backspace11
Üye
-
Konu Sahibi
-
Bakım ve Güzellik
Kadın olsun erkek olsun istisnasız herkes bakımlı ve güzel olmak ister. Bunun için kişinin vücudunu tanıması ve kendine özen göstermesi önemlidir. Hani denir ya "Çirkin kadın yoktur; bakımsız kadın vardır." diye. Evet, bakım kişinin güzelliğini ortaya çıkarır.
Bakım derken, abartılı makyajlardan vs. bahsetmiyoruz. Kişi kendine biraz özen gösterirse, ufak değişikliklerle bile göz alıcı görünebilir.
Bakımlı olmak aynı zamanda kişiye özgüven kazandıran bir unsurdur. Bu da kişinin mutluluğuna ve hayat kalitesine olumlu tesir eder.
Güzel ve bakımlı görünmenin bir unsuru da sağlıklı ve dengeli beslenme ile spordur. Sağlıklı beslenen ve düzenli spor yapan insanların cildi daha parlak ve gergin olur. saç dökülmesi şikayeti azalır. Bu nedenle, güzellik için sağlıklı yaşamaya da özen göstermek gerekir.
Bakım ve güzellik bölümünde başta cilt, saç ve tırnak sağlığı ve bakımı ile ilgili konular olmak üzere
Cilt Kusurları
Ciltteki lekeleri, sivilceleri ve renk farklılıklarını yok etmenin yolu kapatıcı kullanmaktan geçiyor. Peki, makyaj yaparken bu ürünleri nasıl ve ne kadar kullanmalı?
Pürüzsüz, bebek gibi bir tenin sırrı temizlikte ve etkili bir makyajda gizlidir. Bazı ciltlere ne kadar temizlik yaparsanız yapın, renk farklılıklarını yok edemeyebiliriz. Ciltte yer alan akneler, lekeler ve göz altındaki mor halkalar çoğu zaman yapılan makyajla kapatılamıyor. İşte bu noktada kapatıcılar imdada yetişiyor. Bu ürünler ciltteki renk farlılıklarını, göz altı morluklarını ve lekeleri yok ediyor ve pürüzsüz bir görünüme sahip olmanızı sağlıyor.
Kapatıcı ürünleri kullanmak için en doğru zaman nemlendirici sonrasıdır. Cilt tipinize uygun nemlendiriciyi kullandıktan sonra yüzünüzdeki sorunlu bölgelerinize kapatıcı ürünleri uygulayabilirsiniz. Hafif formüllü ürünler cildin gözeneklerini doldurmaz ve ciltte ağırlık yapmaz. Doğal ve etkili görünür.
VÜCUDUNUZUN CİLT TİPİNE GÖRE BAKIM
“EN DEĞERLİ GİYSİNİZ CİLDİNİZ”
Bir kozmetik firmasının bu reklâm sloganı aslında cildimize önem vermemiz gerektiğini ne kadarda güzel anlatıyor. Bunu bilmemize rağmen, günlük hayatın koşuşturmasında, vücudumuza gereken ilgiyi gösteremiyoruz. Özellikle yazın güneşli günlerin ardından kuruyan cildimize daha da büyük özen göstermemiz gerekir. Etkili bir cilt bakımı gerçekleştirebilmek için uygun olan ürünü düzenli şekilde kullanmalıyız. Yüzümüzün kuru, yağlı ya da hassas olup olmadığını kolaylıkla anlayabiliyoruz.
Kuru Cilt:
Genellikle olgun yaşlarda görülür. Gözenekler belirgindir ve cilt pek esnek değildir. Özellikle duştan sonra çok gerilip, sürekli kaşınır. Kollarda, bacaklarda pullanma ve dökülme olur. Ciltteki aşırı nem kaybı kuruluğa sebep olabilir. Bazı ciltler diğerlerine göre daha az yağ üretir. Bunun sebebi ise genetik faktörler ya da ilaç kullanımı olabilir. Yapmanız gereken ise, kuru olan cildinize asla alkollü vücut temizleyicileri, losyonlar veya kolonyalar sürmemek. Çünkü,alkol ciddi şekilde cildi kurutur. Bunun yerine yoğun nemlendiriciler ya da duş jellerini tercih edebilirsiniz.
Normal Cilt:
Genellikle lekesiz, gözenekleri küçük olan ciltlerdir. Elastikiyeti iyidir. Yumuşak ve pürüzsüz görünür. Normal cilt yapısına sahip olanlar hiçbir sorun yaşamadan istedikleri her türlü ürünü kullanabilirler. Cilt sorunsuz olduğu için günlük rutin bakıma devam edilebilir, yalnız bol bol su içmeyi unutmayın.
Hassas Ciltler:
Cildiniz hassas ise mevsim geçişlerinde veya bir ürünü ilk kez kullandığınızda, cildinizde kızarıklık ve kaşıntı olabilir. Stres, cildinizin hassaslaşmasına yol açabilir. Yapmanız gereken, alerji yapmayan parfümsüz ürünler kullanmak. Ürünü almadan önce test etmeyi unutmayın. Ürünü cildinize sürdükten sonra 24 saat bekleyin, eğer herhangi bi kızarıklık veya kaşıntı olmazsa ürün kullanmanızda bir sakınca yok demektir. Çok sıcak suyla banyo yapmamalısınız. Çünkü sıcak su ve buhar cildi tahriş edebilir.
Yağlı Cilt:
Yağlı cildin yüzeyi "sebum" adı verilen yağ tabakasıyla kaplıdır. Sebumun normalden fazla olması, ölü cilt tabakasıyla birleşerek özellikle göğüste, sırtta, bazen popoda ve bacaklarda siyah nokta ile sivilcelerin oluşmasına yol açar. Bu tür sorunlar ergenlik çağında daha çok görülür. Yapmanız gereken PH derecesine uygun ürünlerle temizlemek ve doğal tıbbi destek almaktır. Çünkü bu duruma kan dolaşımı bozuklukları, hormonal bozukluklar veya psikolojik etkenler sebep olabilir. Haftada birkaç kez cildinizi temizlemek için uygun ürünlerle peeling yapabilirsiniz. Bunu yaparken de cildinizi tahriş etmemeye özen göstermelisiniz. Ayrıca seçtiğiniz ürünlerin yağ değil de su bazlı olmasına dikkat ediniz.
Saç Dökülmesi Nedenleri ve Tedavisi
Saç dökülmesi ifadesinden kasıt normalden fazla saçın dökülmesi yani saç sıklığının azalmasıdır. Çünkü günde 80-100 tel saçın dökülmesi normal kabul edilmektedir ve dökülen bu saçların yerine yenileri çıkmaktadır.
Saç Dökülmesi Nedenleri çeşitli olmakla birlikte başlıca nedenler cilt hastalıkları, yaşın ilerlemiş olması, ateşli hastalıklar, kansızlık, verem, tiroid hastalıkları, şeker hastalığı olarak sayılabilir. Erkeklerde saç dökülmesi genellikle daha şiddetli olmaktadır.
Saç Dökülmesi Tedavisi için öncelikle sorunun nedeni tespit edilmelidir. Dengeli ve sağlıklı beslenme, stresten uzak durmak yapılacak ilk iştir. Uygun tedavi için bir deri hastalıkları uzmanına danışmak yararlı olacaktır. Ayrıca, dökülen saçları saç ekimi ile geri kazanmak da mümkün olabilmektedir.
Sarımsak saçları güçlendirmeye ve saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olur. Bu etkisi nedeniyle, saç dökülmesine bitkisel çözüm olarak sarımsak ve sarımsaktan yapılan çeşitli şampuan ve bakım ürünleri kullanılabilir.
Saç Ekimi ile Saçlarınızı Geri Kazanabilirsiniz
Normal bir insanda ortalama 100.000 adet saç teli vardır. Bu saçlar zamanla kendilerini yenilerler. Günde yaklaşık olarak 90-100 adet saç telinin dökülmesi normal kabul edilir ve bu saçların yerine yenileri çıkar.
Baştaki saç sayısı ve kalınlığı kişiden kişiye değişebilir. Ayrıca, yaşa bağlı olarak saçın büyüme hızı da değişir.
Erkeklerde, saç dökülmesi genelde alında ve tepededir. Başın arka kısmında saç dökülmesine rastlanmaz. Bunun nedeni iki farklı saç kökünün olmasıdır. Alındaki ve tepe bölgedeki saç kökleri Testosteron Hormonuna duyarlıdır ve bu hormon bu bölgelerdeki saç köklerine zarar verdiği için Erkek tipi saç dökülmesi buralarda gerçekleşir.
Diğer bölgelerdeki saç kökleri, Testosteron Hormonuna duyarlı olmadıkları için dökülmediğinden, bu bölgelerden alınan saç kökleri, dökülen bölgelere ekilir. Bu ekilen saç kökleri Testosteron'a karşı duyarlı olmadıkları için, yeni ekildikleri bölgede de "Testosteron'a bağlı dökülme" göstermezler. Ayrıca, kişinin kendi saçı kullanıldığı için de görüntü gayet doğal olur.
Saç ekimi işlemi tamamlandıktan sonra, kişi evine dönebilir. İlk 2 gün saçlar yıkanmaz ve bu süreden sonra saç her gün özel bir madde ile yıkanır. Saç ekiminden birkaç gün sonra alın bölgesinde şişlik ve morluklar oluşabilir, fakat bu geçici bir durumdur ve 1-2 gün içerisinde bu şişlik ve morluklar kaybolur.
Yeni ekilen saçlar bir süre sonra dökülürler ve yaklaşık 3 ay içerisinde yeniden çıkmaya başlarlar. Saçlar alındıkları bölgedeki büyüme hızları ile ekildikleri bölgede büyümeye devam ederler ve bu saçlar, yukarıda da belirttiğimiz gibi, dökülen bölgelerdeki saç köklerinden farklı yapıda oldukları için, dökülmezler.
Herkesin saçındaki dökülme ve açıklık oranı farklıdır. Bu nedenle kişi uzman bir hekim tarafından muayene edilmeli ve hangi bölgelere ne sıklıkta saç ekileceğine karar verilmelidir.
Bakım derken, abartılı makyajlardan vs. bahsetmiyoruz. Kişi kendine biraz özen gösterirse, ufak değişikliklerle bile göz alıcı görünebilir.
Bakımlı olmak aynı zamanda kişiye özgüven kazandıran bir unsurdur. Bu da kişinin mutluluğuna ve hayat kalitesine olumlu tesir eder.
Güzel ve bakımlı görünmenin bir unsuru da sağlıklı ve dengeli beslenme ile spordur. Sağlıklı beslenen ve düzenli spor yapan insanların cildi daha parlak ve gergin olur. saç dökülmesi şikayeti azalır. Bu nedenle, güzellik için sağlıklı yaşamaya da özen göstermek gerekir.
Bakım ve güzellik bölümünde başta cilt, saç ve tırnak sağlığı ve bakımı ile ilgili konular olmak üzere
Cilt Kusurları
Ciltteki lekeleri, sivilceleri ve renk farklılıklarını yok etmenin yolu kapatıcı kullanmaktan geçiyor. Peki, makyaj yaparken bu ürünleri nasıl ve ne kadar kullanmalı?
Pürüzsüz, bebek gibi bir tenin sırrı temizlikte ve etkili bir makyajda gizlidir. Bazı ciltlere ne kadar temizlik yaparsanız yapın, renk farklılıklarını yok edemeyebiliriz. Ciltte yer alan akneler, lekeler ve göz altındaki mor halkalar çoğu zaman yapılan makyajla kapatılamıyor. İşte bu noktada kapatıcılar imdada yetişiyor. Bu ürünler ciltteki renk farlılıklarını, göz altı morluklarını ve lekeleri yok ediyor ve pürüzsüz bir görünüme sahip olmanızı sağlıyor.
