Adnan MENDERES

Sponsorlu Bağlantılar

james54

james54

Üye
    Konu Sahibi
Adnan MENDERES

Adnan Menderes
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
Doğum 1899
Aydın, Osmanlı Devleti
Ölüm 17 Eylül 1961
İmralı Adası, Türkiye
Görev süresi 22 Mayıs 1950 - 27 Mayıs 1960
Önce gelen Şemsettin Günaltay
Sonra gelen Cemal Gürsel
Siyasi Parti Cumhuriyet Halk Partisi
Demokrat Parti

Adnan Menderes (tam adı: Ali Adnan Ertekin Menderes, 1899–1961), siyasetçi, 1950-1960 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti başbakanı.

1899'da, Aydınlı zengin bir çiftçinin oğlu olarak doğdu. Büyük babası Hacı Ali Paşa Kırım Tatarları'ndan olup Eskişehir çevresinden Tire taraflarına göç etmiştir. İbrahim Ethem Bey'le, Tevfika Hanım'ın oğludur. Kızkardeşi Melike küçük yaşta ölmüştür. İzmir'in ünlü ailelerinden, Yemişçibaşı Fatma Berin Hanım'la evlenmiş, ondan Yüksel, Mutlu, Aydın olmak üzere üç oğlu olmuştur. İlkokuldan sonra, İzmir Amerikan Koleji'nden mezun oldu. "1.Dünya Savaşı'nda yedeksubay eğitimi gördü. Fakat hastalandığı için cepheye gidemedi. Kurtuluş Savaşı'nda savaştı İstiklal Madalyası aldı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1935 yılında mezun oldu.

Aydın'da, 1930'da, kısa süreli "Serbest Cumhuriyet Fırkası"nın bir kolunu organize etti. Bu partinin kapatılmasından sonra Atatürk'ün daveti üzerine Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) katıldı.(1931) Atatürk'ün vefatından sonra CHP'nin başına geçen İsmet İnönü'nün sovyet usulü devletleştirme uygulamalarına karşı çıktı. Son olarak İsmet İnönü'nün toprakları da devletleştirip köyleri sovyet usulü kolhozlara çevirmek istediğini öne sürerek ve savaş sonu Türkiye'nin Sovyetler'in değil Amerika'nın müttefiki olması gerektiğini düşünerek üç arkadaşıyla birlikte dörtlü takriri verdi.Bu nedenden ve parti içi muhalefetten dolayı 1945 yılında CHP'den ihraç edildi.
Konu başlıkları
[gizle]

* 1 Demokrat Parti dönemi
* 2 27 Mayıs dönemi
* 3 İç bağlantılar
* 4 Dış bağlantılar
* 5 Kaynakça

Demokrat Parti dönemi [değiştir]

7 Aralık 1945'te, Demokrat Parti'yi kurdu. 1946 seçimlerinde Celal Bayar'dan sonra partideki ikinci önemli adam durumuna geldi.
Demokrat Parti Amblemi
Demokrat Parti Amblemi

1946'da yapılan seçimlerde şaibeli bir şekilde "açık oy gizli tasnif" usulü uygulandığı için CHP bu seçimleri kazandığını iddia etti. 1908'den sonra Türk tarihinde ilk defa 14 Mayıs 1950'de "gizli oy açık tasnif" ile yapılan demokratik seçimlerde ise DP %52 oy oranıyla ezici bir çoğunluk sağlayarak iktidara geldi, ve Adnan Menderes başbakan oldu. 10 yıllık başbakanlık döneminde Türk iç ve dış politikasında büyük değişimler oldu. Menderes'in 10 yıllık başbakanlık döneminde Türkiye'nin Kore Savaşı'nda Birleşmiş Milletler kuvvetlerine Türk Tugayı ile katılması TBMM tarafından kabul edildi. ABD ile sağlanan bu yakınlaşmadan sonra Türkiye, Komünizmle mücadele için kurulan NATO'ya 1952 yılında tam üye olarak kabul edildi. O zamana kadar Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetlerden alınmış olan 1920'lerden kalan teçhizatı kullanmakta olan Türk Ordusu, ABD'den hibe yoluyla alınan 2. Dünya Savaşı fazlası malzemelerle askeri teknolojide 1945'ler seviyesine geldi. Menderes teknoloji eğitimine verdiği önem dolayısıyla, Amerikan Ford Vakfı katkılarıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ni kurmuş ve aynı vakfı Ankara Fen Lisesi'nin kuruluşu konusunda da ikna etmiştir.

