dreamboys69
Üye
Türban Sakızı (Hep Aynı Senaryo)
Yine geçmişten bir iki örnek vererek günümüzde neler olduğunu kendi bakış açımdan anlatmaya çalışayım, katılan olur veya olmaz. Bu konuda o kadar farklı düşünce var ki herkesin bir konuda uzlaşmasını beklemek imkânsız.
Yıl 2004 Zina Yasası
Yine böyle günler, hararetli tartışmalar, herkes kendince farklı şeylerin kaygısında ve yine ağzı olan konuşuyor. Şeriat ülkesi oluyoruz, laiklik gidiyor, dinsiz bir ülke olmamız için bu yasalara karşı geliniyor vs. vs. vs..
Sonuç: Zina yasası diye bir şey çıkmadı. Fakat arka planda AB uyum yasaları adı altında onlarca düşünce suçuna ilişkin düzenleme getirildi. 301. madde 2004 yılında kabul edildi.
Yıl 2005 İçkili Mekânların Şehir Dışına Taşınması
Tartışmalar yine hararetli, yine şeriat ülkesi olduk, darbe geliyor hır-gür.
Sonuç: Böyle bir yasa çıkmadı. Arka planda yine değiştirilen yasalar örn. Milli Eğitim yasası.
Yıl 2007 Türban Yasası
Konunun boyutunu açıklamama gerek yok herhangi bir haber kanalını açmanız yeterli. Yine ağzımızda bir sakız var. Herkes aynı şeyi konuşuyor fakat konuşurken bilmiyor ki yeni Sivil Anayasa geliyor. Bunları konuşmaktan yeni Anayasa’daki diğer değişiklikleri konuşmayacak.
Muhtemel Sonuç: Türban yasası Anayasa Mahkemesinden dönerek kabul edilmeyecek, Hükümet ve MHP üstüne düşeni yapmış olduğunu savunarak ve din düşmanlarının bunu kabul ettirmemek için ellerinden geleni yaptığını öne sürecek. Ve halk ağzına sıradaki sakızı bekleyecek.
Önemle hatırlatmak isterim ki; bu yazım ne Hükümete bir eleştiridir ne de türban karşıtlığıdır. Aksine her insanın özgür iradesini kullanarak giyimini yaşantısını inancını yaşaması gerektiği taraftarıyım. Tabiî ki bu yaşantı ileri uçlarda olmamak kaydıyla. Madem demokrasiden bahsediyoruz türban takana da, mini eteği giyene de saygı göstermesini bileceğiz.
Dünya’nın hiçbir yerinde ülkemizdeki gibi asırlık 3 farklı dine ait ibadethane yan yana değildir. En gelişmiş dediğimiz ülkelerde bile ırkçılık yapılırken, bu topraklarda binlerce yıldır her dinden her görüşten insan birbirine saygılı yaşamıştır, yaşayacaktır, yaşamalıdır.
Ve son olarak bu ülkenin insanı hiçbir zaman değerlerini, düşüncelerini, görüşlerini, inançlarını baskı altına alınmasına izin vermedi. Bundan sonra da vermeyeceğini en cahili bile biliyor.
Lütfen bizleri birbirimize düşürmek, insanları türbanlı türbansız diye kutuplara ayırmak için oynanan bu kirli oyunlara alet olmayın. Bu ülkeye şeriat geliyor, bu ülke dinsizleşiyor diye çığırtkanlık yapanlara kanmayın.
Bu ülkeyi geriye götürmek isteyen kara çarşaf gelsin diyen …….. de HAYIR!
Laikliği ağzına sakız ederek türban takan birisini hor görmeye çalışan …… de HAYIR!
Başkalarının konuşturduğunu değil, kendi düşüncelerinizi konuşmanız dileğiyle…
Yıl 2004 Zina Yasası
Yine böyle günler, hararetli tartışmalar, herkes kendince farklı şeylerin kaygısında ve yine ağzı olan konuşuyor. Şeriat ülkesi oluyoruz, laiklik gidiyor, dinsiz bir ülke olmamız için bu yasalara karşı geliniyor vs. vs. vs..
Sonuç: Zina yasası diye bir şey çıkmadı. Fakat arka planda AB uyum yasaları adı altında onlarca düşünce suçuna ilişkin düzenleme getirildi. 301. madde 2004 yılında kabul edildi.
Yıl 2005 İçkili Mekânların Şehir Dışına Taşınması
Tartışmalar yine hararetli, yine şeriat ülkesi olduk, darbe geliyor hır-gür.
Sonuç: Böyle bir yasa çıkmadı. Arka planda yine değiştirilen yasalar örn. Milli Eğitim yasası.
Yıl 2007 Türban Yasası
Konunun boyutunu açıklamama gerek yok herhangi bir haber kanalını açmanız yeterli. Yine ağzımızda bir sakız var. Herkes aynı şeyi konuşuyor fakat konuşurken bilmiyor ki yeni Sivil Anayasa geliyor. Bunları konuşmaktan yeni Anayasa’daki diğer değişiklikleri konuşmayacak.
Muhtemel Sonuç: Türban yasası Anayasa Mahkemesinden dönerek kabul edilmeyecek, Hükümet ve MHP üstüne düşeni yapmış olduğunu savunarak ve din düşmanlarının bunu kabul ettirmemek için ellerinden geleni yaptığını öne sürecek. Ve halk ağzına sıradaki sakızı bekleyecek.
Önemle hatırlatmak isterim ki; bu yazım ne Hükümete bir eleştiridir ne de türban karşıtlığıdır. Aksine her insanın özgür iradesini kullanarak giyimini yaşantısını inancını yaşaması gerektiği taraftarıyım. Tabiî ki bu yaşantı ileri uçlarda olmamak kaydıyla. Madem demokrasiden bahsediyoruz türban takana da, mini eteği giyene de saygı göstermesini bileceğiz.
Dünya’nın hiçbir yerinde ülkemizdeki gibi asırlık 3 farklı dine ait ibadethane yan yana değildir. En gelişmiş dediğimiz ülkelerde bile ırkçılık yapılırken, bu topraklarda binlerce yıldır her dinden her görüşten insan birbirine saygılı yaşamıştır, yaşayacaktır, yaşamalıdır.
Ve son olarak bu ülkenin insanı hiçbir zaman değerlerini, düşüncelerini, görüşlerini, inançlarını baskı altına alınmasına izin vermedi. Bundan sonra da vermeyeceğini en cahili bile biliyor.
Lütfen bizleri birbirimize düşürmek, insanları türbanlı türbansız diye kutuplara ayırmak için oynanan bu kirli oyunlara alet olmayın. Bu ülkeye şeriat geliyor, bu ülke dinsizleşiyor diye çığırtkanlık yapanlara kanmayın.
Bu ülkeyi geriye götürmek isteyen kara çarşaf gelsin diyen …….. de HAYIR!
Laikliği ağzına sakız ederek türban takan birisini hor görmeye çalışan …… de HAYIR!
Başkalarının konuşturduğunu değil, kendi düşüncelerinizi konuşmanız dileğiyle…

