Ramazan Aslanbaba Ve Tütün

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

ademfarzet

Üye
    Konu Sahibi
Ramazan Aslanbaba Ve Tütün
RAMAZAN ASLANBABA VE TÜTÜN
Erzurum'dan bir genç SİGARA isimli bir kitap göndermiş. Sigara din ve ilim gözü ile anlatılıyormuş kitapta. Yazarı da, Tavşanlı müftüsüymüş adı da Ramazan ASLANBABA.
Kitabın ilmî yönü olmadığı için biz de ilmî bir cevap vermiyoruz, İslâmiyet’te din ile ilim birbirinden ayrı değildir. Dinimiz başlı başına ilmin kendisidir, ilimden ayrı değildir. Dine aykırı bir husus müsbet ilme de aykırıdır. Dinin bir kolu olan aklî ilimler, din ile tenakuz halinde olamaz.
Bilindiği gibi sigara hakkında, sigaranın mubahlığı veya haramlığı konusunda Kur'ân-ı kerîmde ve Hadîs-i şeriflerde bir hüküm yoktur. Mezhep imamları, müctehidler, yetkili İslâm âlimleri de haram olduğunu söylememişlerdir.
İslâm âlimlerinin fetvası olmayan bir konuda helâla haram, harama helâl demek maazallah çok tehlikelidir. İsraf haramdır. Vücuda zararlı şeyler haramdır. Ancak kitap ve sünnetten hüküm çıkarmak müctehidlere ait bir salâhiyettir, önüne gelen kitap ve sünnetten hüküm çıkaramaz. Bizlere düşen İslâm âlimlerinden nakillerdir. Bazı âlimler, sigarayı, keseye ve sıhhate zarar verecek kadar çok içmenin haram olacağını bildirmişlerdir. Abdulgani Nablusî hazretleri gibi büyükler sigaranın mubah olduğunu bildirmişlerdir. İslâm âlimlerinin sözleri ve yazıları varken, onlardan nakil yapmayıp da indî görüş serd etmek haddini bilmemezliktir.
İbni Teymiyeci olduğunu bildiğimiz Ramazan Hoca kitaba uzun bir önsözden sonra Tütünün Menşei diye başlamış. Tütünün kanser yapabileceğine dair misaller vermiştir. Kâfirler tarafından yapılan bir anketi yayınlamış, Yeşilay Dergisinden sigaranın zararları hakkında bir yazı almış. Sonra sigara hakkında günümüzdeki bazı kimselerin görüşleriyle, kendi görüşlerini de yazmış. Sigara hakkında fıkralar toplamış. «Ünlü Edebiyatçılar ve Sigara» başlığı altında çeşitli kâfirlerin sigaraya nasıl başladıkları veya terk ettikleri anlatılmaktadır. Sayfa 66'da kendi içtihadını yazıyor. İşçilerin üç beş lira vererek sigara içmelerinin israf olduğuna dair kesin hüküm veriyor. Demek kendisini müctehid zannediyor.
Ramazan Hoca'nın gayrî ciddî delillerinden birisi de şu fıkradır. «Sigara haram mıdır, mubah mıdır halledemiyen köylüler Hadimi hazretlerine sormaya gelirler. Hediye olarak bal da getirirler. Hadimi hazretleri balın kovandan tütsü ile duman ile alındığını öğrendikten sonra şöyle demiş:
Demek ki hayvan tütsüden nasıl kaçıyorsa, insanın da sigaradan öyle kaçması lâzımdır.»
Bir başka delil de şu fıkradır: «Yine Hadimi hazretlerine Şam'lı birisi gelir. Sigaraya niçin günah dediğini, delilini sorar. Hadimi hazretlerinin cevabı şöyle imiş:
Peygamber aleyhisselâm zamanında olsaydın, onun yanında sigara içebilir miydin?»
Şam'lı şahıs hayır cevabını verince Hadimi hazretleri taşı gediğine koyma sevinci ile şöyle bir sual sormuş:
Peygamber aleyhîsselâmın huzurunda içmediğin şeyi nasıl olur da Cenâb-ı Hakkın huzurunda içersin?
Bu suale cevap veremeyen Şam'lı tütün çubuğunu oracıkta kırmış ve bir daha sigara içmemeye tövbe etmiş.»
Bu son fıkrayı hemen her mezhepsiz anlatır. Sanki NAS gibi kabul eder, fetva verirler.
Peygamber aleyhisselâmın huzurunda yapılmayan bir hareketi başka yerde Cenâb-ı Hakkın huzurunda yapmak caiz değilmiş. Mantıksızlığın bu kadarı görülmüş değildir. Şahsen bu satırların yazarına bazı hoca ve müftüler fıkrayı anlatıp delil olarak gösterdiler. Bu adamlara kendi suallerini tekrar sorduk:
«Peygamber aleyhisselâmın huzurunda yapılmayan bir hareket Cenâb-ı Hakkın huzurunda da mutlaka yapılmaz mı?»
Bu sualimize evet demek talihsizliğini gösterdiler. Biz de onlara şöyle bir soru ile mukabelede bulunduk.
«Peygamber aleyhisselâmın yanında bir kimsenin hanımı ile münasebette bulunması veya def-i hacet etmesi edepsizlik hatta hürmetsizliğe sebep olursa küfürdür. Allahü teâlânın görmediği yer olmadığına göre bu adam hanımı ile yatmayacak mı? Veya def-i hacet etmeyecek mi? Dinî bir hüküm hakkında kıyas yapmaya yetkimiz var mı? Ancak yetkili olan din âlimlerimizin kıyası muteberdir.»
Bu soru ve sözlerimiz karşısında da birşey söyleyemediler. Yukarıda geçen söz de mantıksızlıktır. Ne demiş Hadimi hazretleri: «Hayvan tütsüden nasıl kaçıyorsa insan da sigaradan öyle kaçmalıdır » Bu söz muteber bir kitaptan mı alınmış, yoksa kafadan mı uydurulmuştur? Hayvanların kaçtığı her şeyden insanın kaçması lâzım gelir mi? Hiç hayvanla insan mukayese edilir mi? Tersine bir kıyasla hayvanın kaçmadığı şeyleri de yapmak mı gerekir? Hayvan haramdan kaçmaz, yakınları ile münasebette bulunur. Biz de mi kendimizi hayvanla kıyas edelim? Dinî bir delil gösteremeyenler böyle mugalata, safsata, mantık oyunları ile bâtıl kıyaslar yapmak müftü unvanı ile ortaya çıkan din adamlarının yüzkarasıdır.
Hadimi hazretleri tanınmış bir İslâm âlimidir. Kitapları İslâm bilginlerince kaynak olarak okuna gelmiştir? Bu büyük âlim Berika kitabında sigaraya karşı sahifelerce bilgi vermiş ise de yukarıda kendisine atf olunan ilim ve mantık dışı iki misâl ve benzerleri kitabında yoktur. Bu iki misâlin o kitaptaki yazılarla bir benzer tarafı da hiç yoktur. Berîka kitabını okuyan ve anlayabilen bir ilim adamı yukarıdaki iki misâlin o büyük âlimin ağzından ve kaleminden çıkmadığını, cahiller ve tütün düşmanları tarafından uydurularak kendisine isnat edildiğini çok iyi anlar.
Kitabın 80. sayfasında, bir adamın niçin ucuz sigara içtiği de şöyle anlatılıyor:
«Dinimizin muhlis hizmetkârlarından ve milletimizin değerli evlâtlarından bir müftü efendi var ki, fakirin eski ve gerçek dost ve arkadaşlarındandır. Kendisinin iktisadî vaziyeti gayet iyi, içtimaî görgü ve terbiyesi pek yüksek bir zattır.»
Evet bu kıymetli zat, ucuz sigara içiyormuş, çoğu böyle kalitesiz sigara içmediği için bunun sigara teklifini kabul etmiyorlarmış. Başkalarını zehirlememek için ucuz sigara içiyormuş.
Ramazan Hoca, indî kıyaslarla sigaraya haram dediğine göre, bu haram işleyen dostu da sigara içtiğine göre, haram işleyen dostu nasıl olur da muhlis hizmetkâr ve değerli evlât olur? Haram işleyen bir kimse böyle methedilir? îşte İbni Teymiyye gibi sapıkları seven kimseler övmesini de yermesini de kendi kafalarına göre yaptıkları için daima hata ediyorlar. Halbuki âlimlerimizden nakil yapsa isabetli hareket etmiş olmaz mı?
Şimdi de âdeta delil gibi ortaya sürdüğü şiirler var. Bunlardan birini Şemsi YASTIMAN, yazmış. Kitabın 77. sayfasındaki Şemsi Yastıman'ın şiiri şöyledir:

Yılandaki zehir gibi
Âfet yapan nehir gibi
Bombalanmış şehir gibi
Harap etti tütün beni.

Sağlam idim oldum çürük
Sinem oldu sanki körük
Uykuda dahi öksürük
Harap etti tütün beni.

Söylesin kim gördü ise
Faydası neymiş herkese
Gitti sıhhat ile kese ,
Harap etti tütün beni.

Şimdi de şeker hastasının yazdığı şiirini okuyalım:

Bal yiyemedim kaymakla
Mahveyledi şeker beni
Zararı bitmez saymakla
Mahveyledi şeker beni.

Şeker mubah n’olur dedim
Tatlı diye pek çok yedim
Zararını bilemedim
Mahveyledi şeker beni.

Kanda şeker taşıyorum
Sakkarinle yaşıyorum
Yiyenlere şaşıyorum
Mahveyledi şeker beni.

Dışı ballı zehir gibi
İrin akan nehir gibi
Kızıllaşmış zehir gibi
Mahveyledi şeker beni.

Sağlam idim oldum sakat
Bırakmadı bende takat
Seve seve yedim fakat
Mahveyledi şeker beni.

Hiç şekersiz yaşanmıyor
Bu dert böyle taşınmıyor
Bilmeyenler kaşınmıyor
Mahveyledi şeker beni.

Şeker, bu hasta için elbette haramdır. Fakat şeker böyle büyük bir zarar yapıyormuş diye herkese haram olur mu? Belki karaciğeri kifayetsiz olup çok sigara içenlere sigaranın zararı büyük olur? Ona zararı dokundu diye herkese de aynı şeyi söylemek gerekir mi? Kendi kıyas ve mantığına göre indî hükümler veren kimseleri Cenâb-ı Hak islâh eyleye...
( dan alıntı)
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Takipçi Satın Al


Üst Alt