Tevrat'ın ateist Siyonistlerce Çarpıtılması

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
fotonn

fotonn

Üye
    Konu Sahibi
Tevrat'ın ateist Siyonistlerce Çarpıtılması
Tevrat'ın ateist Siyonistlerce Çarpıtılması


Tevrat, Allah'ın Hz. Musa'ya vahyettiği mübarek bir kitaptır. Allah Kuran'da "Gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik..." (Maide Suresi, 44) buyurur. Yine Kuran'da bildirildiği üzere, Tevrat daha sonra tahrif edilmiş ve içine insan sözleri sokulmuştur. Bu nedenle bugün elimizdeki Tevrat, "Muharref Tevrat"tır.
Yine de M. Tevrat incelendiğinde, içinde Hak Din'in pek çok unsurunun halen bulunduğu görülür. Allah'a iman, teslimiyet ve şükür, Allah korkusu, Allah sevgisi, adalet, şefkat, merhamet, zulme ve haksızlığa karşı koyma gibi pek çok hak din özelliği M. Tevrat'a ve Eski Ahit'in diğer kitaplarına hakimdir.
Bunun yanında, M. Tevrat'ta, tarihte yaşanmış bazı savaşlar ve bu savaşlardaki kıyımlar da anlatılmaktadır. Eğer bir kişinin amacı, uygulamak istediği şiddet, kıyım ve cinayetlere çarpıtarak da olsa bir dayanak bulmaksa, söz konusu M. Tevrat pasajlarını kendine bir malzeme haline getirebilir. Dinsiz Siyonizm, gerçekte faşist bir terör olan kendi terörünü meşrulaştırabilmek için bu yola başvurmuş ve etkili de olmuştur. Örneğin, geçmişte yaşanmış bazı savaş ve katliamlarla ilgili M. Tevrat ayetlerini, Filistin'in mazlum halkına karşı kullanmıştır. Bu, samimiyetsiz bir yorumdur. Dini, faşist ve ırkçı bir ideolojiye alet etmektir.
Nitekim pek çok dindar Yahudi, söz konusu M. Tevrat ayetlerinin Filistinlilere karşı işlenen cinayetleri meşrulaştırmak için kullanılmasına karşı çıkmaktadır. Karşı çıkmaları da gerekir, çünkü ateist Siyonizm, Ortadoğu'da yürüttüğü işgal ve zulüm politikasını "Yahudilik" maskesi altında yürütmekle, gerçekte Yahudiliğe ve dünya üzerindeki tüm Yahudilere zarar vermekte, İsrail vatandaşlarını veya diaspora Yahudilerini, ateist Siyonizm'den intikam alma iddiasındaki fanatiklerin hedefi haline getirmektedir.

Siyonizm'e karşı çıkan dindar Yahudi kuruluşu Neturei Karta, aynı gerçekleri samimiyetle dile getirmektedir. Neturei Karta'nın New York Times gazetesinde yayınladığı bir ilanda, "Tevrat'a göre, Yahudiler'in kan dökmeye, başka bir halka zarar vermeye, onları aşağılamaya veya onları yönetmeye izinleri yoktur" denmektedir. Yine aynı kuruluşa göre, "Siyonist politikacılar ve onlarla birlikte aynı yolda gidenler, Yahudi halkı adına konuşmamaktadırlar. İsrail ismi onlar tarafından çalınmıştır."

Bu noktada belirtmek gerekir ki, söz konusu "dini faşizme alet etme" samimiyetsizliğini günümüzde İslam adına uygulamak isteyenler de vardır. Suçsuz insanlara karşı korkunç vahşetler uygulayıp, sonra da bunu, Kuran'da geçen savaş ve cihatla ilgili ayetleri yanlış yorumlayarak haklı göstermek istemektedirler. Oysa söz konusu ayetler, Müslümanlara karşı savaş açan insanlara karşı yürütülecek bir sıcak savaşta, savaş anındaki durumu tarif eder. Bunları kötü niyetle kasten farklı yorumlayıp, suçsuz insanları öldürmenin gerekçesi olarak gösterenler, gerçekte Allah korkusu taşımayan, dini kalplerindeki vahşet tutkusu için suistimal etmek isteyen insanlardır. Nitekim Allah Kuran'da bu gibi kötü niyetli kimselerin Kuran ayetlerini çarpıtarak yorumlamaya çalışacaklarını haber vermektedir (Al-i İmran Suresi, 7).

Gerçekte ne İslam, ne Yahudilik, ne de Hıristiyanlık, haksız şiddete ve zulme rıza göstermez. Ama her dinin, her inancın içinden fanatik, şiddet yanlısı, acımasız insanlar çıkabilir. Asıl amaçları kan dökmek, acı çektirmek, kibir ve gururları için insanları ezmek olan kötü niyetli kimseler, bu dinlerin kavramlarını çarpıtarak, suistimal edebilirler.
Bu da bizi önemli bir sonuca götürmektedir: Ateist Siyonizm'in Yahudi dinini kendi amaçları için kullanmaya çalışması, asla bir "Yahudi düşmanlığı"nın gerekçesi olamaz. Müslümanlar ateist Siyonizme karşıdır, "Kitap Ehli"ne değil.



Sonuç
Ateist Siyonizmin insanlık suçlarının her Müslümanda bir tepki ve "buğz" uyandırması doğaldır. Ancak bunun hiçbir zaman adaletsiz bir tepkiye dönüşmemesi gerekir. Allah bu konuda bizleri uyarır ve "Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır" buyurur (Maide Suresi, 8).
Bu adalet ilkesi gereğince:
· İsrail'in var olma hakkını tanıyoruz. İsrail'in Yahudi vatandaşları, atalarının diyarı olan Filistin'de barış ve güven içinde yaşama hakkına sahiptirler. Ama mutlaka aynı toprağın diğer sahipleri olan Filistinli Müslümanların da yaşama hakkını tanımaları, onların topraklarını işgal altında tutmaktan vazgeçmeleri, 30 yılı aşkın bir süredir yaptıkları tahribatı tamir ve tazmin etmeleri gerekir.
· Ülkemizdeki Yahudi vatandaşlarımızın (ve diğer tüm diaspora Yahudilerinin), hiçbir endişe ve tedirginlik hissetmeden, huzur ve güven içinde yaşamalarını sonuna kadar savunuyoruz. Tarihin utanç verici bir sayfası olan "Varlık Vergisi" gibi kabul edilemez baskıların bir daha asla tekrarlanmamasını; Yahudi, Rum, Ermeni, Katolik, Protestan ve diğer tüm farklı inançlara mensup, yani "Kitap Ehli" vatandaşlarımızın, inançlarıyla, adetleriyle, gelenekleriyle, yaşam biçimleriyle alabildiğince özgür ve rahat yaşamalarını diliyoruz.

Gerçekte Kitap Ehli ve Müslümanlar, birbirlerinin hasmı değil müttefikidirler. Özellikle de dünyanın ateist ve din-düşmanı ideolojiler tarafından istila edildiği çağımızda, aynı şekilde Allah'a inanan ve aynı ahlaki değerleri savunan Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanların işbirliği yapmaları gerekmektedir.
Allah Kuran'da, Müslümanlara, Kitap Ehli hakkında bir emir verir; onları "ortak bir kelimede birleşmeye" çağırmak:
De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı Rabler edinmeyelim. (Ali İmran Suresi, 64)
Bizim Yahudilere ve Hıristiyanlara olan çağrımız da budur: Allah'a iman eden ve O'nun vahyine itaat eden insanlar olarak, gelin ortak bir "iman" kelimesinde birleşelim. Hepimiz Yaratıcımız ve Rabbimiz olan Allah'ı sevelim. O'nun emirlerine uyalım. Ve Allah'ın bizi daha da doğruya eriştirmesi için dua edelim.
Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler bu şekilde ortak bir kelimede birleştiklerinde, birbirlerinin düşmanı değil dostu olduklarını anladıklarında, asıl düşmanın ateizm ve dinsizlik olduğunu gördüklerinde, dünya çok daha farklı bir yer olacaktır. Asırlardır süren çatışmalar, husumetler, korkular, terör eylemleri sona erecek ve "ortak bir kelime" üzerinde sevgi, saygı ve huzura dayalı bir "medeniyetler barışı" kurulacaktır.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt