Mondros Ateşkes Antlaşması

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
grafikseli 84

grafikseli 84

Üye
    Konu Sahibi
Mondros Ateşkes Antlaşması
Mondros Ateşkes Antlaşması

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Mondros Ateşkes Antlaşması (İng: Armistice of Moudros), sonunda ile arasında imzalanan ateşkes belgesi. Osmanlı Devleti adına Bahriye Nazırı , Büyük Britanya adına Amiral Arthur Gough-Calthorpe (Anlaşma Devletlerinin Akdeniz filo komutanı) tarafından adasının 'nda demirli Agamemnon zırhlısında akşamı imzalanmıştır.
Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin yıkımından sonra kurulan modern Türkiye'nin çerçevesini çizen ilk uluslararası belge olarak önem taşır. 'nın siyasi manifestosu olan Beyannamesinin birinci maddesi, "30 Ekim 1918 tarihli antlaşmanın çizdiği hudutlar (...) dahilinde, dinen, ırkan ve emelen müttehit [birleşik] (...) Osmanlı İslam ekseriyetiyle meskûn bulunan aksamın tamamı, fiilen ve hükmen gayrı kabil-i tecezzi bir küldür [bölünmez bir bütündür]." demek suretiyle, Milli Mücadele'nin hedefi olan ulusal varlığı Mondros Ateşkes Antlaşmasına gönderme yaparak tanımlar.
Anlaşmanın İmzalanması

'de İngiliz hücumu karşısında hezimete uğraması ve 1 Ekim'de 'ın düşmesi üzerine, hükümeti 5 Ekim'de İngiltere ile ateşkes sağlanması için ABD'nin arabuluculuğuna başvurdu. Bu arada 29 Eylül'de Bulgaristan ateşkes imzalamış, bu ülkeye giren Fransız ve müttefik ordularının İstanbul'a yönelmesi olasılığı doğmuştu.


HMS Agamemnon (1915)
8 Ekim'de Talat Paşa kabinesi istifa etti. Eski genelkurmay başkanlarından 'nın 14 Ekim'de kurduğu kabinede, olduğu halde hükümetin Alman yanlısı savaş politikasına karşı çıkan ve İngiliz dostu olarak tanınan (Orbay) Bahriye Nazırı oldu. 18 Ekim'de Türkiye'de esir bulunan İngiliz generali Townsend, Türkiye'nin ateşkes şartlarını iletmek üzere bir gemiyle gizlice Midilli'ye gönderildi. 24 Ekim'de İngiliz hükümeti Limni'de bulunan Amiral Calthorpe'a ateşkes görüşmelerini başlatma yetkisini verdi. Ertesi gün Türk hükümetinin görevlendirdiği Rauf Bey Zafer römorkörüyle Foça'dan Midilli'ye geçti; burada kendisini karşılayan İngiliz kruvazörüyle Limni adasına ulaştı. 27 Ekim'den itibaren dört gün süren çetin müzakereler sonunda 30 Ekim akşamı antlaşma imzalandı. 1 Kasım sabahından geçerli olmak üzere Osmanlı Devleti ile Britanya İmparatorluğu arasında ateşkes ilan edildi.
Müzakerelerde Rauf Bey'e Dışişleri Müsteşarı Reşat Hikmet Bey eşlik etti.
28 Ekim günü Fransız hükümeti bir notayla antlaşma görüşmelerine katılma isteğini bildirdiyse de bu talep İngiltere tarafından dikkate alınmadı. (Savaşın bu aşamasında Türkiye sadece İngiltere ile fiili çatışma halindeydi.)
Bu esnada 24 Ekim'de Almanya'da ihtilal başladı. 3 Kasım'da Avusturya-Macaristan Villa-Giusti Antlaşması ile savaştan çekildi. 7 Kasım'da Alman imparatoru tahttan feragat etti. 11 Kasım'da Compiègne Ormanı'nda imzalanan ateşkes ile Almanya yenilgiyi kabul etti. Aynı gün Avusturya-Macaristan imparatoru da tahtını bıraktı.
Antlaşma Koşulları


