arslansem
Üye
Ajda, Sezen ama Faruk Malhan!
Ajda, Sezen ama Faruk Malhan!
Geçen yıl... Yurt dışına gideceğim. Orada yaşayan arkadaşlarımızı da ziyaret edeceğim. Şöyle güzel bir hediye almalıyım ama ne? Hem buradan götürmeme değmeli hem işe yaramalı.
Sonunda buluyorum. Faruk Malhan imzalı şahane çay bardakları. Harika bir tasarım! Hem geleneksel, hem modern hem de adı İstanbul. Özene bezene paketler yaptırıyorum. Sağ salim Chicago’ya ulaşıyoruz. Arkadaşlarım bardaklara bayılıyor. Hedefi tutturmuş olmanın mutluluğu içindeyim...
Türkiye’ye dönüyorum. Aradan bir yıla yakın bir zaman ya geçiyor ya geçmiyor ama o da ne? Bir süpermarketin rafında benim tasarım çay bardakları satışa sunulmuş! Çok daha ucuza! Hem de o çay paketinin yanında promosyon olarak mı veriliyor yoksa? Hayır, arkadaşlarım yaz tatili için Türkiye’ye gelecek ve benim onlara böbürlenerek sunduğum o şık-tasarım-az bulunur-şahane hediyemin köşedeki marketten alınıverildiğini zannedecekler! Ama ama???
***
Geçtiğimiz hafta söz konusu bardakların tasarımcısı Faruk Malhan’ın, şirketi Koleksiyon Mobilya’yı birlikte yönettiği çocukları Ayşe ve Koray Malhan’la tesadüfen birkaç gün ara ile tanıştım. (Koray Malhan ile katıldığımız o çok hoş toplantıyı anlatmayı hafta sonu yazıma saklıyorum.)
Ayşe Malhan ile sohbet ederken konu döndü dolaştı Koleksiyon’un ünlü İstanbul Çay Bardakları’nın kısa sürede kolay ulaşılabilir pazara düşmesine geldi. Yukarıda okuduğunuz hadiseden söz ettim... Ayşe gülümseyerek, olağanüstü duru Türkçesi ile tane tane yanıtlar verdi. Ayşe’nin anlattıkları, Koray’ın yazdıkları o kadar hoşuma gitti ve tasarımın herkese ulaşabilmesi gerekliliğine öyle saygı duydum ki sizinle de paylaşmak istedim...
***
Öğrendiklerim şunlar: Faruk Malhan 68’li yıllarda ODTÜ’nün çalkantılı dönemlerinin içinden gelen ve bugün politikanın içinde yer almasa da hayatı politik okuyan bir mimar. Dolayısıyla dünyaya yaklaşımı, mesleğini ele alışına da önemli bir farklılık getiriyor (yetiştirdiği çocuklarda da bunu gözlemliyorsunuz zaten).
Bardak piyasaya ilk sunulduğunda tamamen el kesimi ile, üfleme ve kristal olarak üretiliyormuş ve bu butik özelliklerinden dolayı da küçük bir çevrenin ilgisini çeken, farklı ve özel bir hediye olarak görülen orijinal bir parça olmaya doğru gitmiş (Aaa, bakınız ben!).
Faruk Malhan ise bardakları toplumun kalabalık kesimine ulaştıramadığı için hep bir eksiklik hissediyormuş ve zaten Koleksiyon’un fikri bir politika üzerine kuruluymuş. (Tasarımın demokratizasyonu! Büyük kalabalıklara hitap eden firmaların daima replikalar sunuyor olması karşısında büyük bir duruş.) Mobilyada yapmaya çalıştığını bu bardakta özellikle öne çıkarmayı isteyen Malhan, Türk halkının çay ve çay bardağı ile olan ilişkisini de düşününce tasarımının çok daha geniş kitlelere ulaşması için hızla çalışmalara başlamış. Üretimden paketlemeye her şey elden geçmiş ve yeniden düzenlenmiş.
“Bir objenin değerini belirleyenin yapıldığı malzeme değil arkasındaki fikir olduğunu” göstermek isteyen tasarımcı, bir bardağı değerli kılanın da kristal oluşu değil özgün bir fikri taşıması olduğunu düşünüyormuş. Pek çok tepki ile de karşılaşılmış ama herkes bu fikri duyar duymaz düşüncesini değiştirmeye başlamış. (Böyle bir amaç sizde de aynı etkiyi yapmıyor mu?)
***
“Bundan sonra bardağın prestiji de azalmadı ki bu çok kolay değildir, genelde lüksün tanımı kimlerin ulaştığı değil kimlerin ulaşamadığı üzerine kuruludur” diyor Koray Malhan. Bunu izleyen süreçte bardak Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde “Tarihsel bir objenin çağdaş bir yorumu” olma özelliği ile sergiye davet edilmiş. Paris’te de Observateur Design sergisinde Best Design Award kazanmış ve 2007 sonundan 2008 şubatına kadar dünya çapında öne çıkan endüstriyel tasarımlar arasında sergilenmiş... Ve çoook satmış.
***
Büyük çay bardağına Ajda, küçüğüne Sezen diyen halkıma en sevdiğim Malhan çay bardağından söz etmek istedim bugün...
“Tasarım herkes için” diyen bir 68’li “baba”ya teşekkür etmek için ve de...
Türk çay bardağının serüveni böyle işte... Ajda, Sezen ve sonunda her yudumda altındaki “Faruk Malhan” imzasını gördüğünüz İstanbul...
Geçen yıl... Yurt dışına gideceğim. Orada yaşayan arkadaşlarımızı da ziyaret edeceğim. Şöyle güzel bir hediye almalıyım ama ne? Hem buradan götürmeme değmeli hem işe yaramalı.
Sonunda buluyorum. Faruk Malhan imzalı şahane çay bardakları. Harika bir tasarım! Hem geleneksel, hem modern hem de adı İstanbul. Özene bezene paketler yaptırıyorum. Sağ salim Chicago’ya ulaşıyoruz. Arkadaşlarım bardaklara bayılıyor. Hedefi tutturmuş olmanın mutluluğu içindeyim...
Türkiye’ye dönüyorum. Aradan bir yıla yakın bir zaman ya geçiyor ya geçmiyor ama o da ne? Bir süpermarketin rafında benim tasarım çay bardakları satışa sunulmuş! Çok daha ucuza! Hem de o çay paketinin yanında promosyon olarak mı veriliyor yoksa? Hayır, arkadaşlarım yaz tatili için Türkiye’ye gelecek ve benim onlara böbürlenerek sunduğum o şık-tasarım-az bulunur-şahane hediyemin köşedeki marketten alınıverildiğini zannedecekler! Ama ama???
***
Geçtiğimiz hafta söz konusu bardakların tasarımcısı Faruk Malhan’ın, şirketi Koleksiyon Mobilya’yı birlikte yönettiği çocukları Ayşe ve Koray Malhan’la tesadüfen birkaç gün ara ile tanıştım. (Koray Malhan ile katıldığımız o çok hoş toplantıyı anlatmayı hafta sonu yazıma saklıyorum.)
Ayşe Malhan ile sohbet ederken konu döndü dolaştı Koleksiyon’un ünlü İstanbul Çay Bardakları’nın kısa sürede kolay ulaşılabilir pazara düşmesine geldi. Yukarıda okuduğunuz hadiseden söz ettim... Ayşe gülümseyerek, olağanüstü duru Türkçesi ile tane tane yanıtlar verdi. Ayşe’nin anlattıkları, Koray’ın yazdıkları o kadar hoşuma gitti ve tasarımın herkese ulaşabilmesi gerekliliğine öyle saygı duydum ki sizinle de paylaşmak istedim...
***
Öğrendiklerim şunlar: Faruk Malhan 68’li yıllarda ODTÜ’nün çalkantılı dönemlerinin içinden gelen ve bugün politikanın içinde yer almasa da hayatı politik okuyan bir mimar. Dolayısıyla dünyaya yaklaşımı, mesleğini ele alışına da önemli bir farklılık getiriyor (yetiştirdiği çocuklarda da bunu gözlemliyorsunuz zaten).
Bardak piyasaya ilk sunulduğunda tamamen el kesimi ile, üfleme ve kristal olarak üretiliyormuş ve bu butik özelliklerinden dolayı da küçük bir çevrenin ilgisini çeken, farklı ve özel bir hediye olarak görülen orijinal bir parça olmaya doğru gitmiş (Aaa, bakınız ben!).
Faruk Malhan ise bardakları toplumun kalabalık kesimine ulaştıramadığı için hep bir eksiklik hissediyormuş ve zaten Koleksiyon’un fikri bir politika üzerine kuruluymuş. (Tasarımın demokratizasyonu! Büyük kalabalıklara hitap eden firmaların daima replikalar sunuyor olması karşısında büyük bir duruş.) Mobilyada yapmaya çalıştığını bu bardakta özellikle öne çıkarmayı isteyen Malhan, Türk halkının çay ve çay bardağı ile olan ilişkisini de düşününce tasarımının çok daha geniş kitlelere ulaşması için hızla çalışmalara başlamış. Üretimden paketlemeye her şey elden geçmiş ve yeniden düzenlenmiş.
“Bir objenin değerini belirleyenin yapıldığı malzeme değil arkasındaki fikir olduğunu” göstermek isteyen tasarımcı, bir bardağı değerli kılanın da kristal oluşu değil özgün bir fikri taşıması olduğunu düşünüyormuş. Pek çok tepki ile de karşılaşılmış ama herkes bu fikri duyar duymaz düşüncesini değiştirmeye başlamış. (Böyle bir amaç sizde de aynı etkiyi yapmıyor mu?)
***
“Bundan sonra bardağın prestiji de azalmadı ki bu çok kolay değildir, genelde lüksün tanımı kimlerin ulaştığı değil kimlerin ulaşamadığı üzerine kuruludur” diyor Koray Malhan. Bunu izleyen süreçte bardak Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde “Tarihsel bir objenin çağdaş bir yorumu” olma özelliği ile sergiye davet edilmiş. Paris’te de Observateur Design sergisinde Best Design Award kazanmış ve 2007 sonundan 2008 şubatına kadar dünya çapında öne çıkan endüstriyel tasarımlar arasında sergilenmiş... Ve çoook satmış.
***
Büyük çay bardağına Ajda, küçüğüne Sezen diyen halkıma en sevdiğim Malhan çay bardağından söz etmek istedim bugün...
“Tasarım herkes için” diyen bir 68’li “baba”ya teşekkür etmek için ve de...
Türk çay bardağının serüveni böyle işte... Ajda, Sezen ve sonunda her yudumda altındaki “Faruk Malhan” imzasını gördüğünüz İstanbul...
