kum kзđiśi
Üye
Yeni Trend Pavyon !
2010 KÜLTÜR BAŞKENTİ İSTANBUL, GAZİNO GECELERİNE YENİDEN MERHABA DEDİ. "GAZİNO GECELERİNE YETİŞEMEDİK" DİYENLER YAŞADI.
70'li yılların dillere destan gazinoları, milenyuma uyum sağlayarak kendini yeniledi. Alevli meyve ve faça masanın yerini "fiyat garantili" eğlenceler aldı. Günay'da başlayan çağdaş gazino trendi My Pavyon'la tahtını sağlamlaştırdı.
Şarkılı, türkülü, içkili, neonlu, garsonlu, assolistli, üssolistli gazinolar İstanbul, Ankara ve İzmir'de insanların en önemli eğlencesiydi. Bunlar kendine ait kuralları olan mekânlardı.
Faça masa" tabir edilen ön masalara oturduysan, masanın üzerinde ne varsa ödemeyi olduğu gibi kabul ederdin. Genellikle şişeyle viski bulunurdu. Assolistin istemediği hiç kimse, tuvalet kapısında bile çalışamazdı. Gazinolarda bildiğimiz anlamda tatil yoktu, programlar paket şeklinde tasarlanır, 30 gün, 40 gün gibi... Tutarsa uzatılır, iş yatarsa hemen kaldırılırdı.
UPUZUN ÇİÇEK LİSTESİ
Soliste gönderilen çiçeklerin hepsi sahneye çıkarılmaz, bu işle görevli ayakçı tek bir buket seçer, üzerine bütün çiçek gönderenlerin listesini önem sırasına göre yazıp yapıştırır ve bu liste mutlaka sahnede okunurdu. Bu kültürün en önemli iki olgusu peçete kâğıdına yazılıp solist - şantör kimseden istenen istek parçalarla, ortaya getirilmesi şart olan "alevli meyvedir
Son haftalarda gazete eklerinde çarşaf çarşaf çıkmaya başlayan gazino ilanları o dönem de özel televizyonlar çıkana kadar gazetelerin en önemli gelir kaynaklarının başında geliyordu. Ünlü işadamı Mehmet Ali Yılmaz'ın Güneş Gazetesi'ne patron olduğu dönemde gazino kulisleri, magazin haberlerinin kaynağını oluşturuyordu.
Güneş Gazetesi'nin Beyazıt'taki binası, assolist adaylarının uğrak mekânlarının başında geliyordu. Maksim, Çakıl, Gar Gazinosu dışında bir zamanlar Tarabya yakınları bolca bu çeşit eğlence mekânlarıyla meşhurdu.
90'LI YILLARIN SONU CANLI MÜZİK BİTTİ
İşte 90'lı yıllarda canlı müzik kulüpleri gece hayatını kasıp kavuruyordu. Maksim ve Çakıl ise 90'ların ikinci yarısında can çekişmeye başlamıştı. İstanbul Etiler, 'eller havaya' eğlencesinin kalesi haline gelmişti. Fedon, Hayko, Cenk Eren, Fatih Ürek, Aydın, Arto, Cihan Doğan, Dr. Bilal, Utku o yıllarda Etiler'de sabaha kadar uzayan gecelerde müşterileri eğlendiriyorlardı.
Bu şarkıcıların dışında, Kenan Doğulu, Gülşen, İzel-Çelik-Ercan, Nalan, Sibel Tüzün, Serdar Ortaç, Mirkelam, Bendeniz, Sezen Aksu, Nilüfer aklınıza daha kim gelirse sahne aldı... Ancak 99 deprem sonrası ekonomik kriz ve şarkıcıların yüksek fiyatlarını indirmemesi, eğlence alışkanlığındaki yozlaşma canlı müziğin sonunu getirdi.
YENİLENEN GÜNAY'LA GAZİNO KÜLTÜRÜ DÖNDÜ
Özlenen gazino geceleri 2008 Kasım ayında Günay'la yeniden start aldı. Dünyada aynı anda başlayan ekonomik krize aldırmadan, açılışını ve yeni yüzünü dünyaca ünlü isim Demis Roussos ile yapan Günay Restaurant'da; 1,5 yıldır neredeyse sahne almayan solist kalmadı. Eski gazino kültürünü yaşatmak ve kaybetmeye yüz tuttuğumuz değerleri yeniden kazandırmak için bir araya gelen bu ünlü isimler, İstanbul gecelerinin kaybettiğimiz o eğlenceleri bize yeniden kazandırdılar.
Gazino eğlencelerini modernize eden Günay Restaurant'ta sahne alan isimler arasında Sibel Can başı çekti. Yıllardır defalarca Günay'da program yapan Can, hem repertuvarı hem de sahne hakimiyeti ile beğeni topluyor.
Günay'dan sonra Cenk Eren akıllı fiyat politikasıyla Etiler'de My Pavyon'u açması ise yeni bir dönemin başlagıcı oldu. Sabit ve bütçeyi zorlamayan fiyat politikası ve bol eğlence, My Pavyon'u bu kışın en gözde mekânı haline getirdi. Deniz Şahenk, Ali Ağaoğlu, Yıldırım Demirören, Nihat Özdemir, Serra Toker gibi iş dünyasından birçok isim burada eğlendi. Durum böyle olunca, Cenk Eren mekânı şubeleştirmeye karar verdi. Bunu gören yatırımcılar benzer konseptte mekânlar açılmaya başladı...
Yani bir yandan göbek atıp, bir yandan da güzel yemek yiyip içerek hesap konusunda dertlenmeden kendini eğlenceye veren müşteriler özlediği eski günlere tekrar kavuştu. Cenk Eren'in My Pavyon'undan sonra İzzet Çapa'nın Rober Hatemo'lu 'Aile Gazinosu' (Hatemo için mekâna bir "T" sahne kuruldu. Hatırlarsınız, bu T sahneyi, seyircisiyle daha iç içe olabilmek için Zeki Müren icat etmişti), Yıldız Tilbe Keops'u, yılların Utku'su Gazino Keops'la gazino gecelerine devam ediyor. Bu arada Zorba ve Zarifi eğlenceleri de tam gaz devam ediyor.
Gazino kültürü 1930'larda başladı
İstanbulluların gazinolarla tanışması, Cumhuriyetten sonraki yıllara, 1930'ların başlarına denk geliyor. Gazinolar, evlerde çok da eğlenme şansı olmayan halkın, radyodan duyduğu, taş plaktan dinlediği sanatçıları, canlı dinlemelerinin tek yolu. O zamanlar gazinolar, şimdiki gibi kapalı kutular değiller. Mutlaka deniz manzaralı, hatta deniz kenarında mekânlar... Müşteriler sadece sahnedekini görmüyor, deniz havası da alıyor, hele bir de yazsa, bahçede yapılıyor programlar... Fener, Yenikapı, Tepebaşı gazinoları meşhur...
70'lerde Yeşilçam sahnelere taşındı
Zaten gazinolar sadece "şarkıcıların" mekânı değil, "ünlülerin" de mekânı olmuştur hep. Yoksa Hülya Koçyiğit'lerin, Cüneyt Arkın'ların, Fatma Girik'lerin gazinolarda ne işleri vardı?
Koçyiğit aralarında en iddialı olanıydı
Yılmaz Güney, Türkan Şoray, Tarık Akan, Kadir İnanır dışında gazinolara transfer olmayan ünlü sinema oyuncusu yok. Birçoğu birer ses değilse de renk olarak programlara katılırken Hülya Koçyiğit işi iyice iddialı hale getirip sahneye assolist olarak çıktı. Bir kez İzmir Fuarı'nda Koçyiğit'e karşı Filiz Akın da assolistliği denemişti. Bir gün Koçyiğit'ten "Gel, beraber çalışalım," teklifi gelmişti. Ama Filiz Akın gururluydu, cevabı "Rekabet başarıyı getirir!" olmuştu.
Girik'in ilk sahnesi Nesrin Sipahi ile oldu
Fatma Girik'in ilk sahnesi Nesrin Sipahi ile başladı. Fatma Girik, sahneden inmek bilmeyen türkücülerden şikâyetçiydi, çünkü onun zamanından çalıyorlardı; "Bunlar sahneye 404'le yapışıyorlar" derdi...
Arkın sahneye 6 kızla çıkardı
Cüneyt Arkın 1980 yılının Ağustos ayında ilk kez İzmir Fuarı''nda sahneye adım atmıştı. Tabii ilk günler yoğun ilgi görmüştü ünlü sanatçı. Ancak ünlü film yıldızlarının sahneye çıkması o güne değin sıkça yaşandığından kamuoyu tarafından oldukça kanıksanmıştı. Cüneyt Arkın biraz geç kalmıştı. Yine de ilk günler iş yapmıştı. Ne var ki daha sonraları sahne için uygun olmadığı ortaya çıktı ünlü sanatçının. Sahneye birbirinden güzel altı kızla çıkmasına rağmen halkın ilgisi giderek azalıverdi. Bu durum ise hem Arkın''ı hem de gazino patronlarını huzursuz etmeye başladı.
Sonuçta sahne sevdasından vazgeçmek zorunda kaldı Cüneyt Arkın. Kendisi çok iyi bir sinema sanatçısıydı ve öyle kalacaktı. Daha sonraları ne kadar ısrarlı tekliflerle karşılaştıysa da ilk denemesinden sonra bir daha sahneye çıkmayı kesinlikle reddetti.
Filiz Akın bıçaklanmıştı
Yeşilçam'ın birçok ünlüsü gibi Filiz Akın da uymuştu modaya. Sevdiği sanatçıyı, sahnede ve daha yakından görmek isteyen halk kitleleri, gazinoya hücum ediyor, hınca hınç dolduruyorlardı salonları. Bu açıdan, gazinocuların bir nevi can simidiydi Filiz Akın.
2010 KÜLTÜR BAŞKENTİ İSTANBUL, GAZİNO GECELERİNE YENİDEN MERHABA DEDİ. "GAZİNO GECELERİNE YETİŞEMEDİK" DİYENLER YAŞADI.
70'li yılların dillere destan gazinoları, milenyuma uyum sağlayarak kendini yeniledi. Alevli meyve ve faça masanın yerini "fiyat garantili" eğlenceler aldı. Günay'da başlayan çağdaş gazino trendi My Pavyon'la tahtını sağlamlaştırdı.
Şarkılı, türkülü, içkili, neonlu, garsonlu, assolistli, üssolistli gazinolar İstanbul, Ankara ve İzmir'de insanların en önemli eğlencesiydi. Bunlar kendine ait kuralları olan mekânlardı.
Faça masa" tabir edilen ön masalara oturduysan, masanın üzerinde ne varsa ödemeyi olduğu gibi kabul ederdin. Genellikle şişeyle viski bulunurdu. Assolistin istemediği hiç kimse, tuvalet kapısında bile çalışamazdı. Gazinolarda bildiğimiz anlamda tatil yoktu, programlar paket şeklinde tasarlanır, 30 gün, 40 gün gibi... Tutarsa uzatılır, iş yatarsa hemen kaldırılırdı.
UPUZUN ÇİÇEK LİSTESİ
Soliste gönderilen çiçeklerin hepsi sahneye çıkarılmaz, bu işle görevli ayakçı tek bir buket seçer, üzerine bütün çiçek gönderenlerin listesini önem sırasına göre yazıp yapıştırır ve bu liste mutlaka sahnede okunurdu. Bu kültürün en önemli iki olgusu peçete kâğıdına yazılıp solist - şantör kimseden istenen istek parçalarla, ortaya getirilmesi şart olan "alevli meyvedir
Son haftalarda gazete eklerinde çarşaf çarşaf çıkmaya başlayan gazino ilanları o dönem de özel televizyonlar çıkana kadar gazetelerin en önemli gelir kaynaklarının başında geliyordu. Ünlü işadamı Mehmet Ali Yılmaz'ın Güneş Gazetesi'ne patron olduğu dönemde gazino kulisleri, magazin haberlerinin kaynağını oluşturuyordu.
Güneş Gazetesi'nin Beyazıt'taki binası, assolist adaylarının uğrak mekânlarının başında geliyordu. Maksim, Çakıl, Gar Gazinosu dışında bir zamanlar Tarabya yakınları bolca bu çeşit eğlence mekânlarıyla meşhurdu.
90'LI YILLARIN SONU CANLI MÜZİK BİTTİ
İşte 90'lı yıllarda canlı müzik kulüpleri gece hayatını kasıp kavuruyordu. Maksim ve Çakıl ise 90'ların ikinci yarısında can çekişmeye başlamıştı. İstanbul Etiler, 'eller havaya' eğlencesinin kalesi haline gelmişti. Fedon, Hayko, Cenk Eren, Fatih Ürek, Aydın, Arto, Cihan Doğan, Dr. Bilal, Utku o yıllarda Etiler'de sabaha kadar uzayan gecelerde müşterileri eğlendiriyorlardı.
Bu şarkıcıların dışında, Kenan Doğulu, Gülşen, İzel-Çelik-Ercan, Nalan, Sibel Tüzün, Serdar Ortaç, Mirkelam, Bendeniz, Sezen Aksu, Nilüfer aklınıza daha kim gelirse sahne aldı... Ancak 99 deprem sonrası ekonomik kriz ve şarkıcıların yüksek fiyatlarını indirmemesi, eğlence alışkanlığındaki yozlaşma canlı müziğin sonunu getirdi.
YENİLENEN GÜNAY'LA GAZİNO KÜLTÜRÜ DÖNDÜ
Özlenen gazino geceleri 2008 Kasım ayında Günay'la yeniden start aldı. Dünyada aynı anda başlayan ekonomik krize aldırmadan, açılışını ve yeni yüzünü dünyaca ünlü isim Demis Roussos ile yapan Günay Restaurant'da; 1,5 yıldır neredeyse sahne almayan solist kalmadı. Eski gazino kültürünü yaşatmak ve kaybetmeye yüz tuttuğumuz değerleri yeniden kazandırmak için bir araya gelen bu ünlü isimler, İstanbul gecelerinin kaybettiğimiz o eğlenceleri bize yeniden kazandırdılar.
Gazino eğlencelerini modernize eden Günay Restaurant'ta sahne alan isimler arasında Sibel Can başı çekti. Yıllardır defalarca Günay'da program yapan Can, hem repertuvarı hem de sahne hakimiyeti ile beğeni topluyor.
Günay'dan sonra Cenk Eren akıllı fiyat politikasıyla Etiler'de My Pavyon'u açması ise yeni bir dönemin başlagıcı oldu. Sabit ve bütçeyi zorlamayan fiyat politikası ve bol eğlence, My Pavyon'u bu kışın en gözde mekânı haline getirdi. Deniz Şahenk, Ali Ağaoğlu, Yıldırım Demirören, Nihat Özdemir, Serra Toker gibi iş dünyasından birçok isim burada eğlendi. Durum böyle olunca, Cenk Eren mekânı şubeleştirmeye karar verdi. Bunu gören yatırımcılar benzer konseptte mekânlar açılmaya başladı...
Yani bir yandan göbek atıp, bir yandan da güzel yemek yiyip içerek hesap konusunda dertlenmeden kendini eğlenceye veren müşteriler özlediği eski günlere tekrar kavuştu. Cenk Eren'in My Pavyon'undan sonra İzzet Çapa'nın Rober Hatemo'lu 'Aile Gazinosu' (Hatemo için mekâna bir "T" sahne kuruldu. Hatırlarsınız, bu T sahneyi, seyircisiyle daha iç içe olabilmek için Zeki Müren icat etmişti), Yıldız Tilbe Keops'u, yılların Utku'su Gazino Keops'la gazino gecelerine devam ediyor. Bu arada Zorba ve Zarifi eğlenceleri de tam gaz devam ediyor.
Gazino kültürü 1930'larda başladı
İstanbulluların gazinolarla tanışması, Cumhuriyetten sonraki yıllara, 1930'ların başlarına denk geliyor. Gazinolar, evlerde çok da eğlenme şansı olmayan halkın, radyodan duyduğu, taş plaktan dinlediği sanatçıları, canlı dinlemelerinin tek yolu. O zamanlar gazinolar, şimdiki gibi kapalı kutular değiller. Mutlaka deniz manzaralı, hatta deniz kenarında mekânlar... Müşteriler sadece sahnedekini görmüyor, deniz havası da alıyor, hele bir de yazsa, bahçede yapılıyor programlar... Fener, Yenikapı, Tepebaşı gazinoları meşhur...
70'lerde Yeşilçam sahnelere taşındı
Zaten gazinolar sadece "şarkıcıların" mekânı değil, "ünlülerin" de mekânı olmuştur hep. Yoksa Hülya Koçyiğit'lerin, Cüneyt Arkın'ların, Fatma Girik'lerin gazinolarda ne işleri vardı?
Koçyiğit aralarında en iddialı olanıydı
Yılmaz Güney, Türkan Şoray, Tarık Akan, Kadir İnanır dışında gazinolara transfer olmayan ünlü sinema oyuncusu yok. Birçoğu birer ses değilse de renk olarak programlara katılırken Hülya Koçyiğit işi iyice iddialı hale getirip sahneye assolist olarak çıktı. Bir kez İzmir Fuarı'nda Koçyiğit'e karşı Filiz Akın da assolistliği denemişti. Bir gün Koçyiğit'ten "Gel, beraber çalışalım," teklifi gelmişti. Ama Filiz Akın gururluydu, cevabı "Rekabet başarıyı getirir!" olmuştu.
Girik'in ilk sahnesi Nesrin Sipahi ile oldu
Fatma Girik'in ilk sahnesi Nesrin Sipahi ile başladı. Fatma Girik, sahneden inmek bilmeyen türkücülerden şikâyetçiydi, çünkü onun zamanından çalıyorlardı; "Bunlar sahneye 404'le yapışıyorlar" derdi...
Arkın sahneye 6 kızla çıkardı
Cüneyt Arkın 1980 yılının Ağustos ayında ilk kez İzmir Fuarı''nda sahneye adım atmıştı. Tabii ilk günler yoğun ilgi görmüştü ünlü sanatçı. Ancak ünlü film yıldızlarının sahneye çıkması o güne değin sıkça yaşandığından kamuoyu tarafından oldukça kanıksanmıştı. Cüneyt Arkın biraz geç kalmıştı. Yine de ilk günler iş yapmıştı. Ne var ki daha sonraları sahne için uygun olmadığı ortaya çıktı ünlü sanatçının. Sahneye birbirinden güzel altı kızla çıkmasına rağmen halkın ilgisi giderek azalıverdi. Bu durum ise hem Arkın''ı hem de gazino patronlarını huzursuz etmeye başladı.
Sonuçta sahne sevdasından vazgeçmek zorunda kaldı Cüneyt Arkın. Kendisi çok iyi bir sinema sanatçısıydı ve öyle kalacaktı. Daha sonraları ne kadar ısrarlı tekliflerle karşılaştıysa da ilk denemesinden sonra bir daha sahneye çıkmayı kesinlikle reddetti.
Filiz Akın bıçaklanmıştı
Yeşilçam'ın birçok ünlüsü gibi Filiz Akın da uymuştu modaya. Sevdiği sanatçıyı, sahnede ve daha yakından görmek isteyen halk kitleleri, gazinoya hücum ediyor, hınca hınç dolduruyorlardı salonları. Bu açıdan, gazinocuların bir nevi can simidiydi Filiz Akın.
