Asırlardır Aranan En Meşhur 5 Kayıp

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Haberci

Haberci

Üye
    Konu Sahibi
Asırlardır Aranan En Meşhur 5 Kayıp
Dünyanın asırlardır aradığı kayıplar

İnsanoğlunun en fazla merak ettiği kayıplar arasında ''Nuh'un Gemisi'', ''Atlantis uygarlığı'' ve varlığı tartışılan ''Kutsal Kase'' geliyor.İşte asırlardır aranan en meşhur 5 kayıp.
13 Mayıs 2006 12:38
<div align="center"></div>

AA muhabirinin yaptığı derlemeye göre, yeryüzünde birçok kayıp medeniyet ve kültür hazinesinin bulunması için her yıl onlarca araştırma yapılıyor. Kayıplar arasında en fazla merak uyandıranların başında Nuh&#39;un Gemisi geliyor.

Nuh&#39;un Gemisi&#39;ni bulmak için çeşitli tarihlerde yapılan birçok arama çalışması sonuçsuz kalmasına rağmen halen araştırmacıların en fazla ilgilendikleri kayıplar arasında ilk sırada yer alıyor.

-AĞRI DAĞI&#39;NDA MI?-

Nuh&#39;un Gemisi&#39;nin Ağrı Dağı&#39;nda olduğa inananların sayısı hayli fazla. Resmi kayıtlara göre, Nuh&#39;un Gemisi&#39;ni aramak üzere 20 Ağustos 1829&#39;da Ağrı Dağı&#39;nın zirvesine ulaşan ilk araştırmacı Alman bilim adamı Frederic Parrot oldu. Parrot, Nuh&#39;un Gemisi&#39;nin Ağrı Dağı&#39;nda bulunduğunu öne sürerek biri Rus, 6&#39;sı Alman 7 arkadaşı ile zirveye ulaştıktan sonra dönüşte, gemiyi bulamadığını ama izlerine rastladığını iddia etmişti.

Ağrı Dağı&#39;na daha sonra da arama tırmanışları gerçekleştirildi. 1916 yılında Vladimir Roskovski adlı bir Rus pilot, Ağrı üzerinden uçarken bir gemi kalıntısı gördüğünü iddia etmiş ve konuyu tekrar gündeme taşımıştı.

11 Eylül 1959&#39;da Milli Müdafaa Vekaletine bağlı Harita Müdürlüğünde görevli binbaşı İlhami Durupınar da Ağrı Dağı&#39;nın 4000-4500 metre yükseklikten çekilmiş fotoğraflarını incelerken Nuh&#39;un Gemisi&#39;ne çok benzeyen bir oluşum var olduğunu ileri sürmüştü.

Nuh&#39;un Gemisi&#39;ni bulmak amacıyla dağa çıkanlardan birisi de aya ilk ayak basan astronotlardan James Irwin oldu. Irwin ve arkadaşları da Nuh&#39;un Gemisi&#39;nin Ağrı Dağı&#39;nda olduğunu ileri sürerek araştırma yapmış ama gemiyle ilgili somut bir bulgu elde edememişlerdi.

-KAYIP MEDENİYET ATLANTİS-

Sular altında kaldığı söylenen efsanevi ada Atlantis de insanoğlunun en fazla merak ettiği ve bulunması için araştırmacıların çalışma yaptığı en önemli kayıplardan biri olarak dikkat çekiyor.

İspanya&#39;nın güney sahilleri, Girit Adası yakınları, Konya, Kıbrıs ile Suriye arasında Akdeniz&#39;in derinleri gibi birçok değişik bölgede olduğu ileri sürülen medeniyetin izlerini bulmak için yapılan çalışmalar bıkmadan sürdürülüyor.

Bugün birçok insanın varlığına inandığı Atlantis&#39;ten ilk bahseden ise ünlü düşünür Eflatun.... Kaynak olarak Atinalı Solon&#39;u gösteren Eflatun&#39;a göre Atlantis, Cebelitarık Boğazı&#39;nın batısında, Libya&#39;dan daha büyük bir ülke. Eflatun&#39;dan günümüze kadar gelen bilgilere göre, Batı Avrupa ile Libya&#39;yı ezip geçen Atlantis orduları, Atinalıların gösterdiği direnç karşısında gerilemek zorunda kalır ve şiddetli bir deprem sonunda da MÖ 9600&#39;de, bir gece içinde sular altında kalır.

-KUTSAL KASE-

Dan Brown&#39;ın &#39;&#39;Da Vinci Şifresi&#39;&#39; kitabıyla gündeme gelen ve efsaneye göre, Hz. İsa&#39;nın Yahudi ve Romalıların oluşturduğu askeri bir güç tarafından yakalanıp çarmıha gerilerek idam edilmesinden önce havarileri ile yediği son akşam yemeğinde kullandığı veya çarmıha geriliş esnasında Arimatealı Yusuf&#39;un İsa&#39;dan akan kanı doldurduğu bir kasenin varlığına inanlar da çoğunlukta.

Vatikan&#39;ın varlığına inanmadığı Kutsal Kase özellikle Hristiyan araştırmacıların ve hazine avcılarının geçmişte olduğu gibi günümüzde de büyük ilgisini çekiyor. Antakya&#39;da olduğu yönünde iddiaların ortaya atıldığı Kutsal Kase&#39;nin İstanbul&#39;daki Çemberlitaş&#39;ın altında bile olabileceği ileri sürülmüştü.

-KAYIP KITA MU-

İzlerine tarih içinde pek çok uygarlıkta rastlandığı ifade edilen batık Mu kıtası, insanoğlunun en büyük kayıp meraklarından birisini oluşturuyor.

19. Yüzyılda İngiliz araştırmacı James Churchward kayıp kıta için Orta Amerika&#39;da çeşitli araştırmalar yaparak, konuyla ilgili eserler kaleme aldı.

Bilim dünyası Mu uygarlığının varlığına kuşkuyla yaklaşmasına rağmen, kıtanın battığı öne sürülen tarihte dünyada büyük bir jeolojik olayın yaşanması araştırmacılar için her zaman dikkat çekici bulundu.

Atatürk&#39;ün, Churchward&#39;ın Mu kıtasıyla ilgili eserlerini Türkçe&#39;ye çevirtmesi ve Tahsin Bey&#39;i araştırma yapmak üzere Meksika&#39;ya büyükelçi ataması, kayıp kıta Mu&#39;nun Türklerin kökeni açısından da önemli olabileceği düşüncesinden kaynaklanmıştı.

-HAZRETİ MUSA&#39;NIN SANDIĞI-

Ahit Sandığı veya Tabut-u Sakine olarak adlandırılan Hazreti Musa&#39;nın sandığı da en önemli kayıplar arasında.

Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Rafet Özkan, Hazreti Musa&#39;nın kutsal kitap Tevrat&#39;ı çoğaltarak 12 kabilesine dağıttığının, aslını ise yaptırdığı bir sandıkta korumaya aldığının bilindiğini anlatarak, şunları söyledi: &#39;&#39;Hazreti Musa&#39;nın çeşitli eşyalarının da bulunduğu söylenen sandık, Kudüs&#39;teki mabette koruma altına alınır. MÖ 586 Babil orduları tarafından istila edilen Kudüs&#39;teki mabet yağmalanır ve Hazreti Musa&#39;nın sandığı kaybolur.&#39;&#39;

Hazreti Musa&#39;nın sandığının yeraltı mağaralarında saklandığı yönünde bazı görüşlerin bulunduğunu anlatan Özkan, sandığın nerede olduğu ya da akıbeti konusunda somut bir bilgi olmadığını ifade ederek, &#39;&#39;Bu sandığın Antakya&#39;da bir mağarada saklandığı da ileri sürülüyor&#39;&#39; diye konuştu.

