Sevgililerin En Güzeline...

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
Sevgililerin En Güzeline...
{{{ Sevgililerin En Güzeline }}}



Kimse unutamaz seni!
Mümkün mü seni unutmak
Mümkün mü adını anmadan bir an yaşamak
Ruhum sende bulur yeniden dirilişi,
Ve sende kavuşur sevdaların en güzeline.
Her an sana doğru bir hicret başlar yüreğimden.
Gizler beni örümcek ağı;gizler hicretin güvercini,
Büyürüm hicretinle her an yeniden çoğalırım.
Seninle doğarım ben her dakika,
Ve her dakika bir yaşıma daha girerim seninle.
Seni bulurum mevsimlerde,
Dakikalarda seni yaşarım.
Yere düşen her yağmur tanesinde bir kez daha seninle ıslanırım;
Her yağmur tanesinde bir nur inermiş yeryüzüne,
İşte sen bize inen nursun,rahmetsin üzerimize,
Yağ üstümüze nurunla;yine,yeniden sırılsıklam ıslat bizi ya nebi,
Sana o kadar ihtiyacımız var ki:
Sensiz yaşamayı öğrenemedik
Sensiz ayakta kalamadık.
Mümin'in mü'mine gülümsemesi sadakadır derdin;
Gülümsemek şöyle dursun;birbirimize bakmayı bile unuttuk,
Unuttuk öğrettiğin şarkıyı,
Ve unuttuk biz olmayı;
Hadi söyle şarkını yine yeniden öğret bize;
Öğret ki yeniden dirilsin,yeniden huzura kavuşsun şu ümmetin.
Şu anda durabiliyorsak yeryüzünde,
Paylaşabiliyorsak acıları,sevgileri hepsi senin varlığındandır.
Sen en canlı resimsin zamanın yüzünde,
Yeryüzüne gelmenin anlamı,en yüce sevilensin
Güneşimiz,kurtarıcımız,rehberi miz,önderimizsin;
Neşesi yağmalanmış hayatlarımıza en büyük tesellisin sen.
..Asırlar geçti;dünya yine o bildik dünya,
Mevsimler bıraktığın gibi;yine birbirini kovalıyor.
Ama değişen bir şeyler var: Sevgiler uzun yaşamıyor artık,büyümeden ölüyorlar.
Kavgalarsa;hani dokuz canlı derler ya tıpkı öyle;
Asıldıkça asılıyorlar hayata,düşmek bilmiyorlar yakamızdan.
Tükendi miras bıraktığın ümitler,yitirdik renklerin en neşelisini,
Unuttuk severek yaşamayı;
Ve unuttuk ;Kötülüğü terk edip iyiliği emretmeyi;.
İşte gökyüzü;bir bir kaybediyor yağmura gebe bulutlarını,
İşte yeryüzü;özlüyor üzerinde gezdiğin her anı;
Ve özlüyoruz o kutlu yürüyüşünü,
Öyle ki,yürüyüşünün ritminden ıslanırdı Mekke,
Kopmak istemezdi torak bıraktığın ayak izinden.
Ve onu da kaybettik,kaybettik ayak izini; Kalakaldık çölün ortasında.
Şimdiyse; hüznün gölgesi vurmuş yüzümüzle,
Göğsümüze bastırdığımız güllerle,
Dudaklarımızda dualarla gömülüyoruz şehre.
Hüzün hiç yakışmamıştı bize bu kadar;
Niçin yakışmasın?
Mahzun bir peygamberin ümmeti değimliyiz?
Ümmetin olmak bunu gerektiriyorsa;
Bitmesin hiç hüznümüz,susmasın hiç sevda türküleri,
Hiç dinmesin aksın gözyaşımız.
Bırakma bizi efendim,bakışlarını hiç ayırma üstümüzden; Sımsıkıca tut ellerimizden,aşkınla sars yüreğimizi;
Ve sen bizi yürüyenlerin en güzeline yoldaş eyle Allah'ım;
(AMİN..)
 
  • Beğen
Tepkiler: Ruh., Mesut Aktaş ve -efşan


-efşan

-efşan

Üye
Hatırlattıkların ile özelsin.:tşk:
 
  • Beğen
Tepkiler: Ruh. ve FatoŞ
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
Hatırlattıkların ile özelsin.:tşk:
Teşekkür Ederim Cengizim .. Asıl ben teşekkür ederim..



----------Eklendi @ 20:57:42 ---------- Yazıldı @ 20:57:25 ----------

Bu Çağrı Sanadır
Bir damla SU gönder bana
Eğer gönderebilirsen
Ana sütü gibi tertemiz olsun
Bir damlası Karadeniz
Bir damlası Akdeniz olsun

Bir avuç TOPRAK gönder bana
Edirne koksun, Ağrı koksun
Her zerresi burcu burcu
Türkiye koksun
Anadolu’dan çağrı koksun

Bir dilim EKMEK gönder bana
Yiyince lezzetini hissedeyim
Bereketini hissedeyim
Köy köy, tarla tarla
Memleketimi hissedeyim

Bir demet ÇİÇEK gönder bana
Renkleri;
Sarı, kırmızı, beyaz ve mavi olsun
Râyihâsı, estetiği
semâvi olsun

Bir tutam SEVDA gönder bana
Veysel Garani’nin, Yunus Emre’nin
Sevdasından olsun
Mevlâna’nın Mevlâ’sından olsun
Sevdâların hasından olsun

Bir RÜYA gönder bana
Yürürken, otururken
Güneşi, Ayı seyredeyim
Aradan kalksın tüm duvarlar
Mâverâyı seyredeyim

Bir damla ALINTERİ gönder bana
Yazdığın ŞİİRLERİ gönder bana
Okumaya ihtiyacım var...

Şair: Abdurrahim Karakoç
 
  • Beğen
Tepkiler: Ruh., -efşan ve Mesut Aktaş
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
Efendim…
Sen bir gece gelseydin, güneş görmüş kar tanesi
olur, erirdim. Sen göğüm olurdun, ben de yıldızın…
Gündüzlere döner, yürür giderdim.Efendim…
Sen bir gece gelseydin, çok çiçekli bahar olur, sana
koşardım. Sen dalım olurdun, ben tomurcuğun…
Rüyasına girerdim bin bir çocuğun…

Efendim…

Sen bir gece gelseydin, ılık bir meltem olur, köşe
bucak demez eser dururdum. Sen gülüm olurdun,
ben de bülbülün… Sana söyleyecek yüzlerce nağme
bulurdum. Efendim…
Sen bir gece gelseydin, bulutuna kavuşmuş yağmur
olur, seni arardım. Sen yuvam olurdun, ben yavru
kuşun… Uçar gelir, kenarına konardım.

Efendim…
Sen bir gece gelseydin, kuru ağaçta sallanan yaprak
olur, titrer dururdum. Sen toprağım olurdun ben de
yaprağın… Dalda durmaz düşer, sana dokunurdum.

Efendim…
Sen bir gece gelseydin, sahilini bulmuş dalga olur-
dum. Sen denizim olurdun, ben de tek damlan…
Büyüklüğünde küçüklüğümü bulurdum.

Efendim…
Sen bir gece gelseydin, yıldız yüzlü bir çocuk
olur, yine beklerdim. Sen çiçeğim olurdun, ben
kelebeğin… Kırılsa kanadım, gölgende emeklerdim.

Efendim…
Sen bir gece gelseydin, parmaklarından akan suyu
kana kana içerdim. Sen pınarım olurdun, ben yanık
kuzun… İçtikçe kendimden geçerdim.

Efendim…
Sen bir gece gelseydin, aşkınla hilâl olur,
parçalanırdım. Sen güneşim olurdun, ben de
yıldızın… Işığını aldıkça aydınlanırdım.Efendim…
Sen bir gece gelseydin.
Bir kerecik gelseydin…
Yok yok! Keşke her gece gelseydin…

Hasan Ahmet GÖKÇE
 
  • Beğen
Tepkiler: Ruh., -efşan ve Mesut Aktaş
Mesut Aktaş

Mesut Aktaş

Co-Admin
:oke:
 
  • Beğen
Tepkiler: FatoŞ
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
Bir Enesin vardı senin.
Enes bin malik...
Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,
Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.
Onlar da
“Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince
Enes kükremiş:
“ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?
Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit ey nebi!
Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.
Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...

