Albert Einstein
Üye
Muhammed'ül Emin (Güvenilir Muhammed)
[SIZE=+0]Bunun üzerine amcası Ebu Talib’i uyararak Şam’a gitmemelerini Yahudilerin Muhammed (S.A.V)’e kötülük yapabileceklerini söyledi. Ebu Talib ise elinde bulunan bütün malları satıp süratle Mekke’ye döndü.
Muhammed (s.a.v) yirmi yaşındayken ficar harbine katıldı. Savaş¸ Kureyşlilerle Kays kabilesi arasında Nahle denilen yerde vuku buldu. Savaş sulh yoluyla son buldu.
Ficar harbinden sonra Kureyşin ileri gelenlerinden bazıları bir ittifak meydana getirdiler ve adına “Hilful Fudul” dediler. Bu ittifak ve anlaşmada Mekkeli olsun veya olmasın buldukları her mazluma yardım etmeyi ve hakkını vermeyi karar altına aldılar. Peygamberimizde bu anlaşmada amcalarıyla hazır bulundu.
Kendisine peygamberlik görevi geldikten sonra bu toplantı hakkında şunu söylemiştir:
“Ben¸ amcalarımla beraber bir anlaşmaya şahit oldum. Abdullah ibni Cud’a’nın evinde yapılan bir anlaşmaya şahit olmuştum. Bana o anlaşma kırmızı develer elde etmekten daha sevimli idi. Şayet¸ İslam’da da böyle bir toplantıya çağırılırsam hemen icabet ederim.”
Doğruk¸ dürüstlük ve adalet denince Mekke’de insanların aklına tek isim gelirdi. O’da sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’di. Hz.Muhammed (s.a.v) yirmi beş yaşına gelmiş ve kendisine doğruluk ve dürüstlükten ayrılmayacak birine ihtiyacı olan Hz. Hatice’nin kervanında ticaret için sefere çıkmıştı. Seferden döndüklerinde Hz. Hatice’nin hizmetçisi Meysere başlarından geçenleri Hz. Hatice’ye anlattı. Duydukları karşısında hayrete düşen Hz.Hatice¸ Hz. Peygamber (s.a.v) ‘e evlenme teklif etti ve böylece iki cihan sultanı Hz.peygamber Hz. Hatice evlenmişti.
Peygamber (s.a.v) otuzbeş yaşında iken Mekke’de her şeyi silen süpüren bir sel baskını oldu.
Zaten yılların eskitmiş olduğu Kabe duvarları bu sele dayanamadı. Mekkelikler Kabe’yi onarmaya başladılar. Ve her şey bitmiş; sıra Hacerül Esved taşını yerine koymaya gelmişti. Arada çıkan anlaşmazlığı Hz. peygamberin (s.a.v) isabetli bir kararla neticeye bağlaması büyük bir önem arz etmekteydi.[/SIZE]
Muhammed (s.a.v) yirmi yaşındayken ficar harbine katıldı. Savaş¸ Kureyşlilerle Kays kabilesi arasında Nahle denilen yerde vuku buldu. Savaş sulh yoluyla son buldu.
Ficar harbinden sonra Kureyşin ileri gelenlerinden bazıları bir ittifak meydana getirdiler ve adına “Hilful Fudul” dediler. Bu ittifak ve anlaşmada Mekkeli olsun veya olmasın buldukları her mazluma yardım etmeyi ve hakkını vermeyi karar altına aldılar. Peygamberimizde bu anlaşmada amcalarıyla hazır bulundu.
Kendisine peygamberlik görevi geldikten sonra bu toplantı hakkında şunu söylemiştir:
“Ben¸ amcalarımla beraber bir anlaşmaya şahit oldum. Abdullah ibni Cud’a’nın evinde yapılan bir anlaşmaya şahit olmuştum. Bana o anlaşma kırmızı develer elde etmekten daha sevimli idi. Şayet¸ İslam’da da böyle bir toplantıya çağırılırsam hemen icabet ederim.”
Doğruk¸ dürüstlük ve adalet denince Mekke’de insanların aklına tek isim gelirdi. O’da sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’di. Hz.Muhammed (s.a.v) yirmi beş yaşına gelmiş ve kendisine doğruluk ve dürüstlükten ayrılmayacak birine ihtiyacı olan Hz. Hatice’nin kervanında ticaret için sefere çıkmıştı. Seferden döndüklerinde Hz. Hatice’nin hizmetçisi Meysere başlarından geçenleri Hz. Hatice’ye anlattı. Duydukları karşısında hayrete düşen Hz.Hatice¸ Hz. Peygamber (s.a.v) ‘e evlenme teklif etti ve böylece iki cihan sultanı Hz.peygamber Hz. Hatice evlenmişti.
Peygamber (s.a.v) otuzbeş yaşında iken Mekke’de her şeyi silen süpüren bir sel baskını oldu.
Zaten yılların eskitmiş olduğu Kabe duvarları bu sele dayanamadı. Mekkelikler Kabe’yi onarmaya başladılar. Ve her şey bitmiş; sıra Hacerül Esved taşını yerine koymaya gelmişti. Arada çıkan anlaşmazlığı Hz. peygamberin (s.a.v) isabetli bir kararla neticeye bağlaması büyük bir önem arz etmekteydi.[/SIZE]
