayaklar altına
alınmasıdır. Milli Namus kavramının üzerindeki bîr
değerlendirmesinde şöyle diyor:
"Milli namusumuz, geçmişimiz, şehitlerimiz,
tarihimiz, kültürümüz, edebiyatımızdır. Bizim milli
namusumuz ayaklar altına alınmıştır. Bu namus
yalnız benim değil, 40 milyonluk Azerbaycan
halkınındır ".
Tebriz'de insan haklan bayrağı diken Çöhreganlı,
bugün Güney Azerbaycan halkının Milli Uyanış
Hareketinin gerçek lideridir. "Nevid-e Azerbaycan"
gazetesinde yer alan bir röportajında Çöhreganlı,
kendisine karşı yapılan baskıların ve saldırıların
gerçek anlamda Güney Azerbaycan Türkünün milli
bilincine karşı saldırı olarak görmekteydi.
Toprak Şeref Ve Namus Meselesidir. Bu Namusun
Hangi Coğrafi Mekanda Olması Fark Etmez, Giden
Milletten, Topraktan Gider!
Güney Azerbaycan'ın ekonomik sıkıntılarını da sık sık
dile getiren Çöhreganlı, İran bütçesine en çok vergi
ödeyen halkın Türkler olmasına karşın en çok
ekonomik sıkıntı çeken halkın da Azerbaycanlılar
olduğu kanaatinde. Çöhreganlı, Azerbaycan'da milli-
medeni değerler üzerinde gerçekleştirilen
asimilasyon sürecinin daha çok rejimin ekonomik
sömürgecilik politikası ile ilişkili olduğunu
belirtmekte ve milletin parasının rejimin yanlış
politikası gereği Fars kökenli Taciklere
harcanmasından yakınmaktadır. İran yönetimini
Azerbaycan'ın tarihi abidelerini uçurmakla suçlayan
Çöhreganlı, meşrute hareketinin büyük önderlerinin
{Setter Han, Bağır Han) mezar taşlarının yapılması
için bir kuruş harcamaya gayret etmemesine kızıyor.
Çöhreganlı, Güney Azerbaycan ekonomisinin günü
günden daha çok gerilemesinin sebebini yerli iş
adamlarının Azerbaycan'dan zorla uzaklaştırılmasında
görüyor:
"Azerbaycan'ın kendi zenginleri paraları ve
sermayelerini de alarak bölgeden uzaklaşmaya gayret
göstermektedir. Onların Azerbaycan'da kalabilmeleri
için şerait yaratılmaması bir tarafa, yönetim onların
Azerbavcan 'dan uzaklaştırılması için elinden geleni
etmektedir. Devletin resmi politikası gereği, yerli
sermayedarlar kendi fabrikalarını Tahranlıya satmak
zorunda kalıyor... "
Güney Azerbaycan'ın ekonomik sıkıntılarla
boğuşmasında bir diğer önemli sebep olarak
Çöhreganlı, meclis tarafından onaylanmış bütçe
kanununun Azerbaycan'la ilgili kısmının uygulamaya
konulmamasında görmektedir.
"Bundan dolayıdır ki, Azerbaycan 'in her 100
gencinden 50'si işsizdir. Cinayetler artmıştır.
Üniversiteyi bitiren Azerbaycan'lı gençler geçimi
kaynağını teinin etmek için, Tahran 'a yüz tutmaya
mecbur bırakılmıştır. Bu bir bakıma Günev
Azerbaycan 'ı diğer bölgelere muhtaç duruma
düşürmüş; hu bizim için hakarettir".
Çöhreganlı'yı halkın, ülkenin gergin ekonomik
sıkıntılarından daha çok Azerbaycan Türkünün milli
esarette yaşamaya mecbur bırakılması rahatsız
ediyor:
"İran 'da Pehlevi rejiminin yıkılmasında
Azerbaycanlıların oynadığı rolü tarih karşısında kimse
inkar edemez. Bizim o zaman istediğimiz rejim
değişikliği sonucu daha güzel yaşamaktı Devrimi
sonuna kadar destekledik fakat yeni rejim namluyu
bize taraf çevirdi. İsinin Devrimimle canlarını,
kanlarını ortaya koyan Azerbaycanlıların istedikleri
tek şev, edaletin temin edilmesi ve yitirilmîş
haklarına kavuşmasıydı. Fakat bunun yapılmaması
bir tarafa, rejim bize düşman kesildi. Şah zamanında
olduğu gibi, 30 milyonluk Azerbaycan Türkünün
kendi dilinden, kültüründen ve milli varlığından
soyup, ona Fars elbisesi giydirmeye çalışmaktadırlar.
Biz bu yola baş koyduk, yıllar önce namusumuza and
İçtik. 20 yıldır söylenenleri yapıyoruz. Yeter!
Azerbavcan halkı kül türünü, folklorunu, edebiyatını,
dilini, müziğini unutmak üzeredir.
Ülkemizde sayısı 150 bini bulmayan Ermeniler
Üniversitelerde kendi dillerinde eğitim görürken, 30
milyonluk bir halkın dilini okullardabile
öğrenilmesine izin verilmemesi, bir millete karşı
yapılan en büyük hakarettir ".
Çöhreganlı, İslami değerleri her şeyden üstün
tuttuklarını bütün dünyaya beyan eden Farslıların ,
İslam'ın "komşu ile iyi ilişki kurma" , "başka
milletlere saygılı olma" gibi yüce değerlerini de
ayaklar altına alınmasına kızmaktadır. Nitekim
Kuran'dan da anlaşıldığı gibi Allah ( cc ) insanlara
şöyle buyurmuştur. " Herkes kendini ve
karşısındakini tanımaya ve saygı duymaya
borçludur."
"Türk Dünyasının Yolu Tebriz'den Geçer"
Çöhreganlı. mücadelesini verdiği bu kutsal davayı
sadece Bütöv Azerbaycan coğrafyası ile sınırlı
tutmamış, aynı zamanda diplomatik temaslarıyla da
mücadelesini anlatmaya çalışmıştır Bu bağlamda
Çöhreganlı 2001 yılı Kasım ayından itibaren Avrupa
ülkelerini giderek Bütöv Azerbaycan davası
konusunda çeşitli görüşmelerde bulunmuştur. Bu
görüşmeler dizisi 2002 ayında da sürmüş Çöhreganlı
Avrupa Konseyi GenelSekreteri Valter Shvimmer'le de
görüşmüş ve Mart ayında da Azerbaycan'ı ziyaret
ederek buradaki iktidar ve muhalefet partilerinin
liderleri ile görüşmeler yapmış ve Bütöv Azerbaycan
davası için destek almıştır.
Çöhreganlı, milli davası konusunda her zaman
Türklük düşüncesini temel almış ve Türkiye'ye özel
önem atfetmiştir. İnsan haklarının günümüzde bir
gerçek haline geldiği dünyamızda en fazla Türkün
yaşadığı ikinci ülke olan İran'da 30 milyon Türkün en
basit kültürel hakları bile Fars molla rejimi tarafından
görmezden gelinmektedir. Çöhreganlı da bu
adaletsizliğin ortadan kaldırılması ve en temel insan
haklarının güvenceye alınması için mücadelesini
azimle sürdürmekte ve Türkiye'nin de bu konudaki
hassasiyetini göstermesi gerektiğine inanmaktadır.
Öte yandan Güney Azerbaycan ve Bütöv Azerbaycan
konusu Türk Dünyası'nın geleceği açısından da
stratejik önem arz etmekledir. Çöhreganlı'nın
"Azerbaycan Türk milletinin özgürlük düşüncesi"
olarak nitelendirdiği Elçibey "Türk Dünyasına giden
yol Tebriz'den geçer" gerçeğini sık sık vurgulamıştır.
