Şiirlerim, Beni Ben Yapanlarım...

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
emrah44

emrah44

Üye
    Konu Sahibi
Şiirlerim, Beni Ben Yapanlarım...
Adaletsiz Dünya

Adaleti dağıtmak
Bu cimri hayata düşmüş.
Vay halimize!
Sevgiyi, azgın sele;
Teselliyi, durgun yele vermiş çoktan.
Bir toz bulutu içinde
Gönderir fırsatları hep
Tek yönlü yaşamda.
Bana yalan söyleme ey hayat.
Kaçığa, bülbül;
Bizlere, sükut lisanı
Vermedin mi senelerce?
Tabirini yapamadığımız duygulara
Kilit vurmadın mı?
Yazın bedenimizden atıp
Kışın yollara sermedin mi?
Kimi kandırıyorsun? Ne karı?
Basmayacağım onlara.
Ben onlardan koca bir adam yapacağım.
Sen ne dersen de.





Anlatılamayan

Eskiden gülerdim
Bir gün ağlayacağıma
Şimdi, anlatılamayanın ahı,
Şu dilsizliğimde
Kök salıyor aheste.
Uçları göğsüme batıyor
Acı çekiyorum,
Ve işte seni unutmuyorum.

Bir kalp hastalığı,
Belki, hasta düşmemek için
İçine sığındığım korkumdur
Bu tavrım.
Belki de ağlamamak için
Kendimi tutuşumdur.

Anlatılamayan,
Yokluk çeker, fani olur
Senin varlığında.
Güze vurmuş ömrümde
Ona bile varamamanın,
Deli korkusundan
Anlatamadığım bana yaslanıyor,
Ben de sessizce yaşlanıyorum
Bir köşede,
Yazdığım düşüncelerime bakarak.




Beni Dinle, Yazıyorum

Beni dinle, yazıyorum:
Burada başladı her şey.
En şevkle yazdığım yer burası,
Başlarken yazmayı düşündüğüm.

Beni dinle, yazıyorum:
İşte hatırladığım satır.
İşte unuttuğum satır.
Ve işte ağladığım satır.

Beni dinle, yazıyorum:
Az önce bağlandım bu satıra
Yine az önce eğlendim kendimle.
Tam burada kızdım kendime.

Bu satırda kaybettim ümitlerimi.
Bu satırda yitirdim kendimi.
Arkama bu satırda dönüp baktım.
Her şeye bu satırda son verdim.

Beni dinle diyorum:
Çünkü daha başlamadım yazmaya…




Bir Yıldız

Bir yıldız kaydı dün gece yanaklarımdan
Seyrettik beraberce kayışını.
Sonra kalan yıldızları seyrettik.
Ben biraz hüzünlendim.
O, tadını çıkardı.
Kahvemizi unuttuk bir ara,
Buz kesti gece gibi.
Düştü yıldız hız kesmeden ellerime.
Bir elim diğerini kaparken,
Diğeri de cesurdu,
Saklamadı kendini.
Sonra…
İkisi de ona doğru sallanıp durdu.




Biraz Vaadim Var Şimdi

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Orada çiçekler açtıracağım,
Anıtlar diktireceğim.
Su serpeceğim oralara.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Hayal yaptıracağım oraya
On sekiz katlı.
Yıkılmayacak, sağlam olacak.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Kimse yalan söylemeyecek
Benim olduğum yerde
Kim cesaret edebilir zaten.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Yalın ayak gireceğim oraya.
Sıcaklığı içerde arayacağım.
Gözüm dışarıda olmayacak.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
İltimasım olmayacak
Hiçbir güzele
Ve içi eziğe.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Her suda boğulmayacağım.
Seçim benim olacak
Dört kollum, gözyaşları.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
İç çekmeyeceğim.
Sır vermeyeceğim.
Kırmızıdan başka giymeyeceğim.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Terk etmeyeceğim siperleri.
Tek kurşun yemeyeceğim.
Dayanıklı olacağım sitemlere.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Acılara merhem,
Saflığa sabır,
İyiliğe, bir bardak su dağıtacağım

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Yollarda kervan olacağım,
Hanında yolcu
Ve sesinde çöl ateşi.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Irmak olacağım.
Mendilimle kurutacağım ırmakları.
Mendilim çok su çekti zamanında.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Dizlerimin dermanı olacak
Her çağırışında
Kalp atışlarının.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Sayfalarca okuyacağım
Güzel gözlerinden.
Bir dikişte içeceğim içlerinden.