(aa)
 


ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
Nuh&#39;un Gemisi&#39;ni niye arıyor bu adamlar? Nuh kimki? Diğerlerini anlıyorum, ama bunu anlayamıyorum..
 
jeacona

jeacona

Üye
kardeş nerden buldun bu bilgileri
 
irun

irun

Üye
<div class='quotetop'>(ChavRash &#064; May 13 2006, 07&#58;11 PM) [post=333700]Quoted post[/post]</div><div class='quotemain'>
Nuh&#39;un Gemisi&#39;ni niye arıyor bu adamlar? Nuh kimki? Diğerlerini anlıyorum, ama bunu anlayamıyorum..
[/b][/quote]


bunları ne maksatla yazdığınıda ben anlamadım
Hz.Nuh (a.s.) bir Peygamberdir. yani Allah&#39; ın bir elçisi. ve Müslümanlar olarak bizde Allah tarafından görevlendirilmiş bütün peygamberle inanmakla yükümlüyüz.

en iyiniyetli tahminim, bunları bilmediğindir. yok eğer biliyorsan, bu yazdıklarını anlamak gerçekten imkansız
 
alihan

alihan

Üye
hepsi çok ilginç saol

irun çok doğru dıosun
 
NiGhT WarRioR

NiGhT WarRioR

Üye
Ben ençok nuhun gemisinin bulunmasını istiyorum.......
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
<div class='quotetop'>(irun &#064; May 13 2006, 07&#58;27 PM) [post=333721]Quoted post[/post]</div><div class='quotemain'>
<div class='quotetop'>(ChavRash &#064; May 13 2006, 07&#58;11 PM) [post=333700]Quoted post[/post]</div><div class='quotemain'>
Nuh&#39;un Gemisi&#39;ni niye arıyor bu adamlar? Nuh kimki? Diğerlerini anlıyorum, ama bunu anlayamıyorum..
[/b][/quote]


bunları ne maksatla yazdığınıda ben anlamadım
Hz.Nuh (a.s.) bir Peygamberdir. yani Allah&#39; ın bir elçisi. ve Müslümanlar olarak bizde Allah tarafından görevlendirilmiş bütün peygamberle inanmakla yükümlüyüz.

en iyiniyetli tahminim, bunları bilmediğindir. yok eğer biliyorsan, bu yazdıklarını anlamak gerçekten imkansız
[/b][/quote]

Allah Allah, Nuh&#39;un Peygamber olduğunu bilmiyordum. Çok sağol.
 
Haberci

Haberci

Üye
    Konu Sahibi
Kısaca&#33; ben de Nuh tufanıyla ilgili bir yazı atayım

NUH TUFANI

Kuran&#39;ın oldukça büyük bir bölümünü oluşturan geçmiş kavimlerin haberleri kuşkusuz üzerinde düşünülmesi gereken konulardan biridir. Bu kavimlerin çoğu, kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlamış, hatta onlara düşmanlık göstermişlerdir. Yaptıkları taşkınlıklardan dolayı da Allah&#39;ın azabıyla karşılaşmışlar ve yeryüzünden silinmişlerdir. Kuran ayetlerinde, bu helak olaylarının sonraki insanlara da birer ibret olması gerektiği bildirilir.

MÖ 3000 yılları civarında gerçekleştiği düşünülen Tufan, tüm bir uygarlığı bir anda yok etmiş; bunun yerine tamamen yeni bir uygarlık kurulmasına vesile olmuştur. Böylece Tufan&#39;ın açık delilleri, insanların ibret alması için binlerce yıl boyunca korunmuştur.

Mezopotamya ovasını etkisi altına alan Tufan&#39;ı araştırmak için yapılmış birçok kazı vardır. Bölgede yapılan kazılarda başlıca dört şehiri içine alan büyük bir sel felaketinin izlerine rastlanmıştır.

Bu şehirler Mezopotamya Ovası&#39;nın önemli şehirleri Ur, Uruk, Kiş ve Şuruppak&#39;tır.

Arkeolojik Çalışmalarda Nuh Tufanı

Bu şehirlerde yapılan kazılar, bunların tümünün MÖ 3000&#39;li yıllar civarında bir sele maruz kaldıklarını göstermektedir.