İleri mali piyasaların gelişmesi için sadece Mithat Paşa'nın kurduğu Ziraat Bankası ve Celal Bayar'ın Hindistan Müslümanlarından gelen altınlarla kurduğu İş Bankası'nın yeterli olmayacağını düşünerek Türkiye Vakıflar Bankası'nı kurdu. Ayrıca özel bankacılığı da teşvik etti.
Adnan Menderes (3 Şubat 1958 tarihli 'Time' dergisi kapağı)
Adnan Menderes (3 Şubat 1958 tarihli 'Time' dergisi kapağı)

Adnan Menderes'in başvekillik dönemi olan 1950-1960 arasında Türkiye ekonomisi yılda ortalama %9 oranında büyüdü. Bu kalkınma oranına Türkiye ilk defa ulaşmıştı ve bugüne kadar da bir daha ulaşamadı. Atatürk'ün vefatından sonra "Milli Şef" olan İsmet İnönü banknotların ve pulların üzerlerindeki Atatürk resimlerini çıkartıp kendi resimlerini koymuştu. Menderes'in ilk icraatlarından biri İsmet İnönünün resimlerini paraların ve pulların üzerinden çıkartıp, yeniden Atatürk resimlerini koymak oldu. Son Menderes hükümeti (23. hükümet) Kıbrıs konusunda imzaladıkları ortaklık anlaşmasına garantörlük maddesini yerleştirerek Türk ordusunun 1974 yılında iki aşamada gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı'nın hukuki zeminini hazırlamış, önemli bir uluslararası başarıya imza atmıştır. Türkiye, 1959 yılında hazırlanan ve 1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla uluslararası geçerlilik kazanan Garanti Anlaşması’ndan doğan haklarını kullanarak sözkonusu müdahaleyi gerçekleştirmiştir. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye garantörlük sıfatını veren ve Kıbrıs'ın bağımsızlığını tanıyan Garanti Anlaşması’nın(Londra Anlaşması,1959) 2. maddesi şöyledir: “Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bu anlaşmanın birinci maddesinde gösterilen yükümlülüklerini göz önüne alarak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü, güvenliğini ve aynı zamanda Anayasa’nın temel maddeleriyle kurulan düzenini tanırlar ve garanti ederler.”

Menderes, geleneksel aile yaşam tarzına hoşgörülüydü ve laiklik konusunda Fransız yorumunu benimseyen İnönü ve CHP'nin aksine seküler anglo-sakson yorumunu tercih ediyordu. İsmet İnönü döneminden o güne kadar Türkçe okunması zorunlu olan ezanın istenilen dilde okunabilmesini serbest bıraktı, ancak bundan sonra ezan hep Arapça okundu. Türkiye'de İslami kuralların önünü açtı ama yine de batıya hoşgörüyle yaklaşıyordu. Menderes, daha liberal ve dışa bağlı bir iktisat görüşüne sahipti; yani daha fazla özel girişime izin verdi. Ekonomik girişimleri toplumun yoksul kesimini kısa dönemlik mutlu etti, ama ülkede aşırı (dış alıma) ithalata sebep oldu. Menderes, en çok eleştiriyi, dışa bağımlılık politikaları yüzünden almıştır. Atatürk zamanında ulusal servet namına özel teşebbüs tarafından kurulduktan sonra İsmet İnönü döneminde devletleştirilen traktör ve basma fabrikaları Menderes döneminde süratle gelişen özel girişimciliğin yatırımlarıyla kurulan tesislerin rekabetine dayanamayarak ya özelleştirilmiş ya da kapatılmıştır. Nuri Demirağ tarafından kurulduktan sonra İsmet İnönü tarafından devletleştirme kapsamına alınan uçak ve uçak motoru fabrikaları ise yeni gelişen teknoloji'ye ve NATO standartlarına ayak uyduramadıkları için yurtdışına da satış yapamayıp kapatılmışlardır.
Menderes,bir yurt gezisinde
Menderes,bir yurt gezisinde

Adnan Menderes'ten sözler

Adnan Menderes'in demokrasi anlayışını yansıtması bakımından siyasi tarihimize geçen bazı sözleri de önemlidir.

* Ordu o kadar teknik hale geldi ki artık ben bu orduyu yedek subay mühendislerle de idare ederim.[1]
* Millet iradesi o kadar güçlüdür ki, isterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz.[2]
* Millet beni o kadar seviyor ki, neredeyse odunu bile aday koysam mebus olur.[3]

27 Mayıs dönemi [değiştir]

Ana madde: 27 Mayıs İhtilali

Menderes, toplumun entellektüel kesimi ve (Atatürk devrimlerinin tehlikede olduğunu düşünmekte olan) askeri kesim arasında desteğini giderek yitirmeye başladı. Bu gelişmeler politik yaşamının sonunu hazırlayan etmenler oldu. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel kendi kişisel yurtsever perspektiflerini bir gece önce sohbet ettiği Milli Savunma Bakanı’na ve dolayısıyla hükümete sunduğu için erken emekliye sevkedilerek zorunlu izne gönderildi. Bu mektubunda, Adnan Menderes’e olan saygı ve desteğini açık bir şekilde ‘Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan Menderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim. Bu sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmelidir’ görüşleriyle ifade eden Cemal Gürsel, Silahli Kuvvetlerin tüm kademelerine iletilen ve ordunun kesinlikle siyasetten uzak kalmasini öneren ikinci bir veda mektubuna karşın, 27 Mayıs 1960 gününde gerçekleştirilen, Gürsel ile ilgisi olmayan ve kendisinin ne tasarlayıp ne de katıldığı, albay ve daha alt rütbelilerin yürüttüğü cuntanın, 3. Ordu Komutanı Ragıp Gümüşpala'nın cuntanın lideri eğer kendisinden daha kıdemli değilse 3. Ordu ile Ankara'ya yürüyüp isyana son vereceğini bildirmesi üzerine, İzmir'den askeri uçakla Ankara'ya getirildi ve Milli Birlik Komitesi'nin Başkanlık görevini üstlendi.

Adnan Menderes 27 Mayıs 1960 günü Kütahya'da, daha sonra Hava Kuvvetleri Komutanı olacak olan Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara'ya götürüldü. Ankara'da getirildiği Kara Harb Okulu'nda cuntacılar tarafından ağır hakaretlerle karşılandı. Demokrat Parti üyeleri çeşitli suçlardan, askeri darbecilerin isteği üzerine, Yassıada'da kurulan özel bir cunta mahkemesinde yargılandılar. Menderes'e yöneltilen suçlar arasında Üniversite yönetimine ve öğrencilerine fazla baskıcı politika uygulaması gibi konular vardı. Ayrıca Menderes'in özel yaşamı ile ilgili de suçlamalar bunlar arasında bulundu. Ayhan Aydan, Menderes'ten hamile kaldıktan sonra doğumda ölen bebek ve Menderes'in devlet hazinesina ait paraları özel yaşamı için kullanıp Ayhan Aydan'a ev alması iddiasıyla da dava açıldı. Adnan Menderes hakkında bu cunta mahkemesinde açılan tüm davalardan sadece "bebek davası" denilen davadan beraat etti. Ayhan Aydan'a ev alması ile ilgili davada "devletin yüksek menfaatlerine ve istihbarat işlerine sarfedilmek üzere emrine tahsis edilen paraların bir kısmıyla opera sanatçısı Aydan Ayhan'a ev aldığı" iddiasıyla açılan davada suçlu bulundu.
27 Mayıs İhtilali'ni haber veren Hürriyet Gazetesi
27 Mayıs İhtilali'ni haber veren Hürriyet Gazetesi

Anayasayı ihlal ve ilga ederek darbe yapanların kurduğu Yassıada mahkemesi, Celal Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'yu Anayasa'yı ihlal suçundan(146/1) suçlu bularak idama mahkum etti. Celal Bayar'ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi. Devlet başkanı Cemal Gürsel'in ve aralarında ABD Başkanı Kennedy, İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth'in de bulunduğu birçok dunya liderlerinin, Menderes ve eski bakanlarının idam cezalarinin affı dilekleri, albaylar ve alt düzeyli subaylardan kurulu cunta komitesi tarafindan reddedildi. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961, Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961'de İmralı Adası'nda sabaha karşı 2:31'de idam edilerek katledildi. Menderes, infazdan hemen önce yazdığı mektupta şöyle diyordu[4]:

Kimseye dargın değilim.. Kırgınlığım yok. Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum...

7 Kasım 1964’de, Celal Bayar’ın hapis cezası Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in affı ile kaldırıldı.

Ölümünden uzun süre sonra Adnan Menderes'in itibarı iade edildi. Aydın'da bir üniversiteye (Adnan Menderes Üniversitesi) ve İzmir'deki uluslararası hava limanına (Adnan Menderes Hava Limanı) adı verildi. Naaşı ölümünden 29 sene sonra İmralı'dan alınarak İstanbul'da adına yapılan bir anıtmezara taşındı (17 Eylül 1990).
 
Takipçi Satın Al


Üst Alt