Doğuş Pertez
Emekli Yönetici
Bilge Kağan anıtı II
BİLGE KAĞAN İÇİN ANIT II
Ben, <<Gök Tanrı>> gibi gök'te yaratılmış, <<Türk Bilge Kağan'ım!>>Türk Ulusu,
sesimi sonsuzluğa kadar işit!Benden sonra gelen küçük kardeş ve yeğenlerim,
Oğullarım, bütün soyum, sağdaki <<Şadapıt>> Beğleri, soldaki <<Tarkanlar>>,
<<Buyruk Beğleri>>, <<Otuz Tatar>> <<Dokuz Oğuz Beğleri>> Sözlerimi iyice
işitin, yürekten dinleyin!Doğu'da, Gündoğusuna, Güneyde Günortasına, Kuzey'de
Geceortasına dek ülkelerde yaşayan tüm Ulus'lar benim egemenliğim altındadır.
Bunca ülkeleri, ben, egemenliğimize kattım.Uluslar arasındaki anlaşmazlıkları,
ben, giderdim.Türk Kağan, başkent <<Ötüken>> de, tahtında oturur, ülkeyi oradan
yönetirse, düzen bozulmaz.Ben, bugüne kadar çok sefere çıktım. Doğu'da
<<Şantuk>> Ovasına, Güney'de <<Dokuz Ersin'e>> ulaştım. Denize ve Tibet'e hiç
erişmedim. Batı'da <<İnci Irmağı'nı>> geçerek <<Demirkapı'ya>>, Kuzey'de
<<Bayırku'ya>> kadar olan bunca yerleri, ülkeme kattım.Türk Ulusunu bir araya
getirdim, Yücelttim. Geniş ülkemi buradan yönetmek için <<Ötüken'i>> başkent
yaptım.Çinlilerle savaşa ara verdim. Barış yaptım. Çinliler, Altun, Gümüş, İpek
ve Darı gibi değerli malları kolaylıkla ve çoklukla verirler. Yüzleri güzel,
sözleri tatlıdır. Onlar güleryüzle ve tatlı sözlerle yaklaşır, değerli
armağanlar verir, önce kişileri, sonra Ulus'ları tutsak ederler. Onlar, nice
Türk halkını, böyle kandırdılar. İnanıp kanan ve bu yüzden böylesi tuzaklara
düşen pek çok Türk yokoldu. Egemenlikleri, Kağan'lıkları, Ulusları, yıkılıp
gitti. Çin güzellerine, Çin armağanlarına kapılan bir takım hainler, Türk
Ulusunun içine fesat soktular, Ulus bölündü, çok Türk yokoldu. Düşmanın dost
görünen yumuşak yüzüne, tatlı sözlerine, armağanlarına gene kanacak olursan, Ey,
Türk Ulusu, yokolacaksın!Ülkende birliğini korursan, yaşayacaksın.Ey, Türk
Ulusu!Tutsaksan özgür, yoksulsan varlıklı, çıplaksan giyimli olacaksın. Yeter
ki, düşmanlarına kanma! Yeter ki, birliğini bozma!Niçin yenik düştüğünü, niçin
tutsak olduğunu bilmelisin ve hiç unutmamalısın! Ancak o zaman, bir daha öyle
olmamayı başaracaksın!Türk ulusunun birliğini ve yücelmesini isteyen ülkü'lü
Kağanlarını dinlemedin, Öğütlerine önem vermedin, buyruklarına ilgisiz kaldın.
Seni yoketmek, seni tutsak etmek isteyen düşmanlarına inandın. İşte, bu yüzden
benliğini, ve tüm gücünü yitirdin. Bitkin düştün. Sen, tüm Ulusça böylesine
şaşkın ve dağılmış olarak ayakta gezen ölüler örneğince güçsüzlük içinde
tükenirken, Tanrı istediği için ve kendim Türk ulusunu kurtarmak için, Kağan'lık
tahtına oturdum.Dağılmış Ulusumu topladım, yoksul düşmüş halkımı varlıklı
kıldım.Türk birliğini korumak, ülküm ve amac'ımdı. Tüm Türkleri
birleştirdim.<<Budun'u>> Ulus yaptım.Ey, Türk Ulusu, işittin!Yıkılmış ve
yokolmak üzere olan ulusumun dirilerek, yeniden, nasıl varolduğunu, ben, bu taşa
yazdım.Yanılıp, düşmanı dost saydığında nasıl tutsak olduğunu, yazdım. Bu taşa
yazılanları okuyarak tüm gerçekleri öğrenin, bilin!Şimdiki Türk Ulusu!Seni
yıkmak, seni yoketmek için, var güçleriyle çaba harcayan düşmanlarına aldanıp
yanılmamalısın!Ben, bu taşı yaptırmak için Çin'den sanatçılar getirttim.
Nakışlar yaptırttım.Çin imparatoru benim sözümü kıramadı, isteğimi yerine
getirdi. Kendi sarayının en usta sanatçılarını gönderdi. Burada, ayrı bir
<<Bark>> yaptırttım. İçine, dışına nakış vurdurttum. Taşlar yontturttum.
Üzerlerine gördüklerimi, düşündüklerimi yazdırttım.<<Onok>> Oğulları, tüm
Uluslar ve yabancılar, bu taşları görüp okusunlar!Bu çorak yerde, ben, bu Anıtı
yaptırttım ve yazdırttım.
BİLGE KAĞAN ANITININ KUZEY YÖNÜ III
Babam ve amcam, Kağan olup tahta oturduklarında dört bir yandaki halkları,
Kağan'lıkları, birleştirip ülke'yi ve düzen'i yücelttiler.Kağan olup tahta
oturduğumda, ben de öyle yaptım.<<Türgiş>> Kağan'a kızımı, Yüce bir törenle
gelin verdim. Ve Türgiş Kağan'ın kızını, oğluma gelin aldım.Başlılara
başeğdirdim, dizlilere diz çöktürdüm.<<Gök ve yer Tanrıları>> buyruğunca,
ulusumu, o vakte dek gözünün görmediği, kulağının işitmediği ülkelere kadar
götürdüm.İleri'de, Gündoğusuna, beri'de Günortasına, geri'de günbatısına,
yukarı'da geceortasına dek götürdüm. Altın'ın sarı'sını, gümüşün beyazını,
ipeğin katıksızını, darının ekimliğini, Atın, aygırın, karakakımların,
Göksincapların en iyilerini, Türklerime, kazandırdım, ulusumu kaygusuz kıldım.
BİLGE KAĞAN ANITININ DOĞU YÖNÜ IV
Ben, <<Gök Tanrı>> gibi gökte yaratılmış, <<Türk Bilge Kağan'ım!>>Sözlerimi
işitin, babam <<Türk İlteriş Kağan>>, Soy'um, <<Dokuz Oğuzlar>>dır. <<Türk
Tanrısı>> Beni, ulusum için, hükümdar kıldı. Tahta oturduğumda, yokolacak kadar
yıkılmış olan Türk halkı öylesine sevindi ki, bükülmüş boyunları üstünde
önlerine düşmüş başları yeniden yukarı kalktı. İşte, ben öyle bir zamanda tahta
oturdum.Ulusum için yararlı yasalar yaparak, dört bir yöndeki toplumları
yönettim. 17 yaşımda; <<Tangut>> lara karşı sefer ettim. Tüm kuvvetlerini
bozguna uğrattım. Oğullarını, kadınlarını tutsak ettim. At sürülerini, mallarını
aldım. 18 yaşımda; <<Çub-Suğdak>> lara karşı sefere çıktım. Onların da tüm
güçlerini yok ettim. Çinli general <<Ong-Tutuk>> elli bin askerle geldi.