Ur: Bu bölgede kazı yapan ilk kişi, British Museum&#39;dan Leonard Woolley&#39;dir. Sir Woolley&#39;in 1922&#39;den 1934 yılına kadar süren kazı çalışmaları Bağdat ile Basra Körfezi arasındaki çölün ortalarında gerçekleşmiştir. Reader&#39;s Digest dergisinde Woolley&#39;in kazıları şöyle anlatılmıştır:

Kazı yapılan bölgede, derine inildikçe çok önemli bir buluntu ortaya çıkarılmıştı. Bu, Ur şehrinin krallar mezarlığıydı... Woolley kazıya devam ederek çamurun içinden çanak çömlek çıkarmaya başladı. "Ve sonra birdenbire herşey durdu." Woolley böyle yazıyordu. "Artık ne çanak, ne çömlek, ne kül vardı, yalnız suyun getirdiği temiz çamur."

Woolley kazıya tekrar devam etti. Çamur iyice temizlenince altında kalmış bir medeniyet ortaya çıktı. Bu durum, bölgede büyük bir su baskınının meydana geldiğini gösteriyordu. Ayrıca mikroskobik analiz, temiz kilden kalın bir katmanın, eski Sümer uygarlığını yok edecek kadar büyük bir tufan tarafından buraya yığılmış olduğunu ortaya koyuyordu.

Bu veriler, Tufan&#39;ın etkilediği yerlerden birinin Ur şehri olduğunu gösteriyordu.

Kiş: Tufan&#39;ın izlerini taşıyan bir başka Mezopotamya şehri ise günümüzde Tel El-Uhaymer olarak isimlendirilen, Sümerlilerin Kiş şehridir. Eski Sümer kayıtlarında, bu şehir "Büyük Tufan&#39;dan sonra başa geçen ilk hanedanlığın başkenti" olarak nitelelendirilmektedir.

Şuruppak: Günümüzde Tel El-Fara olarak adlandırılan Güney Mezopotamya&#39;daki Şuruppak kenti de Tufan&#39;ın açık izlerini taşımaktadır. Bu şehirde de MÖ 2900-3000 yılları civarında büyük bir sel felaketinin gerçekleştiği anlaşılmıştır. Bu bölgede kazı yapan Pennsylvania Üniversitesi&#39;nden Schmidt&#39;in çalışmalarını anlatan Max Mallowan şöyle diyor:

Schmidt 4-5 metre derinlikte kil ve kum karışımı sarı topraktan bir tabakaya erişti (bu tabaka selle beraber oluşmuştu). Bu tabaka, höyük kesitine göre ova seviyesine yakın bir düzeyde yer alıyordu ve höyüğün her yerinde izlenebiliyordu..." Cemdet Nasr dönemini Eski Krallık döneminden ayıran kil ve kum karışımı tabakayı Schmidt "tamamen nehir kökenli bir kum" olarak tanımlayarak Nuh Tufanı ile ilişkilendirdi.

Kısacası Şuruppak kentinde yapılan kazılarda da yaklaşık MÖ 2900-3000 yıllarına rastgelen bir selin kalıntıları ortaya çıkartılmıştı. Diğer şehirlerle beraber Şuruppak kenti de muhtemelen Tufan&#39;dan etkilenmiş şehirlerden biriydi.

Uruk: Tufan&#39;dan etkilendiğine dair elde kanıtlar olan son yerleşim birimi, günümüzde Tel El-Varka olarak isimlendirilen Uruk kentidir. Bu kentte de diğerleri gibi bir sel tabakasına rastlanmıştır. Bu sel tabakası da, MÖ 2900-3000&#39;li yıllarla tarihlendirilmektedir.

Bilindiği gibi Dicle ve Fırat nehirleri Mezopotamya&#39;yı boydan boya kesmektedir. Anlaşılan odur ki, olay anında, bu iki nehir ve irili ufaklı bütün su kaynakları taşmış, bunlar yağmur sularıyla birleşerek büyük bir su baskını oluşturmuşlardır.

Aslında felaketin gerçekleşmesine neden olan öğeler tek tek ele alındığında hepsi gayet doğal olaylardır. Tüm bu olayların aynı anda olması ve Hz. Nuh&#39;un da kavmini böyle bir felaket için uyarması, olayın mucizevi yönünü oluşturur.

Yapılan çalışmalar sonucu elde edilen ipuçları değerlendirildiğinde Tufan&#39;ın oluştuğu alanın boyutlarının yaklaşık olarak doğudan batıya (genişlik) 160 km, kuzeyden güneye (boy) 600 km. olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu tespit de, Tufan&#39;ın tüm Mezopotamya ovasını kapladığını göstermektedir. Tufan&#39;ın izlerini taşıyan Ur, Uruk, Şuruppak ve Kiş şehirleri dizilimini incelediğimiz zaman bunların bir hat üzerinde yer aldığını görürüz. Öyleyse Tufan, bu dört şehri ve çevresini etkilemiş olmalıdır. Ayrıca MÖ 3000&#39;li yıllarda Mezopotamya ovasının coğrafi yapısının günümüzdekinden daha farklı olduğunu söylemek gerekir. O devirlerde Fırat nehrinin yatağı, bugünküne göre daha doğuda bulunmaktaydı; bu akış rotası da Ur, Uruk, Şuruppak ve Kiş&#39;ten geçen bir hatta denk geliyordu. Kuran&#39;da belirtilen "yeryüzü ve gökyüzü pınarları"nın açılmasıyla, anlaşıldığına göre, Fırat nehri taşmış ve yukarıda belirtilen bu dört şehri yerle bir ederek yayılmıştı.

Sular Ne Kadar Yükseldi?

Kuran&#39;da, geminin Tufan sonrası "Cudi"ye oturduğu bildirilmektedir. "Cudi" kelimesi kimi zaman özel bir dağ ismi olarak alınır, oysa CUDİ Arapça&#39;da "yüksekçe yer-tepe" anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Kuran&#39;da "Cudi"nin, özel bir dağ ismi olarak değil, sadece geminin yüksekçe bir mekana oturduğunu anlatmak için kullanılmış olabileceği gözardı edilmemelidir.

Ayrıca cudi kelimesinin -yüksekce yer/tepe- anlamından, suların belirli bir yüksekliğe eriştiği, ancak büyük dağların seviyesine ulaşacak kadar yükselmemiş olduğu da anlaşılmaktadır. Tufan, bazı kaynaklarda anlatıldığı gibi dünyadaki tüm dağları yutmamış yani tüm yeryüzünü sular altında bırakmamış, sadece belirli bir bölgeyi kaplamıştır.

Gemiye Bütün Hayvanlar Alındı Mı?

Konu hakkında yorumda bulunan birçok kaynak, Tufan&#39;ın tüm dünyayı kapladığından yola çıkarak, Hz. Nuh&#39;un yeryüzündeki tüm hayvan türlerini gemiye aldığını ve hayvan neslinin Hz. Nuh sayesinde yok olmaktan kurtulduğuna inanmaktadır. Bu inanışa göre Tufan&#39;dan önce yeryüzündeki tüm kara hayvanları toplanmış ve Hz. Nuh&#39;un gemisine yerleştirilmiştir.

Bu iddia birçok soruyu cevapsız bırakmaktadır. Öncelikle gemiye alınan farklı kıtalara has hayvanların nasıl toplandığı merak konusudur; kutuplardaki memeliler, Avustralya&#39;daki kangurular veya Amerika&#39;ya has bizonlar gibi. Ayrıca insan için son derece tehlikeli olan yılan, akrep, vs gibi zehirli olanların ve vahşi hayvanların nasıl yakalandığı, yakalandıkları düşünülse dahi bu kadar canlının gemiye nasıl sığdığı da yine cevapsız kalmaktadır.

Kuran&#39;da ise, yeryüzündeki tüm hayvan türlerinin gemiye alındığına dair bir ifade bulunmamaktadır. Tufan belirli bir bölgede gerçekleşmiştir. Bu nedenle gemiye alınan hayvanlar, Nuh kavminin bulunduğu bölgede yaşayanlar olmalıdır.