Bu bakımdan Türkiye'nin Türk dünyası bağlamında da
konuya ilgi göstermesi hem insan haklan ve hem de
stratejik çıkarları bağlamında zaruri bir husustur,
Türkiye'nin Güney Azerbaycan ve Bütöv Azerbaycan
sorununun çözümüne yönelik her bir girişimi 30 bin
Türk insanının ölümüne yol açan PKK terörünün İran
ayağının ortadan kaldırılması ve çevresi tehditlerle
çevrilmiş Türkiye devletinin güney sınırlarında barış
kuşağının oluşturulması için önemli bir katkı
anlamına gelecektir.
millet !...
Bu çerçeveden uzaklaşan hiç bir topluma kurtuluş
yolu yoktur.
(Celil Memmedguluzade)
Mahmudali Çöhreganlı, 1956 yılı Güney
Azerbaycan'ın (şimdiki İran coğrafyasının güzeyi)
Şebeşer iline bağlı Çöhregan köyünde dünyaya geldi.
İlk ve orta okulunu Çöhregan ve Tesuc köyünde
tamamladıktan sonra, eğitimini Marağa Pedagoji
Merkezi'nde devam ettirdi. MPM'yi bitirir bitirmez bir
süre Öğretmenlik yapan Çöhreganlı, üniversite eğitimi
almaya karar verdi ve Tercihini Tebriz
Üniversitesi'nden yana kullandı. Tebriz Üniversitesi
Fars Dili ve Edebiyatı Fakültesindeki öğrencilik yılları
Çöhreganlı'nın milli-siyasi tefekkürünün
şekillenmesinde önemli rol oynadı. Tebriz'deki
öğrencilik yıllarında, rejimin Türkler'e karşı haksız
davranışlarını ve baskıcı-istismarcı politikasını
sadece açık bir biçimde görmekle kalmamış, aynı
zamanda milletin ıstıraplı yaşamını gerçek bir Türk
aydını olarak daha derinden kavramıştı. Fars
şovenistlerince kaleme alınmış üniversite derslik
kitaplarında Türk milli ve medeni değerlerini küçük
düşürücü satırların yer alması onu bir Azerbaycanlı
öğrenci olarak daha çok kızdırıyordu, Özellikle, "Fars
Dili ve Edebiyatı Tarihi" dersinde Fars milliyetçisi
Zabihullah Sefai'nin hazırladığı ders notlarında Türk
soylarını, tarihini, dilini, şerefini alçaltıcı sahte
bilgilerin yer alması onu aynı zamanda isyankar ruhta
terbiye etti. Çöhreganlı. üniversitede karşılaştığı her
haksız duruma ilgisini sadece tepki biçiminde ortaya
koymakla kalmamış. Azerbaycan halkının zorla
elinden alınan maddi ve manevi haklarını geri almak
için aktif olarak mücadeleye de karar vermişti.
1984 yılı, üniversiteyi başarıyla bitiren Çöhreganlı,
pedagoji dalında yüksek lisans okumaya karar verdi.
Azerbaycan'ın tarihi başkenti Tebriz'deki üniversite
yıllarında düştüğü ortam ve karşılaştığı birtakım
zorluklar Çöhreganlı'da keskin siyasi görüş ve milli
bilincin oluşmasına yardımcı olmuştu. Üniversiteli
yıllarını bitirdikten sonra, Çöhreganlı'nın İran başkenti
Tahran'da yüksek lisans eğitimi almağı zorunluluk
haline getirmesiyle o zamanlardan dikkati kendine
çekmişti. Tahran Yüksek Pedagoji Genel Dilcilik
bölümünde araştırdığı tez konusunun "Fars Dilinde
Türk Sözleri" baslığını taşıması rejimin ilgisini
çekmesinin yanı sıra, böyle bir araştırma İran
rejiminde kaleme alman ve milli değerleri içeren
ender bilimsel araştırmalardandı. Yazar, söz konusu
araştırmasıyla bir nevi yıllardır ayaklar altına alınan
Türk değerlerinin Fars medeniyeti üzerindeki etkisini
satır aralarından bilimsel bir dille anlatmaya
çalıyordu. Rejimin zorluklarına karşın Çöhreganlı
bilimsel taktik ve yöntemleri maharetle kullanarak
amacına ulaşmıştı. Çöhreganlı, yaptığı bu çalışmayla
Azerbaycan Milli Yaratıcılık Akademisi tarafından
doktora unvanına layık görülmüştür.
Şerefli Milletler Kendi İdaresi Altında Yaşarlar!
Çöhreganlı'nın girdiği hak davası uluslararası
konjonktürde kabul gören demokratik seçim ve
siyasi-içtimai mücadele yöntemleriyle başarıya
ulaşacaktı. Bir konuşmasında da söylediği gibi, Batı
ülkeleri ve ABD başta olmakla uluslararası anlayışa
göre, her millet kendi kaderini kendisi halletmelidir.
Düşünce ve davranışlarında son derece keskin ve sert
olmasına karşın, Çöhreganlı, İran'ın toprak bütünlüğü
çerçevesinde demokratik reformların
gerçekleştirilmesinden yanadır. Sert çıkışları ile ilk
bakışta devrimci lider imajını sergilese de, reform ve
yeniliklerin demokratik ilkeler ve İran Anayasası
kanunlarına dayandırılmasını savunmaktadır.
Kendisinin de her fırsatta dile getirdiği gibi,
parlamento seçimlerine gösterdiği ilgi de buradan
kaynaklanmaktadır. Çöhreganlı'ya göre, "İran'da
yaşayan Azerbaycan Türk'ü_kendi milli-medeni
hakları uğrunda mücadelesinin sonucunda en azından
federasyon seviyesinde bağımsızlık elde etmelidir.
Amaca ulaşmak için izlenecek yol, İran'da demokrasi
uğrunda mücadeleden geçmektedir".
Parlamento seçimleri öncesi "Eğer, milletvekili
seçilirsem, parlamentoya Setterhan'ın ayakkabılarını
giyerek gidereceğim" şeklinde açıklamalarda
bulunması, Çöhreganlı'nın milletvekili kürsüsünden
demokratik yollarla vereceği savaşın boyutuna işaret
ediyordu. O, İran İslam Cumhuriyeti Anayasası'nda
yer alan insan hakları ile ilgili maddelerin İran'ın
bütün halklarına, özellikle Azerbaycan Türklerine
gerçekten verilmesini; İran'da demokratik reformların
gerçekleştirilmesi ve insan haklarının
çiğnenmemesini; Güney Azerbaycan'ın İran'ın
ekonomik sömürüsünden kurtulmasını ve milli
değerlerin yaşatılmasını; Güney Azerbaycan'da Türk
dilinin de resmen kullanılmasını, bu dilde eğitime izin
verilmesini; Azerbaycan'ın tarihi topraklarına
kavuşmasını savunmaktadır.
Bir Milletin Namusu Ayaklar Altına Alınmışsa, Onun
Uğrunda Son Damla Kanına Kadar Savaşması, O
Milletin Her Bir Evladının Şerefi Ve Borcudur!
Metin iradeli bir Türk aydını ve siyasetçisi derin zeka
ve mantıklı düşünceleriyle İran Türklerini
büyülemişti.. Fars şovenizmi. Güney Azerbaycan
Türklerinin lideri olan bu genç alimi bir an önce
aradan götürmek, milletin konuşan dilini, düşünen
beynini, gören gözlerini mahvetmek kararını almıştı.
Çöhreganlı, İran çerçevesinde Azerbaycan Türklerinin
milli ve medenî haklarının elde edilmesi uğruna açık
siyasi sahnede demokratik mücadelesini ilk kez 1996
yılı. İran parlamento seçimleri esnasında verdi.
Tebriz'den milletvekili adaylığını koyan
Çöhreganlı'nın 350 bin seçmenin desteğini alması
yönetimi ciddi bir biçimde kaygılandırmıştı.
Tebrizlilerin sempatisini beklenenden daha fazla
almıştı ve rejim buna tepkisiz kalamazdı. Çöhreganlı
insanlık ve demokratik ilkelerle bağdaşmayan
yöntemlerle seçimlerden uzaklaştırılmış ve bu da
yetmiyormuş gibi. suçlanarak hapse atılmıştı, içeride
insanlık dışı muamelelere maruz kalan Çöhreganlı'nın
beyin kanaması geçirmesi uğradığı işkencelerin
psikolojik boyutunu zaten kendiliğinden ortaya
koymaktaydı.
Güney Azerbaycan Sorunu, Azerbaycan'ın "Milli
Namus " Meselesidir
Gördüğü bunca ıstırap ve baskıya rağmen, kararlıydı,
hapishanede mücadeleye devam edeceğine yemin
etmişti. Nitekim., yaptığı her konuşmasında söylediği
gibi. "bir milletin namusu ayaklar altına alınmışsa,
onun uğrunda son damla kanına kadar savaşması, o
milletin her bir evladının şerefi ve borcudur." 1999
yılı, yerel yönetim seçimlerinde ikinci kez,
demokratik yollarla şansını deneyen Çöhreganlı , İran
rejimi tarafından insan hakları ve demokratik ilkelerin
bir daha çiğnenmesi sonucu zorla seçimlerden
uzaklaştırılmış ve seçimleri kazanmasına bir türlü izin
verilmemişli. ABD Dışişleri tarafından İnsan Haklan ile
ilgili son değerlendirme raporunda da belirtildiği gibi,
"İran'da yasayan Azerbaycan Türklerinin milli-medeni
hakları rejim tarafından çiğnenmiş. Güney
Azerbaycan Milli Uyanış Hareketi lideri M. Çöhraganlı
ve kendisiyle beraber onlarla günahsız insan haksız
gerekçelerle tutuklanmıştı. İran yönetiminin
Çöhreganlı'yı tutuklamakta güttüğü politika ise, onu
2000 yılında yapılacak parlamento seçimlerden
uzaklaştırmaktı". Tebriz'de halkının sempatisini
kazanan birisinin sahte bahanelerle seçimlere
alınmaması Güney Azerbaycan'da yüzlerce milli
düşünce sahibi aydının seçimlere sokulmaması İran
rejiminin mahiyetinin göstergesiydi.
Millete İhanet Etmek Namusa İhanet Etmek Gibidir,
Hatta Namusa ihanet Etmek Millete İhanet Etmekten
Daha Şereflidir!
Çöhreganlı, 20. Yüzyılda Güney Azerbaycan
Türklerinin yetiştirdiği Setler Han, Mehmet Hiyabani,
Seyit Cefer Pişeveri gibi bağımsızlık mücahitlerinin
gerçek anlamda devamcısıdır. Selefleri gibi
Çöhreganlı'da Azerbaycan davası uğruna sonuna
kadar mücadele edeceğine ve bu yoklan
dönmeyeceğine yemin etmiş gerçek bir kahramandır.
"Şerefli milletler kendi idaresi altında yaşamalı"
deyen Çöhreganlı verdiği savaşın "Azerbaycan'ın Milli
Namus" meselesi olduğuna inanıyor. Yaptığı ekser
konuşmasında da dile getirdiği gibi, o Azerbaycan
Türküne onun hukuklarını gerekli yöntemlerle sona
kadar savunacağına and içmiştir". Ona göre, "Millete
ihanet etmek namusa ihanet etmek gibidir, hatta
namusa ihanet etmek millete ihanet etmekten daha
şereflidir".
"Milli Namus" derken Çöbreganlı gerçek anlamda
neyi kast ediyor Buradan anlaşılması gereken ilk
nokta. Tahran rejiminin Güney Azerbaycan Türklerinin
milli değerleri ve duygularının ayaklar altına
alınmasıdır. Milli Namus kavramının üzerindeki bîr
değerlendirmesinde şöyle diyor:
"Milli namusumuz, geçmişimiz, şehitlerimiz,
tarihimiz, kültürümüz, edebiyatımızdır. Bizim milli
namusumuz ayaklar altına alınmıştır. Bu namus
yalnız benim değil, 40 milyonluk Azerbaycan
halkınındır ".
