Aşk Kağıtlara Yazılmıyor!!..

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
***BlackrosE***

***BlackrosE***

Üye
    Konu Sahibi
Aşk Kağıtlara Yazılmıyor!!..
http://www.maxicep.com/forums/Nasıl bir yazgıydı bu, yazanı yazdıranı belli olmayan?
Hangi kader çizgisiydi yollarını kesiştiren?
Hangi rüzgarlardı o güzel kadını, onun sakin küçük
dünyasına getiren? Onu sakin denizlerden sürükleyip
fırtınalı okyanuslara atan? Sırası mıydı bu aşkın, o ununu
elemiş eleğini asmış, tüm sevdaları sürgünlere göndermişken?

Hangi acımasız yazgıydı, onu yeniden aynalara baktıran.
O aynalar ki, hiç yalan söylemeyi bilmezlerdi.
Geçen yılların bırktığı izleri insanın yüzüne acımasızca vururlardı.
Azaltamazdı ki kalan saçlarındaki akları, yüzündeki çizgileri.
Küçülüp, eriyordu, o güzel kadının belleğine kazınmış resminin
yanında. Utanıyordu sevdasından, aşkından. Ona giden yollardaki uçurumlar,
engeller büyüyordu. O, giderek uzak ve erişilmez
bir tanrıça oluyordu. Kâr etmiyordu hiçbir şey; bilge teselliler,
kitaplarda okudukları.

İster itiraf etsin, ister etmesin, düştüğü durumun bir tek
tanımı vardı ve o da aşktı, sevdaydı. Ve o ömrümde hiç böyle
sevdalanmamıştı. Bu sevda, platonik, romantik gibi klişelere
sığmayan bir sevginin ürünüydü. Sözcüklerle tanımlanamayan,
gece gündüz her saat, her an onu düşündüren, ona özge bir
sevdaydı. Ah, bu yürek değil miydi onu yakan, bu onulmaz
sevdalara düşüren. Sevginin o mütiş gücünü bu sevda ile
öğrenmişti yeniden. Sevdiğiyle sadece aynı mekanlarda
olabilmenin bile ne büyük bir mutluluk olduğunu, onun
sadece telefondan duyulan sesinin bile tüm gökyüzünü maviye
çevirebileceğini, karanlıkları aydınlatabileceğini bu sevda ile
yaşamıştı. Ve aşkın insana çılgınlıklar yaptırabileceğini yeniden
ta kanında hissediyordu.

Aşık olduğu kadınla olan en kısa ayrılıklar bile ona dayanılmaz
geliyordu. Şimdi o yine uzaklardaydı. Ve ona olan hasreti
aralarındaki mesafeler artıkça artıyordu. Üstelik günlerdir
ondan haber alamamak kendisini deli ediyordu. Ona merhaba
diyebilmek, bir tek sözcük de olsa sesini duyabilmek için her yolu
deniyordu. Ama tüm çabaları sonuçsuz kalıyordu. Gece gündüz,
her an onu düşünüp ona ulaşamamak, korkunç bir ızdıraptı. Kahrolmaktan başka
hiçbir şey gelmiyordu, elinden. Bu griler grisi,
mavi yoksunu gökyüzünün altında çıldırasıya özlüyordu o kadını,
onun gözlerini, gözlerinin rengini, gülüşünü.

Ayrılık acısıydı bu, kolay değildi üstesinden gelmek.
Haykırsaydı sevgisini pencerelerden, bağırsaydı adını sokalara,
diner miydi acıları? Yılın son günde yağan karın beyazına dökseydi
karanlıklarını, aydınlanır mıydı içi? Batmakta olan güneşin
kızıllığına, sütmavisi kesilen gökyüzüne çizseydi aşkını, azalır mıydı o
kadına olan özlemi? Kalemini kanına batırıp ak kağıtlara yazsa
bu aşkı, biter miydi hasret?

Bu son ayrılık, onu genç kadına olan sevgisini sorgulamaya zorluyordu. Aklı,
bu sevdanın, hiçbir gerçekliğinin ve geleceğinin olmadığını
söylüyor; kendisi için hiçbir şey ifade etmediğin, senin sevdana gereksinimi
olmayan o kadını neden seviyorsun? diye soruyordu.
O ve kalbi akılına karşı inatla direniyorlardı. "Evet, değer", diyordu, "yüz
kere, bin kere değer!". Çünkü o kadın yaşamından çıktığında
kendisini tekrar ölü hayatların, mavisi ve güneşi olmayan
günlerin beklediğini biliyordu. "Değer" diyordu, "herşeye değer!
Uğruna ölmeye, çılgınlıklar yapmaya, deli divane olmaya, Kerem gibi yanmaya
değer!"

Niçin mi? Sadece o kadını görebilmek için, sadece sesini duyabilmek
için, sadece güzel gözlerine bakabilmek için, o sıcak, o çocuksu gülüşünü
yaşayabilmek için. Onu görünce heycanlanmak, onunla konuşurken toy bir
delikanlı gibi ne söyleyeceğini, ne diyeceğini şaşırmak için. Onunla
birlikteyken, onu düşünürken tüm dünyayı, tüm kaygıları unutabilmek için.
Tektaraflı sevdaların seveni acılara boğabileceğini ta başından
biliyordu ve o acıları ak kağıtlara dökerek, şiirleştirip, öyküleştirerek
yenebileceğini düşünmüştü. Ama bunun olanaksız olduğunu kısa
zamanda anlamıştı: Gerçek aşk kendini yazdırmıyor, kağıda dökülemiyordu. Ve
o aşka tutsak, aşık olduğu kadın ona yasak olsa
da, aşka ihanet etmemek için; insanı insan yapan o yüce duygudan
yana olmak için; belki de sadece "onu seviyorum, o halde
yaşıyorum!", diyebilmek için, sonuna kadar direnecekti.


Alıntıdır!!..
 


perfectlover

Üye
Güzel. Ben beğendim.
 

tofy

Üye
güzelmiş ;)
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Takipçi Satın Al


Üst Alt