jewel_ma21
Üye
Ribery'nin efendisi Galatasaray...
Frank Francois Pierre Ribery ,onu Türkiye’de tanımayan yok,sansasyonel bir şekilde Galatasaray’dan kopan genç futbolcuyu Türk ve özellikle de Galatasaray taraftarı merakla takip ediyor.Marsilya ve Dünya kupasında gösterdiği performans ile herkesin dikkatini bir anda üzerine topladı.Herkes onun sahada ki görünüşüne odaklandı ama aslında Ribery FİFA’nın sabıkalılar listesine giren bir futbolcu ve birçok kişi bu durumu unuttu.Galatasaray taraftarı onu Marsilya’ya kaçmadan önce FerraRibery ve Scarface (Yaralı Yüz) lakaplarıyla anıyordu,Ribery kaçtı taraftar kızdı şimdi de FiraRibery lakabı takıldı.Evet Fransa’nın yeni genç yeteneklerinden Frank Ribery’den bahsedeceğim...
Avrupa devleri Ribery’e talip oldukça Galatasaray cephesi aslında bundan büyük keyif alıyor,çünkü böyle olası bir transfer durumunda Galatasaray’ın bu işten daha da karlı çıkacağını düşünüyorlar.
FIFA Anlaşmazlıklar Komitesi'nde bu tür konular her zaman açıklığa kavuşmuştur,mağdur taraf haklılığını kanıtlarsa hakkını alır.Kağıt parçasında ki bir imza Galatasaray'ı haklı çıkaracak durumda ki Başkan Canaydın bile bu konuda oldukça rahat;
''Ben Türkiye'de oynamak istemiyorum' diye dayatırsa, elimdeki belgeleri önüne sürerim, ‘10 milyon Euro getir, istediğin kulüpte oyna' derim. Zorla güzellik olmaz. Böyle bir olay herkesin başına gelebilir. Hiç kimse beni ve yönetimimi daha doğrusu Galatasaray'ı ‘Para yoktu, Ribery kaçırıldı' diye suçlamasın. Bu gibi olayları her kulüp yaşıyor. Hukuksal müracatlarımız dün resmen yapılmıştır. Aksi karar çıkacak diye de hiçbir endişem yok. Sonuç; Ribery Galatasaray Kulübü'nün malıdır, gelip oynar. Oynamak istemiyorum derse, 10 milyon Euro'yu getirir ve gider.Bizim maddi sıkıntı çektiğimiz ortada, ancak Marsilya kulübü Ribery'yi başka kulübe satmak istiyorsa bizimle uzlaşması şart. Hiçbir kulüp bonservisi FİFA'lık olan bir futbolcuya söylenildiği gibi 20-25 milyon dolar bonservis ücreti verip almaz"
"Amatör ligden itibaren onun ve ailesi için yaptıklarıma rağmen bana bile ihanet etti. Dürüst ve kafası çok çalışan biri değildir" dedi. Ribery'nin Metz'den Galatasararay'a gelişinde önemli rol oynayan menajer Bico, bu futbolcunun Marsilya'ya transferinde Sarı-Kırmızılı yönetimin hatası olmadığını belirterek, transferin perde arkasını şöyle aktardı: "Ribery gerçekten çok yetenekli ve iyi bir futbolcu. Onu daha ilk gördüğümde ne kadar yetenekli bir futbolcu olacağını anlamıştım. Ancak iyi bir futbolcu olmak için sadece yetenek yetmiyor. Dürüst ve aynı zamanda akıllı da olmalısınız. Ribery kafası çok çalışan biri değildir. Yanındakiler ve bazı Fransız menajerler onu etkisi altına aldı. 'Sen çok daha büyük takımlarda oynamalısın' diyerek, aklını çeldiler.
Ayrıca, Ribery'nin eşi ve ailesi de Türkiye'ye bir türlü uyum sağlamadı. Her fırsatta Ribery'ye bu konuda baskı yapıyorlardı. Franck Ribery, hem Galatasaray'daki maddi sorunlar, hem de çevresinin bu baskısına dayanamayarak Sarı-Kırmızılı kulüpten kaçtı. Fransa'ya döndüğünde Galatasaray'dan hiç para almadığını söyledi. Ancak Ribery'nin her zaman yanında olan biri olarak, bunun doğru olmadığını söylüyorum. Galatasaray'dan parasını almıştı. Buna rağmen Marsilya'ya gitti. Taraftarların onu çok sevdiğini biliyorum. Galatasaray camiası ve taraftarlarına şunu söyleyebilirim ki, Ribery'nin gitmesinde yönetimin hiçbir suçu yoktur.
Özellikle Bülent Tulun ve bazı idareciler, Ribery'nin her türlü ihtiyacını karşılamak için çalışıyorlardı. Ancak Galatasaray'ın karşısında dürüstçe davranan insanlar yoktu. Bu yüzden Ribery'nin kaçışı yönetime mal edildi. Bu arada Bülent Tulun ile Ribery'nin evini bastığım dedikoduları tamamen yalandır. Akıllı ve mantıklı biri, bunun böyle olmadığını düşünür. Eğer böyle birşey olsaydı, Bülen Tulun Türkiye'ye dönemezdi. Polis, hem onu, hem de beni tutuklardı."
John Bico – Ribery’nin Eski Menajeri
Ribery’nin Galatasaray’dan firar etmesinin akabininde Galatasaray klübünden Flaş bir açıklama yapılmıştı.Bu açıklama üzgün ve kızgın Galatasaray taraftarı tarafından ciddiye alınmasada aslında herşeyi özetliyor...
"Türkiye Futbol Federasyonu'nun asli görevlerinden biri de, kuruluş yasası gereği, milli ve milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulamasını sağlamaktır. Gerek uluslararası gerekse ulusal transferde uygulanagelen teamül, 'sözleşmeye saygı prensibi' olup, Türkiye Futbol Federasyonu da bu ilkenin transfer sözleşmelerinde hiçbir duraksamaya mahal vermeden uygulanmasını sağlamakta ve buna ilişkin her türlü düzenlemeyi icra etmektedir. Son günlerde basında yer alan 'Frank Ribery' olayı, Galatasaray Kulübü tarafından federasyona sunulan evraklar ve bunların içeriği çerçevesinde incelenmiş olup, futbolcunun yukarıda bahsedilen 'sözleşmeye saygı prensibine' bağlı davranmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu çerçevede futbolcunun, futbolcu menajerlerinin ve futbolcu ile feshi teşvik ettiği iddia edilen kulübün, Galatasaray Kulübü'ne yönelik ithamları, bu ithamlarının hukuksal düzenlemelerimize uygun olmayan sonuçlarına ilişkin açıklamaları ve nihai tavrı objektif verilerle izah edilmediği gibi Türk futbolunun uluslararası imajına ve algılanmasına yönelik haksız bir girişimdir. Frank Ribery'nin, Türkiye Futbol Federasyonu'nun yargısal yetkisine giren bir hususta federasyona bildirimde dahi bulunmadan başlattığı hukuksal girişim, Türkiye Futbol Federasyonu'nun transfer ile ilgili talimatlarının ve düzenlemelerinin hilafına olduğu gibi, bu düzenlemelere bağlılığın bir nevi inkarı mahiyetindedir. FIFA kurallarına göre, Türkiye Futbol Federasyonu'nun söz konusu düzenlemeleri bu olayda uygulanması gerekli asli normlar mahiyetindedir. Herkes için ideal olan durum, futbol ailesinin tüm unsurlarının yerli yabancı ayırımı olmaksızın söz konusu bu normlara bağlılığı ve saygılı olmasıdır. Federasyon talimatlarının ve yargısal yetkisinin ihlali ve bir nevi inkarı mahiyetindeki bu durum FIFA nezdinde de gündeme getirilecek ve vurgulanacaktır. Türkiye Futbol Federasyonu'nun transfer ile ilgili düzenlemeleri FIFA normlarına bire bir uygun olduğu gibi transfere ilişkin ulusal düzenlememizin belirli bölümleri bu alandaki uluslararası normların da ilerisindedir. Nezdimizde kulüp lehine oluşan hak edişler üzerinde (dünyada eşi benzeri görülmemiş bir uygulama ile) futbolcular lehine rüçhan hakkı tesis edilmekte olup, transfer sistemimizde hiçbir futbolcunun söz konusu rüçhan hakkı güvencesi karşısında muaccel alacaklarını tahsil edememesi söz konusu değildir. Galatasaray Kulübü'nün de nezdimizde her ay yayın haklarına ilişkin olarak milyon dolara varan hak edişi tahakkuk etmekte olup, tahakkuk eden bu alacaklar üzerinde de hiçbir kanuni kısıtlama mevcut değildir. Bu şekli ile, Ribery'nin basında, sözleşmesinin feshi gerekçesi olarak iddia ettiği, kulübü tarafından kendisine ödenmeyen alacakları konusunun futbolcunun sözleşmesini fesih etmesinin asıl sebebi olamayacağını düşündürmektedir. Sözleşmesi devam eden futbolcunun feshe teşvik edilmesi izlenimini veren bu olay karşında kulübümüzün yasal haklarının korunmasına yönelik her türlü hukuki mücadeleye Federasyon tarafından da destek verilecektir."
Türkiye Futbol Federasyonu
Galatasaray'dan olaylı bir şekilde ayrılan Franck Ribery henüz bu olayın suları durulmamışken ,Mart ayında Marsilya ile 2010 yılına kadar sözleşmesini uzattı.Bunun üzerine Uluslararası Futbol Federasyonu sözcüsü, Ribery konusunun incelenmeye başlandığını belirterek, ''Oyuncu statüsü departmanı konuyla ilgili bir dosya açtı ve her zamanki prosedüre uygun bir soruşturma başlattı'' açıklamasını yaptı.Bu açıklamadan sonra hem Galatasaray , hem de Ribery’nin avukatı olan Patricia Moyersoen olayın FİFA'ya intikal etmesini talep etmişlerdi ve böylece Ribery dosyası resmen incelenmeye başlamıştı.
Dünya Kupası’nda izleyenlerin beğenisini kazanan Ribery’nin talipleri bir hayli artmış durumda,peki ama FİFA’lık olan ve davası süren bir futbolcuyu transfer etmek mantıklımıdır? Real Madrid ve Lyon Ribery’ye resmen talipler,hatta Başkan adaylarından Lorenzo Sanz(Seçimi kazanamadı) başkan olması halinde Ribery’i transfer edeceğini açıklamıştı.Bu açıklama bile Ribery’ye büyük takımların kanca taktığının bir göstergesidir.Zaten Ribery gönlünün İspanya’da olduğunu, Avrupa ligleri hakkında tercihinin ne olduğu sorulduğunda: "İspanya La Liga çok güçlü bir lig. Teknik bakımdan çok kaliteli oyunculara sahip bir lig. İngiltere ise daha çok fiziki mücadelenin önde olduğu bir lig. Ada'da ayakta durmak için savaşmak zorundasınız. Ben İspanya'yı tercih edeceğim, İspanyol futbolundan hoşlanıyorum." diyerek bir anlamda Real yöneticilerine mesaj göndermişti.2,5 yılda 3 klüp değiştiren bir futbolcuyu almak riskli değil mi? Prensip sahibi Avrupa klüpleri bu kadar kısa sürede sık klüp değiştiren davalık bir futbolcuyu istemekle doğru mu yapıyor tartışılır...
Herkes Ribery konusunda Galatasaray’ın neden suskun olduğunu merak ediyor .Galatasaray klübünün elinde Ribery tarafından imzalanmış ‘’alacağım yoktur okudum imzaladım’’ tarzında bir belge mevcut, Franck Ribery'ye sezon içinde yapılan prim ve maç başı ödemelerini tüm dekont ve makbuzlarıyla toplayan G.Saray yönetimi, Fransız futbolcuya 11 kez para verildiğini belgeledi. Fransız futbolcunun 30 Mart tarihinde imzaladığı 'Alacağım yoktur' yazılı kağıt ve 30 Nisan tarihinde L'Equipe Gazetesine verdiği 'Paramı kuruşu kuruşuna alıyorum' röportajı da, bu dekont ve makbuzlara eklenerek FIFA'ya gönderildi. Ribery'e ödenen Türkiye Kupası primi de dosyanın önemli detaylarından birisi olarak G.Saray tarafından vurgulandı. Galatasaray'dan ses bu yüzden çıkmıyor çünkü Galatasaray bu belgelerle konuşacak ve dolayısıyla hakkını alacak ,4 Milyon Avro’mu olur 5 milyon Avro’mu olur yoksa 10 Milyon avro üstümü olur bunu göreceğiz ama şu kuvvetle muhtemeldir ki Galatasaray bu kaçışın dieti olarak iyi bir para alacak...
Bu kaçışı tezgahlayan adam aslında Ribery’nin menajeri olduğunu iddia eden ancak elinde yetki belgesi dahi olmayan Bruno Heiderscheid’dı, Marsilya klübü tüm bu olan biteni ve yanlış yaptığını Galatasaray klübü belgelerini FİFA’ya gönderdikten sonra anladı,çünkü Bruno Heiderscheid Ribery’nin serbest olduğunu kanıtladığını iddia ettiği bir belgeyi Marsilya’ya götürmüş kendince haklı olduklarını sanmıştı.Aslında Galatasaray gerçekten ödemeyi geciktirdi,ancak Ribery’e ödeme yapılmamasına rağmen akıllıca imzalattıkları ‘’alacağım yoktur okudum imzaladım’’ içerikli belge Galatasaray’ı haklı çıkarıyor...
Avrupa devleri Ribery’e talip oldukça Galatasaray cephesi aslında bundan büyük keyif alıyor,çünkü böyle olası bir transfer durumunda Galatasaray’ın bu işten daha da karlı çıkacağını düşünüyorlar.
FIFA Anlaşmazlıklar Komitesi'nde bu tür konular her zaman açıklığa kavuşmuştur,mağdur taraf haklılığını kanıtlarsa hakkını alır.Kağıt parçasında ki bir imza Galatasaray'ı haklı çıkaracak durumda ki Başkan Canaydın bile bu konuda oldukça rahat;
''Ben Türkiye'de oynamak istemiyorum' diye dayatırsa, elimdeki belgeleri önüne sürerim, ‘10 milyon Euro getir, istediğin kulüpte oyna' derim. Zorla güzellik olmaz. Böyle bir olay herkesin başına gelebilir. Hiç kimse beni ve yönetimimi daha doğrusu Galatasaray'ı ‘Para yoktu, Ribery kaçırıldı' diye suçlamasın. Bu gibi olayları her kulüp yaşıyor. Hukuksal müracatlarımız dün resmen yapılmıştır. Aksi karar çıkacak diye de hiçbir endişem yok. Sonuç; Ribery Galatasaray Kulübü'nün malıdır, gelip oynar. Oynamak istemiyorum derse, 10 milyon Euro'yu getirir ve gider.Bizim maddi sıkıntı çektiğimiz ortada, ancak Marsilya kulübü Ribery'yi başka kulübe satmak istiyorsa bizimle uzlaşması şart. Hiçbir kulüp bonservisi FİFA'lık olan bir futbolcuya söylenildiği gibi 20-25 milyon dolar bonservis ücreti verip almaz"
Özhan Canaydın – Galatasaray Başkanı
Ribery’yi Galatasaray’a getiren hatta uzun yıllardır onun menajerliğini yapan John Bico’da Ribery konusunda Galatasaray’ı haklı bulanlardan...
"Amatör ligden itibaren onun ve ailesi için yaptıklarıma rağmen bana bile ihanet etti. Dürüst ve kafası çok çalışan biri değildir" dedi. Ribery'nin Metz'den Galatasararay'a gelişinde önemli rol oynayan menajer Bico, bu futbolcunun Marsilya'ya transferinde Sarı-Kırmızılı yönetimin hatası olmadığını belirterek, transferin perde arkasını şöyle aktardı: "Ribery gerçekten çok yetenekli ve iyi bir futbolcu. Onu daha ilk gördüğümde ne kadar yetenekli bir futbolcu olacağını anlamıştım. Ancak iyi bir futbolcu olmak için sadece yetenek yetmiyor. Dürüst ve aynı zamanda akıllı da olmalısınız. Ribery kafası çok çalışan biri değildir. Yanındakiler ve bazı Fransız menajerler onu etkisi altına aldı. 'Sen çok daha büyük takımlarda oynamalısın' diyerek, aklını çeldiler.
Ayrıca, Ribery'nin eşi ve ailesi de Türkiye'ye bir türlü uyum sağlamadı. Her fırsatta Ribery'ye bu konuda baskı yapıyorlardı. Franck Ribery, hem Galatasaray'daki maddi sorunlar, hem de çevresinin bu baskısına dayanamayarak Sarı-Kırmızılı kulüpten kaçtı. Fransa'ya döndüğünde Galatasaray'dan hiç para almadığını söyledi. Ancak Ribery'nin her zaman yanında olan biri olarak, bunun doğru olmadığını söylüyorum. Galatasaray'dan parasını almıştı. Buna rağmen Marsilya'ya gitti. Taraftarların onu çok sevdiğini biliyorum. Galatasaray camiası ve taraftarlarına şunu söyleyebilirim ki, Ribery'nin gitmesinde yönetimin hiçbir suçu yoktur.
Özellikle Bülent Tulun ve bazı idareciler, Ribery'nin her türlü ihtiyacını karşılamak için çalışıyorlardı. Ancak Galatasaray'ın karşısında dürüstçe davranan insanlar yoktu. Bu yüzden Ribery'nin kaçışı yönetime mal edildi. Bu arada Bülent Tulun ile Ribery'nin evini bastığım dedikoduları tamamen yalandır. Akıllı ve mantıklı biri, bunun böyle olmadığını düşünür. Eğer böyle birşey olsaydı, Bülen Tulun Türkiye'ye dönemezdi. Polis, hem onu, hem de beni tutuklardı."
John Bico – Ribery’nin Eski Menajeri
Ribery’nin Galatasaray’dan firar etmesinin akabininde Galatasaray klübünden Flaş bir açıklama yapılmıştı.Bu açıklama üzgün ve kızgın Galatasaray taraftarı tarafından ciddiye alınmasada aslında herşeyi özetliyor...
Bugün Fransız basınında oyuncumuz Franck Ribery'nin Olympique de Marseilles takımı ile anlaştığına dair haberler yer almıştır.
Franck Ribery, bonservis bedelinin tamamı Metz Kulübü'ne ödenerek 3 yıllığına kadromuza dahil ettiğimiz oyuncumuzdur. Gazete haberlerinde iddia edildiği üzere kulübümüz anılan futbolcuya yaptığı ödemelerde kontratının iptalini gerektirecek bir gecikme olmamıştır. Bu husus Franck Ribery'nin şahsen imzaladığı ibranameden ve banka dekontlarının tarihlerinden kolayca anlaşılmaktadır.
Bahse konu haber ile ilgili kulübümüz; oyuncuya, Olympique de Marseilles Kulübü'ne, Fransız Futbol Federasyonu'na, FIFA'ya, haberi yayınlayan L'Equipe ve Provençale Gazeteleri'ne gerekli ihtarnameleri göndermiştir.
Bu şartlar altında varolan kontrat maddelerine rağmen bu transferin gerçekleşmesi durumunda oyuncu ve/veya yeni kulübü çok yüklü bir tazminat ödemek zorunda kalacaktır.
Galatasaray Spor Kulübü
Galatasaray,Ribery konusunda haklı olduğunu kanıtlamak için Federasyon'un da desteğini arkasına aldılar,FIFA'ya yapılacak olan itirazdan önce belgeleri TFF'nin görüşüne sunan klüp,TFF'nin de belgeleri inceleyip Galatasaray'ı haklı bulması sonucu bu davada Galatasaray'a destek verdi...
"Türkiye Futbol Federasyonu'nun asli görevlerinden biri de, kuruluş yasası gereği, milli ve milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulamasını sağlamaktır. Gerek uluslararası gerekse ulusal transferde uygulanagelen teamül, 'sözleşmeye saygı prensibi' olup, Türkiye Futbol Federasyonu da bu ilkenin transfer sözleşmelerinde hiçbir duraksamaya mahal vermeden uygulanmasını sağlamakta ve buna ilişkin her türlü düzenlemeyi icra etmektedir. Son günlerde basında yer alan 'Frank Ribery' olayı, Galatasaray Kulübü tarafından federasyona sunulan evraklar ve bunların içeriği çerçevesinde incelenmiş olup, futbolcunun yukarıda bahsedilen 'sözleşmeye saygı prensibine' bağlı davranmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu çerçevede futbolcunun, futbolcu menajerlerinin ve futbolcu ile feshi teşvik ettiği iddia edilen kulübün, Galatasaray Kulübü'ne yönelik ithamları, bu ithamlarının hukuksal düzenlemelerimize uygun olmayan sonuçlarına ilişkin açıklamaları ve nihai tavrı objektif verilerle izah edilmediği gibi Türk futbolunun uluslararası imajına ve algılanmasına yönelik haksız bir girişimdir. Frank Ribery'nin, Türkiye Futbol Federasyonu'nun yargısal yetkisine giren bir hususta federasyona bildirimde dahi bulunmadan başlattığı hukuksal girişim, Türkiye Futbol Federasyonu'nun transfer ile ilgili talimatlarının ve düzenlemelerinin hilafına olduğu gibi, bu düzenlemelere bağlılığın bir nevi inkarı mahiyetindedir. FIFA kurallarına göre, Türkiye Futbol Federasyonu'nun söz konusu düzenlemeleri bu olayda uygulanması gerekli asli normlar mahiyetindedir. Herkes için ideal olan durum, futbol ailesinin tüm unsurlarının yerli yabancı ayırımı olmaksızın söz konusu bu normlara bağlılığı ve saygılı olmasıdır. Federasyon talimatlarının ve yargısal yetkisinin ihlali ve bir nevi inkarı mahiyetindeki bu durum FIFA nezdinde de gündeme getirilecek ve vurgulanacaktır. Türkiye Futbol Federasyonu'nun transfer ile ilgili düzenlemeleri FIFA normlarına bire bir uygun olduğu gibi transfere ilişkin ulusal düzenlememizin belirli bölümleri bu alandaki uluslararası normların da ilerisindedir. Nezdimizde kulüp lehine oluşan hak edişler üzerinde (dünyada eşi benzeri görülmemiş bir uygulama ile) futbolcular lehine rüçhan hakkı tesis edilmekte olup, transfer sistemimizde hiçbir futbolcunun söz konusu rüçhan hakkı güvencesi karşısında muaccel alacaklarını tahsil edememesi söz konusu değildir. Galatasaray Kulübü'nün de nezdimizde her ay yayın haklarına ilişkin olarak milyon dolara varan hak edişi tahakkuk etmekte olup, tahakkuk eden bu alacaklar üzerinde de hiçbir kanuni kısıtlama mevcut değildir. Bu şekli ile, Ribery'nin basında, sözleşmesinin feshi gerekçesi olarak iddia ettiği, kulübü tarafından kendisine ödenmeyen alacakları konusunun futbolcunun sözleşmesini fesih etmesinin asıl sebebi olamayacağını düşündürmektedir. Sözleşmesi devam eden futbolcunun feshe teşvik edilmesi izlenimini veren bu olay karşında kulübümüzün yasal haklarının korunmasına yönelik her türlü hukuki mücadeleye Federasyon tarafından da destek verilecektir."
Türkiye Futbol Federasyonu
Gelsin paralar...
:
