Oksijensiz kalan bebeklerde risk azalacak

  • 23 Ekim 2010
  • 4177 Okunma
  • 1 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. ANKARA - Yeşim Sert Karaaslan - Anne karnında, doğumda ya da doğum esnasında herhangi bir nedenle bebeğin yeterli oksijen alamaması halinde gelişebilecek beyin hasarı riskini azaltan ''COOL CAP (baş soğutma)'' yöntemi, yurt dışından sonra Türkiye'de de uygulanıyor.
    Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kıvılcım Gücüyener öncülüğünde uygulanması başlanan yöntemle, oksijensiz kaldığı için ileride çeşitli derecelerde beyin hasarı gelişme riski taşıyan bebeklerde kalıcı hasar azalıyor ve bazı bebeklerde tam iyileşme şansı doğuyor.
    Gücüyener, bebeğin herhangi nedenden ötürü kısa bir süre dahi oksijensiz kalmasının (hipoksi), beyin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini, bebekte bedensel ve zihinsel özür bırakabileceğini söyledi.
    Bebeğin yeterli oksijen alamamasına, çok çeşitli nedenlerin yanı sıra, anne karnındayken annenin bir darba maruz kalması, kaza geçirmesi ve düşmesinin bile neden olabileceğini anlatan Gücüyener, doğum sırasında ya da doğumdan hemen sonra da oksijen alınamamasının mümkün olabildiğini belirtti. Gücüyener, gebeliğin sonuna doğru veya doğum sırasında plasentanın yırtılabildiği ve bebeğin çıkış süresinin uzayabildiği için bebeğin oksijensiz kalabildiğini ifade etti. Bu nedenle, gebelik döneminde bu gibi bir durumla karşılaşıldığında, hikayenin mutlaka hekime anlatılması gerektiğinin önemine değinen Gücüyener, hekimin de anne adayına bu soruları sorması gerektiği uyarısında bulundu.
    Gücüyener, yetersiz oksijen alan yeni doğan bebeklerin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde alınarak, destek tedavisi verildiğini, ancak beyinde oluşan hasar nedeniyle bebeklerde zihinsel ve bedensel hasarların kalabildiğini vurguladı. Bu güne kadar hipoksik bebeklere uygulanan tüm destek tedavilerinin, beyin hasarı gelişmesine engel olamadığını ve hasar oranını azaltmadığını, ancak yaşamsal fonksiyonların korunmasına olanak tanıdığına dikkati çeken Gücüyener, artık dünyanın birçok ülkesinde bu tür vakalarda total vücut ve ''baş soğutma yöntemi''nin tek sonuç veren tedavi yöntemi olarak uygulandığını ve başarılı sonuçlar elde edildiğini söyledi.
    DÜNYADA 1500 BEBEK ÇALIŞMALARDA YER ALDI
    Yöntemin, yurt dışında bazı ülkelerde son 4-5 yıldır rutin tedavi yöntemi olarak uygulandığını anlatan Gücüyener, çok eskiden Rusların çocukları soğuk suya doğru doğurttuklarını, soğuk suda doğum yapıldığı için kafaları soğuk olan bebeklerde, diğer bebeklere oranla daha az ''hipoksi'' görüldüğünü dile getirdi.
    Gücüyener, baş soğutma yönteminin ilk olarak 1960'lı yıllarda denendiğini daha sonra 1990'lı yıllarda çok sayıda hayvan deneylerinden sonra 1998'de pilot çalışmaların başladığını ve günümüze kadar 15'in üstünde bin 500'den fazla bebeği içeren randomize kontrollü çalışma yapıldığını söyledi. Çalışmalarda, tüm vücut ya da sadece baş soğutmasının karşılaştırmalı ikili gruplar üzerinde denendiğini anlatan Gücüyener, baş soğutmasında kullanılan cihazın FDI onaylı olarak birçok ülkede standart uygulanan yöntemler içinde girdiğini belirtti. Gücüyener, ''Bebeklerin bir kısmına vücut, bir kısmına baş soğutma yöntemi uygulandı. Uygulamayla bu bebeklerin ölüm risklerinin, ilerde ortaya çıkabilecek nörolojik komplikasyonlarının sayısı ve şiddetinin azaldığı görüldü'' dedi.
    Gücüyener, yeterli oksijen alamayan bebeklerin yeni doğan nöbetleri geçirdiklerini de belirterek, baş soğutma yöntemi uygulanan bebeklerin kafasına takılan EEG cihazı sayesinde bebeğin nöbet geçirmekte olduğunun anlaşıldığından, soğutma yöntemi ile nöbet sayısının da azaldığını söyledi.
    Soğutma yöntemlerinin, riski ortadan kaldırmadığını belirten Gücüyener, ''Riski yok etmiyor, ancak ilerlemesini engelliyor. Olası etkilerini azaltarak, zihinsel ve bedensel engelin derecesini düşürüyor'' diye konuştu.
    Yöntemin uygulanabilmesi için bebeğin 36 hafta ve üzerinde olması, müdahalenin doğumdan sonra mümkünse ilk 6 saat içinde yapılması gerekiyor.



    AA
     


    Yazan: Burak
  2. UYKU-UYANIK EEG :Kısa süreli olarak en az bir uyku siklusunu (40-90 dakika) görecek şekilde gündüz veya gece uykusunda yapılmaktadır.

    Gündüz uyku EEG si için hastanın gece UYKUSUZ kalması gerekiyor. (böyle hastaların uykusuz kalması çok sağlıklı değil)GECE NORMAL UYKUDA YAPILAN EEG en uygun yöntem olduğunu ayrıca yeterli bilgi sağlama bakımından da en etkili yöntemidir.

    UYKUSUZLUK gibi vücut direncini etkileyen olaylar nöbet eğilimini arttırdığı için; EPİLEPSİ HASTASININ UYKUSUZ KALMAMASI GEREKİYOR.

    Gece normal uykuda(1 saat veya tüm gece) yapılan tetkikin fizyolojik şartlarda ve etik açıdan en uygun yöntem olduğunu ayrıca yeterli bilgi sağlama bakımından da en etkili yöntem olduğunu vurgulamak gerekir.


    ideal EEG LABORATUVARI
    • RUTİN EEG
    • UYKU -UYANIKLIK
    • TÜM GECE EEG veya GECE 1-2 SAATLİK EEG
    • HASTA EVİNDE EEG ÇEKİMLERİ YAPILIR.
    ,

    İRTİBAT EEG TEKNİSYENİ : 0535 477 4386



    GECE KISA SÜRELİ (1-3 SAAT ) UYKU EEG Sİ veya UYKU -UYANIKLIK EEG ÇEKİMLERİ YAPILMAKTADIR


     
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
26/09/2018 - 01:38