Tebriz'de insan haklan bayrağı diken Çöhreganlı,
bugün Güney Azerbaycan halkının Milli Uyanış
Hareketinin gerçek lideridir. "Nevid-e Azerbaycan"
gazetesinde yer alan bir röportajında Çöhreganlı,
kendisine karşı yapılan baskıların ve saldırıların
gerçek anlamda Güney Azerbaycan Türkünün milli
bilincine karşı saldırı olarak görmekteydi.
Toprak Şeref Ve Namus Meselesidir. Bu Namusun
Hangi Coğrafi Mekanda Olması Fark Etmez, Giden
Milletten, Topraktan Gider!
Güney Azerbaycan'ın ekonomik sıkıntılarını da sık sık
dile getiren Çöhreganlı, İran bütçesine en çok vergi
ödeyen halkın Türkler olmasına karşın en çok
ekonomik sıkıntı çeken halkın da Azerbaycanlılar
olduğu kanaatinde. Çöhreganlı, Azerbaycan'da milli-
medeni değerler üzerinde gerçekleştirilen
asimilasyon sürecinin daha çok rejimin ekonomik
sömürgecilik politikası ile ilişkili olduğunu
belirtmekte ve milletin parasının rejimin yanlış
politikası gereği Fars kökenli Taciklere
harcanmasından yakınmaktadır. İran yönetimini
Azerbaycan'ın tarihi abidelerini uçurmakla suçlayan
Çöhreganlı, meşrute hareketinin büyük önderlerinin
{Setter Han, Bağır Han) mezar taşlarının yapılması
için bir kuruş harcamaya gayret etmemesine kızıyor.
Çöhreganlı, Güney Azerbaycan ekonomisinin günü
günden daha çok gerilemesinin sebebini yerli iş
adamlarının Azerbaycan'dan zorla uzaklaştırılmasında
görüyor:
"Azerbaycan'ın kendi zenginleri paraları ve
sermayelerini de alarak bölgeden uzaklaşmaya gayret
göstermektedir. Onların Azerbaycan'da kalabilmeleri
için şerait yaratılmaması bir tarafa, yönetim onların
Azerbavcan 'dan uzaklaştırılması için elinden geleni
etmektedir. Devletin resmi politikası gereği, yerli
sermayedarlar kendi fabrikalarını Tahranlıya satmak
zorunda kalıyor... "
Güney Azerbaycan'ın ekonomik sıkıntılarla
boğuşmasında bir diğer önemli sebep olarak
Çöhreganlı, meclis tarafından onaylanmış bütçe
kanununun Azerbaycan'la ilgili kısmının uygulamaya
konulmamasında görmektedir.
"Bundan dolayıdır ki, Azerbaycan 'in her 100
gencinden 50'si işsizdir. Cinayetler artmıştır.
Üniversiteyi bitiren Azerbaycan'lı gençler geçimi
kaynağını teinin etmek için, Tahran 'a yüz tutmaya
mecbur bırakılmıştır. Bu bir bakıma Günev
Azerbaycan 'ı diğer bölgelere muhtaç duruma
düşürmüş; hu bizim için hakarettir".
Çöhreganlı'yı halkın, ülkenin gergin ekonomik
sıkıntılarından daha çok Azerbaycan Türkünün milli
esarette yaşamaya mecbur bırakılması rahatsız
ediyor:
"İran 'da Pehlevi rejiminin yıkılmasında
Azerbaycanlıların oynadığı rolü tarih karşısında kimse
inkar edemez. Bizim o zaman istediğimiz rejim
değişikliği sonucu daha güzel yaşamaktı Devrimi
sonuna kadar destekledik fakat yeni rejim namluyu
bize taraf çevirdi. İsinin Devrimimle canlarını,
kanlarını ortaya koyan Azerbaycanlıların istedikleri
tek şev, edaletin temin edilmesi ve yitirilmîş
haklarına kavuşmasıydı. Fakat bunun yapılmaması
bir tarafa, rejim bize düşman kesildi. Şah zamanında
olduğu gibi, 30 milyonluk Azerbaycan Türkünün
kendi dilinden, kültüründen ve milli varlığından
soyup, ona Fars elbisesi giydirmeye çalışmaktadırlar.