<<iduk>> başında savaştık. O, Çin ordusunu, orada yenik düşürdüm. <<iduk-Kut>>
ve <<Basmiller>> benim soyumdan, Türk ulusundandılar. 20 yaşımda; onlara karşı
sefer ettim. Tüm halkını ve ülkelerini egemenliğimize kattım. 22 yaşımda;
Çinli'lere savaş açtım. <<Çaça-Sengün>> ün 80 bin erlik ordusuyla savaştık. O,
orduyu, o savaş meydanında yokettik. 26 yaşımda; <<Çikler>>, <<Kırgızlar>>'la
bir olup, bize düşman oldular. <<Kem>> Irmağını aşarak Çik'lere karşı sefer
ettim. Ordularımız <<Örpen'de>> karşılaştı. Düşman erlerini mızraktan geçirdik.
Orduları yenik düştü. Ülkelerini ve halklarını egemenliğimize kattım. 27
yaşımda; gene Kırgız'lara karşı sefer ettim. <<Gökmen>> ormanında <<Kırgız>>
ordusunu uykuda bastırdık. Kağan'ı ile <<Sunga>> ormanında savaştık. Kağan'ı
öldürdük, ülkesini aldık. O yıl, <<Türgişlere>> karşı da sefere çıktım. <<Altun
ormanını>> aştık. <<irtiş Irmağını>> geçerek <<Türgiş>> ordusunu bastırdık.
Savaş <<Bolçu>> da oldu.<<Türgiş Kağan'ı>> ordusunun başındaydı. O, ordu, ateş
ve su gibi üstümüze geliyordu. Ama, zafer gene bizim oldu. <<Kağan'ı>> ve
<<Yabgu'sunu>> ve <<Şad'ını>>, orada öldürdük. Onların ülkesini ve halkını da
egemenliğimize kattık. 30 yaşımda; <<Beş Balığa>> sefer ettim. 6 kez savaştık.
31 yaşımda özgür, egemen ve bağımsız yaşayan <<Karluklar>> bize düşman olup,
savaş açtılar. <<Tamag-idük>> başında savaşa girdik. Zafer gene bizim oldu.
<<Karluk>> halkı yokoldu. Sağ kalanları başeğdi.<<Dokuz Oğuzlar>> benim
soyumdandılar. Ama, <<Gök ve yer Tanrıları>> nasıl birbirine düşman olursa,
onlar da öyle oldu. <<Dokuz Oğuzlarla>> bir yılda dört kez savaştık. En ilki,
<<Toğu-Balık>> ta oldu. <<Toğla Irmağını>> yüzerek geçip ordusunu yokettik. Bizi
yoketmek için saldıran düşmanın yenik düşmesi, benim Türklerime canlılık verdi.
Yeniden güçlenip dirildiler. <<Tongra-Yılpagut>> adlı bir kabileyi
Tonga-Tiğin'in cenazesinde kılıçladık. <<Dokuz Oğuzlarla>> dördüncü savaşı,
<<Ezgenti Kadaz'da> yaptık. Düşmanı püskürttük. <<Amga Kalasında>> kışı
geçirirken salgın hastalık çıktı. İlkbaharla sefere çıktık. Birinci ordu
dışarıda, ikinci ordu yurdumuzdaydı. <<Oğuzların>> üç ordusu bize karşı hücuma
geçti. Bizi yenik, düşürüp tutsak etmek istiyordu. <<Oğuz>> ordusu'nun biri
savaşırken, öteki ordu, yurdumuzda yağma ve talan yapıyordu. Biz az'dık,
güçsüzdük. Ama, Tanrı bize güç verdi. Düşman oğuzları yendik, perişan ettik.
