kol@j
Üye
erkekliğe leke sürmeyeceğim ya - halı sahaya maça gitiim (gerçek olay)
bir cumartesi günü arkadaşlarım maça davet etti...
ben de tamam dedim...
hanıma dedim maça gideceğim, o dedi gitmeyeceksin...
ben dedim gideceğim, o dedi gitmeyeceksin...
ben dedim gideceğim, o dedi gitmeyeceksin...
"mecbur kaldım maça gittim"
derdi "ailemle ilgilenmiyormuşum" yahu ben doğru düzgün evden çıkmayan bir adamım...el alem fink atar eve gitmez... bir kere çıkacak olduk... kol çıkarıyor...
gerçi evliliğimin ılk zamanlarıydı... haliyle o da cahil di... her olaya hissi yaklaşıyordu...
ben de anlayışla karşıladım, kızmak yerine, hanımımın gençliğine verip, ısrarımı gösteriyordum...b,ldiğimi yapıyordum...
daha sonra başka aileler tanıdıkça ,,, bu türlü sorunlar olmadı...
neyse sadete gelem...
maça gittim, öğleden önce maça başladık... saat 12 gibi maç bitcekti...
11:45 gibi üstüme doğru gelen top solumdan geçti... ben topu yakalayacağım diye döndüm,
dönüş o dünüş... o anda koşamıyorum ... ileri abandıkça gidemiyorum... sanki biri beni tutuyor...
bir de baktım ki sağ ayağım bilekten katlanmış iç yanın dan yeri öpüyor. bacak dik... yandan tam 90 derece ... o an acısı bastırıp beni yere yıktı... "anam! "
yere yığıldım... acı vardı da ben gene moralimi bozmadan şaka lafaları söylüyorum. dört koldan ben i saha kenarına attılar... 10 dakka sonra maç bitti... iki kişi koltuğuma girerek evimin yakınlarında sağlık merkezine bıraktılar beni...
doktor buz falan koydurttu... krem falan sürdürdü...
hanıma telefon ettim... "buradayım gel..." geldi yanıma bizim kızla beraber... o zaman o da küçük, iki yaşında... yattığım yerde anlamlı anlamlı bakıyor bana... yattığım oda boş kaldıkça da ayağımla oynamayı ihmal etmiyor tabii ki...
iki gün işe gidemedim... işe gidince de iki hafta topalladım... bir iki ay mosmor rengi gitmedi... bir kaç ay boyunca da ayağımı bükemedim... hatta beş ay sonra artık normal yürüyebiliyordum da... bir keresinde topuğum kaldırım da kaldı, ayak burnu yere değdi, o kadar bükülmesi bile bayağı acıttı... birazcık sektirtti...
ah ah... başıma bunların geleceğini bilsem maça gider miydim?...
evet! gene giderdim... paşa paşa ayağımı da sakatlardım...
erkekliğe leke sürmezdim...
bizim hanım da hala bu olayı kendine zafer olarak bilir...
herkes hissesini alsın...
ben de tamam dedim...
hanıma dedim maça gideceğim, o dedi gitmeyeceksin...
ben dedim gideceğim, o dedi gitmeyeceksin...
ben dedim gideceğim, o dedi gitmeyeceksin...
"mecbur kaldım maça gittim"
derdi "ailemle ilgilenmiyormuşum" yahu ben doğru düzgün evden çıkmayan bir adamım...el alem fink atar eve gitmez... bir kere çıkacak olduk... kol çıkarıyor...
gerçi evliliğimin ılk zamanlarıydı... haliyle o da cahil di... her olaya hissi yaklaşıyordu...
ben de anlayışla karşıladım, kızmak yerine, hanımımın gençliğine verip, ısrarımı gösteriyordum...b,ldiğimi yapıyordum...
daha sonra başka aileler tanıdıkça ,,, bu türlü sorunlar olmadı...
neyse sadete gelem...
maça gittim, öğleden önce maça başladık... saat 12 gibi maç bitcekti...
11:45 gibi üstüme doğru gelen top solumdan geçti... ben topu yakalayacağım diye döndüm,
dönüş o dünüş... o anda koşamıyorum ... ileri abandıkça gidemiyorum... sanki biri beni tutuyor...
bir de baktım ki sağ ayağım bilekten katlanmış iç yanın dan yeri öpüyor. bacak dik... yandan tam 90 derece ... o an acısı bastırıp beni yere yıktı... "anam! "
yere yığıldım... acı vardı da ben gene moralimi bozmadan şaka lafaları söylüyorum. dört koldan ben i saha kenarına attılar... 10 dakka sonra maç bitti... iki kişi koltuğuma girerek evimin yakınlarında sağlık merkezine bıraktılar beni...
doktor buz falan koydurttu... krem falan sürdürdü...
hanıma telefon ettim... "buradayım gel..." geldi yanıma bizim kızla beraber... o zaman o da küçük, iki yaşında... yattığım yerde anlamlı anlamlı bakıyor bana... yattığım oda boş kaldıkça da ayağımla oynamayı ihmal etmiyor tabii ki...
iki gün işe gidemedim... işe gidince de iki hafta topalladım... bir iki ay mosmor rengi gitmedi... bir kaç ay boyunca da ayağımı bükemedim... hatta beş ay sonra artık normal yürüyebiliyordum da... bir keresinde topuğum kaldırım da kaldı, ayak burnu yere değdi, o kadar bükülmesi bile bayağı acıttı... birazcık sektirtti...
ah ah... başıma bunların geleceğini bilsem maça gider miydim?...
evet! gene giderdim... paşa paşa ayağımı da sakatlardım...
erkekliğe leke sürmezdim...
bizim hanım da hala bu olayı kendine zafer olarak bilir...
herkes hissesini alsın...






