Fatih[Sag0]HiphoP
Üye
Müthiş Kapak Sözler
* sokrates bir gün yürürken tek kişinin geçebileceği kadar mesafe olan bir mevkiide dönemin soylularından biriyle karşı karşıya gelir ve ikisi de durur...kısa bir süre bakıştıktan sonra :
soylu: " ben senin gibi pis bir zavallıya yol vermem!"
sokrates: "ben veririm..."
* Konuşma hacettepe üniversitesinde cem yılmaz ile bir hacettepeli arasında geçmektedir:
çocuk: cem bey basında sizin hakkınızda karizmatikmiş diye söylentiler çıkıyor. size göre sizin karizmanız var mı? eğer varsa kaç cm?
cmylmz: valla karizma insanın içinde hissettiği bir şeydir. sen içinde kaç cm hissediyorsan benim de karizmam o kadar.
* 80'li yılların sonların bir beşiktaş-boluspor maçı sırasında hakem beşiktaşın net 2 golünü vermez boluspora havadan bir penaltı verir. maç çığrından çıkmıştır. beşiktaşlılar neredeyse sahayı terketmeyi düşünürler. boluspor 2. golü de atar.
metin tekin santrayı yapmaz bekler. hakem düdüğü bir daha çalar ama metin hala topa dokunmaz.
hakem "metin neden başlamıyosun bak kart çıkartırım" der.
metin cevap verir: "hocam sahanıza geçin de başlayalım"
* bir toplantıda bir genç mehmet akif'i küçük düşürmek için sorar;
-affedersiniz siz veteriner misiniz?
mehmet akif'in cevabı;
-evet bir yeriniz mi ağrıyordu
* kulaklarının büyüklüğü ile ünlü galileo'ye hasımlarından biri:
- "efendim" demiş. "kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi?"
galileo:
- "doğru" demiş. "benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?"
* muhabir: müslüm bey hakan taşıyan için arabeskin yeni peygamberi diyorlar. ne diyorsunuz?
müslüm gürses: ben öyle bir peygamber gönderdiğimi hatırlamıyorum.
* lisenin kantincisi değişmiş yeni kantinci kimse tarafından sevilmemektedir. bir grup arkadaş kantin de oturmuşs sohbet ediyorlar kantincide yanlarına gelir bir kızla sohbete başlar kızın kantinci ile arası iyidir.
kız - o köpek çok tatlıydı yaaa benim de muhabbet kuşlarım var
kantinci - hayvanları çok seviyorsun galiba
arkadaş - seninle niçin ilgileniyor sanıyordun
* yavuz sultan selim seferleri gizli tutarmış.. vezirin teki de inatla soruyomuş nereye sefere gidiyosunuz diye..
yavuz - sen sır tutmasını bilir misin?
vezir - efet hünkarım bilirim
yavuz - ben de.
* rahmetli barış manço fransada bir televizyon programına katılır. herşey gayet güzel giderken sunucu klasik avrupalı edası ile "siz türkler barbarsınız" muhabbetine girer. bunun üzerine barış manço sunucuya üzerinde para olup olmadığını sorar. sunucu cebinden birkaç banknot çıkartıp barış manço'ya uzatır:
b.m: şimdi bu paranın üzerindeki kim?
s: general bilmem ne bilmem neredeki savaşta kahramanlık yapmıştır bla bla bla.
b.m: peki bu?
s: teğmen bilmem ne böyle etmiştir şöyle etmiştir.
bunun üzerine barış manço cebinden birkaç banknot çıkarır ve üzerindekileri teker teker anlatır:
bm: bu mevlana celaleddin rumi; ünlü bir türk düşünürüdür. bu halit refik karay; ünlü bir türk edebiyatçısıdır. bu mustafa kemal atatürk türkiye cumhuriyeti nin kurucusudur.
sesizliğin üzerine sunucuya bakarak şöyle der:
-şimdi siz söyleyin kim barbar?
* sevgili okulumun(!) asistanlarından biri okulu uzatan bir arkadaşın finalde yanına gidip
-eşşeği bile bağlasan buraya dört yılda bitirir demiş. arkadaş da
-o eşşeği iki yıl daha bağlayın hocam asistan olur!!deyip lafı gediğine oturtmuştur helal olsundur!
* cumhuriyet'in ilânından sonra istanbul'da bir resepsiyon verilir.
tüm dünya ülkelerinin elçileri ve ateşeleri de davet edilir.
davet güzel bir şekilde devam etmektedir fakat ingiliz ateşesi olan binbaşının bakışları mustafa kemal'in gözünden kaçmaz.
bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir.
ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir.
yaver mustafa kemal'e şöyle der:
- paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum o da bana mustafa kemal'in çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi.
bunun üzerine mustafa kemal şöyle der:
- git sor bakalım babasının çanakkale'de ne işi varmış?
soylu: " ben senin gibi pis bir zavallıya yol vermem!"
sokrates: "ben veririm..."
* Konuşma hacettepe üniversitesinde cem yılmaz ile bir hacettepeli arasında geçmektedir:
çocuk: cem bey basında sizin hakkınızda karizmatikmiş diye söylentiler çıkıyor. size göre sizin karizmanız var mı? eğer varsa kaç cm?
cmylmz: valla karizma insanın içinde hissettiği bir şeydir. sen içinde kaç cm hissediyorsan benim de karizmam o kadar.
* 80'li yılların sonların bir beşiktaş-boluspor maçı sırasında hakem beşiktaşın net 2 golünü vermez boluspora havadan bir penaltı verir. maç çığrından çıkmıştır. beşiktaşlılar neredeyse sahayı terketmeyi düşünürler. boluspor 2. golü de atar.
metin tekin santrayı yapmaz bekler. hakem düdüğü bir daha çalar ama metin hala topa dokunmaz.
hakem "metin neden başlamıyosun bak kart çıkartırım" der.
metin cevap verir: "hocam sahanıza geçin de başlayalım"
* bir toplantıda bir genç mehmet akif'i küçük düşürmek için sorar;
-affedersiniz siz veteriner misiniz?
mehmet akif'in cevabı;
-evet bir yeriniz mi ağrıyordu
* kulaklarının büyüklüğü ile ünlü galileo'ye hasımlarından biri:
- "efendim" demiş. "kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi?"
galileo:
- "doğru" demiş. "benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?"
* muhabir: müslüm bey hakan taşıyan için arabeskin yeni peygamberi diyorlar. ne diyorsunuz?
müslüm gürses: ben öyle bir peygamber gönderdiğimi hatırlamıyorum.
* lisenin kantincisi değişmiş yeni kantinci kimse tarafından sevilmemektedir. bir grup arkadaş kantin de oturmuşs sohbet ediyorlar kantincide yanlarına gelir bir kızla sohbete başlar kızın kantinci ile arası iyidir.
kız - o köpek çok tatlıydı yaaa benim de muhabbet kuşlarım var
kantinci - hayvanları çok seviyorsun galiba
arkadaş - seninle niçin ilgileniyor sanıyordun
* yavuz sultan selim seferleri gizli tutarmış.. vezirin teki de inatla soruyomuş nereye sefere gidiyosunuz diye..
yavuz - sen sır tutmasını bilir misin?
vezir - efet hünkarım bilirim
yavuz - ben de.
* rahmetli barış manço fransada bir televizyon programına katılır. herşey gayet güzel giderken sunucu klasik avrupalı edası ile "siz türkler barbarsınız" muhabbetine girer. bunun üzerine barış manço sunucuya üzerinde para olup olmadığını sorar. sunucu cebinden birkaç banknot çıkartıp barış manço'ya uzatır:
b.m: şimdi bu paranın üzerindeki kim?
s: general bilmem ne bilmem neredeki savaşta kahramanlık yapmıştır bla bla bla.
b.m: peki bu?
s: teğmen bilmem ne böyle etmiştir şöyle etmiştir.
bunun üzerine barış manço cebinden birkaç banknot çıkarır ve üzerindekileri teker teker anlatır:
bm: bu mevlana celaleddin rumi; ünlü bir türk düşünürüdür. bu halit refik karay; ünlü bir türk edebiyatçısıdır. bu mustafa kemal atatürk türkiye cumhuriyeti nin kurucusudur.
sesizliğin üzerine sunucuya bakarak şöyle der:
-şimdi siz söyleyin kim barbar?
* sevgili okulumun(!) asistanlarından biri okulu uzatan bir arkadaşın finalde yanına gidip
-eşşeği bile bağlasan buraya dört yılda bitirir demiş. arkadaş da
-o eşşeği iki yıl daha bağlayın hocam asistan olur!!deyip lafı gediğine oturtmuştur helal olsundur!
* cumhuriyet'in ilânından sonra istanbul'da bir resepsiyon verilir.
tüm dünya ülkelerinin elçileri ve ateşeleri de davet edilir.
davet güzel bir şekilde devam etmektedir fakat ingiliz ateşesi olan binbaşının bakışları mustafa kemal'in gözünden kaçmaz.
bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir.
ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir.
yaver mustafa kemal'e şöyle der:
- paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum o da bana mustafa kemal'in çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi.
bunun üzerine mustafa kemal şöyle der:
- git sor bakalım babasının çanakkale'de ne işi varmış?