Ben, tahta çıktığımda, durup dinlenmeden, gece ve gündüz çalışmasaydım, <<Türk
ulusu>> yokolacaktı.Ey, Türk ulusu, bu gerçekleri işitin, bilin!<<Dokuz
Oğuzlarla>> <<Dokuz Tatarlar>> birleşip yeniden saldırdılar. İki büyük savaş
sonunda orduları gene yenik düştü. Sağ kalanlar yurtlarını bırakıp Çin'e
göçtüler. Sonra, yeniden yurt edinmek için dönüp geri geldiler. Çin'de
kalanların adları ve kendileri, silinip yokoldular. Ben, Kağan olduğumda, <<Türk
ulusunu>> yüceltmek için çalıştım <<Uygurların Eltebirleri>> yüz kadar er ile
Doğuya gittiler. O Türkler yoksul düşmüştü, yiyecek kıttı. 34 yaşımdayken;
Çin'lilere sığıntı olmaya kalkışan <<Oğuz'lara>> savaş açtım. Onları tutsak
ettim. <<Tatabı'lar>> Çinlilere sığındı. Ordusu benim egemenliğime katıldı.
<<Kadırkan>> bölgesini onlara, vatan yaptım. Güney'de yeniden başkaldıran
Karluk'lara <<Tudun-Yamatarı>> gönderdim. Korkup kaçtılar.Ordunun başında
olarak, geceli gündüzlü 7 gün yürüdüm. Erlerim ve ben, 7 gün susuz kaldık.
Savaşın ilk gününde Çin'lilerin 17 bin atlı askerini yokettik. Bir gün sonra,
tüm yaya erlerini yokettik. 39 yaşımdaydım. İlkbaharda <<Tatabı'lara>> karşı
sefer ettim. Ordularını yenilgiye uğrattım. Korkusuz, yiğit komutanlarını
öldürüp onlar için <<Taş>> diktim. 50 yaşımda, <<Kıtan'lar>> ve <<Tatabı'larla>>
savaştım. <<Ku-Sengün>> ün komutasında 40 bin erlik bir ordu bize hücum etti.
<<Töngkes>> dağında savaştık. Düşman ordusunun 30 bin erini yokettik. Ben 19 yıl
<<Şad>> olup, yurdumu yönettim. 31 yıl <<Tiğin>> oldum.<<Türklerimi>>, tüm
Ulusumu yüceltmek için, onlara yararlı olmak için çalıştım.Babam Kağan; <<it
yılının 10 uncu ayında, 27. günde>> uçup gitti. <<Domuz yılının 5. ayında, 27
günde <<Yuğ>> yaptırdım. <<Bukağ-Tutuk>> ve <<Lisün-Tay-Sengün>> 500 kişiyle
beraber geldiler. Koku'luk, Altun ve Gümüş getirdiler. Bunca kavimler saçlarını,
kulaklarını kestiler. İyi cins atlarını, karakakımlarını, Gök sincaplarını
armağan verdiler.Ben, <<Gök Tanrı>> gibi gökte yaratılmış, <<Türk Bilge
Kağanım>> Ben, söylüyorum!Babam, <<Türk Bilge ilteriş Kağan>>, Tahta
oturduğunda, şimdiki Türk Beğ'leri, sonra <<Tarduş Beğ'leri>>, <<Kül-Çurlar>>,
soylu <<Şadapıt Beğleri>>, önde, <<Tölis Beğleri>>, <<Apa-Tarkanlar>>
<<Tonyukuk>>, <<Bağa-Tarkan>>, <<Buyruklar>>, <<İç Buyruklar>>,
<<Sebeg-Kül-irkiz>> ve soylu kişileriyle Buyrukları ve bunca şimdiki Beğler,
Babam Kağan'ın Tahta çıkışında, varıp diz çöktüler.(<<Türk Bilge Kağan>>
Anıtını, ben Yuluğ-Tigin, yazdım. Bunca Bark'ını, süslemeleri ve heykelleri,
ben, Kağan'ın kızkardeşinin oğlu, Yuluğ-Tiğin, bir ay dört gün oturup
nakşettirdim ve yaptırttım.)