:züü:
 
  • Beğen
Tepkiler: Ruh., -efşan ve Mesut Aktaş
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı-
Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni
Ama sen yoktun...
Haber göndermişsin
-Kardeşlerime selam olsun- demişsin...
Seni göremeyen kardeşlerine selam
Senden gelen selama can kurban Ya Resûlallah.

Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan,
Sen ki dört mevsim açan gül,
Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül,
Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver.
Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür,
İsmi Allah la yazılacak kadar şereflisin.

Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken
Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende...
Selam vermeyi çok sevmene rağmen
Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen.

Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi,
İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen.
Can düşmanlarının malını emanet ettiği,
Sözüne güvendiği emindin sen

Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen
İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen.

Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana,
İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından

Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni?
Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri?
Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin...
Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi.

Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !
Gel ey nebi.
Gönlümün bozkırları seni bekler.
Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,
İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.
Benim sevgim nedir ki?
Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi...
Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.
Sana öylesine muhtacım ki...
Ölesine muhtaç...


----------Eklendi @ 19:58:05 ---------- Yazıldı @ 19:57:46 ----------

Sana Öyle muhtacım ki ey RESUL...:(
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
Ricâm kâinâtın en şereflisine…
Herkesin "ene: ben" diyeceği günde "ümmetîm, ümmetîm" diyen size…
"Cehenneme düşüyorum", sesleniyorum Efendim. Hak ettiğimi düşünmeksizin; çığlıklarım çaresiz…
"Bir yudum su…" diyorum yâ Nebî, ALLAH için bir yudum su!..
Derinlere düşüyorum, tutun ellerimden; her yanım ağır yanık kokusu!...

Günahkâr ellerimle, iştiyâkla yazdığım mektubuma; hasretimi işledim nakış nakış her yanına… Binbir teessür ve elemle, tecerrüd ettim bütün nefsânî arzularımdan… Mahcûbiyetimden Zâtınıza bakacak yüzüm yoktur, Yâ Rasûlallâh!..
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
NECİD ÇÖLLERİNDE

Ya Nebi! Şu halime bak!
Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca sahranın
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın!
...Harim-i pakine can atmak istedim durdum
Gerildi karşıma yıllarca ailem, yurdum
"Tahammül et" dediler…Hangi bir zamana kadar?
Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var.
Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak
Önümde durmadı artık, ne hanuman ne ocak
Yıkıldı hepsi.. Ben aştım diyar-ı Sudan'ı
Üç ay "Tihame!" deyip çiğnedim beyabanı
Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada
Yetişmeyeydin eğer, ya Muhammed, imdada
Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin
Akarsular gibi çağlardı her tarafta sesin
İradem olduğu gündür senin iradene ram
Bir an için bana yollarda durmak haram
Bütün heyakili hilkatle hasbihal ettim
Leyale derdimi döktüm, cibali söylettim
Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü
Nucuma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?
Azabı hecrine katlandım elli üç senedir
Sonunda alnıma çarpan bu zalim örtü nedir?
Beş-altı sineyi hicran içinde inleterek
Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek?
Demir nikaabını kaldır mezar-ı pakinden!
Bu hasta ruhumu artık kayırma hakinden!
Nedir o meşale? Nurun mu? Ya Resulallah!

M.Akif ERSOY
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
Sevgili!

Ümmü Mektum gibi

Seni görmeden sana sesleniyoruz

Alıp verdiğin nefesi duyar gibi

Sanki açınca gözlerimizi

Seni görecekmişiz gibi

Sana sesleniyoruz.

Senin huzurunda ses yükselmez.

Edeple konuşulur; edeple susulur.

Hele biz ki bu kapının dilencileri,

El açıp beklemekten başka

Bize bir şey düşmezdi ama

Şu araya giren yıllar olmasa

Medine’ne uzak yollar olmasa

İsmin anılınca yürek yanmasa

Kapında beklemekten başka

Bize bir şey düşmezdi.

Bekliyoruz Sultânım!

Rüyada olsa bile

Belki teşrif edersin diye

Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz gibi.

Seni bekliyoruz.

Gelseydin,

Bizim için cennet olurdu gelişin.

Gelseydin,

Saadetli asrından gönderdiğin selâmını,

“Kardeşlerim” deyişini

Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün

DURSUN ALİ ERZİNCANLI
 
Emrgncy

Emrgncy

Üye
Gel, ey Muhammed, bahardır...
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır...
Hacdan döner gibi gel;
Mi’râc’dan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!

Allah razı olsun kardeşim :tşk:
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
Gel, ey Muhammed, bahardır...
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır...
Hacdan döner gibi gel;
Mi’râc’dan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!

Allah razı olsun kardeşim :tşk:

Çok Hoş...

:rica: Senden de Ve Cümlemizden de Razı Olsun Kardeşim
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
EFENDİM...! Sana degen rüzgarı,
Seni örten bulutu özledik..
Sevindirmeyi, sevindirilmeyi özledik..
Varlıgının kaç bahara bedel oldugunu bilmeyenler,
Yoklugunun ıstırabını nasıl duysun EFENDİM....
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDU MU?

Daima düşünceliydi

Susması konuşmasından uzun sürerdi.

Lüzumsuz yere konuşmazdı.

Konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.

Dünya işleri için kızmazdı.

Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.

Kötü söz söylemezdi.

Affediciliği tabii idi, intikam almazdı.

Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.

Kimseyle çekişmezdi.

Çok konuşmazdı.

Boş şeylerle uğraşmazdı.

Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.

Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.

Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınamaz ve ayıplamazdı.

Kimsenin kusurunu araştırmazdı.

Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.

Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.

Her zaman ağırbaşlıydı.

Konuşurken çevresindekileri kuşatırdı.

Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.

Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.

Adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.

Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.

Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.

Dostlarına şöyle derdi: Dünyada garip bir kimse, yahut bir yolcu gibi ol.

Her zaman hüzünlü, fakat mütebessim bir haletle dururdu.

Âdet üzere sarf edilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.

Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.

Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.

Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.

Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.

Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.

Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi: İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım.

Sıradan değildi. Ama sıradan insanlar gibi yaşardı.
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi


.............................. ...

Bir veda hutbesiyle ayrıldı aramızdan

Sonra sahabelerin birer birer arkadan..

Bizimde bahtımıza acı yalnızlık düştü

Anladım sensiz ; bülbül güle neden küstü

Sene 632

Ne hicranla yıkanmış bir yol

Evrenin tüm saatleri ayrılığa kuruldu

Ashabın hıçkırıkları şiirlerin sonuydu

Gökyüzüne dokunsan ağlıycak

Zira tüm bulutlar grinin en koyu tonuydu

Bir tepeye tırmandın ağır ağır

Bu veda haberini duymaktansa

Ashab razı ebediyen olmaya sağır

Ümmetim dedin! ÜMMETİM!

Belki bu size son seslenişimdir bilemem, dedin

Ve yangın düştü kalbine yüzbin sahabenin aniden

Korkarım Ebu Bekir’in saçlarını beyazlatır bu veda

Korkarım Ömer’in yüzüne tebessüm uğramaz bir daha

Belde-i haramda hiçbir ayrılık böyle can yakmadı

Yusufların nur yüzüne hicran beni düştü

Mecnunların derdi büyük! leylalar anlamadı

Yetimlerin başını okşayan bir mübarek elin vardı

Sen yoksun o yetimlerin de saçları tozlara bulandı

Korkarım, korkarım! bu ayrılık Yakupları tekrar kör edecek

Korkarım, Yusuflar tekrar dönecek zindanlara

Ferhatların tırnakları dayanır mı bilmem

Sen gittin, yalancı güneş kaldı ufkumuzu aydınlatmaya çalışan

Tadı yok güllerin artık tadı yok

Onlar da yalan ....

Yıldızlarıda al yanına

Güllerin efendisi

Bir haber sal şu aşığına

Ümmetin sevgilisi

Ayağında toz olurum

Yürüdüğün yol olurum

Sen iste sevgili

Ömür boyu kölen olurum


Sen yürürken Mekke sokaklarında adım adım

Ardında gülden güzel kokun kalırdı

Rüzgarlar öpmeden geçmez saçlarını

Ceylanları bile kendinden geçiren güzel gözlerin vardı

Şimdi yoksun!!

O güzel kokunu da bizden zalim bir rüzgar aldı

Anaları sütten kesti bu veda

Bebeklerin emdiğinin zehirden farkı yok

Ya seher kuşları?

Kimin için söylesin şarkıları şimdi

Vefakar örümceğin yeni bir ağ örmeye takati yok

Ömer’in…Ömer’in kamburu arttı diyorlar

Yokluğunun ardından

Ali’yi dert sardı dertleşeceği sırdaşı yok

Bilalinde boğazınsa düğüm düğüm nefesi

Zira çağırırken ümmeti namaza

Hayyaalelfelah! hayyaalelfelah!

Gelenlerin içinde ümmetin efendisi yok

Şimdi anladım Ya Rab! kelebekleri ateşe sürükleyen ateşin sırrını

Şimdi anladım Ya Rab! kırlangıçlar neden bu kadar kısa yaşar

Şimdi anladım Ya Rab! bebekler neden ağlayarak doğar

Sen niye ağlarsın EY OSMAN!!

Zira senin vuslatın ancak ömrün kadar

Ben yanayım halime bir kandil gibi usul usul

Zira benim kavuşmam çok düşük bir ihtimal ya

Çok düşük bir ihtimal ALLAHIM..

Yıldızları da al yanına

Güllerin efendisi

Bir haber sal şu aşığına

Ümmetin sevgilisi

Ayağında toz olurum

Yürüdüğün yol olurum

Sen iste sevgili

Ömür boyu kölen olurum

REHA YEPREM
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
HASRETİZ RASULÜM

Yer, gök, sema, hepsi hepsi

Âşık Sana,

Kalpler kara,

Gözler ise ama

Sadece aşk var Rabbe ve Rasülüne…

O, mahşer gününün Sahibine ve şefaatçisine…

Hasretiz Rasülüm yüzüne

Hasretiz Bedir’e, Uhud’a

Hasretiz geçtiğin yolların tozuna

Hasretiz o kara gözlerine

Sözlerine…

Tebessümüne hasret

Sensiz bu dünya kasvet

Her bakışında ayrı bir muhabbet

Mekke’de bir Nebi

Ashabların yüreğinde Peygamber sevgisi

Müşrikler Sana karşı

Ama bakışların titretiyor arşı

Kokun en güzel gül

Mekke’de nur

İman dolu göğsün kâfirlere sur

Sesin sakin

Müşriklerin kalbinde kin

Seninkinde aşk

Ashabındakinde aşk

Onlarca baş

Sana feda

Sensiz bu dünya cefa

Ancak sen olursan sefa

Affet bizi ey Rabbim

Gönderdiğin Nebi aşkına
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
Ey Şanlı Nebi.



Küçük Na't



Göz seni görmeli, ağız seni söylemeli

Hafıza seni anmak ödevinde mi

Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli

Sen Eskimoların ısınması sevgililer mahşeri



Aklım yeni bir akıldır çiçeklerden

Mantığım mantığın üstünde yeni

İçimde Nuh'un en yeni tufanı

Dünyaya ayak basıyorum yeniden



Göz seni görmeli ağız seni söylemeli

Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli



Yüzlerce yıl geçiyor belki bir bulut geçiyor

Ben yeni doğmuş bir çocuk gibi

Herkesin konuştuğu dilden mahrum

Ama yepyeni bir dil konuşmanın sevinci



Bütün deniz kıyılarında seni anmalı

Sen buzulların erimesi Eskimoların ısınması



Sezai Karakoç
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
HOŞ GELDİN EY ALLAHIN RESULU


Kalu bela denen günde, seçmişti seni yaratan,
Maddesi insan olsada, yaratan yaratmış nurdan,
O Abdullahın oğluydu, Abdulmuttalip torunu,
Dünyaya teşrif etmesi, hem Amine anamızdan,
Sen Muhammed Mustafasın, Rahmeten Lilaleminsin,
Seni bilenler biliyor, ebu cehiller ne bilsin,
Dünyaya gelişi ile, fevkalade haller oldu,
Yıllar boyu yanmaktayken, mecusi ateşi söndü,
Yalnız Mekke için değil, kainata nurlar yağdı,
Yıllarca taşmakta iken, Sava Gölü de kurudu,
Sen Muhammed Mustafasın, Rahmeten Lilaleminsin,
Seni bilenler biliyor, ebu cehiller ne bilsin,

Sinan Karakaş
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
ESSELAMU ALEYKE YA RASULALLAH..

Kırıldı gönlüm Efendim
Baharsız kaldım ya SENSİZ
Özlemlerimdesin gizlice
Kimse bilmiyor gönlümdeki yerini
Aşkın huzurunda Senin önündeyim Efendim
Gönlüm " Sen " diye sızlanırken
Söndürmesinler istiyorum alevleri
Kalbim yandıkça ruhum aşka bulansın
Eğer boğulacaksam
Senin gül kokuna müptela
Sana Susamış Ömrüne Hayran Gönlümün
Sevdasında Aşkın Şehidi olayım...
Kırgınlığım hasretin amansızca içimi yakmasıdır
Seni ÇOK Seviyorum Ya RASUL...
Tükenmeyecek Sana Olan Susamışlığım...
İnanıyorum Efendim,
Ahirette SANA KAVUŞACAĞIM...
 
FatoŞ

FatoŞ

Üye
    Konu Sahibi
Bırakma Beni Ey Sevgili..

Duy beni Ey Sevgili!.
Sana doğru gelirken hayatın karlı kış tepelerinden,
Gönlümde sıcacık sevgi deryaları ..
Ve.. hasretin serin rüzgarlarıdır başımda esen
Sanadır bütün ilahilerim,bütün rüyalarımda sen…
Ey Can! ruhumda ruhsun, yolum yok senden balâ’ya..

Ağla Ey gönül!..
Göz yaşların incilensin, koşsun simsiyaha..
Fısıltını duysun Yedi Kandilli Süreyya!..
Düşlerin nedametle heveslensin eyvaha..
Ağla..Yıkansın karanlık gecelerin, dönsün sabaha..
Yan! Yan da aşk dumanı yükselsin kal ü belaya..

Sus Ey dil!..
Cümlen demlensin, som altına nazire..
Kelimeler özlensin hiçlik ummanında sedef misali…
Harfler durup düşünsün hasreti dilsiz bülbülce,
Ve.. Sevda iklimlerinde sözü mayalasın aşk gülleri …
Kilit vur tüm seslere, fısıltıya, hıçkırığa, vaveylaya…

Bakma Ey göz!
Hangi kör güzellik seni tutar bu yabancı diyarda..
Söyle! Buldun mu ezelden tek işaret şu yalancı baharda?
İçin yanarak an Sevgiliyi, hasretini gök kuşağına sar da
Kalsın sahte sırça köşklerde yosun gözlü rakkase..
Takılmasın kirpiğin yedi rengin bağrındaki son kal’aya…

Dur Ey Akıl!
Haddin değil , düşer arzın dipsiz kuyusuna şaşkın terazin,
Menzilin n’ola ki? Musallada taşında hazin saltanat..
Karanlıkta zavallı bir kör kandilsin eski mi eski…
Nerede ezeli sevdan,hani gölgen, var mı izin?
Fikretme! Ömrünü satıver gitsin vuslat dolu nazlı salâ’ya!

Koş Ey ruh..
Kervan kutlu, kervan ufuklar aşıyor , hal ayan, yol belli..
Burak yükseliyor Mirac’a , tek Sevgili üstünde
Aş mekanları! Hay sırrı açılırken perde perde ,
Can bulmak için O’nun elinde, kes zamanın nefesini!..
Yüksel! kanatların nurdan olsun, var sılaya, sılaya!..

Sar Ey Sevgili..
Ne olur sar gönlümü, uzat ellerini, yüreğimi tut!..
Tut ki mavi gonca gül olayım dizlerinin dibinde ..
Bu şeyda aşıka dön bir bak, ver yanık bir umut ,
Rahmeti kainatları aşan Ey Can! Sevgili Resul!,
Bu şaşkın garibi de seyyah et, ulaştır Refik-i âla’ya…


Suzan ÇATALOLUK
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Takipçi Satın Al


Üst Alt