Kapatıcı ürünleri kullanmak için en doğru zaman nemlendirici sonrasıdır. Cilt tipinize uygun nemlendiriciyi kullandıktan sonra yüzünüzdeki sorunlu bölgelerinize kapatıcı ürünleri uygulayabilirsiniz. Hafif formüllü ürünler cildin gözeneklerini doldurmaz ve ciltte ağırlık yapmaz. Doğal ve etkili görünür.
VÜCUDUNUZUN CİLT TİPİNE GÖRE BAKIM
“EN DEĞERLİ GİYSİNİZ CİLDİNİZ”
Bir kozmetik firmasının bu reklâm sloganı aslında cildimize önem vermemiz gerektiğini ne kadarda güzel anlatıyor. Bunu bilmemize rağmen, günlük hayatın koşuşturmasında, vücudumuza gereken ilgiyi gösteremiyoruz. Özellikle yazın güneşli günlerin ardından kuruyan cildimize daha da büyük özen göstermemiz gerekir. Etkili bir cilt bakımı gerçekleştirebilmek için uygun olan ürünü düzenli şekilde kullanmalıyız. Yüzümüzün kuru, yağlı ya da hassas olup olmadığını kolaylıkla anlayabiliyoruz.
Kuru Cilt:
Genellikle olgun yaşlarda görülür. Gözenekler belirgindir ve cilt pek esnek değildir. Özellikle duştan sonra çok gerilip, sürekli kaşınır. Kollarda, bacaklarda pullanma ve dökülme olur. Ciltteki aşırı nem kaybı kuruluğa sebep olabilir. Bazı ciltler diğerlerine göre daha az yağ üretir. Bunun sebebi ise genetik faktörler ya da ilaç kullanımı olabilir. Yapmanız gereken ise, kuru olan cildinize asla alkollü vücut temizleyicileri, losyonlar veya kolonyalar sürmemek. Çünkü,alkol ciddi şekilde cildi kurutur. Bunun yerine yoğun nemlendiriciler ya da duş jellerini tercih edebilirsiniz.
Normal Cilt:
Genellikle lekesiz, gözenekleri küçük olan ciltlerdir. Elastikiyeti iyidir. Yumuşak ve pürüzsüz görünür. Normal cilt yapısına sahip olanlar hiçbir sorun yaşamadan istedikleri her türlü ürünü kullanabilirler. Cilt sorunsuz olduğu için günlük rutin bakıma devam edilebilir, yalnız bol bol su içmeyi unutmayın.
Hassas Ciltler:
Cildiniz hassas ise mevsim geçişlerinde veya bir ürünü ilk kez kullandığınızda, cildinizde kızarıklık ve kaşıntı olabilir. Stres, cildinizin hassaslaşmasına yol açabilir. Yapmanız gereken, alerji yapmayan parfümsüz ürünler kullanmak. Ürünü almadan önce test etmeyi unutmayın. Ürünü cildinize sürdükten sonra 24 saat bekleyin, eğer herhangi bi kızarıklık veya kaşıntı olmazsa ürün kullanmanızda bir sakınca yok demektir. Çok sıcak suyla banyo yapmamalısınız. Çünkü sıcak su ve buhar cildi tahriş edebilir.
Yağlı Cilt:
Yağlı cildin yüzeyi "sebum" adı verilen yağ tabakasıyla kaplıdır. Sebumun normalden fazla olması, ölü cilt tabakasıyla birleşerek özellikle göğüste, sırtta, bazen popoda ve bacaklarda siyah nokta ile sivilcelerin oluşmasına yol açar. Bu tür sorunlar ergenlik çağında daha çok görülür. Yapmanız gereken PH derecesine uygun ürünlerle temizlemek ve doğal tıbbi destek almaktır. Çünkü bu duruma kan dolaşımı bozuklukları, hormonal bozukluklar veya psikolojik etkenler sebep olabilir. Haftada birkaç kez cildinizi temizlemek için uygun ürünlerle peeling yapabilirsiniz. Bunu yaparken de cildinizi tahriş etmemeye özen göstermelisiniz. Ayrıca seçtiğiniz ürünlerin yağ değil de su bazlı olmasına dikkat ediniz.
Saç Dökülmesi Nedenleri ve Tedavisi
Saç dökülmesi ifadesinden kasıt normalden fazla saçın dökülmesi yani saç sıklığının azalmasıdır. Çünkü günde 80-100 tel saçın dökülmesi normal kabul edilmektedir ve dökülen bu saçların yerine yenileri çıkmaktadır.
Saç Dökülmesi Nedenleri çeşitli olmakla birlikte başlıca nedenler cilt hastalıkları, yaşın ilerlemiş olması, ateşli hastalıklar, kansızlık, verem, tiroid hastalıkları, şeker hastalığı olarak sayılabilir. Erkeklerde saç dökülmesi genellikle daha şiddetli olmaktadır.
Saç Dökülmesi Tedavisi için öncelikle sorunun nedeni tespit edilmelidir. Dengeli ve sağlıklı beslenme, stresten uzak durmak yapılacak ilk iştir. Uygun tedavi için bir deri hastalıkları uzmanına danışmak yararlı olacaktır. Ayrıca, dökülen saçları saç ekimi ile geri kazanmak da mümkün olabilmektedir.
Sarımsak saçları güçlendirmeye ve saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olur. Bu etkisi nedeniyle, saç dökülmesine bitkisel çözüm olarak sarımsak ve sarımsaktan yapılan çeşitli şampuan ve bakım ürünleri kullanılabilir.
Saç Ekimi ile Saçlarınızı Geri Kazanabilirsiniz
Normal bir insanda ortalama 100.000 adet saç teli vardır. Bu saçlar zamanla kendilerini yenilerler. Günde yaklaşık olarak 90-100 adet saç telinin dökülmesi normal kabul edilir ve bu saçların yerine yenileri çıkar.
Baştaki saç sayısı ve kalınlığı kişiden kişiye değişebilir. Ayrıca, yaşa bağlı olarak saçın büyüme hızı da değişir.
Erkeklerde, saç dökülmesi genelde alında ve tepededir. Başın arka kısmında saç dökülmesine rastlanmaz. Bunun nedeni iki farklı saç kökünün olmasıdır. Alındaki ve tepe bölgedeki saç kökleri Testosteron Hormonuna duyarlıdır ve bu hormon bu bölgelerdeki saç köklerine zarar verdiği için Erkek tipi saç dökülmesi buralarda gerçekleşir.
Diğer bölgelerdeki saç kökleri, Testosteron Hormonuna duyarlı olmadıkları için dökülmediğinden, bu bölgelerden alınan saç kökleri, dökülen bölgelere ekilir. Bu ekilen saç kökleri Testosteron'a karşı duyarlı olmadıkları için, yeni ekildikleri bölgede de "Testosteron'a bağlı dökülme" göstermezler. Ayrıca, kişinin kendi saçı kullanıldığı için de görüntü gayet doğal olur.
Saç ekimi işlemi tamamlandıktan sonra, kişi evine dönebilir. İlk 2 gün saçlar yıkanmaz ve bu süreden sonra saç her gün özel bir madde ile yıkanır. Saç ekiminden birkaç gün sonra alın bölgesinde şişlik ve morluklar oluşabilir, fakat bu geçici bir durumdur ve 1-2 gün içerisinde bu şişlik ve morluklar kaybolur.
Yeni ekilen saçlar bir süre sonra dökülürler ve yaklaşık 3 ay içerisinde yeniden çıkmaya başlarlar. Saçlar alındıkları bölgedeki büyüme hızları ile ekildikleri bölgede büyümeye devam ederler ve bu saçlar, yukarıda da belirttiğimiz gibi, dökülen bölgelerdeki saç köklerinden farklı yapıda oldukları için, dökülmezler.
Herkesin saçındaki dökülme ve açıklık oranı farklıdır. Bu nedenle kişi uzman bir hekim tarafından muayene edilmeli ve hangi bölgelere ne sıklıkta saç ekileceğine karar verilmelidir.