Ben, <<Gök Tanrı>> gibi gök'te yaratılmış, <<Türk Bilge Kağan'ım!>>Türk Ulusu,
sesimi sonsuzluğa kadar işit!Benden sonra gelen küçük kardeş ve yeğenlerim,
Oğullarım, bütün soyum, sağdaki <<Şadapıt>> Beğleri, soldaki <<Tarkanlar>>,
<<Buyruk Beğleri>>, <<Otuz Tatar>> <<Dokuz Oğuz Beğleri>> Sözlerimi iyice
işitin, yürekten dinleyin!Doğu'da, Gündoğusuna, Güneyde Günortasına, Kuzey'de
Geceortasına dek ülkelerde yaşayan tüm Ulus'lar benim egemenliğim altındadır.
Bunca ülkeleri, ben, egemenliğimize kattım.Uluslar arasındaki anlaşmazlıkları,
ben, giderdim.Türk Kağan, başkent <<Ötüken>> de, tahtında oturur, ülkeyi oradan
yönetirse, düzen bozulmaz.Ben, bugüne kadar çok sefere çıktım. Doğu'da
<<Şantuk>> Ovasına, Güney'de <<Dokuz Ersin'e>> ulaştım. Denize ve Tibet'e hiç
erişmedim. Batı'da <<İnci Irmağı'nı>> geçerek <<Demirkapı'ya>>, Kuzey'de
<<Bayırku'ya>> kadar olan bunca yerleri, ülkeme kattım.Türk Ulusunu bir araya
getirdim, Yücelttim. Geniş ülkemi buradan yönetmek için <<Ötüken'i>> başkent
yaptım.Çinlilerle savaşa ara verdim. Barış yaptım. Çinliler, Altun, Gümüş, İpek
ve Darı gibi değerli malları kolaylıkla ve çoklukla verirler. Yüzleri güzel,
sözleri tatlıdır. Onlar güleryüzle ve tatlı sözlerle yaklaşır, değerli
armağanlar verir, önce kişileri, sonra Ulus'ları tutsak ederler. Onlar, nice
Türk halkını, böyle kandırdılar. İnanıp kanan ve bu yüzden böylesi tuzaklara
düşen pek çok Türk yokoldu. Egemenlikleri, Kağan'lıkları, Ulusları, yıkılıp
gitti. Çin güzellerine, Çin armağanlarına kapılan bir takım hainler, Türk
Ulusunun içine fesat soktular, Ulus bölündü, çok Türk yokoldu. Düşmanın dost
görünen yumuşak yüzüne, tatlı sözlerine, armağanlarına gene kanacak olursan, Ey,
Türk Ulusu, yokolacaksın!Ülkende birliğini korursan, yaşayacaksın.Ey, Türk
Ulusu!Tutsaksan özgür, yoksulsan varlıklı, çıplaksan giyimli olacaksın. Yeter
ki, düşmanlarına kanma! Yeter ki, birliğini bozma!Niçin yenik düştüğünü, niçin
tutsak olduğunu bilmelisin ve hiç unutmamalısın! Ancak o zaman, bir daha öyle
olmamayı başaracaksın!Türk ulusunun birliğini ve yücelmesini isteyen ülkü'lü
Kağanlarını dinlemedin, Öğütlerine önem vermedin, buyruklarına ilgisiz kaldın.