'ta, ile ilgili metin bulabilirsiniz.
Mondros Ateşkes Antlaşmasın koşulları, aynı günlerde imzalanan Bulgaristan, Avusturya-Macaristan ve Almanya antlaşmalarıyla benzerlik gösterir. Stratejik noktaların işgali, ordunun terhisi ve donanma ile cephanelerin teslimi gibi askeri tedbirler, yenilen tarafın savaşa devam edemez hale getirmeye yöneliktir. Sadece doğu illerinde karışıklık çıkması halinde İtilaf devletlerine buraları işgal etme yetkisini veren 24. madde, Türk ateşkesine özeldir. Bu madde, tehcirden dönecek Ermenilere karşı direniş gösterilmesi olasılığına karşı anlaşmaya konmuş ancak uygulama görmemiştir.
Antlaşmada Türkiye'nin sınırlarına ve statüsüne ilişkin bir ifade yoktur. Ancak İngilizler Suriye cephesinde ateşkesi tam Türk-Arap etnik sınırında kabul etmekle, Türkiye'nin barıştan sonraki sınırlarına ilişkin ilginç bir fiili durum yaratmışlardır.
Taraflar arasında ateşkes durumu günü öğle vakti başlayacaktır.
Resmî antlaşmanın yanısıra, 'un sözlü açıklamalarını içeren bir mektup da Türk tarafına sunuldu. Bu mektupta, işgal kuvvetlerine Yunan askerinin katılmayacağı ve benzeri taahhütler yer alıyordu.
Antlaşma'nın en önemli maddeleri şunlardır:
  • Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacak ve bölgedeki istihkamlar İtilaf Devletleri tarafından işgal edilebilinecek.
  • Sınır güvenliği ve iç güvenliğin temini dışında Osmanlı ordusu terhis edilecektir.
  • İtilaf Devletleri güvenliklerini sağlamak açısından istedikleri stratejik bölgeyi ele geçirebilecek.
  • Hükümet haberleşmesi dışında telsiz,telgraf kullanılımı İtilaf Devletleri'nin elinde olacak.
  • Toros Tünelleri İtilaf Devletleri'nin kontrolüne geçecek.
  • Ülke içindeki demir yolu hatları İtilaf Devletleri'nin kontrolüne geçecek ve ticaret gemileri İtilaf Devletleri'nin olacak.
  • Altı ilde(Erzurum,Van,Elazığ,Diyarbakır,Sivas,Bitlis) bir karışıklık olması dahilinde İtilaf Devletleri bu bölgeyi işgal etme yetkisine sahip olabilecek.
Yavuz Zırhlısı Tuzağı

Ateşkesin ilginç ayrıntılarından biri, 6 madde aracılığıyla zırhlısının Türkiye'de kalmasının sağlanması idi. Alman donanmasının en güçlü gemilerinden biri olan Goeben zırhlısı savaşın ilk günlerinde Türkiye'ye gelmiş, Osmanlı donanmasına katılıp adı "Yavuz" olarak değiştirildiği halde, mürettebatı ve kaptanı Alman kalmıştı. Rauf Bey ile Calthorpe arasında anlaşmaya varıldığı şekliyle madde, geminin Haliç'te hapsedilerek Almanların eline geçmesini önlemeye yönelikti.
2 Kasım'da yapılan hassas bir operasyonla Liva Amiral (Tuğamiral) Arif Paşa Yavuz zırhlısını Osmanlı zabit ve eratıyla ele geçirdi ve Haliç'e hapsetti.
Tepkiler

İstanbul kamuoyu antlaşma hükümlerini ağır buldu, ancak genel bir iyimserlikle karşıladı. 1 ve 2 Kasım tarihli İstanbul gazeteleri daha çok İstanbul'da savaş ihtimalinin ortadan kalkmış olduğunu vurguladılar. (Bulgaristan'ı işgal eden İtilaf ordularının o günlerde İstanbul'a yönelik taarruzu bekleniyordu.) Mustafa Kemal Paşa'nın görüşlerini yansıtan gazetesi 1 Kasım'da, "Bir devletin küçülmüş bile olsa herhalde bir siyasi mevcudiyet ve milli birlik muhafaza ederek böyle bir badireden kurtulabilmiş olması en büyük siyasi başarı sayılmalıdır." yazıyordu.
Minber, başka birçok yorumcu gibi, Rus ve Avusturya imparatorluklarının parçalanıp anarşiye ve iç savaşa düşmelerini örnek gösteriyor, Türkiye'nin bu akıbetten kurtuluşunu memnunluk verici buluyordu. 'in (Okyar) aynı tarihli başyazısında şöyle deniyordu:
"Cihan Harbi henüz her tarafta bitmemiştir. Ne zaman sona ereceği de katiyetle hesap ve tahmin edilemez. Antlaşma koşullarının ağırlığı bundan ileri gelmiştir. Dünya durumunun fevkaladeliği karşısında İtilaf devletleri tarafından konulan bu kayıtların, bu antlaşma maddelerinin devamı olamaz. Sulh zamanına kadar alınmasına lüzum görülmüş geçici ve ihtiyati tedbirler kabilindendir."
Ancak 13 Kasım'da İtilaf donanmalarının İstanbul'a gelmesi ve kabinesinin kurulmasından sonra antlaşma hükümlerine yönelik kuşku ve kaygılar İstanbul basınında daha sık görülmeye başlandı.
Uygulama

'de İtilaf donanmalarına mensup bir filo, ateşkesin 1. maddesi uyarınca Çanakkale ve İstanbul boğazlarındaki askeri tesisleri işgal etti. Aralık 1918 ve Ocak 1919 aylarında Fransız ve İngiliz birlikleri, 10. ve 16. maddeler uyarınca , , , , ve 'e girdiler.
11-26 Kasım tarihleri arasında Türk ordusu , , ve 'ı tahliye etti. Bu yerlerde Türk direniş örgütlerinin denetiminde, Sovyet modelinden esinlenen kuruldu.
İtalya Fransızların Kilikya (Adana) bölgesine girmesini kendi çıkarlarına yönelik bir tehdit sayarak protesto etti. 1919'da antlaşmanın 7. maddesini gerekçe göstererek tek taraflı olarak 'yı işgal etti. Bu olay Paris'teki barış konferansında diplomatik bir krize yol açtı. Nisan ayında İtalya bir ay süreyle barış konferansını terketti.
Bu olaylar dışında antlaşmanın ilk altı ayı önemli gerilimler olmadan geçti. İstanbul'daki İtilaf temsilcileri ile Türk hükümeti arasındaki en ciddi sorunlar, eski yöneticilerinin savaş ve tehcir suçları nedeniyle yargılanması ve tutuklanması konusundan doğdu.
Antlaşmanın nisbi sessizlik dönemi Mayıs 1919 başlarında sona erdi. Bu tarihte , Mondros'ta verilmiş sözlere aykırı olarak, 'in Yunanlılarca işgali kararını aldı. Aynı günlerde Türkiye'nin birçok köşesi İtilaf devletlerince işgal edildi; ve milli şura hükümetleri İngilizler tarafından dağıtıldı. Aynı günlerde ilan edilmesi beklenen barış antlaşması belirsiz bir geleceğe ertelendi.
İtilaf devletleri politikasında meydana gelen bu ani değişim, Türk tarihçileri tarafından henüz yeterince incelenmemiş bir konudur.
Kaynakça

  1. Rauf Orbay, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e (Hatıralar), der. Cemal Kutay, IV.131-245.
  2. ****.e. 209.
  3. Orbay, ****.e. IV.196-242; Minber 1 Teşrin-i Sani 1918; İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, IV.450-451,
  4. Rauf Orbay, ****.e., 207, 249.
  5. Erol Kaya, Mustafa Kemal Atatürk'ün İlk Gazetesi Minber, İstanbul 2007, s. 164.
  6. ****.e. 165.
  7. ****.e. s. 39.


kardeşimin okuldan istemişler...burada da ihtiyacı olan vardır diye ekledim...
 


Doğuş Pertez

Doğuş Pertez

Emekli Yönetici
Teşşekürler.
 
grafikseli 84

grafikseli 84

Üye
    Konu Sahibi
elimden geleni yapmaya çalışıyorum...faydalı bir konu gördüğüm anda paylaşım yapmaya çalışıyorum..sizde faydalanın
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Benzer Konular

Eren Değerli
Cevap
1
Görüntüleme
599
cihanyurdakul
Baydırman
Cevap
1
Görüntüleme
578
PALA.
Selim Baltaci
Cevap
0
Görüntüleme
458
Selim Baltaci
Selim Baltaci
Cevap
0
Görüntüleme
515
Selim Baltaci


Üst Alt