ademfarzet
Üye
-ziya Uygur-
Bir okuyucumuz Ziya Uygur'un «Devrimler, İhtilâller ve Siyonizm» isimli bir kitabını göndermiş. Hatalı yerlerinin altını çizmiş. Hepsini tenkid etmeğe mecmuamızın hacmi müsait değildir.
Kitaba İsmail Kazdal bir önsöz yazmış. Bu Kazdalın kimliğini daha önce bildirmiş, ağzının payını vermiştik.
Uygur, pozisyon itibarıyla fazla zararlı olmıyacağı için birkaç cümle ile geçiştirmek istiyoruz.
S. 45 de «Rical-ül gayp» den bahsetmekte, Muhittin Arabî hazretlerinin keşiflerine dil uzatılmakta, İslâm dünyası yüzyıllarca bu çeşit safsata ile uyutulmaktaymış. S. 46 da kırkların, yedilerin olmadığından ebdal denilen evliyaların bulunmadığından bahsedilmektedir. S. 113 de dinde reformdan bahsedilmektedir.
S. 408 de medreselere, Yunan felsefesinin girdiği söylenmektedir. Aynı sayfada tekkelere hücum edilmekte, tekke açanlar keşişlere benzetilmektedir.
Fetva sahibi Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin tasavvufî sözlerini anlamıyarak onu laiklikle (dinsizlikle) suçlamaktadır. (S. 410).
S. 412 ve 413 de çifte doktorlar gibi Kur'ân ruhuna bağlanmaktan dem vurulmaktadır.
Eshâb-ı kiramla ilgili tarihî olayları anlatırken şahit olarak mason Ömer Rıza Doğrul'u göstermektedir. Bu masonun Asr-ı saadet isimli tercümesi Eshâb-ı Kirama iftiralarla doludur. Bu yalancı tarihe dayanılarak yanlış hükümler verilmekte, eshâb-ı kirama dil uzatılmaktadır.
Mezhepsiz İbni Teymiyye'ye «Şeyhülislâm» diye hitap etmekte, onu övmektedir. (S. 444)
Sapık selefiyye mezhebi Ehl-i sünnet mezhebi gösterilmekte şahit olarak da camilere sıra ve müzik âleti koymak isteyen dinde reformcu İzmirli İsmail Hakkı gösterilmektedir. Bu İzmirli denen kimse, her mezhepsizlik taşının altından çıkmaktadır. Selefiyyeci Uludağ bile bu mezhepsizi tavsiye etmiştir. Bu mezhepsiz Reşit Rıza isimli selefiyyecinin kitabına ön söz yazarak onu tavsiye etmiştir. Ziya Uygur da böyle bir kimseden nakil yaparak zihinleri bulandırmaktadır.
Diğer nakillerinin de çoğu muteber değildir. Ya İzmirli gibi camilere müzik âleti koymak isteyen kimselerdir veya yabancı kâfirlerdir. Felsefeci Hilmi Ziya Ülken'den de nakil yapmıştır. Müsteşrik Dozy gibi kâfirlerden de nakil yaparak müslümanlara hücum edilmektedir, (s. 463) Abdullah Cevdet gibi dinsiz birisine itimat etmektedir, (s. 463)
Peygamber aleyhisselâmın tasavvufla alâkası olmadığını, tasavvufun yabancıların tesiriyle İslama girdiğini mason Ömer Rıza Doğrul gibi kimselerden nakil yaparak bâtıl davasını isbat etmeğe kalkmaktadır, (s. 477-479)
Çeşitli tasavvuf büyüklerine (evliya-i kirama) Ömer Rıza gibi masonlardan nakil yapılarak hücum ve iftira edilmektedir. (Sayfa 480’den 490'a kadar).
İmâm-ı Rabbani hazretlerini de yalan yanlış anlattıktan sonra şöyle bir hükme varıyor:
«İmâm-ı Rabbani hazretleri, İslâmiyeti, kendi zamanına kadar sokulmuş ve karıştırılmış olan İsrailî ve Yunanî hurafat ve safsatalardan ayıklamıştır. Bugün İslâm âlemi yeni bir İmâm-ı Rabbani beklemektedir.» (S. 493)
Ziya Uygur, İbn-i Arabî hazretlerine epey iftiralar yapmaktadır. İmâm-ı Rabbani hazretlerini de övmesi samimi değildir. Çünkü samimî olsa idi, onun gibi İbn-i Arabî hazretlerine şeyh-i Ekber derdi. Ziya Uygur, Hazret-i Muaviye ve diğer eshâb-ı kirama da iftiralar yapmıştır. İmâm-ı Rabbani hazretleri Eshâb-ı Kiramı kötüleyenlerin zındık olduğunu bildirmektedir. Ziya Uygur'un samimi olmadığı buradan anlaşılmaktadır. Ziya Uygur'un yakınları kendisinin bir mason olduğunu söylüyorlar. Hangi locaya kayıtlı olduğunu bildirirse memnuniyetle neşrederiz.
(
ZİYA UYGUR
Kitaba İsmail Kazdal bir önsöz yazmış. Bu Kazdalın kimliğini daha önce bildirmiş, ağzının payını vermiştik.
Uygur, pozisyon itibarıyla fazla zararlı olmıyacağı için birkaç cümle ile geçiştirmek istiyoruz.
S. 45 de «Rical-ül gayp» den bahsetmekte, Muhittin Arabî hazretlerinin keşiflerine dil uzatılmakta, İslâm dünyası yüzyıllarca bu çeşit safsata ile uyutulmaktaymış. S. 46 da kırkların, yedilerin olmadığından ebdal denilen evliyaların bulunmadığından bahsedilmektedir. S. 113 de dinde reformdan bahsedilmektedir.
S. 408 de medreselere, Yunan felsefesinin girdiği söylenmektedir. Aynı sayfada tekkelere hücum edilmekte, tekke açanlar keşişlere benzetilmektedir.
Fetva sahibi Şeyhülislâm Yahya Efendi'nin tasavvufî sözlerini anlamıyarak onu laiklikle (dinsizlikle) suçlamaktadır. (S. 410).
S. 412 ve 413 de çifte doktorlar gibi Kur'ân ruhuna bağlanmaktan dem vurulmaktadır.
Eshâb-ı kiramla ilgili tarihî olayları anlatırken şahit olarak mason Ömer Rıza Doğrul'u göstermektedir. Bu masonun Asr-ı saadet isimli tercümesi Eshâb-ı Kirama iftiralarla doludur. Bu yalancı tarihe dayanılarak yanlış hükümler verilmekte, eshâb-ı kirama dil uzatılmaktadır.
Mezhepsiz İbni Teymiyye'ye «Şeyhülislâm» diye hitap etmekte, onu övmektedir. (S. 444)
Sapık selefiyye mezhebi Ehl-i sünnet mezhebi gösterilmekte şahit olarak da camilere sıra ve müzik âleti koymak isteyen dinde reformcu İzmirli İsmail Hakkı gösterilmektedir. Bu İzmirli denen kimse, her mezhepsizlik taşının altından çıkmaktadır. Selefiyyeci Uludağ bile bu mezhepsizi tavsiye etmiştir. Bu mezhepsiz Reşit Rıza isimli selefiyyecinin kitabına ön söz yazarak onu tavsiye etmiştir. Ziya Uygur da böyle bir kimseden nakil yaparak zihinleri bulandırmaktadır.
Diğer nakillerinin de çoğu muteber değildir. Ya İzmirli gibi camilere müzik âleti koymak isteyen kimselerdir veya yabancı kâfirlerdir. Felsefeci Hilmi Ziya Ülken'den de nakil yapmıştır. Müsteşrik Dozy gibi kâfirlerden de nakil yaparak müslümanlara hücum edilmektedir, (s. 463) Abdullah Cevdet gibi dinsiz birisine itimat etmektedir, (s. 463)
Peygamber aleyhisselâmın tasavvufla alâkası olmadığını, tasavvufun yabancıların tesiriyle İslama girdiğini mason Ömer Rıza Doğrul gibi kimselerden nakil yaparak bâtıl davasını isbat etmeğe kalkmaktadır, (s. 477-479)
Çeşitli tasavvuf büyüklerine (evliya-i kirama) Ömer Rıza gibi masonlardan nakil yapılarak hücum ve iftira edilmektedir. (Sayfa 480’den 490'a kadar).
İmâm-ı Rabbani hazretlerini de yalan yanlış anlattıktan sonra şöyle bir hükme varıyor:
«İmâm-ı Rabbani hazretleri, İslâmiyeti, kendi zamanına kadar sokulmuş ve karıştırılmış olan İsrailî ve Yunanî hurafat ve safsatalardan ayıklamıştır. Bugün İslâm âlemi yeni bir İmâm-ı Rabbani beklemektedir.» (S. 493)
Ziya Uygur, İbn-i Arabî hazretlerine epey iftiralar yapmaktadır. İmâm-ı Rabbani hazretlerini de övmesi samimi değildir. Çünkü samimî olsa idi, onun gibi İbn-i Arabî hazretlerine şeyh-i Ekber derdi. Ziya Uygur, Hazret-i Muaviye ve diğer eshâb-ı kirama da iftiralar yapmıştır. İmâm-ı Rabbani hazretleri Eshâb-ı Kiramı kötüleyenlerin zındık olduğunu bildirmektedir. Ziya Uygur'un samimi olmadığı buradan anlaşılmaktadır. Ziya Uygur'un yakınları kendisinin bir mason olduğunu söylüyorlar. Hangi locaya kayıtlı olduğunu bildirirse memnuniyetle neşrederiz.
(
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
dan alıntı)