Biraz vaadim var şimdi:
Gönüllere seçilirsem,
Sallantıda olmayacak saltanatım
Hep orda kalacağım
Koltuğumu terk etmeyeceğim.

23.11.04







Çantamda Ne Var?

Çantamda ne var bugün?
Eskisi gibi bir defter,
Bir kitap,
Bir kalem mi?
Kar yağdıktan sonra
Arkadaşıma atmak için
Sakladığım kartopu mu?
Boş gördüğümde anlamsız
Geldiğinden, içine koyduğum
Kağıt parçaları mı?
Kurumasını ister gibi içine
Attığım kırmızı gül mü?
Daha evvel
İçinde kaybolmuş ödevim mi?
Bir melek gördüm bu gün.
Yaklaştım ve sordum:
Ne var bu çantada?
Niye açılmıyor şimdi?




Çaredeyiz

Sen günlerimi birbirine bağlayan
Bir köprüsün.
Geleceğim senin elinde.
İster beni dünde bırakır,
İster benimle yol alırsın.
Bu yolun sonu mu önemli olan?
Yolun sonundaki ışık
Karanlıkta olan için önemlidir.
Biz zaten çaredeyiz değil mi?






KIYMET

Hep, yere bakarak yürümek;
Bulma ümidiyle,
Sakladığını düşündüğümüz eskileri
Ve koruduğunu ayaklarımızdan toprağın;
Birgün mutlaka uğrayacağımız yazgımızın
Bize, git yap dediğidir.

Kıymetini bilmediklerimiz,
Her gece, derin uykularımızda
Veya sönen lambalarda
Daldığımız karanlıkların bile
Bize, ağla haline dediğidir.

Korkularımı çıldırtan bir ecel mi;
Yoksa, pişmanlığa ecel bir korku mu?
Değilse nedir bize gülümseyen deva?
Herhalde, yüze vuran hüznün ve layığımızın
Bize diyemediğidir.




BİTMEZ HAYALİM


Düşlerime asacağım seni
Gözyaşından bir mandalla.
Artık bağlanmayacağım
Uçacağım kara bir fırtınayla.

Bir pınara, bir çift söze
Yakmayacağım içimi.
Bakmayacağım bir çift göze.
Savuracağım küllerimi.

Yalana boğacağım sözlerimi
Bakmayacağım sağa sola.
Söz vereceğim, beni
Yenileyecek o ikinci hayale...




Düşmanıyım

Düşmanıyım kötü duyguların,
Acımasızların.
Düşmanıyım inançsızların,
Sahte kimliklerin.
Düşmanıyım kaçakların,
Güvenmeyenlerin.
Düşmanıyım salına salına gelen,
Geç kalan günlerin.
Düşmanıyım menfaatin,
Uğruma atılan adımların.
Gereksiz mısraların da düşmanıyım.
Hele de içinde sen varsan.






Düşüncem

Her düşüncenin arkasında bir olay,
Benim de senin gibi bir düşüncem var.






Farkında Değiliz

Sanık içerde.
Kapılar kapalı,
Yüzü ateşe dönük,
İçi yangın yeri.

Uçları açık kalemlerin.
Kayıtlar günü gününe…
Süslü gözler yaralı.
Adı konmuş her şeyin.

Yüksek yerde, geçmiş.
Uzanmak zor elbette.
Uyarmak da zor,
Her şey çoktan bitmiş.




GİDİYORUM

Artık çıkıyorum seyahate;
Beyaz bir sandalla.
Alıyorum tüm anılarımı yanıma,
Yalnız bırakıyorum kederleri.

Zahmetsiz hayatımın
Dalgalarımı görüyorum,
Ay çırpınıp kalıyor
Düşler kadar soğuk suda.

Hayat beni hep ayakta tutuyor.
Bırak beni diyemiyorum.
Ellerimle dalgaları dağıtıyor,
Sonra onlardan yardım istiyorum.






Göndermeler 1

Daralan, boğan,
Bir çemberdeyim;
Düzeysiz fikirlerle
Ve amaçsız yarınlarda;
Kol kola girmiş,
Baş ağrıtan bela ve yalanlarla;
Söze gerek olmayan,
Gözlerin kapatıldığı,
Hissedilen acıyla
Sarhoş olunan
Vurdumduymaz tavırlarla.
Daralan bir çemberdeyim;
Nefretle dolu insanlarla,
Bükülen dudaklarla…
Dünyadayım,
Daralan, kısalan dostluklarla
Bekliyorum ama olmaz bundan sonra.




Gözlerim

Gülüm, kaçamam ki düşüncemden.
Hızlı da koşamam ki yüreğimden.
Bir, gözüm çıkmaz rayından.
Diğeri de suskun ötekinden.





Gülmek

Hedefim gülmek bu kez
Zahmetsizce, doyasıya;
Hiçbir dert duvarından sonra değil
Sade, tek başına.
Gülmekle ağlamak
Aynı şeydir aslında.
İkisinde de sıkarız kendimizi
Zorlanırız, en mutlu anımızda
Ve en acılı günümüzde.
Bazen ısmarlama ağlarız.
Yürek yerinde duramasa dahi
Beyindeki setler yaptırmaz
Bize en basit şeyi.
Yalnız mutlu insan gülmez,
İnsan mutlu olmak için de güler.
Bu mutluluk ne para ister,
Ne de başka aldatıcı.
Bir yürek ister,
Kocaman.




Hallerim

Beni ne dünya anlayabildi
Ne de ben anlayabildim.
Her halim ötekine yabancı.
Nereye gitsem birini götürüyorum.
Bir düşünceli bir de heybetli
Halimi yanımdan hiç ayırmıyorum.
Arada uykulu halim tutuyor ellerimden.
Rüzgârda savrulan halim
Gözümün önünden gitmiyor.
Ellerimi açtığım halim
Hep arkamdan geliyor.
Şimdiki halim eskiyi arar oldu.
Yorgun düştü bu beden.
Ne kollarımı kaldırabiliyorum artık
Ne de düşünebiliyorum seni eskisi kadar.
Düşünceli halim şiir yazmaktan,
Heybetli halim ise kalem tutmaktan öteye
Gidemiyor.





Hata Yapmaktan Korkarım

Hata yapmaktan korkarım,
Her şeyi bir kere söylerim.
Ecelime dur demeyi bile.
Adımı tekrarlarken
Seni anarım ansızın.
Rüzgar saçını okşarken,
Seni tekrarlamamak
Ve hata yapmamak için
Acı acı tekrarlarım kendimi.
Hayat çok şey öğretti
Geçen bunca yılda.
Hepsi bir yana,
Sana tekrar tekrar bakmayı
Ve gözlerinde
Birden fazla kanat çırpmayı
Yasaklaması, bana,
Yorgun hislerime **** gibi geldi.
Ne kadar başarabildim bilmem.
Bundan böyle içimde kalacak şarkımız.
Bir daha söylemek yok.
Anlamı bozulmasın,
Beni yanlış hatırlatmasın sana
Bakınca uzaklara.
Son adımımız anılara sığınmamak olsun,
Düştüğümüz yer de
Beyaz güllerin arası.
Sabah uyanınca
Aynı rüyayı görmemek için
Doğunca hemen koyuverelim kendimizi güneşe.
Ancak kururuz.
 
emrah44

emrah44

Üye
    Konu Sahibi
Hatıralar

Senden kalan son hatıra
Gözlerinden dökülen aşkımızın mührü
Ve son söylediğin manidar şarkıydı.
Yokluğunda hatıralar çarem oldu,
Şimdiyse yanında bir masal...
Sevmezdim hatıraları sen yokken.
Gelip yerleşirlerdi senin, kalbimdeki, tahtına.
Ama bana seni hatırlatırlardı ya
Alırlardı gönlümü.
Nerden bilirdim sensiz bir gün geçireceğimi,
Senden rüyalarımda bile ayrılmadım ki!
Gece, uyumadan ışıkları kapatıyorum,
Kapıları kapatıyorum,
Bir bardak su alıyorum yanıma,
İçinde sen varsın.
Sabah uyandığımda,
Yüzümü hayalinle ıslatıp,
Saçlarınla kuruluyorum.
Güneşe bakınca yüzüm kızarıyor,
Sana bakmış gibi oluyorum.
Sabahları otobüs çok kalabalık oluyor,
Senden dolayı.
Camı açıyorum;
Senin sesin geliyor,
Çarpan rüzgâr sensizliğin tokadı gibi...
Akşam eve geliyorum,
Yıldızlara bakıyorum;
Seni gösteriyorlar.
Yemek yiyişim, bakışlarım senden kalma.
Yolda bir arkadaşa rastladığımda;
Bana seni soruyor.
Nefes alırken iyi de,
Çünkü sanki seni içime çekiyorum,
Nefes verirken ooof diyorum.
Ne zaman bir yerim ağrısa
Elimi kalbime atıyorum,
Acaba seni kaybettim mi? diye ürperiyorum.
Kulağımda çınlayan sesinden
Sevginin anlamını hissediyorum.
Yokluğun hissedilmiyor başkalarınca
Paylaşmıyorum çünkü kimseyle hasretini bile
Ne çare ayrılık öyle büyük ki
İçime dağılıyor dünya.
Servetimi sorsalar
Sen varken, o derdim;
Sen yokken, hatıralarım.
Hatıraların geçimsiz, benim kadar yalnız,
Ruhlarımız sende ama çaresiz…
Sebepsiz değiller elbette.
En büyük hatıramsın
Senden geçemeyen
Bu senli ömrümde.
Hep, seni eser içim,
Seninle karışır topraklara.
Hatıraların üstümde duran kara bir bulut gibi...
Güneşimi engelliyor ama
Ne güzel ki yağmurumu getiriyor bana.




Hayaller

Hayatın bir tarafında
Hep son sözü
Söylemek ister insan.
Bitirmek ister hep,
Hiç başlamaz.
Kaçar… Sonunda hep o üzülür.
Yine de bitirmek ister.
Yalnız kalmak ister.
Beklemek ister…
Ama üstüne gitmek istemez.
Yorulmaz kaçmaktan.
Kaçarken sürekli arkasına bakar.
Bir gözü hep hayalindedir.






Hepsi Bir

Aramak,
Kendinde aramak sorunu;
Ve bulamamak…
Kimliksiz dolaşmak kaldırımlarda;
Yanmak, yazın sıcağında;
Hepsi bir.

Donmak,
Kırmızı ateşte…
Katlamak bilinmezleri;
Cevabı yutmak,
Bir iki damla suyla;
Hepsi bir.

Salmak,
Neşteri kalbin sesine;
Yardım etmek, can çekişmesine;
Adamak,
Canı bir yokluğa;
Hepsi bir.





Kalbimin Toprağındasın

Kalbimin toprağındasın,
Savaştığım topraklarda.
Savaştım senin için
Ölmeyi göze aldım
Sana ait sınırlar için.
Sağlamdır duvarlarım.
Yollarım, kırmızı nehirlerim
Sana bağlılığım, teslimiyetim.
Kalbimin toprağındasın,
Güvencen soluğum.

Kalbimin toprağındasın,
Dışarıdaki güneş
Kalbimi ısıtırken
Sadece seni yeşertmek
İçin yorulduğum ömrümün
Gecikmişliği ve,
Canımı sıkan bu halsizlikte
Oluşmuş yaralarımca
Anlatıyorum nasıl sevdiğimi
Dışına çıkamadığım sınırlarında.

Kalbimin toprağındasın,
Sürüklenen tanelerinde,
İçindeki heyecanın
Yerini bıraktığı
Kaybetme korkusunda,
Yüreğime kilit
Bir defa sevecek yanımda
Beklediğim kavuşmada

Kalbimin toprağındasın.
Yoklarım hissettiğimi,
Açarım aşk soframı
En kalabalık yerde.
Sonra, kalbinin lütfuyla
Toprağımın en zengin yerinden
Beslerim en nadide çiçeği.






Kayan Yıllar

Keşke…
Keşke, Daha önce duysaydım,
Duysaydım da karıştırmasaydım
İçimdekiyle gerçeğin sesini.

Keşke…
Keşke, yeşil bir yaprak
Olsaydım da anlasaydım,
Yeşilin güzelliğini.

Keşke…
Keşke, yıkık-dökük bir
Pencere olsaydım da
Yeter ki gösterseydim her şeyi.

Keşke…
Keşke, ellerimin arasından kayabilseydim,
Kayabilseydim de anlasaydım
Yılları tutamamayı.








Kısalttık

Kısalmaya yüz tuttu her şey.
Biraz da biz yardım ettik buna.
Ömrümüz dahil
Neler kısalmadı ki?
Kesilen başlar ile başladı her şey.
Zaman içinde dilimiz de kısaldı.
Sözler korkudan kesik kesik çıktı ağızdan.
Hep acelemiz vardı,
Kısa kestik mutluluğu.
Sorunlar da kısaldı.
Ama yenisi geldi.
Dostluklar kısaldı.
Zaman daha bir azimle kısalttı kendini.
Cepler kısaldı, boşluklar sığmaz oldu içine.
Neyse, gül hiç olmazsa
Dikeninden ayrıldı da
Su serpti yüreğimize.
Yardım eli de kısaldı.
Yollar kısaldı.
Artık uzak diye bir şey yok
Kaçamıyoruz birbirimizden.
Filmler kısaldı.
Artık tek konu var işlenecek.
Aynadaki resmimiz kısaldı.
Alay etti hep bizimle.
Oysa ömrün hep uzadı içimdeki.








Mecaz

Bir mecazdır şu garip şiirler,
Garip bir mecaz.
Yerini bulmaz her zaman anlamı.
Her bulunduğunda ilhâmı.
Doğru yer ister, doğru kişiyi.
Yazılmaz her görülen yere.
Hele de ağaçtan yapılmış.
Mecaz kâğıtlara.
Her söylendiğinde
Akla çelme, yüreğe tekme
Atar bazıları.
Mecazdır anlattıkları.
Güzelim anlamını
Yıkar soytarılıkları.
Mecazdır sana şiirlerim
Ta ki,
Banadır diyene kadar.







MECBURUM



Çaresizlik, hikayeme tuz ile biber,

Kanayan her sefer, gönlüme keder,

Üzüntüm, neş’em.
Mecburiyetim, kabullenmem.

Aynı saat, aynı zemberek
Her gün aynı özlem
Her yıl aynı dilek.
Mecburiyetim, kabullenmem.

Aldığım her karış yolda,
Sarp kayalığın gölgesi üstümde.
Güneşimsiz yolculuk yapamam!
Mecburiyetim, kabullenmem.

Kuytu köşelerde saklanan yarınlarıma,
Beni kurtaracak o güzel fırsata,
Son sözü söyleyemem
Mecburiyetim, kabullenmem.








Mektup Var

Yine bana mektup var.
Yâr yine yazmış bana.
Beklemekten usanmam son postayı.
İçine alnının yazısını da eklemiş.

Bana yine ilacımı yazmış.
Beni bu kadar düşünürken
Yazıyı düşünmeden yazdığını yazmış.
Düşünmemiş olacakları.

Yollar karlıymış,
Gelebilmek mümkün mü?
Ödevim olarak da
Son satırda beklememi istemiş;
Verdiğim sözlerimde.




Ne Çıkar?

Yıllar üstüme üflüyor karanlığını
Gece yarısı rüzgâr giriyor kulağımdan
Burnum almıyor artık güzel kokuları
Ellerim yüreğime dokunsa ne çıkar?

Haykırmaksa haykırmak,
Yalvarmaksa yalvarmak.
Kalmadı denemediğim rüya.
Bir şans daha olsa ne çıkar?

Sahte bir adım atıyor kalbim
Yalan olmuş dünya
Kaldırımlar kovuyor artık beni
Kenetlenmiş rüyalarım açılsa ne çıkar?

Sevdalar ayaklanmış
Yürekler iki büklüm
İsyan ediyor ecelim
Hayatımı savursam ne çıkar?

Dostlar acımı paylaşıyor…
Her hanede bir gözyaşı var,
Benim hanemde yangın.
Denizler benim olsa ne çıkar?

Ay mı parlamadı günlerce,
Soğuk rüzgâr mı üşütmedi?
Yalın ayak mı acıtmadı?
Şimdi sarsan ne çıkar?

Demet demet açılan yürekler
Susuz kalmış
Bir türkü yazılmış
İçinde Emrah olsa ne çıkar?






Nedir aşk ?

Var mı şarkılardaki o aşk ?
Yaşanmış mı öylesi ?
Gören duyan var mı ?
Yalnızlığın karşıtı değil mi o aşk ?
Niye ben bilmiyorum ?
Yoksa bir bilinmeyen mi?
Yoksa…
Yoksa ters yüzen bir sandal mı bu aşk?








Bir de Bana Sorun

Pişman olan acı çekmezmiş…
Onu bir de bana sorun!
Hatasını anlamak,
Ne kadar acı verir insana
Onu bir de bana sorun!
Geçmişini yargılamak,
Ne çok üzer
Onu bir de bana sorun!
Bakışların donukluğu
Kadar acı verir.
Sevdasız geçen ömrüm
Kadar acı verir
Emrah pişman olmazmış…
Onu bir de bana sorun!








Sana Ağlamak

Sana seslenmek
Şarkıların en güzeli,
Bir yıldırım edasıyla.
Ve yine sana ağlamak.








Saygı

Saygı bir el işimi,
Herkes ayrı yapıyor ?
Nerede eserler?
Hakkettiğin saygı,
İki elin arasında.
İsteyen eliyle kapatıp vermiyor.
İsteyen sana doğru itiyor.
Oysa ben hiç dokunmuyorum.
O hak, Hak’tandır
Ve ben ona el süremem…






Sırrımız Ebedi Olsun

Yüreklerde bir korku,
Tenlerde bir acı,
Gülün yanında biraz gül olsun.
Sırrımız ebedi olsun.

Yalnız kalsak da dünyada,
İçimiz hasretle dolsa
Yıllar ders üstüne ders verse
Sırrımız ebedi olsun.

Yalancı olsak biraz,
Biraz da ruhlarımızın katili;
Ömrümüz sızsın bizden
Sırrımız ebedi olsun.






