LAZOFLU
Emekli Yönetici
Üç kardeşe üç kız kardeş gelin
http://www.maxicep.com/vbimghost.php?do=displayimg&imgid=3932
Mahmut Şevket Paşa ile Ali Bahadır, Riva'da komşu iki köy. Demir'ler ve Onar'lar, bu köylerde çiçekçilik yapan iki büyük aile. Yaşar Demir'in 6 erkek, Cemal Onar'ın ise 5 kız evladı vardır. İki ailenin kesiştiği nokta ise nikah...
Mesleğin en eskisi oldukları için aralarında ciddi bir çekişme yaşanır. 'Kim, hangi çiçeği daha güzel yetiştirecek, yabani otlardan arındırmayı kim başaracak.' telaşı her daim taze. Kaderin cilvesine bakın ki, iki aile, o yıl yan yana tarla kiralar. Henüz hayatının baharında, 17 yaşını sürmekte olan Muazzez Hanım, tarlada tırmıkla toprağı temizlerken İbrahim Bey gelir yanına. Tırmığı ödünç ister. Bugüne kadar hiç muhabbetleri olmayan Demir ve Onar ailesi arasında sıkı fıkı olmasa da sıradan bir iş muhabbeti başlar böylece. Sonra mı? Sonrası üç kardeşe, üç kızkardeş gelin...
-1980'li yılların başlarında çok sevilen bir müzikal film vardı. Siz de hatırlarsınız; 'Yedi Kardeşe Yedi Gelin/Seven Brothers Seven Sisters'. 1954 yapımı olmasına rağmen yıllarca unutulmayan filmin hikâyesini o dönemde herkes birbirine anlatmaktan büyük zevk alırdı. Bir dağ köyünde yaşayan 7 erkek kardeş, şehirde yaşayan 7 farklı kızı sever ve onlarla evlenmek ister... Filmin devamını anlatmayalım, en iyisi siz filmi izleyin; ama buna benzer, gerçek bir hikâyenin ilk adımının 1983'te İstanbul'un şirin beldesi Riva'da atıldığını haber verelim.
Mahmut Şevket Paşa ile Ali Bahadır, Riva'da komşu iki köydür. Yamaçları karşılıklı birbirine bakar. Çiçekçilik o dönemin en popüler mesleği. Hâlâ daha öyle. Köy yollarından geçerken çiçek seraları çıkıyor karşınıza. Her iki köyde de çiçekçilik yapan iki büyük aile vardır; Demir'ler ve Onar'lar... Yaşar Demir 6 erkek, Cemal Onar ise 5 kız evladına sahiptir ve bu iki aile, 1960'lı yıllardan beri sıkı rakiptir.
Mesleğin en eskisi oldukları için aralarında ciddi bir çekişme yaşanır. 'Kim, hangi çiçeği daha güzel yetiştirecek, yabani otlardan arındırmayı kim başaracak' telaşı her daim taze. Eskiden çiçekçiler birbirlerine asla sır vermezmiş. Meslek icabı. Mesela yeni bir çiçek koruyucu formülü bulundu, gizlice rakip bahçeye gidilir, o formülün izleri aranırmış. Olur ya, boş bir kutuya rast geliriz, sırrı biz de kaparız diye. Meslek sırrının bile verilmediği böyle bir köyde nerede kaldı kız vermek... Mümkün bile değil. Sözü dahi edilmiyor. Ama bir gün Demir ailesinin büyük oğlu İbrahim, Onar'ların ikinci kızı Muazzez'e aşık olunca işler değişir. Muazzez Hanım'a 'Aşkınız nasıl başladı?' diye sorup, 'Tırmıkla...' cevabını alınca maceralı bir aşk üçgeninin tam ortasına düştüğümüzü hissettik bir anda.
Kızlar modern, erkekler muhafazakar
Tesadüfe bakın ki, ayrı köylerde iş yapan iki aile, o yıl yan yana bir tarla kiralamış, çiçekleri burada yetiştirmeye karar vermişler. Henüz hayatının baharında, 17 yaşını sürmekte olan Muazzez Hanım, tarlada tırmıkla toprağı temizlerken o sırada İbrahim Bey gelir yanına. Tırmığı ödünç ister. Bugüne kadar hiç muhabbetleri olmayan Demir'le Onar'lar arasında sıkı fıkı olmasa da sıradan bir iş muhabbeti başlar böylece. Kimse kimseyi tırmıklamamış merak etmeyin. Ancak delikanlı İbrahim, rakibinin kızını gözüne kestirmiş çoktan.
Babasının sağ kolu olan Muazzez, İbrahim'den gelen evlilik teklifini kesin bir cevapla reddeder. Annesine, babasına söyleme gereği bile duymaz. Hem babasına ihanet edeceğini düşünür, 'Babam ben olmadan çiçek tarlalarıyla nasıl baş eder?' diye dert eder, hem de daha muhafazakar olan Demir'lerin aile yapısının kendilerine uygun olmadığı kanaatini taşır.
Cemal Bey'in birbirinden maharetli ve güzel kızları, köyün en modern gençleri olarak tanınır. 1970'li yıllarda bir bayanın ehliyet alıp araba sürmesi söz konusu bile değilken, Muazzez'in bir Doche'u vardır mesela. Babasına yardım ederken de aslanlar gibi traktör kullanır. Zaten İbrahim, Muazzez'in bu erkek gibi olan yönüne vurulur. Gel zaman git zaman derken, aradan 4 yıl geçer. Muazzez teklifi hâlâ kabul etmez ama İbrahim de sevdasından vazgeçmez. Arnavut inadıyla karşı karşıya olsa da ısrarını sürdürür. Nihayetinde bir gün canına tak eder ve Doche'un önüne atar kendini. 'Ya teklifimi kabul edersin ya da şuracıkta beni ezer geçersin' tehdidine seve seve boyun eğen Muazzez Hanım da zamanla mahcup damat adayı İbrahim Bey'i sevmiştir. Sonunda 1983 yılında nikah masasına otururlar.
Nikahın kerameti sadece genç çifti etkilemez. İki aile arasındaki rekabeti de bitirir. İşler birleşir, formül kardeşliği bile kurulur. Mutlu ve büyük bir aile olmanın heyecanı sarar herkesi. Ancak tam bu sırada kızların babası Cemal Bey vefat eder.
Bir demet incirle ilan-ı aşk
İbrahim ve diğer 5 erkek kardeşi; Bekir, Mahmut, Kamil, Remzi ve Mustafa işlerde kızlara; Nihal, Muazzez, Firuzan, Zuhal ve Neriman'a yardımcı olur, kol kanat gererler. Bekir'le Zuhal'in ve Mahmut'la Neriman'ın aşkı da işte bu kaynaşma döneminde alevlenir. Ancak hiç kimse, nikah masasına oturana kadar aşklarını dile getiremez. Sessiz ve uzaktan severler birbirlerini. Gözler konuşur sadece.
Zuhal Hanım, aynı aileden ikinci bir evliliğe annesinin yanaşmayacağını düşünür. Kızlarının sorumluğunu artık tek başına üstlenen anneleri ise, gençler arasındaki sevdayı hisseder ama 'Köyde başka kimse mi yok mu, ne demek oluyor bu!' tavrındadır. Ama biraz gönül, biraz da kısmet işi bu. 1991'de Zuhal ve Bekir'in aşkı onaylanır, bir imzayla tescillenir. Aileler arasında bağlar güçlendikçe işler de aynı oranda büyür. İki aile Ali Bahadır'da 16 bin dönümlük çiçek tarlası sahibi olurlar. İstanbul'daki çiçek mezatının en güzel çiçekleri Riva'dan gelir. Kızlar yavaş yavaş işleri erkeklere devreder, küçük bir atölyede eşe dosta terzilik yapmaya başlarlar.
Zuhal Hanım'la Bekir Bey, nihayet rahata ermiştir ama Neriman Hanım ve Mahmut Bey'in işi bundan sonra çok daha zorlaşır. İki genç birbirlerini çok sevmelerine rağmen korkudan köşelerine siner. Tam 9 yıl birbirlerini beklerler. Bu arada Neriman Hanım'a çok kısmet çıkar, ama hepsine 'hayır' demesi annesini işkillendirir: 'Abone mi olduk canım bu aileye' diye ara sıra serzenişte bulunur kızlarına.
Tahmin edersiniz ki, Onar kızlarının aşkın nişanesi kabul edilen, karşı cinsten çiçek bekleme gibi bir merakı yok. Mahmut Bey, çiçek demetlerinin arasına sakladığı incirlerle ona bağlılığını her zaman hatırlatır. Bu meyveyi çok sevdiğini duymuştur bir keresinde ağzından. 'Bir demet incir'le ilan-ı aşk eder yıllarca Neriman'a. 1995'te allem edip kallem edip son çift de evlenir ve üç erkek kardeş, üç kız kardeşle, mesut mu mesut bir yuva kurar, çoluk çocuğa karışırlar. Şu anda hep birlikte Ali Bahadır'daki üç katlı evlerinde yaşayan üç kardeşe, üç gelinin hayatına köy sakinleri de gıptayla bakıyor. Çünkü onlar ilk günkü gibi sürdürüyor muhabbetlerini...
Mahmut Şevket Paşa ile Ali Bahadır, Riva'da komşu iki köy. Demir'ler ve Onar'lar, bu köylerde çiçekçilik yapan iki büyük aile. Yaşar Demir'in 6 erkek, Cemal Onar'ın ise 5 kız evladı vardır. İki ailenin kesiştiği nokta ise nikah...
Mesleğin en eskisi oldukları için aralarında ciddi bir çekişme yaşanır. 'Kim, hangi çiçeği daha güzel yetiştirecek, yabani otlardan arındırmayı kim başaracak.' telaşı her daim taze. Kaderin cilvesine bakın ki, iki aile, o yıl yan yana tarla kiralar. Henüz hayatının baharında, 17 yaşını sürmekte olan Muazzez Hanım, tarlada tırmıkla toprağı temizlerken İbrahim Bey gelir yanına. Tırmığı ödünç ister. Bugüne kadar hiç muhabbetleri olmayan Demir ve Onar ailesi arasında sıkı fıkı olmasa da sıradan bir iş muhabbeti başlar böylece. Sonra mı? Sonrası üç kardeşe, üç kızkardeş gelin...
-1980'li yılların başlarında çok sevilen bir müzikal film vardı. Siz de hatırlarsınız; 'Yedi Kardeşe Yedi Gelin/Seven Brothers Seven Sisters'. 1954 yapımı olmasına rağmen yıllarca unutulmayan filmin hikâyesini o dönemde herkes birbirine anlatmaktan büyük zevk alırdı. Bir dağ köyünde yaşayan 7 erkek kardeş, şehirde yaşayan 7 farklı kızı sever ve onlarla evlenmek ister... Filmin devamını anlatmayalım, en iyisi siz filmi izleyin; ama buna benzer, gerçek bir hikâyenin ilk adımının 1983'te İstanbul'un şirin beldesi Riva'da atıldığını haber verelim.
Mahmut Şevket Paşa ile Ali Bahadır, Riva'da komşu iki köydür. Yamaçları karşılıklı birbirine bakar. Çiçekçilik o dönemin en popüler mesleği. Hâlâ daha öyle. Köy yollarından geçerken çiçek seraları çıkıyor karşınıza. Her iki köyde de çiçekçilik yapan iki büyük aile vardır; Demir'ler ve Onar'lar... Yaşar Demir 6 erkek, Cemal Onar ise 5 kız evladına sahiptir ve bu iki aile, 1960'lı yıllardan beri sıkı rakiptir.
Mesleğin en eskisi oldukları için aralarında ciddi bir çekişme yaşanır. 'Kim, hangi çiçeği daha güzel yetiştirecek, yabani otlardan arındırmayı kim başaracak' telaşı her daim taze. Eskiden çiçekçiler birbirlerine asla sır vermezmiş. Meslek icabı. Mesela yeni bir çiçek koruyucu formülü bulundu, gizlice rakip bahçeye gidilir, o formülün izleri aranırmış. Olur ya, boş bir kutuya rast geliriz, sırrı biz de kaparız diye. Meslek sırrının bile verilmediği böyle bir köyde nerede kaldı kız vermek... Mümkün bile değil. Sözü dahi edilmiyor. Ama bir gün Demir ailesinin büyük oğlu İbrahim, Onar'ların ikinci kızı Muazzez'e aşık olunca işler değişir. Muazzez Hanım'a 'Aşkınız nasıl başladı?' diye sorup, 'Tırmıkla...' cevabını alınca maceralı bir aşk üçgeninin tam ortasına düştüğümüzü hissettik bir anda.
Kızlar modern, erkekler muhafazakar
Tesadüfe bakın ki, ayrı köylerde iş yapan iki aile, o yıl yan yana bir tarla kiralamış, çiçekleri burada yetiştirmeye karar vermişler. Henüz hayatının baharında, 17 yaşını sürmekte olan Muazzez Hanım, tarlada tırmıkla toprağı temizlerken o sırada İbrahim Bey gelir yanına. Tırmığı ödünç ister. Bugüne kadar hiç muhabbetleri olmayan Demir'le Onar'lar arasında sıkı fıkı olmasa da sıradan bir iş muhabbeti başlar böylece. Kimse kimseyi tırmıklamamış merak etmeyin. Ancak delikanlı İbrahim, rakibinin kızını gözüne kestirmiş çoktan.
Babasının sağ kolu olan Muazzez, İbrahim'den gelen evlilik teklifini kesin bir cevapla reddeder. Annesine, babasına söyleme gereği bile duymaz. Hem babasına ihanet edeceğini düşünür, 'Babam ben olmadan çiçek tarlalarıyla nasıl baş eder?' diye dert eder, hem de daha muhafazakar olan Demir'lerin aile yapısının kendilerine uygun olmadığı kanaatini taşır.
Cemal Bey'in birbirinden maharetli ve güzel kızları, köyün en modern gençleri olarak tanınır. 1970'li yıllarda bir bayanın ehliyet alıp araba sürmesi söz konusu bile değilken, Muazzez'in bir Doche'u vardır mesela. Babasına yardım ederken de aslanlar gibi traktör kullanır. Zaten İbrahim, Muazzez'in bu erkek gibi olan yönüne vurulur. Gel zaman git zaman derken, aradan 4 yıl geçer. Muazzez teklifi hâlâ kabul etmez ama İbrahim de sevdasından vazgeçmez. Arnavut inadıyla karşı karşıya olsa da ısrarını sürdürür. Nihayetinde bir gün canına tak eder ve Doche'un önüne atar kendini. 'Ya teklifimi kabul edersin ya da şuracıkta beni ezer geçersin' tehdidine seve seve boyun eğen Muazzez Hanım da zamanla mahcup damat adayı İbrahim Bey'i sevmiştir. Sonunda 1983 yılında nikah masasına otururlar.
Nikahın kerameti sadece genç çifti etkilemez. İki aile arasındaki rekabeti de bitirir. İşler birleşir, formül kardeşliği bile kurulur. Mutlu ve büyük bir aile olmanın heyecanı sarar herkesi. Ancak tam bu sırada kızların babası Cemal Bey vefat eder.
Bir demet incirle ilan-ı aşk
İbrahim ve diğer 5 erkek kardeşi; Bekir, Mahmut, Kamil, Remzi ve Mustafa işlerde kızlara; Nihal, Muazzez, Firuzan, Zuhal ve Neriman'a yardımcı olur, kol kanat gererler. Bekir'le Zuhal'in ve Mahmut'la Neriman'ın aşkı da işte bu kaynaşma döneminde alevlenir. Ancak hiç kimse, nikah masasına oturana kadar aşklarını dile getiremez. Sessiz ve uzaktan severler birbirlerini. Gözler konuşur sadece.
Zuhal Hanım, aynı aileden ikinci bir evliliğe annesinin yanaşmayacağını düşünür. Kızlarının sorumluğunu artık tek başına üstlenen anneleri ise, gençler arasındaki sevdayı hisseder ama 'Köyde başka kimse mi yok mu, ne demek oluyor bu!' tavrındadır. Ama biraz gönül, biraz da kısmet işi bu. 1991'de Zuhal ve Bekir'in aşkı onaylanır, bir imzayla tescillenir. Aileler arasında bağlar güçlendikçe işler de aynı oranda büyür. İki aile Ali Bahadır'da 16 bin dönümlük çiçek tarlası sahibi olurlar. İstanbul'daki çiçek mezatının en güzel çiçekleri Riva'dan gelir. Kızlar yavaş yavaş işleri erkeklere devreder, küçük bir atölyede eşe dosta terzilik yapmaya başlarlar.
Zuhal Hanım'la Bekir Bey, nihayet rahata ermiştir ama Neriman Hanım ve Mahmut Bey'in işi bundan sonra çok daha zorlaşır. İki genç birbirlerini çok sevmelerine rağmen korkudan köşelerine siner. Tam 9 yıl birbirlerini beklerler. Bu arada Neriman Hanım'a çok kısmet çıkar, ama hepsine 'hayır' demesi annesini işkillendirir: 'Abone mi olduk canım bu aileye' diye ara sıra serzenişte bulunur kızlarına.
Tahmin edersiniz ki, Onar kızlarının aşkın nişanesi kabul edilen, karşı cinsten çiçek bekleme gibi bir merakı yok. Mahmut Bey, çiçek demetlerinin arasına sakladığı incirlerle ona bağlılığını her zaman hatırlatır. Bu meyveyi çok sevdiğini duymuştur bir keresinde ağzından. 'Bir demet incir'le ilan-ı aşk eder yıllarca Neriman'a. 1995'te allem edip kallem edip son çift de evlenir ve üç erkek kardeş, üç kız kardeşle, mesut mu mesut bir yuva kurar, çoluk çocuğa karışırlar. Şu anda hep birlikte Ali Bahadır'daki üç katlı evlerinde yaşayan üç kardeşe, üç gelinin hayatına köy sakinleri de gıptayla bakıyor. Çünkü onlar ilk günkü gibi sürdürüyor muhabbetlerini...
