arslansem
Üye
Mucizenin adı Dida
Mucizenin adı Dida
Henüz 32 yaşında, mide, akciğer, karaciğer, kolon ve beyin kanserine yakalandı ama...
Henüz 32 yaşında, neredeyse tüm organlarına kanser sıçrayan Kansersiz Yaşam Derneği Başkanı Dida Kaymaz, doktorların 6 ay ömür biçmesine rağmen 6 yıldır mücadelesini sürdürüyor. Türkiyeyi il il dolaşıp yaşadıklarını ve moralin önemini anlatıyor...
Kansersiz Yaşam Derneği Başkanı 32 yaşındaki Dida Kaymaz, yaşama sevincinin yanı sıra çevresine saçtığı pozitif enerjiyle dikkati çekiyor. Tanımayanların kanser hastası olduğuna inanamadıkları Dida Kaymaz, güçlü iradenin,
inancın ve ölümcül bir hastalığın, sevgiyle ve iradeyle nasıl üstesinden gelinebileceğinin adeta canlı örneğini oluşturuyor.
1977 İzmir doğumlu Dida Kaymaz, öğretmen bir anne ile emekli bir babanın iki çocuğundan biri. İzmir Amerikan Lisesinden sonra Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümünü bitiren Kaymaz, yüksek lisansını OTDÜ İşletme Bölümünde tamamladı.
Basketbol makaleleri ile de tanınan Kaymaz, ilk kitabı En Güzel Aşklar Nisanda Yanar ile büyük beğeni kazandı. Çok iyi derecede İngilizce, İspanyolca ve İtalyanca bilen Kaymaz, hayatının baharında kanser hastalığına yakalandı. Büyük mücadele örneği vererek literatüre geçen bir tedavi süreci yaşayan Kaymazın tedavisi hala devam ediyor. Dida
Kaymaza ilk kanser teşhisi iş için gittiği Milanoda, mide kanaması belirtileriyle kaldırıldığı hastanede, henüz 26 yaşındayken konuldu. O dönemdeki psikolojisini Karşımda koskocaman bir düşman vardı, bugüne değin hiç kimsenin alt edemediği diye anlatmaya başlayan genç kadın, hikayesini şöyle sürdürdü:
Hayatımda dönüm noktası olan bu şok edici teşhis, derin bir duygusal çöküntü yaşadığım anda konuldu. Oysa, her taraf
bahardı, gülecek şeylerim vardı, planlarım vardı, en güzelinden geleceğe dair. Kötü, karanlık bir düşün kahramanı oluverdim bir anda. İlk teşhisim konulduktan
sonra bütün doktorların cevap alınmaz demesine, 6 ay ömür biçilmesine rağmen kaygılı ve ümitsiz bir şekilde başlamıştım ilk radyoterapi ve kemoterapi tedavilerine.
Annem, babam, tüm yakınlarım bana üzüntüyle, yaşlı gözlerle bakıyorlardı ama sonra önce ailemin, eşimin ve dostlarımın sevgi yüklü desteğiyle bedenime ansızın giren bu sinsi düşmana inat bugüne kadar 6 yıl daha kazandım hayattan. Dünyada aynı anda, kolonlarında, karaciğerinde, akciğerinde, beyninde kanserle yaşayan başka bir vaka var mıydı?
Yaşadıklarımın, takdiri ilahiden başka bir açıklamasının olmadığını düşünüyorum. Tedaviye başladığım ilk yıllarda,
tahlil sonuçlarını nefesimi tutarak dinledim. Her güzel sonuçta Bir kanca daha attın Didacım hayata dedim kendi kendime. Ama şimdi, rutin kontrollerime gidiyor, tahlillerimi veriyor, sonuçlarını beklemeden ayrılıyorum hastaneden.
Kaymaz, Mücadelemi anlatıyorum herkese anlatabildiğimce. İstiyorum ki hiç kimse hayattan pes etmesin. Ben pes etmedim, etmeyeceğim. Çünkü, doktorum, hastane çalışanları, hatta hatta hastane çevresindeki kafelerde dostlarım oldu.
Beni göremediklerinde hastaneyi arayıp soruyorlar. Tedavim bazen günleri bazen koca bir ayı alıyor. Her şeye rağmen kendimi yine de şanslı görüyorum. Çünkü, tedavim Milanoda, bu alandaki en iyi bilim adamlarından eski Sağlık Bakanı Prof. Dr. Umberto Veronesi nezaretinde sürüyor.
Yıllardır aldığım kemoterapi, radyoterapi, kanser immunoterapisine rağmen alışıldığı gibi saçlarım dökülmedi.
Henüz 32 yaşında, mide, akciğer, karaciğer, kolon ve beyin kanserine yakalandı ama...
Henüz 32 yaşında, neredeyse tüm organlarına kanser sıçrayan Kansersiz Yaşam Derneği Başkanı Dida Kaymaz, doktorların 6 ay ömür biçmesine rağmen 6 yıldır mücadelesini sürdürüyor. Türkiyeyi il il dolaşıp yaşadıklarını ve moralin önemini anlatıyor...
Kansersiz Yaşam Derneği Başkanı 32 yaşındaki Dida Kaymaz, yaşama sevincinin yanı sıra çevresine saçtığı pozitif enerjiyle dikkati çekiyor. Tanımayanların kanser hastası olduğuna inanamadıkları Dida Kaymaz, güçlü iradenin,
inancın ve ölümcül bir hastalığın, sevgiyle ve iradeyle nasıl üstesinden gelinebileceğinin adeta canlı örneğini oluşturuyor.
1977 İzmir doğumlu Dida Kaymaz, öğretmen bir anne ile emekli bir babanın iki çocuğundan biri. İzmir Amerikan Lisesinden sonra Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümünü bitiren Kaymaz, yüksek lisansını OTDÜ İşletme Bölümünde tamamladı.
Basketbol makaleleri ile de tanınan Kaymaz, ilk kitabı En Güzel Aşklar Nisanda Yanar ile büyük beğeni kazandı. Çok iyi derecede İngilizce, İspanyolca ve İtalyanca bilen Kaymaz, hayatının baharında kanser hastalığına yakalandı. Büyük mücadele örneği vererek literatüre geçen bir tedavi süreci yaşayan Kaymazın tedavisi hala devam ediyor. Dida
Kaymaza ilk kanser teşhisi iş için gittiği Milanoda, mide kanaması belirtileriyle kaldırıldığı hastanede, henüz 26 yaşındayken konuldu. O dönemdeki psikolojisini Karşımda koskocaman bir düşman vardı, bugüne değin hiç kimsenin alt edemediği diye anlatmaya başlayan genç kadın, hikayesini şöyle sürdürdü:
Hayatımda dönüm noktası olan bu şok edici teşhis, derin bir duygusal çöküntü yaşadığım anda konuldu. Oysa, her taraf
bahardı, gülecek şeylerim vardı, planlarım vardı, en güzelinden geleceğe dair. Kötü, karanlık bir düşün kahramanı oluverdim bir anda. İlk teşhisim konulduktan
sonra bütün doktorların cevap alınmaz demesine, 6 ay ömür biçilmesine rağmen kaygılı ve ümitsiz bir şekilde başlamıştım ilk radyoterapi ve kemoterapi tedavilerine.
Annem, babam, tüm yakınlarım bana üzüntüyle, yaşlı gözlerle bakıyorlardı ama sonra önce ailemin, eşimin ve dostlarımın sevgi yüklü desteğiyle bedenime ansızın giren bu sinsi düşmana inat bugüne kadar 6 yıl daha kazandım hayattan. Dünyada aynı anda, kolonlarında, karaciğerinde, akciğerinde, beyninde kanserle yaşayan başka bir vaka var mıydı?
Yaşadıklarımın, takdiri ilahiden başka bir açıklamasının olmadığını düşünüyorum. Tedaviye başladığım ilk yıllarda,
tahlil sonuçlarını nefesimi tutarak dinledim. Her güzel sonuçta Bir kanca daha attın Didacım hayata dedim kendi kendime. Ama şimdi, rutin kontrollerime gidiyor, tahlillerimi veriyor, sonuçlarını beklemeden ayrılıyorum hastaneden.
Kaymaz, Mücadelemi anlatıyorum herkese anlatabildiğimce. İstiyorum ki hiç kimse hayattan pes etmesin. Ben pes etmedim, etmeyeceğim. Çünkü, doktorum, hastane çalışanları, hatta hatta hastane çevresindeki kafelerde dostlarım oldu.
Beni göremediklerinde hastaneyi arayıp soruyorlar. Tedavim bazen günleri bazen koca bir ayı alıyor. Her şeye rağmen kendimi yine de şanslı görüyorum. Çünkü, tedavim Milanoda, bu alandaki en iyi bilim adamlarından eski Sağlık Bakanı Prof. Dr. Umberto Veronesi nezaretinde sürüyor.
Yıllardır aldığım kemoterapi, radyoterapi, kanser immunoterapisine rağmen alışıldığı gibi saçlarım dökülmedi.
