makmüh
Üye
Sudaki Âhenk :Ebrû
Ebrû, renk cümbüşü ve hazırlanış tekniği açısından çekici olduğu kadar, klâsik kitap san’atlarımız içinde semeresi en kısa zamanda elde edilen bir san’attır. Bu sanatın menşei hak­kında kesin bir hüküm vermek çok zordur.
Çünkü bu konuda kaynak ve numune bakımından yeterli malzeme mevcut değildir. Günümüzde bilinen en erken tarihli ebrû 962/1555 tarihli; en eski kaynak ise, 1017/1608 tarihli Tertîb-i Risâle-i Ebrî’dir.
Lügatte; “Dalgalı, damarlı kumaş veya kâğıt, su üzerindeki nakış” mânâlarına gelen ebrû ıstılah olarak; “Kitre, denizkadayıfı, ketentohumu, salep gibi maddelerle yoğunluğu arttırılmış su yüzeyine serpilen boyalarla elde edilen şeklin, kâğıda alınması” demektir.
Müstakîmzâde ebrû kâğıdını; “munakkaş musanna‘ kâğıt” yani nakışlı, sanatla yapılmış bir kâğıt şeklinde tarif etmektedir. Yazma ve basma eski kaynak eserlerde genelde ebrî şeklinde geçmesine rağmen bu kelimenin aslı hakkında birkaç görüş vardır. Farsça bulut manasına gelen “ebr” ile nisbet “yâ”sının birleşmesinden ebrî veya “âb-rûy” (su yüzü) sıfat terkibinden ebrû yahut da Orta Asya dillerinden Çağatayca’da “elbise yüzü, kürk kabı, hâreli görünüm, damarlı kumaş ya da kâğıt” anlamına gelen ebre’dir. Farsça “kaş” manasına olan “ebrî” kelimesi ve Hindistan’da abar kelimesi “ebrû” manasına kullanılmıştır. Arapçada varaku’l-mücezzâ’, Avrupa dillerinde ise, papier marbré, marmor papier, marbled paper ifadeleri kullanılmaktadır.
Ebrûculuk, Türk-İslâm san’atları içinde gelişmiş Türk kitap san’atlarından biridir. V. Minorsky’nin “Ebrûlu (hâreli kâğıt) Türk icâdıdır” ifadesi doğru bir tesbit olup ebrû sanatının, Orta Asya’da doğduğunu ve Büyük İpek Yolu’yla İran’dan geçerek Anadolu’ya hatta günümüzde Avrupa ve Amerika’ya kadar uzanan köklü bir san’at olduğunu kanıtlar mâhiyettedir. İslâm san’atları arasında önemli bir yere sahip olan ebrû san’atı diğer san’atlarda olduğu gibi, usta-çırak ilişkisiyle sürdürülen bir san’attır. XVI. yüzyıl ortalarında Hindistan’da bulunan Mir Muhammed Tâhir adlı bir İranlı san’atçının yaptığı ebrûlu kâğıtların Hindistan’dan İran’a gönderilmesiyle ülkede ebrû san’atının yaygınlaştığı ve buradan da Anadolu’ya yayıldığı kabul edilir. Aynı yüzyılın sonlarında Anadolu’ya gelen tüccar, diplomat vs.ler bu sanatı Avrupa’ya taşımışlar ve XVII. yy. Avrupa’sında mermer kâğıdı veya Türk mermer kâğıdı veya kısaca Türk kâğıdı olarak ün yapmıştır. Zaman içinde Amerika’da da yayılmıştır. Bu sanat kâğıda uygulandığı gibi, çiniye, kumaşa, eşarba, deriye, ahşaba, cama, vazoya, tabağa vs. de başarıyla aktarılarak giyim ve süslemede kullanılmıştır.
Ebrû malzemeleri: 60-120 gr. arası emici özelliği iyi olan kâğıt, 50x35x6 cm. ebadında çelik veya galvanizli sacdan yapılmış tekne, kitre veya ketentohumu, salep, denizkadayıfı, hilbe (boytohumu), kaşık, sığır ödü (veya koyun ödü), kumlu ebrû için kalkanbalığı ödü, tütün yaprağı suyu, haraza (sığırın öd kesesinden çıkan taş) suyu, toprak, oksit ve pigment boyalar, 90x90 mm. ebadında mermer veya cam tabaka, havan tokmağı gibi altı geniş ve düz bir taş, desteseng (el taşı), kürek (spatula), farklı ebatlarda küçük cam kavanozlar, at kuyruğu kılından yapılan fırçalar, çiçekli, hatip vs. ebrûlar yapmak için paslanmaz iğneler/teller, farklı genişlikte taraklar, sümbül ebrûsu için telli/iğneli tahta, peçete, damlalık, kova, mühre, neft, sergen, şap, terebentin, torba vs.
Ebrû çeşitleri: Akkâse ebrû, battal ebrû, bülbül yuvası ebrû (çark-ı felek ebrû), çifte battal ebrû, çiçekli ebrû, somaki ebrûsu, çifte âhârlı ebrû, gel git ebrû, hafif ebrû, hatîb ebrûsu, İspanyol ebrû, taraklı ebrû, kedi gözü ebrû, kılçıklı ebrû, koltuk ebrûsu, kumlu ebrû, neftli ebrû, serpmeli ebrû, şal ebrû, tahrîrli ebrû, taramalı battal ebrû, yazılı ebrû.
Ebrû nasıl yapılır?
Ebrû yapımı: Eskiden mücellit ve müzehhiplerin yaptığı bir iş iken günümüzde başlı başına bir sanat olmuştur. Billûr ya da mermerden desteseng/el taşı ile iyice ezilerek inceltilen toprak boyalar (takrîben her birinden 100-200 gr.) ayrı kaplara konulur. İçlerine bir çorba kaşığı öd ilâve edilerek karıştırılır ve iyice pişmesi için 2-4 gün bekletilir. Sonra azar azar alınıp gerekli su ve öd ayarlamaları yapıldıktan sonra kullanılır. Pigment boyalar çok ince zerreler hâlinde olduklarından ezmeye gerek duyulmaz.
30-60 gr. (takriben bir avuç) kitre, bir iki litre su içine konarak eritilir. Kitre yerine salep, keten tohumu, denizkadayıfı, hilbe/boytohumu da kullanılabilir. Boyalara, kitreli su üstünde dibe çökmeden açılması için öd suyu katılır. Bu iş için sığır ödü tercih edilir. Malzeme hazırlandıktan sonra kitre su içinde erimeye bırakılır, ara sıra mıncıklanarak karıştırılır ve bir gün bekletilir. Daha sonra birkaç kere süzülerek normalde 50x35x6 cm. ebadındaki bir tekneye konulur. Daha önceden hazırlanan toprak boyalara belirli miktarda su ve öd ilâve edilerek suyun üzerine at kılı fırçalarla atılır. Sonra meydana gelen şekli almak için tekne üzerine tekne ebadında bir kâğıt, yatırılır. Kâğıt yatırılırken yavaş yavaş yatırılmalı, kâğıt ile su yüzeyi arasında hava kalmamalıdır. Eğer kalırsa kâğıt toplu iğneyle delinerek havası alınır. 10-15 saniye bekledikten sonra kaldırılır. Bu işleme ebrûnun kâğıda geçirilmesi, çıkan ebrûya da battal ebrû denir.
Bütün ebrû çeşitlerinin temeli budur. Her bir ebrû için aynı işlem tekrarlanır ve çıkan ebrû tektir. Böylece cüz’î irâdenin gayret ve tevekkülü, küllî irâdenin tecellisi tahakkuk etmiş olur. Gören göz kesrette vahdeti, vahdette kesreti görür. Rabbe inkıyâd eder ona teslîm olur. Teknedeki tecelli-i ilâhiyi seyreder, i’tinâ ile kâğıda alırken de mesrûrâne şükreder. İşte ân bu ândır.
Her zaman havanın sıcaklığı ve nemi, kullanılan malzemenin birbiri ile uyumu ve san’atkârın hâlet-i rûhiyesi ebrû yapımında önemli etkenlerdendir. Ebrûda her çeşit kâğıt kullanılabilirse de günümüzde genellikle perle kâğıdı veya birinci hamur kâğıt tavsiye edilir. En iyi kâğıt; asitsiz, emici özelliği fazla, el yapımı kâğıtlardır. Kâğıtların üzerine bir miktar şap eriyiği, sünger vs. ile sürülerek hem emici özelliğini arttırmak, hem de boyaların akma ihtimalini azaltmak mümkündür. Sertliği olmayan su tercih edilmelidir. Saf su en idealidir. Eskiden yağmur suyu kullanılırmış, fakat günümüzde, asit yağmurları sebebiyle tavsiye edilmemektedir.
Kaynakça
Abdulkadir Yılmaz, Türk Kitap Sanatları Tabir ve Istılahları, İstanbul 2004, s. 77-82.
Ali Aktan, “Ta‘lîk Yazı ve İbrahim Edhem’in “Ruhu’t-Ta‘lîk”i”, Vakıflar Dergisi, XXIII (1994), 259.
Ahmet Saim Arıtan, “Türk Ebrû San‘atı”, Türkler, Ankara 2002, XII, 329.
Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Ankara 1970, s. 237.
Fuat Başar-Yavuz Tiryaki, Türk Ebrû Sanatı, İstanbul 2000, s. 76.
Janathan M. Blom, Kâğıda İşlenen Uygarlık, çev. Zülal Kılıç, İstanbul 2003, s. 106.
M. Bedreddîn Yazır, Medeniyet Âleminde Yazı ve İslâm Medeniyetinde Kalem Güzeli, Ankara 1974, s. 194.
M. Uğur Derman, Türk Sanatında Ebrû, İstanbul 1977, s. 6, 26.
_______, “Ebrû”, DİA, İstanbul 1994, s. 80.
_______, “Osmanlıların Renk Cünbüşü: Ebrûculuk”, Osmanlı, Ankara 1999, XI/189.
Müstakîmzâde, Süleyman Sadeddîn, Tuhfe-i Hattatîn, İstanbul 1928, s. 386.
Şemseddin Sâmî, Kāmûs-i Türkî, I, İstanbul 1978, s. 65.
Uğur Göktaş, Ebru Terimleri Sözlüğü, Ankara 1987.
Çünkü bu konuda kaynak ve numune bakımından yeterli malzeme mevcut değildir. Günümüzde bilinen en erken tarihli ebrû 962/1555 tarihli; en eski kaynak ise, 1017/1608 tarihli Tertîb-i Risâle-i Ebrî’dir.
Lügatte; “Dalgalı, damarlı kumaş veya kâğıt, su üzerindeki nakış” mânâlarına gelen ebrû ıstılah olarak; “Kitre, denizkadayıfı, ketentohumu, salep gibi maddelerle yoğunluğu arttırılmış su yüzeyine serpilen boyalarla elde edilen şeklin, kâğıda alınması” demektir.
Müstakîmzâde ebrû kâğıdını; “munakkaş musanna‘ kâğıt” yani nakışlı, sanatla yapılmış bir kâğıt şeklinde tarif etmektedir. Yazma ve basma eski kaynak eserlerde genelde ebrî şeklinde geçmesine rağmen bu kelimenin aslı hakkında birkaç görüş vardır. Farsça bulut manasına gelen “ebr” ile nisbet “yâ”sının birleşmesinden ebrî veya “âb-rûy” (su yüzü) sıfat terkibinden ebrû yahut da Orta Asya dillerinden Çağatayca’da “elbise yüzü, kürk kabı, hâreli görünüm, damarlı kumaş ya da kâğıt” anlamına gelen ebre’dir. Farsça “kaş” manasına olan “ebrî” kelimesi ve Hindistan’da abar kelimesi “ebrû” manasına kullanılmıştır. Arapçada varaku’l-mücezzâ’, Avrupa dillerinde ise, papier marbré, marmor papier, marbled paper ifadeleri kullanılmaktadır.
Ebrûculuk, Türk-İslâm san’atları içinde gelişmiş Türk kitap san’atlarından biridir. V. Minorsky’nin “Ebrûlu (hâreli kâğıt) Türk icâdıdır” ifadesi doğru bir tesbit olup ebrû sanatının, Orta Asya’da doğduğunu ve Büyük İpek Yolu’yla İran’dan geçerek Anadolu’ya hatta günümüzde Avrupa ve Amerika’ya kadar uzanan köklü bir san’at olduğunu kanıtlar mâhiyettedir. İslâm san’atları arasında önemli bir yere sahip olan ebrû san’atı diğer san’atlarda olduğu gibi, usta-çırak ilişkisiyle sürdürülen bir san’attır. XVI. yüzyıl ortalarında Hindistan’da bulunan Mir Muhammed Tâhir adlı bir İranlı san’atçının yaptığı ebrûlu kâğıtların Hindistan’dan İran’a gönderilmesiyle ülkede ebrû san’atının yaygınlaştığı ve buradan da Anadolu’ya yayıldığı kabul edilir. Aynı yüzyılın sonlarında Anadolu’ya gelen tüccar, diplomat vs.ler bu sanatı Avrupa’ya taşımışlar ve XVII. yy. Avrupa’sında mermer kâğıdı veya Türk mermer kâğıdı veya kısaca Türk kâğıdı olarak ün yapmıştır. Zaman içinde Amerika’da da yayılmıştır. Bu sanat kâğıda uygulandığı gibi, çiniye, kumaşa, eşarba, deriye, ahşaba, cama, vazoya, tabağa vs. de başarıyla aktarılarak giyim ve süslemede kullanılmıştır.
Ebrû malzemeleri: 60-120 gr. arası emici özelliği iyi olan kâğıt, 50x35x6 cm. ebadında çelik veya galvanizli sacdan yapılmış tekne, kitre veya ketentohumu, salep, denizkadayıfı, hilbe (boytohumu), kaşık, sığır ödü (veya koyun ödü), kumlu ebrû için kalkanbalığı ödü, tütün yaprağı suyu, haraza (sığırın öd kesesinden çıkan taş) suyu, toprak, oksit ve pigment boyalar, 90x90 mm. ebadında mermer veya cam tabaka, havan tokmağı gibi altı geniş ve düz bir taş, desteseng (el taşı), kürek (spatula), farklı ebatlarda küçük cam kavanozlar, at kuyruğu kılından yapılan fırçalar, çiçekli, hatip vs. ebrûlar yapmak için paslanmaz iğneler/teller, farklı genişlikte taraklar, sümbül ebrûsu için telli/iğneli tahta, peçete, damlalık, kova, mühre, neft, sergen, şap, terebentin, torba vs.
Ebrû çeşitleri: Akkâse ebrû, battal ebrû, bülbül yuvası ebrû (çark-ı felek ebrû), çifte battal ebrû, çiçekli ebrû, somaki ebrûsu, çifte âhârlı ebrû, gel git ebrû, hafif ebrû, hatîb ebrûsu, İspanyol ebrû, taraklı ebrû, kedi gözü ebrû, kılçıklı ebrû, koltuk ebrûsu, kumlu ebrû, neftli ebrû, serpmeli ebrû, şal ebrû, tahrîrli ebrû, taramalı battal ebrû, yazılı ebrû.
Ebrû nasıl yapılır?
Ebrû yapımı: Eskiden mücellit ve müzehhiplerin yaptığı bir iş iken günümüzde başlı başına bir sanat olmuştur. Billûr ya da mermerden desteseng/el taşı ile iyice ezilerek inceltilen toprak boyalar (takrîben her birinden 100-200 gr.) ayrı kaplara konulur. İçlerine bir çorba kaşığı öd ilâve edilerek karıştırılır ve iyice pişmesi için 2-4 gün bekletilir. Sonra azar azar alınıp gerekli su ve öd ayarlamaları yapıldıktan sonra kullanılır. Pigment boyalar çok ince zerreler hâlinde olduklarından ezmeye gerek duyulmaz.
30-60 gr. (takriben bir avuç) kitre, bir iki litre su içine konarak eritilir. Kitre yerine salep, keten tohumu, denizkadayıfı, hilbe/boytohumu da kullanılabilir. Boyalara, kitreli su üstünde dibe çökmeden açılması için öd suyu katılır. Bu iş için sığır ödü tercih edilir. Malzeme hazırlandıktan sonra kitre su içinde erimeye bırakılır, ara sıra mıncıklanarak karıştırılır ve bir gün bekletilir. Daha sonra birkaç kere süzülerek normalde 50x35x6 cm. ebadındaki bir tekneye konulur. Daha önceden hazırlanan toprak boyalara belirli miktarda su ve öd ilâve edilerek suyun üzerine at kılı fırçalarla atılır. Sonra meydana gelen şekli almak için tekne üzerine tekne ebadında bir kâğıt, yatırılır. Kâğıt yatırılırken yavaş yavaş yatırılmalı, kâğıt ile su yüzeyi arasında hava kalmamalıdır. Eğer kalırsa kâğıt toplu iğneyle delinerek havası alınır. 10-15 saniye bekledikten sonra kaldırılır. Bu işleme ebrûnun kâğıda geçirilmesi, çıkan ebrûya da battal ebrû denir.
Bütün ebrû çeşitlerinin temeli budur. Her bir ebrû için aynı işlem tekrarlanır ve çıkan ebrû tektir. Böylece cüz’î irâdenin gayret ve tevekkülü, küllî irâdenin tecellisi tahakkuk etmiş olur. Gören göz kesrette vahdeti, vahdette kesreti görür. Rabbe inkıyâd eder ona teslîm olur. Teknedeki tecelli-i ilâhiyi seyreder, i’tinâ ile kâğıda alırken de mesrûrâne şükreder. İşte ân bu ândır.
Her zaman havanın sıcaklığı ve nemi, kullanılan malzemenin birbiri ile uyumu ve san’atkârın hâlet-i rûhiyesi ebrû yapımında önemli etkenlerdendir. Ebrûda her çeşit kâğıt kullanılabilirse de günümüzde genellikle perle kâğıdı veya birinci hamur kâğıt tavsiye edilir. En iyi kâğıt; asitsiz, emici özelliği fazla, el yapımı kâğıtlardır. Kâğıtların üzerine bir miktar şap eriyiği, sünger vs. ile sürülerek hem emici özelliğini arttırmak, hem de boyaların akma ihtimalini azaltmak mümkündür. Sertliği olmayan su tercih edilmelidir. Saf su en idealidir. Eskiden yağmur suyu kullanılırmış, fakat günümüzde, asit yağmurları sebebiyle tavsiye edilmemektedir.
Kaynakça
Abdulkadir Yılmaz, Türk Kitap Sanatları Tabir ve Istılahları, İstanbul 2004, s. 77-82.
Ali Aktan, “Ta‘lîk Yazı ve İbrahim Edhem’in “Ruhu’t-Ta‘lîk”i”, Vakıflar Dergisi, XXIII (1994), 259.
Ahmet Saim Arıtan, “Türk Ebrû San‘atı”, Türkler, Ankara 2002, XII, 329.
Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Ankara 1970, s. 237.
Fuat Başar-Yavuz Tiryaki, Türk Ebrû Sanatı, İstanbul 2000, s. 76.
Janathan M. Blom, Kâğıda İşlenen Uygarlık, çev. Zülal Kılıç, İstanbul 2003, s. 106.
M. Bedreddîn Yazır, Medeniyet Âleminde Yazı ve İslâm Medeniyetinde Kalem Güzeli, Ankara 1974, s. 194.
M. Uğur Derman, Türk Sanatında Ebrû, İstanbul 1977, s. 6, 26.
_______, “Ebrû”, DİA, İstanbul 1994, s. 80.
_______, “Osmanlıların Renk Cünbüşü: Ebrûculuk”, Osmanlı, Ankara 1999, XI/189.
Müstakîmzâde, Süleyman Sadeddîn, Tuhfe-i Hattatîn, İstanbul 1928, s. 386.
Şemseddin Sâmî, Kāmûs-i Türkî, I, İstanbul 1978, s. 65.
Uğur Göktaş, Ebru Terimleri Sözlüğü, Ankara 1987.
