Burak
Üye
Sıfır noktasından barış mesajı
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu ülkenin en doğusunda izliyorum. Kars Havaalanı’ndan başladı yolculuğumuz. Iğdır’a gidiyorduk. Bir anda konvoy durdu. Bakan indi. Şaşırdık. Çünkü ortada küçücük bir evden başka bir şey yoktu
Yol kenarında yalnız tek bir ev. Ancak anladık ki burası Türkiye Ermenistan sınırına en yakın noktalardan bir tanesi ve sınırda yer alan, hatta sınırın ikiye böldüğü Halıkışlak Köyü’nün muhtarının evi.
Muhtar geldi, Bakan ‘Sınıra gitmek istiyoruz.’ dedi. Bakan’ın yanındaki Iğdır Valisi Amir Çiçek atıldı: ‘Arabalarla gideceğiz.’
Bakan itiraz etti. ‘Ben köy çocuğuyum yürürüm. Ne kadar uzak’ dedi. 150 metre yanıtını alınca da yürümeye başladı. Ama ne yürüyüş.
Derelerin üzerinden atladık. Bataklıkvari çamurlarda yürüdük. Korumalar önden gidip çalılar arasından bakana yol açmaya çalıştılar.
Hepimiz bileklerimize kadar çamurlara battık. Öyle ki bir ara vali durdu ve paçalarını sıvadı.
Sonra 150 metrelik yürüyüşün ardından Arpaçay’ın kenarına ulaştık. Bakan eğildi suya
dokundu ellerini yıkadı
Sordum ‘Sayın Bakan bir mesajınız var mı?’ ‘Barış, istikrar, refah’ dedi. Ardından ekledi ‘Önce barış ve istikrar, barış ve istikrarın sağlanmasından sonra da refah’
Sadece Türkiye – Ermenistan sınırının değil bölgedeki tüm ülkelerinin sınırlarını açılmasını istiyoruz. Azerbaycan – Ermenistan sorununun çözülüp oradaki sorunun da çözümünü istiyoruz dedi.
Yoldan sınıra kadar olan 150 metrelik yolda Bakan Davutoğlu köylülerle de sohbet etti. Kalabalık grubu gören iki küçük çocuk oynadıkları çaydan çıkıp, koşarak bakanın yanına geldiler. Üzerleri sırılsıklamdı. Bakan hatırlarını sordu, çocuklardan birinin annesi atıldı. ‘Oğlum daha okula gitmiyor ama andımızı biliyor’ dedi.
Altı yaşındaki Tolga Karadağ sanki bunu bekliyormuş gibi okullarda hepimize öğretilen andımızı okumaya başladı. Ama ne okumak. Kapattı gözlerini nutuk atar gibi kaldırdı elini, başladı okumaya. Hatasız okudu ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ diyerek bitirdi.
Davutoğlu İstiklal Marşı’nı biliyor musun diye sordu. Onu da okudu. Yine elini kaldırarak, karşıyı göstererek.
Hepimiz etkilendik. Hatta bakan güldü ‘Bak sınıra karşı okuyor gibi’ diye konuştu. Dönüşte bu sefer bakan köylü bir kadınla sohbet etti. Tandırın büyüklüğünü görünce ‘Kalabalığız ama orada pişecek yemek hepimize yeter’ dedi.
Türkiye insanı misafirperver. Köyü kadın ‘Hemen buyurun’ dedi, ‘Hazırlayalım bir şeyler.’ Bakan gülümsedi iftarı bekleyeceğiz dedi. Ardık başka sefere.
Dönüş yolundan sınır taşının yanına da geldik. Arpaçay’dan hemen 15-20 metre içerde duruyor sınır taşı. Bakan bize döndü. ‘Aynısı tam karşıda da var.’ Dedi.
Ardından muhtara sordu: “Yıpranıyor mu bu sınır taşı? Tamir ediliyor mu?” muhtar “25 sene evvel değiştirildi. Duruyor. Sağlam.” Yanıtını verdi.
Dönüşte hepimizin ayakkabıları ve paçalar o kadar ıslanmıştı ki bakan beraberindekilere döndü ‘Yedek elbiseniz var değil mi” dedi.
Arabanın yanına geldiğimizde bakanın yanına yine köylüler yaklaştı. Bir köylü kızı ‘Evimiz yıkık ders çalışamıyoruz’ dedi. Bakan hemen talimat verdi. “İsim adres alın ilgilenelim”
Ayrılmadan önce köylülere sormayı da ihmal etmedi bakan “Önümüzde referandum var. Ne oy kullanacağınızı biliyorsunuz değil mi?”
Köylü kadın hemen yanıtladı “Evet diyeceğiz sayın bakanım”. Bakan gülümsedi ve bir şey söylemedi.
Bu sohbetler olurken Iğdır Valisi gözüme ilişti. Aracın yanında eğilmiş ayakkabılarını temizliyordu…
NAHVİCAN’DAN KARDEŞLİK MESAJI
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Ermenistan sınırından sonra bu kez de Iğdır’dan Azerbaycan sınırına geldi. Ancak sınır kapalı değildi. Dolayısıyla tüm heyet hep beraber Dilucu Kapısı’ndan geçtik resmen Nahcivan’a girdik. Burada Vali yardımcısı tarafından karşılanan Davutoğlu ‘Azerbaycan’a kardeşlik mesajı gönderdi.
Türkiye ve Nahcivan’ı bağlayan ve “hasret köprüsü” olarak adlandırılan köprüyü “hasret bitiren köprü” olarak nitelendiren Davutoğlu, Azeri topraklarının işgalinin kalkması ve barışın gelmesi halinde tüm bölgenin barış bölgesi olacağına vurgu yaptı.
Davutoğlu Ermenistan ile çatışmalarda şehit olan Azeri askerler için de Allah’tan rahmet diledi.
hürriyet
Yol kenarında yalnız tek bir ev. Ancak anladık ki burası Türkiye Ermenistan sınırına en yakın noktalardan bir tanesi ve sınırda yer alan, hatta sınırın ikiye böldüğü Halıkışlak Köyü’nün muhtarının evi.
Muhtar geldi, Bakan ‘Sınıra gitmek istiyoruz.’ dedi. Bakan’ın yanındaki Iğdır Valisi Amir Çiçek atıldı: ‘Arabalarla gideceğiz.’
Bakan itiraz etti. ‘Ben köy çocuğuyum yürürüm. Ne kadar uzak’ dedi. 150 metre yanıtını alınca da yürümeye başladı. Ama ne yürüyüş.
Derelerin üzerinden atladık. Bataklıkvari çamurlarda yürüdük. Korumalar önden gidip çalılar arasından bakana yol açmaya çalıştılar.
Hepimiz bileklerimize kadar çamurlara battık. Öyle ki bir ara vali durdu ve paçalarını sıvadı.
Sonra 150 metrelik yürüyüşün ardından Arpaçay’ın kenarına ulaştık. Bakan eğildi suya
dokundu ellerini yıkadı
Sordum ‘Sayın Bakan bir mesajınız var mı?’ ‘Barış, istikrar, refah’ dedi. Ardından ekledi ‘Önce barış ve istikrar, barış ve istikrarın sağlanmasından sonra da refah’
Sadece Türkiye – Ermenistan sınırının değil bölgedeki tüm ülkelerinin sınırlarını açılmasını istiyoruz. Azerbaycan – Ermenistan sorununun çözülüp oradaki sorunun da çözümünü istiyoruz dedi.
Yoldan sınıra kadar olan 150 metrelik yolda Bakan Davutoğlu köylülerle de sohbet etti. Kalabalık grubu gören iki küçük çocuk oynadıkları çaydan çıkıp, koşarak bakanın yanına geldiler. Üzerleri sırılsıklamdı. Bakan hatırlarını sordu, çocuklardan birinin annesi atıldı. ‘Oğlum daha okula gitmiyor ama andımızı biliyor’ dedi.
Altı yaşındaki Tolga Karadağ sanki bunu bekliyormuş gibi okullarda hepimize öğretilen andımızı okumaya başladı. Ama ne okumak. Kapattı gözlerini nutuk atar gibi kaldırdı elini, başladı okumaya. Hatasız okudu ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ diyerek bitirdi.
Davutoğlu İstiklal Marşı’nı biliyor musun diye sordu. Onu da okudu. Yine elini kaldırarak, karşıyı göstererek.
Hepimiz etkilendik. Hatta bakan güldü ‘Bak sınıra karşı okuyor gibi’ diye konuştu. Dönüşte bu sefer bakan köylü bir kadınla sohbet etti. Tandırın büyüklüğünü görünce ‘Kalabalığız ama orada pişecek yemek hepimize yeter’ dedi.
Türkiye insanı misafirperver. Köyü kadın ‘Hemen buyurun’ dedi, ‘Hazırlayalım bir şeyler.’ Bakan gülümsedi iftarı bekleyeceğiz dedi. Ardık başka sefere.
Dönüş yolundan sınır taşının yanına da geldik. Arpaçay’dan hemen 15-20 metre içerde duruyor sınır taşı. Bakan bize döndü. ‘Aynısı tam karşıda da var.’ Dedi.
Ardından muhtara sordu: “Yıpranıyor mu bu sınır taşı? Tamir ediliyor mu?” muhtar “25 sene evvel değiştirildi. Duruyor. Sağlam.” Yanıtını verdi.
Dönüşte hepimizin ayakkabıları ve paçalar o kadar ıslanmıştı ki bakan beraberindekilere döndü ‘Yedek elbiseniz var değil mi” dedi.
Arabanın yanına geldiğimizde bakanın yanına yine köylüler yaklaştı. Bir köylü kızı ‘Evimiz yıkık ders çalışamıyoruz’ dedi. Bakan hemen talimat verdi. “İsim adres alın ilgilenelim”
Ayrılmadan önce köylülere sormayı da ihmal etmedi bakan “Önümüzde referandum var. Ne oy kullanacağınızı biliyorsunuz değil mi?”
Köylü kadın hemen yanıtladı “Evet diyeceğiz sayın bakanım”. Bakan gülümsedi ve bir şey söylemedi.
Bu sohbetler olurken Iğdır Valisi gözüme ilişti. Aracın yanında eğilmiş ayakkabılarını temizliyordu…
NAHVİCAN’DAN KARDEŞLİK MESAJI
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Ermenistan sınırından sonra bu kez de Iğdır’dan Azerbaycan sınırına geldi. Ancak sınır kapalı değildi. Dolayısıyla tüm heyet hep beraber Dilucu Kapısı’ndan geçtik resmen Nahcivan’a girdik. Burada Vali yardımcısı tarafından karşılanan Davutoğlu ‘Azerbaycan’a kardeşlik mesajı gönderdi.
Türkiye ve Nahcivan’ı bağlayan ve “hasret köprüsü” olarak adlandırılan köprüyü “hasret bitiren köprü” olarak nitelendiren Davutoğlu, Azeri topraklarının işgalinin kalkması ve barışın gelmesi halinde tüm bölgenin barış bölgesi olacağına vurgu yaptı.
Davutoğlu Ermenistan ile çatışmalarda şehit olan Azeri askerler için de Allah’tan rahmet diledi.
hürriyet

