makmüh
Üye
Tevessül şirk değildir
Bazıları tarafından “Peygamber hürmetine, Kur’ân hürmetine” diyerek duâ etmek câiz midir, değil midir? Veya bazılarının dediği gibi bu tür duâlar ‘bidat’ ve ‘şirk’ midir?” diye soruluyor.
El-Cevap: “Peygamber hürmetine, Kur’ân hürmetine” diyerek, yani onları duâda vesile yaparak duâ etmek câiz hatta bazı imamlara göre müstehaptır. Bu hükmü teyit eden çeşitli hadîsi şerifler vardır. Bu delilleri sunmadan önce bazı noktaları zikredelim. Şöyle ki:
Tevessül kelimesi ‘vesile’ kelimesinden türetilmiştir. Vesile ise; lügatte kendisiyle başkasına yakınlaşılan şey demektir. (الوسيلة ما يتقرب به إلى الغير
. Padişah katındaki makam, rütbe de denilmiştir. Duâda tevessülden maksat ise, duânın Allah tarafından kabul edilmesi için, Allah katında kıymeti olan bir şeyle ondan istekte bulunmak demektir. (1)
Şafii âlimlerinden İmam Sübki şöyle der: “Peygamber (asm)’ı Allah’a vesile yapmak, istiânede bulunmak, şefaatçi yapmak güzeldir. Bunu seleften ve haleften hiçbir âlim inkâr etmemiştir. Daha sonra İbn Teymiye geldi ve bunu inkâr etti ve sırat-ı müstakimden ayrıldı. Kendisinden önceki hiçbir âlimin söylemediği bir şeyi söyleyerek bidat çıkardı. Böylelikle Ehl-i İslâm arasında (bu hususta) misal oldu.” (2)
İbn Teymiye’nin görüşlerinden etkilenenler de, vesileyi ‘şirk, bidat’ telakki etmişlerdir.
Tevessülü ‘şirk’ olarak nitelendirenler bu hususta müşriklerle ilgili âyetleri delil olarak sunarlar. Hâlbuki bu yanlış bir kıyastır. Çünkü müşrikler putlara ulûhiyet isnat ediyorlar ve onlarda ilâhi özelliklerin olduğuna inanarak onlara duâ ediyorlardı. Vesile ile duâ edenler isteklerini Allah’tan istiyorlar, vesile yaptıkları şeye ulûhiyet nispet etmiyorlar ve bu hususta sahih hadislere göre amel ediyorlar. Bu hadisler çürütülmediği müddetçe ‘vesile’ye karşı çıkmak sünnete karşı çıkmakla aynı sayılır.
El-Cevap: “Peygamber hürmetine, Kur’ân hürmetine” diyerek, yani onları duâda vesile yaparak duâ etmek câiz hatta bazı imamlara göre müstehaptır. Bu hükmü teyit eden çeşitli hadîsi şerifler vardır. Bu delilleri sunmadan önce bazı noktaları zikredelim. Şöyle ki:
Tevessül kelimesi ‘vesile’ kelimesinden türetilmiştir. Vesile ise; lügatte kendisiyle başkasına yakınlaşılan şey demektir. (الوسيلة ما يتقرب به إلى الغير
Şafii âlimlerinden İmam Sübki şöyle der: “Peygamber (asm)’ı Allah’a vesile yapmak, istiânede bulunmak, şefaatçi yapmak güzeldir. Bunu seleften ve haleften hiçbir âlim inkâr etmemiştir. Daha sonra İbn Teymiye geldi ve bunu inkâr etti ve sırat-ı müstakimden ayrıldı. Kendisinden önceki hiçbir âlimin söylemediği bir şeyi söyleyerek bidat çıkardı. Böylelikle Ehl-i İslâm arasında (bu hususta) misal oldu.” (2)
İbn Teymiye’nin görüşlerinden etkilenenler de, vesileyi ‘şirk, bidat’ telakki etmişlerdir.
Tevessülü ‘şirk’ olarak nitelendirenler bu hususta müşriklerle ilgili âyetleri delil olarak sunarlar. Hâlbuki bu yanlış bir kıyastır. Çünkü müşrikler putlara ulûhiyet isnat ediyorlar ve onlarda ilâhi özelliklerin olduğuna inanarak onlara duâ ediyorlardı. Vesile ile duâ edenler isteklerini Allah’tan istiyorlar, vesile yaptıkları şeye ulûhiyet nispet etmiyorlar ve bu hususta sahih hadislere göre amel ediyorlar. Bu hadisler çürütülmediği müddetçe ‘vesile’ye karşı çıkmak sünnete karşı çıkmakla aynı sayılır.
