schumici
Üye
Saab 9-3 BioPower Convertible
Saab sizi dizaynıyla lider, yeni Saab 9-3 BioPower Convertible test-sürüşü için İngiltere’nin en yeşil yapılarından birine davet ediyor.
Paul Watson yeni Saab 9-3 BioPower Convertible için test sürüşüne davet edildiğinde düşünmedi bile! “Arabalara oldukça ilgi duyuyordum, ve Saab’ın BioPower gücününde farkındaydım, ancak ne beklemem gerektiğini gerçekten bilmiyordum. İlk denemenin ardından, çevreye ve oğlumunda büyümekte olduğu dünyaya karşı bakış açım değişti, bu tarz önemli konularda daha duyarlı olmaya başladım. Böylece arabayı ülkenin en çevre-dostu yapısına doğru sürerken içimden bir ses Saab’ın bana mükemmel bir kombinasyon olduğunu söylüyordu.”
Paul İngiltere’nin lider yaratıcı dizayn danışmanlıklarından olan Dew Gibbons’un kıdemli dizayncılarından. Detaycı gözleri Lynx Sarı renkli arabayı daha ilk görüşünde onun ne kadar özel dizayn çizgilerine sahip olduğunu fark etti. “Onun çarpıcı dizaynını ve modern çizgisini gördüm. Ön cephesinde oldukça keskin sınırları ve karakteristik çizgileri vardı. Ayrıca bu temiz ve düzgün çizgilerin yapısında İskandinav izlerini taşıyordu. Tekerlerin ardında daha fazla beklemeye dayanamadım. Beni sınırlarımdan çıkaran çevreci ve sürüşü oldukça keyifli bir deneyimi yaşamaya hazırdım.”
İngiltere’nin doğusundaki Bury St. Edmunds’da gün başladı. Güzel ve bulutsuz bir gündü (son değildi!) ve ilk duruşumuz biyoetanol veya E85 doldurmak için oldu. Son durağımız kuzeydoğuda, ülkenin oldukça uzak ve rüzgarlı bölgesindeki Cambridgeshire’dan az ötede bulunan Welney’di. Welney’in yeni Ziyaretçi Merkezi –ülkenin doğal ortamlarındaki av kuşlarının gözetimine ve korumasına bırakılmış bölgesi Wildfowl ve Wetlands Trust’da - yeni açılmıştı. İngiltere’nin en ünlü mimari firmalarından, Allies ve Morrison tarafından dizayn edilmiş, ayırt edici doğal formları ve ekolojik alanları ile sürdürülebilir bir yaşam için amiral gemisi olmuştu. Welney yolu üzerinde, Paul biyoetanol yakıtın sağladığı extra güçün keyfini yaşamaktaydı. “Tamamiyle sorumlu bir araba olduğunu hissedebiliyordum. Bir sürüş için her zamankinden daha keyifliydi. Kendimi tek hakim gibi hissedebiliyordum. Araç fantastik bir performans sergilerken bir yandan da biyoetanol yakıtlı bir araç kullanarak güzel birşeyler yaptığımı biliyordum. Neden bu teknolojiyi kullanmak istemeyelim ki?” Welney’e giden cadde boyunca ilerlerken, sıradan olmayan bir yeri ziyarete geldiğimiz açıktı. Ana bina sesin yoğun bir şekilde yankılandığı lokal bir ambar ve onu çevreleyen güçlü bir manzara ile tasarlanmıştı. İçeri girdiğinde açık durumdaki büyük pencerelerin ötesinden gelen ışıltı ve boşluk hissi kaplıyordu. Bütünüyle Sibirya ahşabı ile kaplı yapı buz tutmuştu ve bu durum manzarayı daha da çekici hale getiriyordu. Fakat ilk kez ziyaret edenleri asıl vuran Merkez’le ötede ki Gözlem Evi’ni birbirine bağlayan yeni yaya köprüsüydü. Ziyaretçileri İzlanda ve Rusya’dan gelen 7000’den fazla Whooper ve Bewick kuğularının bulunduğu sulak alana götüren köprü devamlı bir yay gibi tasarlanmıştı. Muhteşem bir manzaraydı.
Paul Watson Merkez’i ilk gördüğünde şaşkınlığını gizleyememişti. “Yapıyı ve arabayı özdeşleştirme fikriyle etkilenmiştim, ve bunun gibi birşey daha önce hiç görmemiştim. Dokusuyla, rengiyle, müthiş manzarasıyla muazzam bir yapıydı. İnsanlardan uzak, bakir ve uzak bir yerlerde olmak, garip bir şekilde size daha fazla sorumlu olmak isteği veriyordu.”
Merkez Yöneticisi Julie Ward, Merkez’in eko kimliğinin tanımlanması konusunda oldukça hassas. “Buradaki tüm çalışanlar çevresel konulara karşı duyarlıdırlar. Yeniden kazandırılan yağmur suyu ve topraktan kuyu ile çekilen sıcak sudan; çocuklar için akşam yemeklerinden kalanların üçer ayrı kaba konulmasına kadar – Bütün bunlardaki tek amacımız insanların doğa ve çevre konusunda daha duyarlı hale gelmesi ve birlikte çalışmayı öğrenmeleridir. Yaşam boyu öğrenme, sulak alanlarımızın yalnızca kuşlar için değil, aynı zamanda omurgasızlar, böcekler içinde ne kadar önemli olduklarını açıklamaktadır. – Tüm döngünün sağlanması oldukça önemlidir.” diyerek bütün bu sulak alanların yönetiminin önemine dikkat çekiyor Julie.”Çalıların biçilmesinden, çimlerin bakımına kadar bu sulak alanlarda yapılan herşey ziyaretçi kuşlar için uygun hale getirilmiştir. Eğer doğru olanı yapmazsak, tüm eko sistemi riske atmış oluruz.” diye de ekliyor.
Paul Watson için yoğun Londra’nın karmaşık iş hayatından uzak kaldığı o gün, tüm beklentilerinin de ötesindeydi. “Bir kere sürüşü oldukça keyifli bir araba yaratılmış. Karizmasını, BioPower motoruyla birleştiren bu araba, beni Saab’ın neler sağlayabileceği konusunda uyandırdı. Diğer yandan Welney Merkezi’ni ziyaret edişim, sürdürülebilir ve güzel bir yaşam için çevreye duyarlılığın inanılmaz derecede önemli olduğu konusunda gözlerimi açtı. Gördümki, biz yaban hayata sahip çıkmadığımız sürece çocuklarımız gelecekten hiç bir şey bekleyemeyecekler.”
Paul Watson 2.0 litrelik BioPower motorlu (200 bhp)* Saab 9-3 Convertible sürüşünde bulunmuştur.
Maksimum Hız: 225/220 (M6/A6)
0-100 km/saat erişim hızı (sn): 8.2/9,3 (M6/A6)
* BioPower yalnızca bazı pazarlar için mevcuttur. Performansı E85 yakıt ile ölçülmektedir. Biyoetanol motorlarda CO2 emisyonları ölçüm değerleri henüz EC tarafından onaylanmamıştır. Bundan dolayı BioPower için detaylı emisiyon değerlerini henüz verememekteyiz.
Saab sizi dizaynıyla lider, yeni Saab 9-3 BioPower Convertible test-sürüşü için İngiltere’nin en yeşil yapılarından birine davet ediyor.
Paul Watson yeni Saab 9-3 BioPower Convertible için test sürüşüne davet edildiğinde düşünmedi bile! “Arabalara oldukça ilgi duyuyordum, ve Saab’ın BioPower gücününde farkındaydım, ancak ne beklemem gerektiğini gerçekten bilmiyordum. İlk denemenin ardından, çevreye ve oğlumunda büyümekte olduğu dünyaya karşı bakış açım değişti, bu tarz önemli konularda daha duyarlı olmaya başladım. Böylece arabayı ülkenin en çevre-dostu yapısına doğru sürerken içimden bir ses Saab’ın bana mükemmel bir kombinasyon olduğunu söylüyordu.”
Paul İngiltere’nin lider yaratıcı dizayn danışmanlıklarından olan Dew Gibbons’un kıdemli dizayncılarından. Detaycı gözleri Lynx Sarı renkli arabayı daha ilk görüşünde onun ne kadar özel dizayn çizgilerine sahip olduğunu fark etti. “Onun çarpıcı dizaynını ve modern çizgisini gördüm. Ön cephesinde oldukça keskin sınırları ve karakteristik çizgileri vardı. Ayrıca bu temiz ve düzgün çizgilerin yapısında İskandinav izlerini taşıyordu. Tekerlerin ardında daha fazla beklemeye dayanamadım. Beni sınırlarımdan çıkaran çevreci ve sürüşü oldukça keyifli bir deneyimi yaşamaya hazırdım.”
İngiltere’nin doğusundaki Bury St. Edmunds’da gün başladı. Güzel ve bulutsuz bir gündü (son değildi!) ve ilk duruşumuz biyoetanol veya E85 doldurmak için oldu. Son durağımız kuzeydoğuda, ülkenin oldukça uzak ve rüzgarlı bölgesindeki Cambridgeshire’dan az ötede bulunan Welney’di. Welney’in yeni Ziyaretçi Merkezi –ülkenin doğal ortamlarındaki av kuşlarının gözetimine ve korumasına bırakılmış bölgesi Wildfowl ve Wetlands Trust’da - yeni açılmıştı. İngiltere’nin en ünlü mimari firmalarından, Allies ve Morrison tarafından dizayn edilmiş, ayırt edici doğal formları ve ekolojik alanları ile sürdürülebilir bir yaşam için amiral gemisi olmuştu. Welney yolu üzerinde, Paul biyoetanol yakıtın sağladığı extra güçün keyfini yaşamaktaydı. “Tamamiyle sorumlu bir araba olduğunu hissedebiliyordum. Bir sürüş için her zamankinden daha keyifliydi. Kendimi tek hakim gibi hissedebiliyordum. Araç fantastik bir performans sergilerken bir yandan da biyoetanol yakıtlı bir araç kullanarak güzel birşeyler yaptığımı biliyordum. Neden bu teknolojiyi kullanmak istemeyelim ki?” Welney’e giden cadde boyunca ilerlerken, sıradan olmayan bir yeri ziyarete geldiğimiz açıktı. Ana bina sesin yoğun bir şekilde yankılandığı lokal bir ambar ve onu çevreleyen güçlü bir manzara ile tasarlanmıştı. İçeri girdiğinde açık durumdaki büyük pencerelerin ötesinden gelen ışıltı ve boşluk hissi kaplıyordu. Bütünüyle Sibirya ahşabı ile kaplı yapı buz tutmuştu ve bu durum manzarayı daha da çekici hale getiriyordu. Fakat ilk kez ziyaret edenleri asıl vuran Merkez’le ötede ki Gözlem Evi’ni birbirine bağlayan yeni yaya köprüsüydü. Ziyaretçileri İzlanda ve Rusya’dan gelen 7000’den fazla Whooper ve Bewick kuğularının bulunduğu sulak alana götüren köprü devamlı bir yay gibi tasarlanmıştı. Muhteşem bir manzaraydı.
Paul Watson Merkez’i ilk gördüğünde şaşkınlığını gizleyememişti. “Yapıyı ve arabayı özdeşleştirme fikriyle etkilenmiştim, ve bunun gibi birşey daha önce hiç görmemiştim. Dokusuyla, rengiyle, müthiş manzarasıyla muazzam bir yapıydı. İnsanlardan uzak, bakir ve uzak bir yerlerde olmak, garip bir şekilde size daha fazla sorumlu olmak isteği veriyordu.”
Merkez Yöneticisi Julie Ward, Merkez’in eko kimliğinin tanımlanması konusunda oldukça hassas. “Buradaki tüm çalışanlar çevresel konulara karşı duyarlıdırlar. Yeniden kazandırılan yağmur suyu ve topraktan kuyu ile çekilen sıcak sudan; çocuklar için akşam yemeklerinden kalanların üçer ayrı kaba konulmasına kadar – Bütün bunlardaki tek amacımız insanların doğa ve çevre konusunda daha duyarlı hale gelmesi ve birlikte çalışmayı öğrenmeleridir. Yaşam boyu öğrenme, sulak alanlarımızın yalnızca kuşlar için değil, aynı zamanda omurgasızlar, böcekler içinde ne kadar önemli olduklarını açıklamaktadır. – Tüm döngünün sağlanması oldukça önemlidir.” diyerek bütün bu sulak alanların yönetiminin önemine dikkat çekiyor Julie.”Çalıların biçilmesinden, çimlerin bakımına kadar bu sulak alanlarda yapılan herşey ziyaretçi kuşlar için uygun hale getirilmiştir. Eğer doğru olanı yapmazsak, tüm eko sistemi riske atmış oluruz.” diye de ekliyor.
Paul Watson için yoğun Londra’nın karmaşık iş hayatından uzak kaldığı o gün, tüm beklentilerinin de ötesindeydi. “Bir kere sürüşü oldukça keyifli bir araba yaratılmış. Karizmasını, BioPower motoruyla birleştiren bu araba, beni Saab’ın neler sağlayabileceği konusunda uyandırdı. Diğer yandan Welney Merkezi’ni ziyaret edişim, sürdürülebilir ve güzel bir yaşam için çevreye duyarlılığın inanılmaz derecede önemli olduğu konusunda gözlerimi açtı. Gördümki, biz yaban hayata sahip çıkmadığımız sürece çocuklarımız gelecekten hiç bir şey bekleyemeyecekler.”
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Paul Watson 2.0 litrelik BioPower motorlu (200 bhp)* Saab 9-3 Convertible sürüşünde bulunmuştur.
Maksimum Hız: 225/220 (M6/A6)
0-100 km/saat erişim hızı (sn): 8.2/9,3 (M6/A6)
* BioPower yalnızca bazı pazarlar için mevcuttur. Performansı E85 yakıt ile ölçülmektedir. Biyoetanol motorlarda CO2 emisyonları ölçüm değerleri henüz EC tarafından onaylanmamıştır. Bundan dolayı BioPower için detaylı emisiyon değerlerini henüz verememekteyiz.
