peyganber efendimizin geceleyin ettiği dua ve adaplar!

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
JohnnyBravoRap

JohnnyBravoRap

Üye
    Konu Sahibi
peyganber efendimizin geceleyin ettiği dua ve adaplar!
Peygamber Efendimiz gecenin son
üçte birine doğru uyanırdı. Cihana
bedel gözlerindeki uykuyu eliyle
silerek doğrulur ve "Bizi öldükten
sonra dirilten Allah’a hamd olsun. Peygamber Efendimiz gecenin son
üçte birine doğru uyanırdı. Cihana
bedel gözlerindeki uykuyu eliyle
silerek doğrulur ve "Bizi öldükten
sonra dirilten Allah’a hamd olsun.
Yeniden diriltip huzurunda toplayacak da O’dur." diye dua ederdi. Bazen
Medine’nin berrak gökyüzüne
bakarak l-i İmrân Sûresi’nin son on bir âyetini okurdu. Sağ tarafından
başlayıp gömleğini giyer ve ilk iş
olarak inci dişlerini misvâklardı.
Abdest bozacağı yere yaklaştığı sırada
"Allah’ım! Her tür şeytandan
(kötülüklerden ve günahlardan) sana sığınırım." diye dua eder oradan uzaklaşırken "Allah’ım! Beni
bağışlamanı dilerim."
Anlamında "Gufrânek" derdi. (Tirmizî Tahâret 7) Abdest alıp teheccüd
namazına başlardı. Canlı ve coşkulu bir
ibadetten sonra mübarek bedeni
yorulduğu için yeniden istirahata
çekilirdi. Ayrıca geceleri Bakî
Mezarlığı’na gider vefat eden ashâbına dua ederdi. Çok önem
verdiği bu görevi hiç ihmâl etmezdi.
Sabaha doğru müezzin Resûlullah’ın evine iki defa uğrardı. Birincisinde
namaz vaktinin girdiğini haber verir o zaman Efendimiz tekrar kalkıp sabah
namazının iki rekat sünnetini kılar sağ tarafına uzanıp dinlenirdi.
Müezzinin ikinci gelişinde mescide
çıkıp kendisini bekleyen ashâbına
sabah namazını kıldırırdı. (Buhârî Teheccüd 23) Namaza başlamadan
önce safların ip gibi düzgün
tutulmasını tavsiye eder bazen sahabilerin omzuna dokunarak
herkesi bir hizaya getirirdi. (Müslim Salât 122- 128) ASHABIYLA SOHBET EDERDİ Ortalık iyice aydınlanmadan namaz
kılınmış olur kadınlar geldikleri gibi sessizce evlerine döner âcil işi olmayan erkekler Peygamberimizle
beraber olmak onun gül yüzüne doya doya bakmak için yerlerinden
ayrılmazlardı. Mihrapta bağdaş kurup
oturan Efendimiz güneş doğuncaya
kadar ashâbıyla sohbet ederdi.
(Müslim Mesâcid 286) Bazen ashâbına o gece gördükleri rüyayı sorar rüyalarını tâbir ederdi; rüya gören
olmamışsa kendi rüyasını anlatırdı. Zira
Peygamberimiz rüyalarda önemli
olayların ipuçlarını bulur mü’minin gördüğü rüyanın peygamberliğin kırk
altıda biri olduğunu söylerdi. (Buhârî Ta’bîr 2) EVİNE BESMELEYLE GİRERDİ Peygamber Efendimiz daha sonra eve
döner besmele çekerek içeri girer sol tarafından başlayıp ayakkabısını
çıkarır ev halkına selâm verirdi. Eve besmeleyle girildiğinde şeytanın
üzüldüğünü adamlarını "Artık burada kalamazsınız." diye uyardığını söylerdi.
(Müslim Eşribe 103) Eve girerken "Allah’ım! Senden hayırlı giriş hayırlı çıkışlar niyaz ederim. Allah’ın adıyla
girdik Allah’ın adıyla çıktık ve Rabb’imiz olan Allah’a tevekkül ettik."
der içeri girer girmez yine dişlerini misvâklardı. (Müslim Tahâret 43 44) Sonra hanımına evde yiyecek bir şey
olup olmadığını sorar yiyecek bir şey yoksa oruca niyet ederdi. (Müslim Sıyâm 169 170) Eline geçeni yoksullarla paylaştığı için yiyecekleri
sık sık tükenir evlerinde haftalarca yemek pişmediği olurdu. Aişe
annemizin dediği gibi böyle
zamanlarda hurma ve su ile veya
komşuların gönderdiği yiyeceklerle
yetinirlerdi. Bazen evde birkaç arpa
ekmeğiyle sirkeden başka bir şey bulunmaz Peygamberler Sultanı "Sirke ne güzel yiyecektir." diyerek
ekmeğini sirkeye banıp yerdi. Gün olur
bir tabak yemekle gün olur birkaç hurmayla idare ederdi. Bir şey yerken
besmele çekmeyi sonra da "elhamdülillah" demeyi hiç ihmal
etmezdi. HANIMINA YARDIM EDERDİ Evde bulunduğu saatlerde eşlerine her
konuda yardım ederdi. Gerekirse evi
süpürür hayvanları sağar elbisesini yamar kendi işini kendi yapardı. (Ahmed İbni Hanbel Müsned VI 256) Her sabah onların hatırını sorar ihtiyaçlarını öğrenir sonra da bunları temin ederdi. Bu maksatla evden
çıkarken önce sağ sonra sol ayakkabısını giyer "Allah’ın adıyla çıkıyorum. Allah’a güveniyorum.
Günahlardan korunmaya güç
yetirmek ibadet ve tâate kuvvet bulmak ancak Allah’ın yardımıyladır."
anlamında "Bismillah tevekkeltü alellah velâ havle velâ kuvvete illâ billâh." derdi. Yolda karşılaştığı
kimselere selâm verip tokalaşırdı.
Duha namazı diye de anılan kuşluk
namazını hiç ihmal etmezdi. Öğle sıcağı
iyice bastırınca kaylûle yapar yani öğle
uykusuna yatardı. Sevdiği kimselerin evinde de kaylûle yaptığı da olurdu. HASTALARI ZİYARET EDERDİ Vaktinin önemli bir kısmı Mescid-i
Nebevî’de geçerdi. Müslümanlarla
orada görüşüp sohbet eder sorularını cevaplandırır öğüt isteyenlere öğüt verirdi. Önemli bir duyuruda
bulunacağı zaman herkesi orada
toplar ganimet mallarını dağıtır göndereceği heyetleri askerî birlikleri tayin edeceği kumandanları valileri zekât memurlarını dini öğretecek muallimleri belirler yabancı heyetleri kabul eder onları orada veya mescidin yanında kurulan çadırlarda
ağırlardı. Hasta olanları sorup öğrenir onları evlerinde ziyaret ederdi. Dargın
olanları barıştırmaya çok önem verir evleri uzakta bile olsa yanına birkaç kişiyi alarak oraya gider barışmalarını sağlardı. Sahâbîler evlerinde Resûlullah’ın namaz kılmasını böylece yuvalarının bereketlenmesini isterler yemek ikram etme bahanesiyle onu
davet ederlerdi.
O da kimseyi kırmaz istedikleri yerde namaz kılardı. Şayet orası Mescid-i
Nebevî’ye uzaksa namaz vakti de girmişse evdekilere imam olup namazı kıldırırdı. SAĞ TARAFINA YATARDI Yatsı namazı kılındıktan sonra önemli
bir işi yoksa kardan beyaz dişlerini temizleyip abdestini alır yatağına gider İhlâs ve Muavvizeteyn’i yani Kulhüvallâhüahad ile Kul eûzüleri
okuyup ellerine üfler sonra da ellerini yüzüne ve vücuduna sürerdi. Yavaşça
sağ yanına uzanır mis kokulu avucuna gül yanağını koyar ve bazı
dualar okurdu. Kimi zaman kısaca
"Allah’ım! Senin adınla ölür senin adınla dirilirim." Anlamında
"Allâhümme bismike emûtü ve ahyâ."
der (Buhârî Daavât 7 8) bazen daha uzun dualar okur sonra kendisini bir tür ölüm kabul ettiği uykunun
kollarına bırakıverirdi. BİR NÜKTE Hazreti Süleyman bir karıncanın bir
senede ne yiyeceğini sormuş. "Bir
buğday" demişler. O da denemek için
karıncayı bir kutuya koymuş ve içine
de bir tane buğday atmış. Bir sene
sonra açıp baktığında kutuda karınca ve buğdayın yarısı varmış. Karıncaya
sormuş: "Sen senede bir buğday
yemez miydin?". "O rızkımı Allah verirken öyle idi. Ama rızık senin
vasıtanla gelince senin ileride ne
yapacağını bilemedim ki onun için
ihtiyatlı davrandım." BİR DUA Ey merhametlilerin en merhametlisi! Ey
tövbeleri kabul eden ve dualara
karşılık veren Rabbimiz! Sana
yöneldik. Peygamberimiz’i şefaatçi
yapıyor ellerimizi O’nun mübarek ellerinin altında tutuyor ve
istediklerimizi öylece istiyoruz.
Günahımız çoktur ama Senin rahmetin
her şeyi aşkındır. Bize rahmetinle
muamele et.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt