Sanki bir pusuya yatmıştı İstanbul, şarjörüne ölüm sürmüş beklemiş,
Seni alıp giden tren, son vagon, son kampana,
Son kez el sallayışın gözlerime değil, beynimin en ücra hücrelerine işlemiş
Gidemem
Her yer seninle doluyken, baktığım her şey senden bir şey gizlerken
Dinlediğim her şarkı beni böyle darma dağın ederken
Gidemem
Ne olur böyle ıssız, böyle yalnız bırakma beni
Ben bir Eyüp sabrı ile beklerken seni
Şairin dediği gibi, hangi türbe dindirir bu acımı şimdi
Hangi dua, hangi evliya tesir eder seni geri döndürmeye şimdi
Söylesene, susma ne olur sende bir şeyler söyle
Ağız ucuyla da olsa bende gidemem de
Bunca yaşanmışlığı bir kalemde silemem de
Gitme…