İbret Gözüyle Bakmak

Ancak sadece o bölgede yaşayan tüm hayvan türlerinin bile biraraya getirilmesinin mümkün olmadığı açıktır. Hz. Nuh&#39;un ve çok az sayıda oldukları belirtilen müminlerin dünyanın (Hud Suresi, 40) dört bir yanına dağıldıklarını ve çevrelerindeki yüzlerce hayvan türünden çiftler toplamaya koyulduklarını düşünmek de zordur. Bu nedenle toplanan hayvanların rahatlıkla yakalanıp himaye edilebilecek ve özellikle de insanlara yarar sağlayacak evcil hayvanlar olduğu düşünülebilir. Buna göre, Hz. Nuh, muhtemelen, inek, koyun, at, tavuk, horoz, deve ve benzeri hayvanları gemiye almış olabilir.

Burada önemli olan nokta şudur: Allah&#39;ın Hz. Nuh&#39;a verdiği, hayvanları toplama emrindeki hikmet, hayvanların neslini korumaktan çok, Tufan sonrasında kurulacak yeni yaşama gerekli olan hayvanların toplanması olmalıdır. Çünkü Tufan yerel olduğu için tüm hayvanların soylarının tükenmesi sözkonusu olamaz. Nasıl olsa Tufan&#39;dan sonra zamanla diğer bölgelerden hayvanlar bu bölgeye göç edip bölgeyi eski canlılığına getireceklerdir. Önemli olan Tufan&#39;dan hemen sonra bölgede kurulacak yaşamdır ve hayvanlar temelde bu amaçla toplanmış olmalıdırlar.

Tarihsel ve arkeolojik bulgular Nuh Tufanı&#39;nın Kuran&#39;da anlatıldığı biçimde olduğunu ve inkarcı kavmin helak edildiğini ispatlamaktadır.

İnsana düşen, bu olaydan ibret alarak en büyük ve en üstün olanın her zaman için Allah olduğunu ve sadece O&#39;na kulluk etmekle kurtuluşa erişebileceğini bilmektir.

Bu makale, Mercek Dergisi 01. sayı (Kasım 2004) 8. sayfada yayınlanmıştır.
 
gknky

gknky

Üye
çok ilginç ya
saol haberci abi

bence bunlar bulunamaz . ... .
 
e.m.r.e.c.i.x

e.m.r.e.c.i.x

Üye
bende merak ettim şimdi.......
 
Haberci

Haberci

Üye
    Konu Sahibi
Bunlar bulunabilse zaten geçmişimizden günümüze çok büyük çok önemli bilgi ve belgeler aktarılacak bilim adamları alimler daha çok bilgilenecek ve geçmişimizden çok daha önemli detaylar günümüze aktarılacaktır ama bunlar söylenildiği gibi rivayettir (bulunabileceği yerler hususunda) ne derece doğrudur doğru olsa bile bulunur mu ne zaan bulunur bulunduğunda neler olur Allah bilir
 
Shadowman07

Shadowman07

Üye
bulunsa ne olur acaba
 
Haberci

Haberci

Üye
    Konu Sahibi
Öyle zanediyor ve eminim ki büyük savaşlar çıkacaktır.Dünya nın sonu olacağı kesin.Yani kıyamet...
Tabii kimlerin eline geçeceği de çok önemli...
 

husnu

Üye
Nuh tufanının tum dunyada oldugu zannediliyor aslında sadece nuhun kavmine bu azap gönderildi kuran arastırmalarında mezapotamya oldugu buyuk ihtimaldir.kuranda bu tufan anlatıldıgı halde bu tufanın olmadıgını iddaa etmek dogru degil cunku dedigim gibi insanların yazdıgı "kuş gönderdi" tarzı şeylere itibar etmek önemli konularda baştan yanlışa duşmek demektir.eger birinin peygamber oldugunu kabul ediyorsanız mucizelerinede inanmanız gerekir yani pusulaya falan gerek yok onun pusulası belli.saygılarımla.
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
Uzun olan mesajı alıntı yapman önemli değil. Önemli olan senin o mesajdaki hataları düzeltmendir.

Bir soru sormak istiyorum; Peygamberler&#39;in yaşı neden yıl olarak verilmiyor?
 

husnu

Üye
<div class='quotetop'>(ChavRash &#064; May 14 2006, 12&#58;01 AM) [post=333916]Quoted post[/post]</div><div class='quotemain'>
Uzun olan mesajı alıntı yapman önemli değil. Önemli olan senin o mesajdaki hataları düzeltmendir.

Bir soru sormak istiyorum; Peygamberler&#39;in yaşı neden yıl olarak verilmiyor?
[/b][/quote]
adanalı hemşerim tarih verilmemesi olayı islamın temel mantıklarından biri olan "imtihan" meselesine giriyor şöyle düşün hz.isanın m.s 30 yılında peygamber olacagı tevratta verilseydi ve m.s 33 de göge cekilecegi ay yıl gun olarak verilseydi zannediyorum şuanda tum hristiyanlar yahudi olurdu aynı durum kuran içinde gecerli hz.muhammedin m.s 1632 de ölecegi tam tarih olarak verilseydi herkes müslüman olurdu.işin komik tarafı ben yahudilerin bukadar abarttıgını bilmiyodum degiştirme konusunda, baksana miladi takvimin olmadıgı bir zamanda hatta takvimin bile olmadıgı zamanda tekvinde ay yıl gün hepsi var
01.10.601
 

husnu

Üye
haberci teşekkür ederim
 
Haberci

Haberci

Üye
    Konu Sahibi
Bizim yazdıklarımız kanun değil ki Yanlışımız varsa ki ikazın doğrultusunda incelediğimde hakikaten kafa karıştıracak şeylerin olduğuna inandım yazıyı değiştirdim. Teşekkürler...
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
<div class='quotetop'>(husnu &#064; May 14 2006, 12&#58;20 AM) [post=333928]Quoted post[/post]</div><div class='quotemain'>
<div class='quotetop'>(ChavRash &#064; May 14 2006, 12&#58;01 AM) [post=333916]Quoted post[/post]</div><div class='quotemain'>
Uzun olan mesajı alıntı yapman önemli değil. Önemli olan senin o mesajdaki hataları düzeltmendir.

Bir soru sormak istiyorum; Peygamberler&#39;in yaşı neden yıl olarak verilmiyor?
[/b][/quote]
adanalı hemşerim tarih verilmemesi olayı islamın temel mantıklarından biri olan "imtihan" meselesine giriyor şöyle düşün hz.isanın m.s 30 yılında peygamber olacagı tevratta verilseydi ve m.s 33 de göge cekilecegi ay yıl gun olarak verilseydi zannediyorum şuanda tum hristiyanlar yahudi olurdu aynı durum kuran içinde gecerli hz.muhammedin m.s 1632 de ölecegi tam tarih olarak verilseydi herkes müslüman olurdu.işin komik tarafı ben yahudilerin bukadar abarttıgını bilmiyodum degiştirme konusunda, baksana miladi takvimin olmadıgı bir zamanda hatta takvimin bile olmadıgı zamanda tekvinde ay yıl gün hepsi var
01.10.601
[/b][/quote]

Çok ilginç. Bilgilendirdiğin için teşekkürler.
 

DuNKeR

Üye
<div class='quotetop'>(irun &#064; May 13 2006, 07&#58;27 PM) [post=333721]Quoted post[/post]</div><div class='quotemain'>
<div class='quotetop'>(ChavRash &#064; May 13 2006, 07&#58;11 PM) [post=333700]Quoted post[/post]</div><div class='quotemain'>
Nuh&#39;un Gemisi&#39;ni niye arıyor bu adamlar? Nuh kimki? Diğerlerini anlıyorum, ama bunu anlayamıyorum..
[/b][/quote]


bunları ne maksatla yazdığınıda ben anlamadım
Hz.Nuh (a.s.) bir Peygamberdir. yani Allah&#39; ın bir elçisi. ve Müslümanlar olarak bizde Allah tarafından görevlendirilmiş bütün peygamberle inanmakla yükümlüyüz.

en iyiniyetli tahminim, bunları bilmediğindir. yok eğer biliyorsan, bu yazdıklarını anlamak gerçekten imkansız
[/b][/quote]


arkadaşım güsel diosunda doğrusu s.a olacak o da saedece hz.muhammed s.a da kullanılır
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt