Sofistlerin felsefi Görüşleri:

  • 17 Nisan 2010
  • 476 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Sofistlerin felsefi Görüşleri:

    Sofist felsefe relativizmin, şüpheciliğin ve insan merkezli felsefenin bir anlamda başlangıç noktasıdır.Daha önceki doğa filozofları temel maddenin ya da nedenin ne olduğunu kendilerine sormuşlar ve su, hava, ateş, toprak, atom vb. şeklinde cevaplar vermişlerdi. Sofistlerin ili ve en önemli düşünürlerinden biri sayılan Protagoras bu türden bir doğa felsefesinden uzaklaşmış, evreni bilmeyi dışta bırakmış ve temel nedenleri bu yönde arayışlara kuşkuyla yaklaşmıştır.

    Heraklitos'un her şeyin değiştiği önermesini kendine göre yeniden değerlendiren Protagoras, bu durumda hiçbir şeyin belirli bir "şey" olamayacağını, bu şekilde mutlak bir varlık aramanın anlamsız olduğunu öne sürer. Her şey öteki şeylerle bağlantıları içinde bir şey olmaktadır ve algılarmız yalnızca o andaki algılama durumlarına bağlı olarak bize bilgi vermektedir. Duyu algıları ve bunlardan kaynaklanan doxa'ların (sanılar) dışında bir bilgi sözkonusu değildir.Böylece sanılar herkesin kendi doğrusu olmakta, yanlışlık kişilerin birbirlerine göre algı farklarından ibaret olarak meydana gelmektedir.İnsan her şeyin ölçüsüdür, sözünün anlamı bu noktada belirginleşir.
    ????:

    < Resmi açmak için tıklayın >



    Bir diğer önemli sofist düşünür Gorgias'da benzer bir şekilde doğa felsefesine karşı çıkmaktadır.Protagoras'tan daha da ileri gitmiş, asıl gerçek olarak varlığın bilinemeyeceğini öne sürmüş ve episemolojide kuşkuculuğun en önemli argümalarını belirginleştirmiştir. Gorgias'a göre ne varlık vardır, ne varlığın bilgisi mümkündür, ne de bilginin bir başkasına aktarılması söz konusus olabilir.

    Böylelikle sofistler, herkesin üzerinde uzlaşacağı kesin bir doğrunun olabileceğini yadsımış, görelikçi bakış açısının ve dahada önemlisi şüpheciliğin tohumlarını atmışlardır. Ayrıca sofistler, felsefenin doğa ya da evren gibi konuları bir yana bırakıp insanı ve insan ile ilgili sorunları hedeflemesi gerketiğini öne sürmüşlerdir. Onlara göre felsefe soyut bir bilgi konusu değil, somut yaşamın ve pratiğin konusudur. Dolayısıyla sofistler, dar bir çevre oluşturup bunun içinde yalnızca belirli kişilerin anlayacağı türde bir felsefe yapmanın değil, bilgili ve toplum için yararlı insanlar yetiştirmenin hedeflendiği bir eğitim felsefesinin uygulayıcıları olmuşlardır.

    Bu tür bir felsefe yapma tarzı teorik oarak sofistlerin kendi felsefi önermeleriyle çelişir görünmektedir. Ancak Protagoras ve diğer sofistler, bu noktada ortaya çıkan sorunları pratiklik/yararlılık meselesinden hareketle çözerler. Bir bilgi bir diğerine göre daha doğru ya da yanlış olmayabilir, ancak daha yararlı olması mümkündür ve bu onun geçerliliğinin de temelidir. Dolayısıyla daha iyi, yani yararlı bilgileri, yani sanıları olanlar Bilgelik|bilgedirler ve bu bilgileriyle insanların yetiştirilmesine çalışabilirler.

    Sofistler bu mantık ile siyasal anlamda insanları yetistirmek üzere onlara bilgi ve hitabet sanatını öğretmeye çalışmışlardır. Sofistler aracılığıyla felsefe dış dünyadan insan dünyasına (ya da insanın iç-dünyasına) yöneltilmiş olmaktadır. Dil konusunda da ilk incelemeler bir anlamda sofitlere bağlıdır.Gorgias, Prodikos ve Hippias'ın eşanlamlılık, gramer ve biçimsellik konularında açıklamaları olmuştur. Aynı şekilde sofistler mantık üzerinde de durmuşlar ve önermelerin nasıl kanıtlanıp çürütüldüğüyle ilgilenmişlerdir.
    ????:

    < Resmi açmak için tıklayın >



    Bilginin görelileştirilmesi, soyut genel geçer ilkelerin kuşkuya tabi tutulması, doğa ile insanın birbirinden ayrıştırılarak felsefi düşünmenin merkezine insanın konulması, buna bağlı olarak psikolojisizm olarak adlandırılabilecek bir eğilim geliştirilmesi, felsefenin bir eğitim meselesi olarak uygulanması, toplumsal ayrımların ve eşitsizliklerin insan ürünü olarak değerlendirilmesi, doğal olanda herkesin eşit olduğu düşüncesinin geliştirilmesi, doğal hukuğun savunulması, dinin ve tanrının reddedilmesi, sofistlerin belli başlı felsefi konularıdır. Bu şekilde sofistler, otorite ve geleneği (yasa, hukuk, sosyal ve ahlaki normalr vb.) sarsmışlar, yol açtıkları değer aşınmalarıyla bir tür anarşizmin de yaratıcısı olmuşlardır.
     


    Yazan: kum kзđiśi
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
26/09/2018 - 02:43