Semah İbadet midir?

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
Semah İbadet midir?
Hz. Ali'nin halifeliğiyle başlayan ve öldürülmesiyle iyice çığrından çıkan müslümanlar arasındaki ibadet inancı farklılığı İslam'a çok büyük zarar vermiştir. Bunun en basit göstergesi Kuran-ı Kerim'in değiştirilmesidir. Örnek olarak da Kuran-ı Kerim'de ibadetin, kulların kendi isteği üzerine yapacağı; yapmadığı ise Allah tarafından öbür dünyada cezalandırılacağı ve kulların yine cihad dışında hiç bir canlıya zarar vermemesi gerektiğinin farz kılınmış olmasını gösterebiliriz. Şimdi ki durum bundan çok farklı; şeriat ile yani dini dayatma ile millet yönetmek isteyenler. İbadet etmiyor diye öldürülen insanlar almış başını gidiyor.

Yüzyıllardır bugünkü anlamıyla camilerde kılınan namaz, oruç ve hac ibadetlerinden sonra bilinen ya da öyle gösterilen ibadet biçimi olarak anlatılmıştır. Halbuki Namaz Farsça bir kelimedir ve Türkçe'deki karşılığı "Dua"dır. Yani Allah, müslümanların camilerde kıldığı "namaz"ı değil, dua ve ibadet etmeyi farz kılmıştır. Camilerde kılınan namaz ise bir ibadet etme, dualarda bulunma biçimidir. Öyle ki Kuran-ı Kerim'de bugün camilerde kılınan namazın tarifi yoktur. Eğer ki sadece bugünkü anlamıyla namaz kılmak farz kılınmış olsaydı bunun nasıl olacağı Kuran-ı Kerim'de anlatılırdı. Ama Kuran-ı Kerim'de namazın nasıl kılınacağı anlatılmamıştır. Kuran-ı Kerim'de anlatılan ibadetin hangi şartlarla yapılacağı ve ibadet biçimleridir.

Not: Anlaşılan o ki namazın Türkçe karşılığının "dua" anlamına geldiğini yazmam bazı yanlış anlamalara sebep olmuş. Onu yazarken tek kastım "namaz kılmak" tümcesinin sadece bugün camilerde kılınan namazı farz etmediğini, Allah için ibadet etmeyi, dua okumayı farz kılmıştır anlamını ortaya çıkartmaktı.

Bkz:

Kuran-ı Kerim'de 3 türlü ibadetten bahsedilmektedir. Bunlar:

Bedeni ibadet; sadece vucüt hareketleriyle yapılan ibadetlerdir. Nitekim namaz kılmak, oruç tutmak örnek gösterilebilir.

Mali ibadet; mal ile yapılan ibadettir. Zekat vermek, sadaka vermek gibi ..

Hem mali hem bedeni ibadet; vücut hareketleri ve mal ile yapılan ibadetlerdir. Buna en güzel cihadı örnek gösterebiliriz. Zira cihad, yeryüzünde Allah'ın hakimiyetini tesis için mallarımız ve canlarımızla savaşmak, çalışıp çabalamak demektir. Hacc da hem mali hem bedeni ibadetler arasındadır.

İlk namazı kılan Hz. Muhammed olduğu için müslümanlar ibadet olarak çoğunlukla Hz. Muhammed kıldığı için namaz kılmaktadırlar. Ama namaz kılmayı tek ibadet biçimi olarak göstermekse yanlıştır.

Kuran-ı Kerim'de günümüzde camilerde kılınan namazın tarifi de yoktur. Hz. Muhammed ilk ibadetini 2 vakit namaz olarak kılmıştır ama bu günümüze gelene kadar 5 vakte çıkmıştır. Ha şu var ki, ne kadar çok ibadet edersen o kadar sevap kazanırsın ve o kadar günahların affedilir.

Hz. Ali namaz kılarken öldürüldükten sonra, Hz. Ali taraftarlarının büyük çoğunluğu camiye gidip namaz kılmamaya başladılar. Kendilerine yeni bir ibadet yöntemi ve ibadet yeri aradılar. İbadet yeri aramalarının tek sebebi birlikte ibadet etmek istemeleriydi. Öyle ki Hz. Muhammed ilk camiyi yaptırdığında demiştir ki "Ben, bu camiyi siz müslümanlar birlik içinde ibadet yapasınız diye yaptırdım" .. Hz. Muhammed'in söylediğinden de anlaşılan o ki camiler tek ibadet yeri değildir. Zaten öyle olsaydı, insanın islami şartlara uygun her yerde ibadet yapması Allah tarafından Kuran-ı Kerim'de zikredilmezdi. Kuran-ı Kerim'de cami sözü geçmediği gibi, insanların koşullar müsaitse her yerde, her ortamda ibadet yapabileceklerinden bahsedilmektedir. O zaman camiye gitmemelerinde ve Hz. Muhammed'in kıldığı gibi namaz kılmamalarında yani ibadet etmelerinde bir sakınca yoktu; Allah'a bir şekilde ibadet ettikleri sürece tabii ..

Hâl böyle olunca günümüzde "semah dönmek" diye bilinen ibadet yöntemi çıktı ortaya. Türkiye'de genellikle Aleviler semah dönmektedirler, Allah'a olan ibadet görevini secdeye yatarak değil dönerek yerine getirmeye başlamışlardır. Aleviler semah dönerek Allah'a karşı Kuran-ı Kerim'de zikredilen ve farz olan bedeni ibadetlerini yerine getirmektedirler. Hatta, durumu müsait olan Aleviler hacca da gitmektedirler.

Kısaca, Kuran-ı Kerim'de geçen ve her müslümanın yerine getirmesi gereken ibadet biçimlerinden olan bedeni ibadete göre semah dönmek bir ibadettir.


Örnek bir Alevi duası :

Bismişah... Allah Allah...

Ey canlar, günleriniz hayır ola, hayırlar fethola, şerler defola meydanımız abad gönüllerimiz mesrur ola. Çoktan çok azdan namuslu bir vergi düzeniyle hakça paylaşımla emeğe saygıyla fukara da mamur ola. Yardımcımız ve gözcümüz ve bekçimiz örümcek kafalılar değil Şah-ı Merdan Ali ve aydınlık kafalı halk ola.

Mustafa Kemal Atatürk'ün devrim ve ilkeleri el ve ışık tutucumuz ola. Gök Tanrı; ulus / ırk / din / dil / mezhep / cinsiyet ve renk farkı gözetmeksizin tüm insanları muhabbetten / didardan / katardan/ cemaldan / dirlikten hele hele barıştan / insan sevgisinden ayırmaya... İnsanlar, yine insan eliyle sevdiklerinden / yurtlarından koparılmaya.

Cümle Ehl-i muhibbanın / darda kalmışların / Hızır darına erişe, Hak erenler cümlemizi ve cümleyi cehennem azabından / yani; Allah alıp Allah satan / cennet alıp cennet satan / Sünnidir, Alevidir diye ayrım koyan / bu canım ülkeyi bize bahşeden, Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarına söven / halkın ödediği vergilerle hısım akraba çoluk çocuk hak yiyerek hacca giden, havalimanında ihramlarını giyerken donlarını orada unutan / zengini daha zengin / fakiri daha fakir eden / hala Emevilik güden / insanı insan kılan laikliğe karşı çıkan / aydınlığı karanlığa yeğleyen / halkın, devletin malını / mülkünü parasını ve canını şeytanların şerrinden; halk / demokrasi / hukukun üstünlüğü / adalet / laik demokratik cumhuriyet düşmanlarının mekrinden / bu kötülerin emellerinden yoksun kıla.
Bu gibi yolsuzluklara / uğursuzluklara / haksızlıkları diliyle / kalemiyle karşı çıkan ve bu uğurda canlarından olan ve mapus damlarında çürütülen dil ve kalem erbabına halas-ı hayır, dam dışında savaşanların kalemlerine / dillerine kuvvet ihsan eyleye. Pir'i Sani Balım Sultan / Seyyit Ali Sultan / Kaygusuz Abdal sultan / Muhafız'ı Bab Pir Kolu Açık Hacim Sultan / Halife-i Pir Sarı Saltuk Sultan / Akyazılı Sultan / Seyyid Abdal Musa Sultan / Gözcü Karacaahmet Sultan / Laik cumhuriyetimizin kurucusu ve gönül yoldaşları sultanlar / halk için telli Kur'anlarıyla / kalemleriyle aydınlığı / aydınlatmayı / doğruluğu / eşitliği hukukun üstünlüğünü / emeğin kutsallığını ve insan sevgisini işleyen Pir Sultan Abdal / Şeyh Bedreddin / Hallac-ı Mansur / Nesimi / Serdari / Seyrani / Ruhsati / Dadaloğlu / Köroğlu / Dedemoğlu / Daimi / Müdari ve diyelim Nazım Hikmet / Uğur Mumcu / Muammer Aksoy / Abdi İpekçi / Cavit Tütengil / Turan Dursun / Çetin Emeç / Metin Göktepe / Ahmet Taner Kışlalı / Bahriye Üçok namlı canlar. Bir Veysel, bir Feyzullah Çınar ve de bu uğurda olan nice halk ozanı / yazanı ve de Sivas şehitleri Hürrem ola ve cümlemizden razı ola.

Ey canlar

Bin telli Kur'an'ın birliğine eyvallah
Yerde ve gök kubbede Allı turna / Telli turna misali bir iken binler olup dönmeye eyvallah.

Ey canlar
Yurtta ve dünyada barışa eyvallah.
Dostluğa/kardeşliğe/birliğe/dirliğe eyvallah.
İnsana ve de emeğin kutsallığına saygı yüreğimizde daim ola eyvallah
Niyazımızda çoğalıp sayısız can olalım eyvallah
Bir olalım diri olalım eyvallah
Gök Tanrı, tüm insanları muhabbette / cemalden / didardan / katardan / dirlikten / barıştan/ insan sevgisinden ayırmaya... Eyvallah

Dil bizden, nefes Hazret-i Pir'den, kabul Gök Tanrı'dan ola.
İnayet-i Seyyidi Kainat Sırr-ı Şah-ı velayet demi pir Hünkar Hacı Bektaş Veli,

Aşkolsun...

Ya Allah, ya Muhamed, ya Ali ..

------------

Bu yazı, hem iki imam hem de saz kursunda tanışmış olduğum Alevi dedesiyle yaptığım görüşmeler sonucu tarafımca ( ChavRash ) yazılmıştır.

Kalın sağlıcakla ..
 


ALpeRenBuGRa

ALpeRenBuGRa

Üye
Bayramdan bayrama namaz kılan biri olarak Namazın farz olduğunu ben bile biliyorken. Sen başka şeyler söylüyorsun. Hangi Kur'an-ı Kerim tefsirini okudun? Herkes işine geldiği gibi bişeyler söylüyor. Aşağıdaki örnek tam yerine rast geliyor yani.

Adamın birine, "Herkes namaz kılıyor, sen niye kılmıyorsun?" diye sorduklarında; "Ben Kur'an'a baktım" deyip, eklemiş: "Orada, namaza yaklaşmayın yazıyor!"
İtiraz etmişler:
"Hiç öyle şey olur mu?.. Tam aksine; Kur'an, namaz kılmayı emrediyor!"
Derken, iş tartışmaya dönüşmüş... Adam, Kur'an-ı Kerim'de "Namaza yaklaşmayın" yazdığını, etrafındakiler ise Kur'an'ın "namazı emrettiğini" söylüyormuş...
Sonunda, adam, açmış Kur'an-ı Kerim'i, göstermiş Nisâ Sûresi'nin 43. âyetini!..
"Bakın" demiş, "Burada namaza yaklaşmayın" yazıyor!..
Adamın çevresindekiler şaşırmış... "Bir de biz bakalım" demişler ve alıp, başlamışlar okumaya:
"Ey iman edenler, siz SARHOŞKEN; söylediğinizi bilinceye kadar... CÜNÜP iken de, gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın."
Anlamışlar ki;
Adam, "işine gelen" yeri okuyor... "Sarhoşluk" ve "cünüplük" şartını atlayıp, doğrudan son cümleye atlıyor;
".... namaza yaklaşmayın!"

KUR'ANDA NAMAZ


"Gündüzün iki ucunda ve gecenin bir kısmında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir." (Sad suresi : 114)
Gündüzün iki ucu akşam ve sabah namazı, bir kısmında da yatsı namazı vardır. Üç vakit bu ayette.
"Güneşin batıya yönelmesinden gece karanlığına kadar namazı kıl. Tanyeri ağarırken de sabah namazını kıl. Zira bu namaz görülmeye değerdir." (İsra Suresi :78)
Güneşin batıya yönelmesinden gece olana kadar kılınan namaz ikindi namazıdır. Sabah namazı tekrar edilmiştir.
"Ey Muhammed! Onların dediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce ve batmasından sonra Rabbini tesbih et (namaz kıl) geceleyin ve gündüzün yanlarında da tesbih et (namaz kıl)." (Taha suresi : 130)
Güneşin doğmasından önce sabah namazı, batmasından önce ikindi namazı, geceleyin yatsı namazı, gündüzün yanlarında akşam ve öğle namazı kılınacak. Bu ayetle beş vakit namaz sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları sabit oluyor.
Beş vakit namaz; sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları Kur'an-ı Kerim içinde değişik yerlere serpiştirilerek zikredilmektedir. Bazan ikisi, bazan üçü, bazan dördü değişik bir ifade üslupla anlatılmaktadırlar. Cenab-ı Peygamberimiz, Kur'an-ı Kerim'i hem sözü ve hem de işi ile tefsir etme hakkına sahip olduğu için bu hak kendisine Allah tarafından verilmiştir.Sözü ve işi namazın beş olduğunu açıklamıştır.
Belirli şartları taşıyan Müslümanlara günde beş vakit namazın farziyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Beş vakit namazın eda edileceği vakitlere ve ne şekilde eda edileceğine Kur'an-ı Kerim'in bir kısım ayetlerinde mücmel olarak işaret olunmuş, bu işaretler Rasalül1ah (s.a.)'in kavli ve fiili sünnetiyle açıklık kazanmıştır. Bilindiği üzere Kur ' an-ı Kerim ' deki mücmel emir ve hükümleri açıklama yetkisi, Onu insanlara tebliğle görevli olan Peygamber (s.a.) Efendimize aittir. O namazı bizzat kılarak ve Müslümanlara imam olup kıldırarak nasıl kılınacağını öğrettiği gibi bunların vakitlerini de göstermiştir. Gerek kılınış şekli, gerek vakitleri ile ilgili bu uygulama ameli tevatür o1arak, günümüze kadar devam etmiştir.
Kur'an-ı Kerim' de beş vakit namaza mücmel olarak işaret eden ayetlerden Taha Süresinin 130 uncu ayetinde:
"...Güneşin doğmasından önce de, batmasın dan önce de Rabbını övgü ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, rızaya ulaşasın." buyurulmuş; güneşin doğmasından ve batmasından önce, gece saatlerinde ve gündüzün iki ucunda olmak üzere beş ayrı vakitte Cenab-ı hakk'ı tesbih yani namaz kılmak emredilmiştir.
Bakara Süresinin 238 inci "namazlara ve ayrıca orta namaza devam edin" mealindeki Ayet-i kerimede "namazlar" anlamındaki "salâvat" kelimesi çoğuldur. Arapça da çoğul üçten başlar. "İki'' ye tesniye denir ve ''iki namaz'' sözü "salateyn'' şeklinde söylenir. Demek oluyor ki, ayetteki ''salavat'' sözünden en az üç namaz anlaşılır. Ayrıca bir de "orta namaz" var. Çünkü matuf, matuf aleyhten (üzerine atıf yapılandan) ayrıdır. Bu sebeple "orta namaz", "namazlar'' ifadesine dahil olmadığı gibi, her iki yanında eşit sayı bulunmadığı için, üç namazın arasında yer alacak bir namaza ''orta namaz'' denilmesi de mümkün değildir. O halde, ayetteki "salavat" kelimesi, en az dört namazı ifade eder. Orta namaz buna eklendiğinde beş vakit namaz ortaya çıkar. Orta namazın ikindi namazı olduğu bazı hadislerde açıklanmıştır.
Hüd süresinin 114'üncü ayetinde ise, "Gündüzün iki ucunda ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl..." buyurulmaktadır.
Ayet-i celilede ''gündüze yakın saatler" anlamındaki "zülef" kelimesi, "zülfe" nin çoğuludur. Yukarıda belirtildiği üzere en az üç adedi ifade eder. demek oluyor ki, bu ayete göre gecenin gündüze yakın saatlerinde, (akşam, yatsı ve sabah namazı olmak üzere) en az üç namaz var. Ayrıca gündüzün iki ucunda da iki vakit var. Böylece bu ayet-i kerimeden de namazın beş vakit olduğu anlaşılmaktadır.
Bunlardan başka Nisa, 4/103; İsra, 17/78; Rum, 30/17-18; Nur, 24/36; Kaf, 50/39-40; Dehr (İns8n) , 76/25-26 ayet.-i kerimelerinde de beş vakit namaza veya vakitlerine mücmel o1arak işaret eden ifadeler bulunmaktadır. Bu mücmel ifade ve işaretler, Rasulüllah aleyhissalatü vesselamın söz ve uygulamaları ile açıklanmış, onun açıkladığı ve uyguladığı şekilde bütün Müslümanlar tarafından ameli uygulama olarak günümüze kadar devam ettirilmiştir. Asr-ı Saadetten beri her asırda Müslümanlar beş vakit namaz kılmış hiç kimse bunun aksini söylememiştir. Bu itibarla "Kur'an' da beş vakit namazın bulunmadığı iddiasının ilmi hiç bir değeri yoktur.

--------------- Ekleme ---------------

Bakara Suresi
(3) Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

Bakara Suresi
(43) namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.

Bakara Suresi
(45) Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

Bakara Suresi
(83) Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

Bakara Suresi
(110) namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.

Bakara Suresi
(125) Hani, biz Kâbe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun."

Bakara Suresi
(153) Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.

Bakara Suresi
(177) İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

Bakara Suresi
(238) namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun.

Bakara Suresi
(239) Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).

Bakara Suresi
(277) Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Al-i İmran Suresi
(39) Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.

Nisa Suresi
(43) Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

Nisa Suresi
(77) Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."

Nisa Suresi
(101) Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.

Nisa Suresi
(102) (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

Nisa Suresi
(103) namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.

Nisa Suresi
(142) Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

Nisa Suresi
(162) Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.

Maide Suresi
(6) Ey iman edenler! namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.

Bakara Suresi
(3) Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

Bakara Suresi
(43) namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.

Bakara Suresi
(45) Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

Bakara Suresi
(83) Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

Bakara Suresi
(110) namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.

Bakara Suresi
(125) Hani, biz Kâbe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun."

Bakara Suresi
(153) Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.

Bakara Suresi
(177) İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

Bakara Suresi
(238) namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun.

Bakara Suresi
(239) Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).

Bakara Suresi
(277) Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Al-i İmran Suresi
(39) Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.

Nisa Suresi
(43) Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

Nisa Suresi
(77) Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."

Nisa Suresi
(101) Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.

Nisa Suresi
(102) (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

Nisa Suresi
(103) namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.

Nisa Suresi
(142) Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

Nisa Suresi
(162) Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.

Maide Suresi
(6) Ey iman edenler! namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.

--------------- Ekleme ---------------

Bu ayetlerin sadece meali birde bunun tefsirleri var. Kimse bilmediği konular hakkında ileri geri yorum yapmasın.
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
Alperenbuğra,

Senin yanlış anlamandan dolayı not düştüm yazıya, bkz:

Not: Anlaşılan o ki namazın Türkçe karşılığının "dua" anlamına geldiğini yazmam bazı yanlış anlamalara sebep olmuş. Onu yazarken tek kastım "namaz kılmak" tümcesinin sadece bugün camilerde kılınan namazı farz etmediğini, Allah için ibadet etmeyi, dua okumayı farz kılmıştır anlamını ortaya çıkartmaktı.

Senin bahsini ettiğin camilerde kılınan namaz bir ibadet türü, genel anlamda namaz kılmak ise Allah için ibadet etmektir. Anlaşılmayacak ne var bunda?
 
ALpeRenBuGRa

ALpeRenBuGRa

Üye
Ben mesajı 11:51 de gönderdim sen gönderdiğim bu yazıya cevabı 11:56 da verdin. 5 dk içerisinde bu yazılanları ve ayetleri okudun mu? Hızlı okuma teknikleri kursu aldın galiba. G. Rekorlar Kitabına girebilirsin bu hızla Hasan !...
 
ChavRash

ChavRash

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
Her müslümanın bildiği gibi ben de Kuran-ı Kerim'de geçen ayetleri biliyorum Alperen, bu yüzden okuma gereği duymadım.

Zaten ayetlere baktığımızda hep namaz kılmanın gereği ve önemi vurgulanıyor. Benim buna bir karşıtlığım yok. Benim anlatmaya çalıştığım ayetlerde geçen "namaz kılmak" cümlesindeki anlam sadece camilerde kılınan namaz için geçerli değil. Eğer sadece öyle olsaydı oturarak da namaz kılmak, ibadet etmek yanlış olurdu. Ama sen de biliyorsun ki o da bir ibadet etme yöntemi. Yani "namaz kılmak" tümcesinin ayetlerdeki anlamı ibadet edin, ibadet ederkende bunlara bunlara dikkat edin denmektedir ayetlerde.

Yüzyıllardır "namaz kılmak" camilerde kılınan namazın yerine kullanıldığı için bütünleşmiş gibi duruyor ama öyle olmamalı.
 
(karamsar)

(karamsar)

Üye
semahı ben kısaca anlatim semah=zikir demektir yani ibdettir
 

yckoc2004

Üye
semah ibadet değildir. namaz ise kesinlikle şuanki kılınan şekli ile farzdır ve değiştirilmemiş olan tüm dinlerde de namaz aynı bugün olduğu gibi farzdır. allah katında din islamdır. tekdir. peygamberimiz ve onun sahabileri (HZ.Ali (r.a)'de dahil) namazlarını dosdoğru tam ve eksizsiz olarak kılmışlardır. sen sadece zırvalamışsın allah sana hidayet versin yazık sana bilmiyorsan öğren araştır iftira atıp yalan yanlış yazıp insanların aklını bulandırma.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Takipçi Satın Al


Üst Alt