Sitem

Ömrümün rüzgarında,
Gözlerimin perdesinin
Her açılışında
Bir yağmur tanesi kadar büyük
İnce bir sitem alıyorum.
Bana görünüşün kadar
Toprağa serilmiş saçların,
Soluduğum hatıraların da
Kovuyor beni huzurundan.
Yolların kadife
Ama zaman bir çelik duvar,
Sensiz can çekişmeye tabi.
Sana gelmek isteyip
Yolda dosdoğru yürüyememem,
Çağırışının her defasındaki sarhoşluğumdur.
Kalan zaman, ne kadar
Beni sarhoş eden derin bir his ise
Geçen zaman da
O yağmur tanesiyle içerimde
Cana batan mecazındır.





Son Nefes

Kapının önünden yeşili seyretmekle
Bir keskin bakışta kaybolmak.
Ne güzel, ne tatlı heyecan.
Zevk işte bana, neylersin.

Anlat dur. Ne anlarım nasihatten?
Gönül çoktan dolmuş;
Çizmiş yolunu, gidecek.
Yol sevda yolu, ben de yolcusuyum.

Varsın geçsin yıllar.
Bana bir an yeter,
Son nefes,
İyilik için insanlığa.






Sonbahar

Beklenen adımsın sonbahar.
Beklenensin.
Terslenensin sonbahar.
Ters esensin.
Son nefeste verilecek emanetsin
Sonbahar.
Yarınların korkususun sonbahar
Yarınlara sonsun.
Alınların yazısısın sonbahar.
Yazılara sonsun.







Sözlerim Masum

Sözlerim ne yaralar ne karalar.
Sözlerim üşütmez,
Bir yorgan gibi sarar.
Kaçanın peşinden gitmez.
Her gördüğü dala konmaz.
Arkasına bakmaz.
Çünkü o görmez.






SU

Su,
Ellerimde durmak istemeyen kaçak...
Bana seni gösteren,
Yaklaştığımda boğan alçak!
Eve gelirken ıslatmasından korktuğum,
Senin için defalarca içine atladığım berrak!

Su,
Gözlerimin altına yazdığım seni,
Bir varışı silen yabancı.
Yolunu aşındıran yalancı

Su,
Bereket sanılan, sabrı öğreten,
Ama kimseye inandırıcı gelmeyen
İnlemelerimin tek dayanağı.

Su,
Konuştuğum toprağı çamur yapan,
Sonra üstüme çalan.

Su,
Sensizlikle boşalan,
Aklımda kalan.






ŞANSLIYIM


Adından öte yol yok benim için
Ve gözlerinden mavi deniz.
Ama bir de o zalim parmaklar...
Bir suçlu gibi kapatıyor gözlerini.
Dökülen birkaç damla yaş
Kim bilir nelere derman olacaktı.
Ah sen karanlık,
Yok oluşu pamuk ipliğine bağlı,
Duyduğum sesi yalanlayan!
Nedir ki dayanağın?
Yanında kışın soğuğu,
Aşınan yollar,
Gülüşen parlak yıldızlar
Ve sevgiden yoksun soğuk rüzgâr!
Size soruyorum:
Acaba siz mi içindesiniz
O gözlerin,
Yoksa ben mi?





Şaştık Gitti

Neler gördük şu koca dünyada.
Ölenle ölen mi dersin,
Kalanla savaşan mı,
Özüyle boğuşan mı?
Bir de seni gördük mü içlerinde
Öldük gitti.

Şaşkın yaşamlar, büyük hatalar…
Ne hayali düşünceler, ne acı gerçekler.
Susuz, katıksız gerçekler.
Yalnız, sade şâhâneler.
Bir de kurtulsam içimden.
Taştık gitti.

Her yerde geçerli düşünceler.
Taze korkular, bayat tezgâhlar.
Üşümüş çağlayanlar.
Yan yatmış nice gemiler.
Bir de kopabilsem limandan
Coştuk gitti.

Her nefeste çekilen hatır.
Enfes beyitler.
Su üstündeki gizliler.
Yorulmuş dudaklar, yorulmuş teller.
Bir de duysam dost sesini.
Uçtum gitti.

Patika yollar, mavi gökyüzü.
Sarhoş tepeler.
Asra terk haller.
Yanan ocaklar, kaynayan gelecek.
Bir de aşabilsem şu dağları,
Şaştık gitti.






Tek Seni Yazayım Diye

Bir uçurtma salınsın içinde dilerim,
Takılsın bir düşe veya korkuya.
Adına bir şarkı yazılsın dilerim,
İçinde bir adın olsun bir adım.

Yüzüne bazen soğuk bir rüzgâr çarpsın dilerim,
Beni unutmayasın diye.
Sesin yankı yapsın ikide bir,
Söylersen ismimi sana cevapsız kalmayayım diye

Gözlerin ışık saçmasın, isterim,
Ben, senden vazgeçene-ölene- kadar.
Adın hep adımın önünde olsun isterim,
Sırf kalemim biterse,
Tek seni yazayım diye...





Umut


Umuttan ötesi gerçek derler,
Umutsuzca teselli edenler.




Utan

Ne pişkin bir dünyadayız.
Utanma, tenimizden atılmış
Sözde arınmışız, açılmışız.
Artık lütfetmeye gerek kalmamış
Emrediyoruz lütfu bile.
Emir amire,
Utanmak sizlere gerek.
Bize düşmez utanmak
Utanç bize vize verdi çoktan.
Yoldayız biz, çöplerden ötedeyiz.






Yalanmış Herşey

Her şeyin yalanmış meğer…
Rüzgârda savrulan ve
Gözlerini bir muhafız gibi koruyan
O, uzun, yedi renk, ürperten saçların;
Sarıldığında çarpan titrek sesin;
Yürürken, yüreğini ele veren
Ayak seslerin;
Hele de yanağıma kondurduğun
Öpücük.
Şiirler yazdığım adın da yalanmış,
Önünde diz çöktüğüm halinde.






Bu Gün Doğum Günü Yalnızlığımın

Bu gün doğum günü yalnızlığımın.
Kaderime koyduğum noktayla,
Geçen yıl bu vakit ölmüştüm.
Bir hediye almış dostlar.
Hiç tatmadığım kokularıyla,
Bir çiçekle başucumda,
Mezarımın başında,
Ağlıyor beni hiç sevmemişler.
Yeniden doğmak
Ya da biraz doğrulmaktır
Sondan bir sonraki dileğim,
Olması benim olmama bağlı.
Ben yağmurda yıkanırken gün boyu
Kim düşünebilir yeşereceğimi?
Bu gün her zamankinden
Daha kalabalık huzur tahtım.
Yıkılmadan kalınabilecek tek mevki!
Çevremdeki kalabalık artık daha sıcak
Tutuyor ayaklarımı.
Öldüğümü hissettirmiyorlar bana.






Yeşil

Bir sonbahar eşiğinde
Yaprakların gölgesinde
Kalmışım tek başıma.
Son yeşilimi de kovdum.
Ellerimde izi kaldı,
Burnumda kokusu.
Rüzgâr yine sert
Ve acımasızdı.
Bakakaldım.
Hiçbir şey yapamadığım gibi
Geçmiş, bir satırlık hikayemde
Boğuldum,
Yeşile dur diyemedim.
Rüzgârla aram hiç iyi olmadı.
Her yanda yeşilim
Ve sanki içinde hayat vardı.
Güzel olan her şey uzak
Yakın olan her şey kötüydü.
Bu sonbahar yine güzeldeyim
Ama yine uzağım.





YİNE SENİ


Aşk kaleminin özüyüm bugün
Yine seni yazmak istiyorum.
Saçının telinde nağmeyim bugün
Yine seni çalmak istiyorum.

Adını yazdığım gönlüme bugün
Yine seni sormak istiyorum.
Göremezsem aynada seni bugün
Yine seni anmak istiyorum.

Bulamazsam nadide bahçemde bugün
Yine seni ekmek istiyorum.
Olur da yine doğarsam bugün
Yine sana doğmak istiyorum.


 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt