Sagopa Kajmer (Dj Mic Check) Sözleri


YaşlıTaşCocuk54

YaşlıTaşCocuk54

Üye
    Konu Sahibi


Unutma; kurşun her gülümsediğinde bir kalp ağlatır. Korkusuzluk sahipleri neden kemer arkasında silah taşır?

Siyah saç ak defterle geldin, ak saç siyah defterle gidiyorsun.

Bal saçan dudak ısır. Mâlum; çirkeflik kısır. İblis kanıma girmeni üstelerse bil ki hile vardır. Bir aftır ayıba örtü. Çirkef koparır gürültü. Binlerce süprüntü; ben şâhidim, ses var yok görüntü. Sâdece bana mahsus bu mapushane. Bengü tütün yanında insan sarılı beyaz kefene. Hakkım üçtür kulağıma söyle, insan kaç tür? Gördüğün halüsilasyonlar seni derinden ürkütür. Günah, yalan, haram adamın suratına tükürtür. Yanar dağlarının volkanlarını nefsim püskürtür. Dudaklarım çarpıştıkça meftun Yunus gazaplarda. Tahammülüm ayaklar altında, izler minik bir karınca. Rüzgâr şiddeti bilmez duvarın ardına saklananlar. Gam bağından ayaklarımı kurtar, canım feci yanar. Güneş ışıldadıkça duvarlardan gölgem parlar. Sözlerimin perişan saçlarını kalemim tarar. Kader beter zengini duygu hazinem iflâs. Diline hâkim ol, bak sol elimde alyans. Bir kan pıhtısından oldum, yoktur bundan gayrım. Bana sorduğunuz saçma soru için hem evet, hem hâyırım. Dilsiz şâirin dili çözülse kulak duymaz, sağırım. Güneşin küstüğü çöllere ben yağmurcasına yağarım. Hey yabancı yolun yarısı 35 der Sıtkı Tarancı! Korkarım 5 sene sonra saracak içimi derin sancı.

Şu an deli misal aşığım,bir kişi hariç herkese şaşıyım.

Ve önce insan olmak gerekir... İnsan olabilmek için önce kul olman gerekir. Kulluk için yürek gerekir. Yürek köpekte de vardır. İbrahim, Âdem, Yunus, Muhammed olman gerekir...

"Hakkımı isterim, payıma düşen herşeyi alırım" felsefesi, haksızlık oyunlarında hakkı yendi. Rengi kaçtı yaşamın. Derdi sardı, yaranın acısı tâcı attırdı krala dahi. Bir ömür fâni, bir umut hani?

Dudaklarım kilitli, hoşçakal bugün. Sen de yolcusun, dünlerimde sorgusun ve 24'lük yorgunsun. Git de dinlen, gidenlerle yârınım kapıda bekliyor ve son vedâ zamânı.

Benim müziğim o kadar ağlıyor ki, sözlerimde gülemiyorum.

Bu kül tablası kaçıncı kez yattı sigara altına? Söyle, her nefeste kaç adım yanaştım tahtıma

Aslında ilk çağdan çok, blu çağı beni ilgilendirendi. Lisede rehine dönemi geçirdim. İlk sigarayla merhabalaşmamda kendimi kabile reisi sanmıştım. Arkadaşım bir canavarmış, maalesef çok geç anladım. Çakmak onun ellerindeydi.

Aklım, kendine mezar kazabileceğin kadar derin.

Eteğini indirmek istediğin için hayat fahişe sana göre.

Ülkemin saraylarında kaç beyinsiz izledim, komikti sözleri. Yapay mitingleri, kâğıda bağlı kalarak halka seslenişleri, egzotik vaatlerinde bir gramsız gerçeği.

Kurumuş yaralarımın kabuklarını söküp arşivinize katmakla elde ettiğiniz hazza anlam veremedim.Ben cahilim.

Bir okumuşum tam 15 sene sürece... Ve okulumu kırmışım, kırılmışım dünümde. Şimdilerde ezbere büyüdüğümü anladım, tek düze. Bilgilerimi çöpe attığım defterlerimde bıraktım ve soru kâğıtları artık yok önümde, tıpkı sorulan sorulara cevap olamadığı gibi. Verilen cevaplara kayıtsız kalanım. Ben talanım, ortadayım, çevremde bu koca şehir; elimde dumandan ibâret bir zehir, kibirle yıkanan insancıklar ortasında binlerce çocukluğum, çantalarına koymak için bekliyor geleceğini. Ben işte oydum, şimdi buyum! Önümüze bakıp da yönümüzü bulamadık, gözümüzü açıp da yolumuza varamadık, sözümüzü tutup da ileriye adım atamadık, adımızı karaladık ama temize çıkaramadık. Atamıza rüsvâyız, şimdi ben soruyorum sayın hocam; pişman mısın? Gelecek sizin eserinizdir, ezbere nesiller yoldalar; kırmızıda geçtiler. Yeşili beklemeden meydanı boş bulan her hergele mengene oldu, ülkemi yedi âfiyetle beni de. Siz diplomasına imzalarınızı attınız. Şimdi yine soruyorum sayın hocam, pişman mısın? İmzâlarınız ateşe verdi kibritin torpilini ve yandı okul önlükleri. Üniformalarda saklanan büyük teröristleri yarattınız, kararttınız; 25 senedir beklediğim aydınlık geleceğimi, biraz abarttınız!...

Altın harflerle yaz mahlâsımı... Halvetim kasvet, kem gözlere şiş!... Câdü yâ herrû!.. Yâ merrû!.. Kaf-kef, gölge haramilerine bir selâm çak!.. Abile patladı, demlenir sîmâm, nüşinrevandan handan ummmam ben... Ahu-yi felek mum, ben şamdan... Düşmez kalkmaz bir Allah'tır, uyan!..

Sahte tüfeği kafama dayamış, korkmamı bekliyorsun... Düşüncemin geldiği yere git; kendine yer kap!... Burası benim ilim yerim, kendimle ilgili sorunum varsa, bırak doktorum olan ben uğraşayım. Şeytan yoluna girişleri annem keserdi, giremezdim. Babam için cennet gerekli, ben hep bunu bildim. İçimdeki ateşle oynamaktan yanıyor içim ve birgün memleketten 750 km ileri gittim. Yarın için bir defans taktiği bulmalıyım. Çok kişiyi öldürdüm, cesetlerinde parmak izim yoktu. Soğukluk içimi ürpertti, damar kanım dondu. Bu yeniden başlamasından korktuğum kaçıncı sondu? Canım yandığında birkaç hafta bağırdım... Fırçayı elime aldığımda, ilkin anılarımı boyarım. Gelecek adına hiçbir hayâli resme dökemez parmaklarım. İçimde iyiliklerimin dedikodusunu yapan şeytanlarım... Zaman akıp gittikçe, gözlerim daha çok doluyor. Vakit gider, gelmez; işte bu canımı çok sıkıyor. Hata ve yanlışlarım çırılçıplak, o kadar utanç verici ki!.. Benim böyle olmamam gerekirdi.

Zâten inancımız olmasa, vâr olmanın anlamı anlamsızlıktan başka bir anlama gelir miydi?

Tasanın etrafında gezgin olmuş insanlar. Kısacık molalarda tanıdılar mutluluk denen kelimeyi.

Senin dilinin deydiği masum sayısı kaçtır? Abesle iştigâlim pektir... Kötek sana haktır; köpeklerin bile vefâsı seninkisi yanında yeğdir... Muşamba dudaklarınızı yırtmak geliyor içimden ve aklım gidiyor başımdan... Bu sabırsızlığımı sabırla tanıştırmalıyım, hasretleri gönlüme alıştırmalıyım; ben daha ne kadar hendekli yollar aşmalıyım?

Olması gerken şeylerin adını iyilik yapmak koymuşlar.


Elbiselerin kibir kokulu, kalbinin içi fesat dolu... Fikir - zikir aynı ânda bitirir okulu. Fark edilmez sandığın komik iblis oyunu, ezelden beridir ona elini veren kaptırmıştır kolunu!..

Dil ateştir, biraz suyla söndürülmesi mümkündür. Tırnaklarını aşındıran, çözemediğin bu kör düğümdür. Üzgünümdür hayli vesselâm. Vuslatım gelmez mihman. Beklerim... Gurbetteyim ne edeyim?

Yarışlarım varışlara, demek bu rap varoşlara; küfür eşittir hür kültür, tenhâlarda dönüşür haykırışlara...

Çok sîmâ tanıdım, îmâ aldım, yüzleri aklıma kazıdım. Adı anıldığında "İşte dostum" dedim, adım anıldığında "Tanımam" dedi. Taktı maskesini, yüzünü çevirdi ve sildi kalıcı tüm izleri, geri getiremediği zaman eskide kalan anı defterimi, her sayfada düştü maskesi.

Biz varımızı ortaya koysak, yokumuzdan utanırız.Duymak fayda etmez sağıra zâten.

Belki de günahlarını yıkayacak akıttığın damla yaşlar; ya da yağmur olup üzerine yağacak haramlar.

Zaferler kadar yenilgiler de efsânedir târihte. Mağlubiyet, kimine göre gâlibiyetten bir adım öte. Yenilgiler savaşa zorlasa da fikri ve fiilleri, yanılgılarla mağlup olur morâl askerleri. Vurduğu yerde zakkum biten adamdan dinle nükteyi. İşte o zaman yersin esaslı yıkıcı tekmeyi. Hislerin dökülür, ellerin bak boş kalır, mini mini bir kuş konar donar donar kıçı açıkta kalır.Ne kadar güler ise düşman, o kadar ağlatır seni.

Aşk şarabımı alkôl sanar, kınarlar beni. De ki öyleyse Sago başı dönmüş ayyaşın teki.

Canımı yolda buldum, tuttum kolundan evine soktum.

Dişlerimden gardiyanlar, hislerimden çağlayanlar, kirlerimden bataklıklar, kemiklerimden korkuluklar, parmaklarımdan sivri bıçaklar yaratıp savundum kalemi. Sırrı açmak cinâyetti, bir kilo altın sükûnetti...

Yarın bir kapıdır ve sen uykudan o kapıdan geçmek için uyanırsın

Makam arabalarna yol ver geçsin, emri vâki olmuş her yolcu. Açılan çenelere çekici ver çaksın, yazılı kuralların kuramları aştı. Parmakları kırılan bu yazar yılmadı, kaç yazar âlim olsan? Amacını yamacında boğarak yok oldu Sezar, dedelerin toprak oldu bak orada mezar... Yalanla savunan dürüstle tanıştı, tekmeyle kovulan kiniyle yarıştı, paradan uzak olan silahla tanıştı, hayatla darılan ölümle barıştı.

Benim sermâyem çift el artı çift göz... Karamsardan varan harbi doğru söz, acılarımsa köz...Darbeler yesen de yüreğine, affetmek en asil intikam.

Terk-i diyâr eylesem olmaz, kalsam her şey sabrımı zorlar; ne yapacağımı bilemedim...

Hadi diyelim her şeyden caysam, varlık benden caymaz haspam, ne yapmalıyım bilemedim...

Yunus içine döndü umut, dışına baktı kaos var... Demir atmak istediğim ıslak limanlarda lodos var. Fokurdayan suda kaynayan kıskaçlar; kaynar kazanda ıslık çalıp duran ıstakozlar.

Öyle güçlü sesim var ama, kâlpsiz kulağı kulaksız.

Canımı ölümlerden çekip almaya bu güç yetersiz... Dinsin ateş arsız,yanık içim alevsiz. Gördüklerim doğruysa, bu çekip gidiş vedâsız...

Benimle yaşlandılar ama benden önce ölü anılarım. Şu sudan kabarcıklar, ölüm tanıklarım. Yok ki topum tankım... Ardımdan kaynar, su döker kepçeler; yanar her yer, her yerim...

Hepsi gâyet farkındalar, ruhum ölüme dalar. Dalan dalıp gider; dalını terkeder yaprak, ölür. Sesim artık gidercesine güçsüz... Sirenlerim bağırmaktan âciz. Ateşle taciz...

Beni ancak bir âmâ gördü, göremeden anladı neler hissettiğimi. Dertsize zevâl olmaz... Bana ancak dilsiz anlattı dili olanın dile getiremediklerini. Teşbihte kusur olmaz...

Ah bedâva sirke... Sen mi baldan tatlısın?

Gücümün yettiğince, öcümün ağırlığınca, sözümün kuvvetince çabalarım. Gidilebilecek en uzun yollara kendimi hazırlarım. Bu mecâzlardan geçip en hakikiye gidelim, Cemâli Bâ-Kemâle seyredelim...

Zorla güldü âmâlar, ağlamak mı ayıp?

İnsan umudu taşıdı, kimisi kırdı umudu. Lâkin kiminin sahip olduğu tek şey oydu, hepsi buydu.Sabah yumruk konuşur, gecelerimde silahın notaları.

Beni devirmek kolaysa târihinden adımı sil...

Bir işaret et, bir çizikten yol bulurum. Bir çizikten değil miydi onca köprü kurduğun?

Dayanmak en zor eylem.Elbet bir gün başı dönecek dünyanın dönmekten. Ağzının suyuna batmışlar için henüz saat erken.

"Ben bir ağacım yeşermekte dallarım ya" derken, yere düşen yapraklar ayrılmakta gövdemden.
Edeple gelen edebiyat rapi onure etti şükür!.. O kokan ağızlardan çıkan rap sade küfür... Ben Türkçe rapi öldürdüm, sizler yaşatacaksınız... Ben artık kendimi buldum, sizler sapıtacaksınız!

Son pişmanlık sabaha varmaz bir karanlık. Nefsinin dişleri kalmamış seni dişlemekten yazık. Belki sana göre ben delirmiş ve sorunluyum; ben senin varmak istediğim o yolun sonuyum.

Bir yığın insan gördüm, günlükleri dolabında gizli saklı. Kendiyle mektuplaşan ya da kendiyle konuşan. Dününü unuttu hepsi. Günler günlüklere küstü ya da günlük yazara kara kara önlük giydi, son mektup kalbine sıktı...

Bir düş kurdum bin düşündüm düştüm ben. Düştüğüm rüküş düşlerden düşe düşe bî-hâl oldum ben.

Var gücümle savaşıp çatışmaktayım. Yabancılık çekerek alışmaktayım.

İşte onlar; yaban insanlar... İşte onlar, meyvelerime sapanla taş atanlar. Ağızları lâğım, dilleri kahverengi. Bulunamaz Sago'nun dengi, beni anlaman için gerek biraz bilgi...

İlim ilim demek, kendini bilmek demek. Hayat demek değildir sabah, öğle, akşam yemek yemek. Bilekle gelen emekten yemekse hüner demek, bunun için savaş gerek!

Sıkıntı sıktığın zaman patlayan sivilce. Düşünmelisin sivilce, enine boyuna bütünce. Beter eder düşünce.

Diz kapakların kanar düşünce, iblis dalga geçer kananla sertçe. Ben baktıkça ağaçlara, kalbimin kuşları konmak ister dallara.

Önceden inanırdım ne yazik ki fallara. Onlarla yitirilen sahipsiz yıllara, derken elvedâ; bir dize daha karala...

Dostumundu teklif, düşmanındı ısrar. Acabâ nereye kadar sürer bu tekrarlar...

İnanmasanda geçer sayılı zaman, nöbet vaktin dolacak aslan. Sabrın tadı ki acıda olsa tatlıdır ya meyvan.
Ey askerim kurşunum, kulun hâli aynı kalem-i kurşun. Anlatayım şöyle ki; dışa kapanıktır başı, yavaş açılır dışa ilki. Ucu sivrildikçe olur sanki ormanda gezen tilki.

Yoksun ârzularından bahçe yapsan, tohumuna suyunu serpeler misin?Manzarayı bilir misin hiç görmediğin yerlerdeki? Bilmeden konuşmak aptallık değil de ne ki peki?

Elimi verdim, kolumu kaptın, gözümü çektim, aklımı aldın.

Yaşam mı, ben mi bedbahtım?

Sallanırsa da yıkılmaz tahtım...

Rab’la arana giren şifreyi çöz...

Bu ses benim, dinle dinle dinle...

Uygunsuzca gidişlerin, yolunu kesen haydut benim...

Bildiklerimden eminim, yaptıklarıma kefilim; gidenlerime vedâyım, gelenlerime mîrim...

Bak bana dikkatle... Sence ben militan mıyım? Sakallarımı yolsam, ahbaplarından mıyım? Geyik muhabbetine katılsam, söyle dostlarından mıyım? Neredeyim, sen neredesin? Sen ne boş bir kellesin! Sana dünyâlıklar ellesin, salıncaklarını tayfunlar yellesin!

Külle bezenip, gülle kandırıldı tüm hayâllerim.

Sınırı yok bu hiçlik mertebesinin. Târifi yok dünyadaki sâhipsizliğimin.

Kendi anahtarını bulamamışlar; senin kilitli kapını söyle nasıl açabilirler, onlar açamazlar...

Anlamsızlaşmış bakışları çoğunun. Şeytanlaşmış içi melek görünen çocuğun. Düşününce kötüyü tahmin edemezsin ateşini içime işleyen soğuğun. Bana bir çıkış yolu bulun, sonu gelsin kâbusumun.

Yalanlara radar olsan neye yarar? Zararın dönüşü kârın el mi sallar? Batan güneş yine doğar...

Onlar evrim dediler, bu yaptıklarımız devrim dediler... Ah zekâsına kedi işeyesi nefer; her şey kader!

Gözüm ağladıkça gamzelerim gülmemekte.


Derler ya, ağzını bıçak açmadı, diğer dostum Hakk'a karşı geldi beli bir daha doğrulmadı...Yarısı zakkum, yarısı gülüm.

Kendimi bulmam için bir rehber gördüm. Yalnız, dilsizdi ve sen onu gâayet hor gördün.

Bir öğün için 10 ekmek kendine böldün, ben güldüm.Ah varya o saflık, belki seni de eder aflık...

Karamsardan varan harbi doğru söz...

Çok bildimlik yaparsan, çok düşmüşlük yaşarsın; Yok derdimlik yaparsan, dert görünce saparsın.

Suçu gelin etseler de kimse güvey girmeyecek.En büyük destekler, çıkarsızlıktan ötürü lâfta.

İncecik ip üzerine koca ayaklar bindi, nefsim içine sindi. Kirpiklerim titremekte korkularımdan; düşersem yanarım... O kadar içime sindim ki, vinç getirsen kalkmaz başım, gömün burada canlı nâşım. İç çekmekten, düşünmekten ağardı saçım; düşersem yanarım...

Sâhip olamadıklarının peşine kaç kez takıldı düşüncen? Tahminimce aklın bilinmez kişiler tarafından kirâlık.Varlığımı tanımlamak adına yeni sıfatlar yaratabilmeliyim.

Dayanacağın bir duvarın yoksa ör hadi... Kuvvete dayanamayan adâlet âciz, âdâlete dayanamayan kuvvet zâlimdir.

Bu benim rapim, bu benim şiirim, bu benim derinim, bu benim bendim, bu benim eserim, bu benim ta kendim... Ta kendim… Ta kendim… Ta kendim…

Kötü insanları tanıma senesi... Can çekişmekte adımın 5 hânesi, yaşamdan soğumamın çoktur bahanesi... Günden güne yırtılmakta kalbimin 12 perdesi. Korkutur cesâretimi irâdesizlik sillesi...

Akıllı adamın söylemleri yerin 10 kat altına gömülü. Yazıtlarım kulakta kalıcı, ancak kalem ölümlü.Beni sevmek için programlanma, devrelerini yakarım.Bana benden başka bir dost varsa bilmem lâzım.Vurgu tonunu koruyan adam bu işin pîri... Sizin şarkılarınınz harbi çocuk şiiri!..

Ağzı küf kokan rapçilerin aklını başı taşısın. Küfür etmektense bırak Sago, sayfa boş kalsın.

Yalnızlık, ömrüm boyunca tanımadığım bir yabancıydı. Onunla şimdilerde berâber uyanıyoruz. Her yeni güne 2 yalnız şarkılar yazıyoruz. Yorgunuz, çok yorgunuz, çok yorgunuz...

Bazi yerlede hata olabilir ama cok ugrastim düzenlemek için...

Konu ölmüştü canlandırayım dedim.
Daha önceki hesapta var bu konu açılmış ama hesap silik olduğu için tekrar açtım.
 
  • Beğen
Tepkiler: jotem173
Gofrettin115

Gofrettin115

Üye
Sagokey
 
OnurYurdakul

OnurYurdakul

Üye
saol kuzen :)
 
  • Beğen
Tepkiler: Gofrettin115




MaxiCep.com internet sitesi 5651 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m) bendi ile aynı kanunun 5. maddesi kapsamında BTK kurumu tarafından onaylı Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermektedir. İçerikler, ön onay olmaksızın tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır.

MaxiCep.com; Yer sağlayıcı olarak, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriği ya da hukuka aykırı paylaşımı kontrol etmekle ya da araştırmakla yükümlü değildir.

MaxiCep.com’un yer sağladığı içeriğin 5651 Sayılı Kanun’un 8 ila 9. maddelerine aykırı şekilde; kişilik haklarınızı ihlal ettiğini ya da hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız Buradan yada [email protected] mail adresine e-mail göndererek iletişime geçerek bildirebilirsiniz.

Bildirimleriniz dikkatle ve özenle incelenmekte olup kişilik haklarınızın ihlali ya da hukuka aykırılığın tespiti halinde mevzuat kapsamında en kısa sürede işlem yaparak bilgi vereceğiz.
Üst Alt