kum kзđiśi
Üye
' ..aşkça ....
Bir an gelir bir şey olur ve biz döner arkamızı gideriz…
Bu kadar kolay mıdır gitmeler?
Kolaydır…
Son sözünüzü söylersiniz. Kalkarsınız ayağa. Kapıyı çarpar çıkarsınız.
Hepsi o kadar…
Kararlı kendinden emin adımlarla uzaklaşmaya başlarsınız…
Kapının çarpma sesi ulaşır kulağınıza. Sırtınıza yumruk yemiş gibi sendelersiniz. Ne durabilirsiniz ne de devam edebilirsiniz yürümeye. Sallanırsınız olduğunuz yerde.
Ne yaptığınızın farkına varırsınız…
Bir sızı kaplar yüreğinizi. Derin bir pişmanlıktır hissettiğiniz.
Kaç dakika ya da saniye geçti? Az önce kapının diğer tarafındaydınız. Sohbet ediyordunuz. Belki tartışıyordunuz. Belki bakışıyordunuz sadece.
Bir şey sizin istediğiniz gibi olmadı. Almak istediğinizi alamadınız belki? Ya da duyamadınız duymak istediğinizi. Göremediniz bakışlarında görmek istediğinizi.
Bir kapı çarptı arkanızda…
Kimi bıraktınız içeride?
Arkadaşınız mıydı? Dostunuz muydu? Yoksa sevdiğiniz miydi?
Di…artık geçmiş zamanın bir parçası oldu farkında mısınız?
Kapı yüzüne çarptığından beri…
Sizin arkanızdan çarpan kapı onun yüzüne kapandı.
Ya o ne hissetti?
Siz karşısından kalkıp giderken “ Gidiyor “ dedi içinden.
“ Tut “ dedi yüreği.
“ Gitmek isteyeni nasıl tutayım?” diye sordu aklı.
“ Seviyorsun tut…Sadece gitme de “
“ O gitmeyi seçiyorsa; ben de tutmamayı seçiyorum “
“ Canım yanıyor “ dedi yüreği son bir gayretle.
“ Geçer. “ diye teselli etti aklı.
Kapı yüreğine çarpmıştır ama farkına varmaz.
İki damla düşer yanaklarından göğsüne.
Ateşe damlayan su gibi bir “cız” sesi duyar.
Yangın yeri gibidir yüreği.
Elini uzatır kapıya.
“ Gitme “ der.
Kapıya çarpan sesini duyar kulakları.
…/…
Her şey için çok geçtir artık.
Geri dönülmez. Özür dilenmez.
Bir andır…
Bir kapı çarpar…
…/…
Bir yanda öfke…
Bir yanda gurur…
Her iki tarafta söylenmeyen pişmanlık…
Dilenmeyen özür…
…/…
Kaybeden; Sevgi’dir.
Ama dostça…
Ama arkadaşça…
Ama aşkça…
Bu kadar kolay mıdır gitmeler?
Kolaydır…
Son sözünüzü söylersiniz. Kalkarsınız ayağa. Kapıyı çarpar çıkarsınız.
Hepsi o kadar…
Kararlı kendinden emin adımlarla uzaklaşmaya başlarsınız…
Kapının çarpma sesi ulaşır kulağınıza. Sırtınıza yumruk yemiş gibi sendelersiniz. Ne durabilirsiniz ne de devam edebilirsiniz yürümeye. Sallanırsınız olduğunuz yerde.
Ne yaptığınızın farkına varırsınız…
Bir sızı kaplar yüreğinizi. Derin bir pişmanlıktır hissettiğiniz.
Kaç dakika ya da saniye geçti? Az önce kapının diğer tarafındaydınız. Sohbet ediyordunuz. Belki tartışıyordunuz. Belki bakışıyordunuz sadece.
Bir şey sizin istediğiniz gibi olmadı. Almak istediğinizi alamadınız belki? Ya da duyamadınız duymak istediğinizi. Göremediniz bakışlarında görmek istediğinizi.
Bir kapı çarptı arkanızda…
Kimi bıraktınız içeride?
Arkadaşınız mıydı? Dostunuz muydu? Yoksa sevdiğiniz miydi?
Di…artık geçmiş zamanın bir parçası oldu farkında mısınız?
Kapı yüzüne çarptığından beri…
Sizin arkanızdan çarpan kapı onun yüzüne kapandı.
Ya o ne hissetti?
Siz karşısından kalkıp giderken “ Gidiyor “ dedi içinden.
“ Tut “ dedi yüreği.
“ Gitmek isteyeni nasıl tutayım?” diye sordu aklı.
“ Seviyorsun tut…Sadece gitme de “
“ O gitmeyi seçiyorsa; ben de tutmamayı seçiyorum “
“ Canım yanıyor “ dedi yüreği son bir gayretle.
“ Geçer. “ diye teselli etti aklı.
Kapı yüreğine çarpmıştır ama farkına varmaz.
İki damla düşer yanaklarından göğsüne.
Ateşe damlayan su gibi bir “cız” sesi duyar.
Yangın yeri gibidir yüreği.
Elini uzatır kapıya.
“ Gitme “ der.
Kapıya çarpan sesini duyar kulakları.
…/…
Her şey için çok geçtir artık.
Geri dönülmez. Özür dilenmez.
Bir andır…
Bir kapı çarpar…
…/…
Bir yanda öfke…
Bir yanda gurur…
Her iki tarafta söylenmeyen pişmanlık…
Dilenmeyen özür…
…/…
Kaybeden; Sevgi’dir.
Ama dostça…
Ama arkadaşça…
Ama aşkça…
ellerine saglik ceyda