Burak
Üye
"Ne ile cennete gideceksiniz?
Müslüman, Teslim olacağı merciyi bilen insan. .
Onurlu şerefli,izzetli ...
Aciz ilahların önünde eğilip büzülmeyi red eden;Muiz olan tek ilaha sığınanız....
Tek amacımız ilk insan ve nübüvvetin ilk temsilcisi Hz.Ademin yüklendiği misyonu kul olarak yerine yerine getirmeye çalışmaktır.
Onun ilkeleri uğruna hayatını ortaya koyanlarız...
Bizler Müslümanız...
Haritamızda pusulamızda belli.....
Hergüne yeni bir harita çizemeyiz!
Pusulanın yönünü ibresini çoğunluğa göre değiştiremeyiz.
Gerektiğinde bir İbrahim misali hayatımızda biriken putları kıracağız!
Eğer bir kurtuluş gemisi yapılacaksa bizde bunda görev alacğız!
Bir Nuh gibi istikrarlı adımlarımız Çünkü bizler Müslümanız teslim olanlarız..... Bizlere ait bu özellikler bu güzellikler saymakla bitmez..Tüm bu hasletler bizden beklenir...
Fakat gölgeler uzuyor bu son demlerde, hakikateler kısalıyor.
Özde müslümanlığımızdan çok sözde müslümanlığımız artıyor...
Konuşuyor dillerimiz; iyi yazıyor kalemlerimiz ama amellerimiz ise sukutta..
Sayfalarca yazalıyor çiziliyor fakat ya amellerimiz sadece bir avuç....
Konuşunca alim oluyor dillerimiz ;eyleme gelince cahil oluyor sinelerimiz. Kendimizide çok akıllı zannediyoruz değilmi?*
Oturduğumuz yerden ahkam kesiyoruz. daha birçok şey biliyoruzda anlamak; eyleme geçirmek istemiyoruz..
ama ısrarlada buzağının rengini cinsini soruyoruz..
Oysa nekadar güzel ifade etmiştir Muaz Bin Cebel:
"Nekadar bilgi sahibi olursanız olun, amel etmedikçe Allah sizi bilginizle sevaplandıracak değildir..
" Uzaklaşıyoruz gökteki yıldızlardan; uzaklaşıyoruz iki ayaklı Kur'anlardan...
Oysa onlara yaklaştıkça onlarla aramızdaki kilometreleri azalttıkça idrak edeceğiz imanı..
Onları aramızda yaşattıkça anlayacağız Musabları;Sad'ları enesleri hamzaları.....
Onları tanıdıkça öğreneceğiz dürüst bir imanın nasıl olacağını ..
İman ettim demenin yeterli olmadığını;oturan islam değil yürüyen bir islamı yaşamak gerektiğini söylüyordu.
Yorulun diyordu ama oturarak değil, işyaparak yol alarak..
Öyle bir yolki son istasyonu cennet olsun..
Dinlenme istirahat orada yerini bulsun. Yüreğimiz üşüyor....
Titriyor bedenimiz, Çünkü yaşayamıyoruz konuştuğumuz sadece dilerimizdeki islamı.
Sadece adları kalıyor asr-ı saadeti oluşturan kahramanların.
Onları aramızda görmeye nekadar muhtaç çağımız değilmi..
Düşünelim birdaha ve birdaha biz ne ile cennete gireceğiz..?
NE İLE GİRECEĞİZ O EBEDİ MEKANA?
Sadece söylemlerimiz cennet kapılarını açarmı üzerimize?
Yoksa yapacağımız şeyleri söyleyemediğimiz için;bu iddayı yaptığımız "ben müslüman"dedeğimiz için vebal altındamı oluruz?
Amelsiz bilgiler, ihlassız ibadetler yaşadığımız hayatın kamburunu çıkarıyor. Kamburu çıkmış bir hayatı yaşıyoruz. Onun içindir; ahiretimizi imar etmek ayırdığımız vakitler,sadece bu dünyada kalacak bizimle biradım öteye geçmeycek vakitlerden kırptığımız zamanlardan oluşuyor.
Onun için Bilaller Sümeyyeler bizden kaçıyor. "EHAD" Diyecek kadar güçlü değil nefislerimiz.
UNUTMAYALIM,
Beşirleri uyaran Resul bizide uyarıyor soruyor hepimize birer birer:
"Ne ile cennete gideceksiniz?
(ALINTIDIR)
Onurlu şerefli,izzetli ...
Aciz ilahların önünde eğilip büzülmeyi red eden;Muiz olan tek ilaha sığınanız....
Tek amacımız ilk insan ve nübüvvetin ilk temsilcisi Hz.Ademin yüklendiği misyonu kul olarak yerine yerine getirmeye çalışmaktır.
Onun ilkeleri uğruna hayatını ortaya koyanlarız...
Bizler Müslümanız...
Haritamızda pusulamızda belli.....
Hergüne yeni bir harita çizemeyiz!
Pusulanın yönünü ibresini çoğunluğa göre değiştiremeyiz.
Gerektiğinde bir İbrahim misali hayatımızda biriken putları kıracağız!
Eğer bir kurtuluş gemisi yapılacaksa bizde bunda görev alacğız!
Bir Nuh gibi istikrarlı adımlarımız Çünkü bizler Müslümanız teslim olanlarız..... Bizlere ait bu özellikler bu güzellikler saymakla bitmez..Tüm bu hasletler bizden beklenir...
Fakat gölgeler uzuyor bu son demlerde, hakikateler kısalıyor.
Özde müslümanlığımızdan çok sözde müslümanlığımız artıyor...
Konuşuyor dillerimiz; iyi yazıyor kalemlerimiz ama amellerimiz ise sukutta..
Sayfalarca yazalıyor çiziliyor fakat ya amellerimiz sadece bir avuç....
Konuşunca alim oluyor dillerimiz ;eyleme gelince cahil oluyor sinelerimiz. Kendimizide çok akıllı zannediyoruz değilmi?*
Oturduğumuz yerden ahkam kesiyoruz. daha birçok şey biliyoruzda anlamak; eyleme geçirmek istemiyoruz..
ama ısrarlada buzağının rengini cinsini soruyoruz..
Oysa nekadar güzel ifade etmiştir Muaz Bin Cebel:
"Nekadar bilgi sahibi olursanız olun, amel etmedikçe Allah sizi bilginizle sevaplandıracak değildir..
" Uzaklaşıyoruz gökteki yıldızlardan; uzaklaşıyoruz iki ayaklı Kur'anlardan...
Oysa onlara yaklaştıkça onlarla aramızdaki kilometreleri azalttıkça idrak edeceğiz imanı..
Onları aramızda yaşattıkça anlayacağız Musabları;Sad'ları enesleri hamzaları.....
Onları tanıdıkça öğreneceğiz dürüst bir imanın nasıl olacağını ..
İman ettim demenin yeterli olmadığını;oturan islam değil yürüyen bir islamı yaşamak gerektiğini söylüyordu.
Yorulun diyordu ama oturarak değil, işyaparak yol alarak..
Öyle bir yolki son istasyonu cennet olsun..
Dinlenme istirahat orada yerini bulsun. Yüreğimiz üşüyor....
Titriyor bedenimiz, Çünkü yaşayamıyoruz konuştuğumuz sadece dilerimizdeki islamı.
Sadece adları kalıyor asr-ı saadeti oluşturan kahramanların.
Onları aramızda görmeye nekadar muhtaç çağımız değilmi..
Düşünelim birdaha ve birdaha biz ne ile cennete gireceğiz..?
NE İLE GİRECEĞİZ O EBEDİ MEKANA?
Sadece söylemlerimiz cennet kapılarını açarmı üzerimize?
Yoksa yapacağımız şeyleri söyleyemediğimiz için;bu iddayı yaptığımız "ben müslüman"dedeğimiz için vebal altındamı oluruz?
Amelsiz bilgiler, ihlassız ibadetler yaşadığımız hayatın kamburunu çıkarıyor. Kamburu çıkmış bir hayatı yaşıyoruz. Onun içindir; ahiretimizi imar etmek ayırdığımız vakitler,sadece bu dünyada kalacak bizimle biradım öteye geçmeycek vakitlerden kırptığımız zamanlardan oluşuyor.
Onun için Bilaller Sümeyyeler bizden kaçıyor. "EHAD" Diyecek kadar güçlü değil nefislerimiz.
UNUTMAYALIM,
Beşirleri uyaran Resul bizide uyarıyor soruyor hepimize birer birer:
"Ne ile cennete gideceksiniz?
(ALINTIDIR)