Seni yoketmek, seni tutsak etmek isteyen düşmanlarına inandın. İşte, bu yüzden
benliğini, ve tüm gücünü yitirdin. Bitkin düştün. Sen, tüm Ulusça böylesine
şaşkın ve dağılmış olarak ayakta gezen ölüler örneğince güçsüzlük içinde
tükenirken, Tanrı istediği için ve kendim Türk ulusunu kurtarmak için, Kağan'lık
tahtına oturdum.Dağılmış Ulusumu topladım, yoksul düşmüş halkımı varlıklı
kıldım.Türk birliğini korumak, ülküm ve amac'ımdı. Tüm Türkleri
birleştirdim.<<Budun'u>> Ulus yaptım.Ey, Türk Ulusu, işittin!Yıkılmış ve
yokolmak üzere olan ulusumun dirilerek, yeniden, nasıl varolduğunu, ben, bu taşa
yazdım.Yanılıp, düşmanı dost saydığında nasıl tutsak olduğunu, yazdım. Bu taşa
yazılanları okuyarak tüm gerçekleri öğrenin, bilin!Şimdiki Türk Ulusu!Seni
yıkmak, seni yoketmek için, var güçleriyle çaba harcayan düşmanlarına aldanıp
yanılmamalısın!Ben, bu taşı yaptırmak için Çin'den sanatçılar getirttim.
Nakışlar yaptırttım.Çin imparatoru benim sözümü kıramadı, isteğimi yerine
getirdi. Kendi sarayının en usta sanatçılarını gönderdi. Burada, ayrı bir
<<Bark>> yaptırttım. İçine, dışına nakış vurdurttum. Taşlar yontturttum.
Üzerlerine gördüklerimi, düşündüklerimi yazdırttım.<<Onok>> Oğulları, tüm
Uluslar ve yabancılar, bu taşları görüp okusunlar!Bu çorak yerde, ben, bu Anıtı
yaptırttım ve yazdırttım.
BİLGE KAĞAN ANITININ KUZEY YÖNÜ III
Babam ve amcam, Kağan olup tahta oturduklarında dört bir yandaki halkları,
Kağan'lıkları, birleştirip ülke'yi ve düzen'i yücelttiler.Kağan olup tahta
oturduğumda, ben de öyle yaptım.<<Türgiş>> Kağan'a kızımı, Yüce bir törenle
gelin verdim. Ve Türgiş Kağan'ın kızını, oğluma gelin aldım.Başlılara
başeğdirdim, dizlilere diz çöktürdüm.<<Gök ve yer Tanrıları>> buyruğunca,
ulusumu, o vakte dek gözünün görmediği, kulağının işitmediği ülkelere kadar
götürdüm.İleri'de, Gündoğusuna, beri'de Günortasına, geri'de günbatısına,
yukarı'da geceortasına dek götürdüm. Altın'ın sarı'sını, gümüşün beyazını,
ipeğin katıksızını, darının ekimliğini, Atın, aygırın, karakakımların,
Göksincapların en iyilerini, Türklerime, kazandırdım, ulusumu kaygusuz kıldım.
BİLGE KAĞAN ANITININ DOĞU YÖNÜ IV
Ben, <<Gök Tanrı>> gibi gökte yaratılmış, <<Türk Bilge Kağan'ım!>>Sözlerimi
işitin, babam <<Türk İlteriş Kağan>>, Soy'um, <<Dokuz Oğuzlar>>dır. <<Türk
Tanrısı>> Beni, ulusum için, hükümdar kıldı. Tahta oturduğumda, yokolacak kadar
yıkılmış olan Türk halkı öylesine sevindi ki, bükülmüş boyunları üstünde
önlerine düşmüş başları yeniden yukarı kalktı. İşte, ben öyle bir zamanda tahta
oturdum.Ulusum için yararlı yasalar yaparak, dört bir yöndeki toplumları
yönettim. 17 yaşımda; <<Tangut>> lara karşı sefer ettim. Tüm kuvvetlerini
bozguna uğrattım. Oğullarını, kadınlarını tutsak ettim. At sürülerini, mallarını
aldım. 18 yaşımda; <<Çub-Suğdak>> lara karşı sefere çıktım. Onların da tüm
güçlerini yok ettim. Çinli general <<Ong-Tutuk>> elli bin askerle geldi.
<<iduk>> başında savaştık. O, Çin ordusunu, orada yenik düşürdüm. <<iduk-Kut>>
ve <<Basmiller>> benim soyumdan, Türk ulusundandılar. 20 yaşımda; onlara karşı
sefer ettim. Tüm halkını ve ülkelerini egemenliğimize kattım. 22 yaşımda;
Çinli'lere savaş açtım. <<Çaça-Sengün>> ün 80 bin erlik ordusuyla savaştık. O,
orduyu, o savaş meydanında yokettik. 26 yaşımda; <<Çikler>>, <<Kırgızlar>>'la
bir olup, bize düşman oldular. <<Kem>> Irmağını aşarak Çik'lere karşı sefer
ettim. Ordularımız <<Örpen'de>> karşılaştı. Düşman erlerini mızraktan geçirdik.
Orduları yenik düştü. Ülkelerini ve halklarını egemenliğimize kattım. 27
yaşımda; gene Kırgız'lara karşı sefer ettim. <<Gökmen>> ormanında <<Kırgız>>
ordusunu uykuda bastırdık. Kağan'ı ile <<Sunga>> ormanında savaştık. Kağan'ı
öldürdük, ülkesini aldık. O yıl, <<Türgişlere>> karşı da sefere çıktım. <<Altun
ormanını>> aştık. <<irtiş Irmağını>> geçerek <<Türgiş>> ordusunu bastırdık.
Savaş <<Bolçu>> da oldu.<<Türgiş Kağan'ı>> ordusunun başındaydı. O, ordu, ateş
ve su gibi üstümüze geliyordu. Ama, zafer gene bizim oldu. <<Kağan'ı>> ve
<<Yabgu'sunu>> ve <<Şad'ını>>, orada öldürdük. Onların ülkesini ve halkını da
egemenliğimize kattık. 30 yaşımda; <<Beş Balığa>> sefer ettim. 6 kez savaştık.
31 yaşımda özgür, egemen ve bağımsız yaşayan <<Karluklar>> bize düşman olup,
savaş açtılar. <<Tamag-idük>> başında savaşa girdik. Zafer gene bizim oldu.
<<Karluk>> halkı yokoldu. Sağ kalanları başeğdi.<<Dokuz Oğuzlar>> benim
soyumdandılar. Ama, <<Gök ve yer Tanrıları>> nasıl birbirine düşman olursa,
onlar da öyle oldu. <<Dokuz Oğuzlarla>> bir yılda dört kez savaştık. En ilki,
<<Toğu-Balık>> ta oldu. <<Toğla Irmağını>> yüzerek geçip ordusunu yokettik. Bizi
yoketmek için saldıran düşmanın yenik düşmesi, benim Türklerime canlılık verdi.
Yeniden güçlenip dirildiler. <<Tongra-Yılpagut>> adlı bir kabileyi
Tonga-Tiğin'in cenazesinde kılıçladık. <<Dokuz Oğuzlarla>> dördüncü savaşı,
<<Ezgenti Kadaz'da> yaptık. Düşmanı püskürttük. <<Amga Kalasında>> kışı
geçirirken salgın hastalık çıktı. İlkbaharla sefere çıktık. Birinci ordu
dışarıda, ikinci ordu yurdumuzdaydı. <<Oğuzların>> üç ordusu bize karşı hücuma
geçti. Bizi yenik, düşürüp tutsak etmek istiyordu. <<Oğuz>> ordusu'nun biri
savaşırken, öteki ordu, yurdumuzda yağma ve talan yapıyordu. Biz az'dık,
güçsüzdük. Ama, Tanrı bize güç verdi. Düşman oğuzları yendik, perişan ettik.
Ben, tahta çıktığımda, durup dinlenmeden, gece ve gündüz çalışmasaydım, <<Türk
ulusu>> yokolacaktı.Ey, Türk ulusu, bu gerçekleri işitin, bilin!<<Dokuz
Oğuzlarla>> <<Dokuz Tatarlar>> birleşip yeniden saldırdılar. İki büyük savaş
sonunda orduları gene yenik düştü. Sağ kalanlar yurtlarını bırakıp Çin'e
göçtüler. Sonra, yeniden yurt edinmek için dönüp geri geldiler. Çin'de
kalanların adları ve kendileri, silinip yokoldular. Ben, Kağan olduğumda, <<Türk
ulusunu>> yüceltmek için çalıştım <<Uygurların Eltebirleri>> yüz kadar er ile
Doğuya gittiler. O Türkler yoksul düşmüştü, yiyecek kıttı. 34 yaşımdayken;
Çin'lilere sığıntı olmaya kalkışan <<Oğuz'lara>> savaş açtım. Onları tutsak
ettim. <<Tatabı'lar>> Çinlilere sığındı. Ordusu benim egemenliğime katıldı.
<<Kadırkan>> bölgesini onlara, vatan yaptım. Güney'de yeniden başkaldıran
Karluk'lara <<Tudun-Yamatarı>> gönderdim. Korkup kaçtılar.Ordunun başında
olarak, geceli gündüzlü 7 gün yürüdüm. Erlerim ve ben, 7 gün susuz kaldık.
Savaşın ilk gününde Çin'lilerin 17 bin atlı askerini yokettik. Bir gün sonra,
tüm yaya erlerini yokettik. 39 yaşımdaydım. İlkbaharda <<Tatabı'lara>> karşı
sefer ettim. Ordularını yenilgiye uğrattım. Korkusuz, yiğit komutanlarını
öldürüp onlar için <<Taş>> diktim. 50 yaşımda, <<Kıtan'lar>> ve <<Tatabı'larla>>
savaştım. <<Ku-Sengün>> ün komutasında 40 bin erlik bir ordu bize hücum etti.
<<Töngkes>> dağında savaştık. Düşman ordusunun 30 bin erini yokettik. Ben 19 yıl
<<Şad>> olup, yurdumu yönettim. 31 yıl <<Tiğin>> oldum.<<Türklerimi>>, tüm
Ulusumu yüceltmek için, onlara yararlı olmak için çalıştım.Babam Kağan; <<it
yılının 10 uncu ayında, 27. günde>> uçup gitti. <<Domuz yılının 5. ayında, 27
günde <<Yuğ>> yaptırdım. <<Bukağ-Tutuk>> ve <<Lisün-Tay-Sengün>> 500 kişiyle
beraber geldiler. Koku'luk, Altun ve Gümüş getirdiler. Bunca kavimler saçlarını,
kulaklarını kestiler. İyi cins atlarını, karakakımlarını, Gök sincaplarını
armağan verdiler.Ben, <<Gök Tanrı>> gibi gökte yaratılmış, <<Türk Bilge
Kağanım>> Ben, söylüyorum!Babam, <<Türk Bilge ilteriş Kağan>>, Tahta
oturduğunda, şimdiki Türk Beğ'leri, sonra <<Tarduş Beğ'leri>>, <<Kül-Çurlar>>,
soylu <<Şadapıt Beğleri>>, önde, <<Tölis Beğleri>>, <<Apa-Tarkanlar>>
<<Tonyukuk>>, <<Bağa-Tarkan>>, <<Buyruklar>>, <<İç Buyruklar>>,
<<Sebeg-Kül-irkiz>> ve soylu kişileriyle Buyrukları ve bunca şimdiki Beğler,
Babam Kağan'ın Tahta çıkışında, varıp diz çöktüler.(<<Türk Bilge Kağan>>
Anıtını, ben Yuluğ-Tigin, yazdım. Bunca Bark'ını, süslemeleri ve heykelleri,
ben, Kağan'ın kızkardeşinin oğlu, Yuluğ-Tiğin, bir ay dört gün oturup
nakşettirdim ve yaptırttım.)