Biz bu yola baş koyduk, yıllar önce namusumuza and
İçtik. 20 yıldır söylenenleri yapıyoruz. Yeter!
Azerbavcan halkı kül türünü, folklorunu, edebiyatını,
dilini, müziğini unutmak üzeredir.
Ülkemizde sayısı 150 bini bulmayan Ermeniler
Üniversitelerde kendi dillerinde eğitim görürken, 30
milyonluk bir halkın dilini okullardabile
öğrenilmesine izin verilmemesi, bir millete karşı
yapılan en büyük hakarettir ".
Çöhreganlı, İslami değerleri her şeyden üstün
tuttuklarını bütün dünyaya beyan eden Farslıların ,
İslam'ın "komşu ile iyi ilişki kurma" , "başka
milletlere saygılı olma" gibi yüce değerlerini de
ayaklar altına alınmasına kızmaktadır. Nitekim
Kuran'dan da anlaşıldığı gibi Allah ( cc ) insanlara
şöyle buyurmuştur. " Herkes kendini ve
karşısındakini tanımaya ve saygı duymaya
borçludur."
"Türk Dünyasının Yolu Tebriz'den Geçer"
Çöhreganlı. mücadelesini verdiği bu kutsal davayı
sadece Bütöv Azerbaycan coğrafyası ile sınırlı
tutmamış, aynı zamanda diplomatik temaslarıyla da
mücadelesini anlatmaya çalışmıştır Bu bağlamda
Çöhreganlı 2001 yılı Kasım ayından itibaren Avrupa
ülkelerini giderek Bütöv Azerbaycan davası
konusunda çeşitli görüşmelerde bulunmuştur. Bu
görüşmeler dizisi 2002 ayında da sürmüş Çöhreganlı
Avrupa Konseyi GenelSekreteri Valter Shvimmer'le de
görüşmüş ve Mart ayında da Azerbaycan'ı ziyaret
ederek buradaki iktidar ve muhalefet partilerinin
liderleri ile görüşmeler yapmış ve Bütöv Azerbaycan
davası için destek almıştır.
Çöhreganlı, milli davası konusunda her zaman
Türklük düşüncesini temel almış ve Türkiye'ye özel
önem atfetmiştir. İnsan haklarının günümüzde bir
gerçek haline geldiği dünyamızda en fazla Türkün
yaşadığı ikinci ülke olan İran'da 30 milyon Türkün en
basit kültürel hakları bile Fars molla rejimi tarafından
görmezden gelinmektedir. Çöhreganlı da bu
adaletsizliğin ortadan kaldırılması ve en temel insan
haklarının güvenceye alınması için mücadelesini
azimle sürdürmekte ve Türkiye'nin de bu konudaki
hassasiyetini göstermesi gerektiğine inanmaktadır.
Öte yandan Güney Azerbaycan ve Bütöv Azerbaycan
konusu Türk Dünyası'nın geleceği açısından da
stratejik önem arz etmekledir. Çöhreganlı'nın
"Azerbaycan Türk milletinin özgürlük düşüncesi"
olarak nitelendirdiği Elçibey "Türk Dünyasına giden
yol Tebriz'den geçer" gerçeğini sık sık vurgulamıştır.
Bu bakımdan Türkiye'nin Türk dünyası bağlamında da
konuya ilgi göstermesi hem insan haklan ve hem de
stratejik çıkarları bağlamında zaruri bir husustur,
Türkiye'nin Güney Azerbaycan ve Bütöv Azerbaycan
sorununun çözümüne yönelik her bir girişimi 30 bin
Türk insanının ölümüne yol açan PKK terörünün İran
ayağının ortadan kaldırılması ve çevresi tehditlerle
çevrilmiş Türkiye devletinin güney sınırlarında barış
kuşağının oluşturulması için önemli bir katkı
anlamına gelecektir.
