Burak
Üye
Minu / Deniz Kurbanzade
Minu, yaşam boyu süren tutkulu bir aşkın öyküsü
Üstelik aynı zamanda bir aşk-ı memnu, yani yasak bir aşk bu! Tıpkı Halit Ziya Uşaklıgilin unutulmaz eseri Aşk-Memnuda olduğu gibi, Minu da aile içinde yaşanan ancak son derece masum ve hüzünlü de olan bir yasak aşkı anlatıyor. Ama öte yandan aynı mitolojideki Ulises gibi, bir yol ve kendini bulma hikayesi de bu! Romanın kahramanı olan Refikin dünyanın pek çok farklı noktasına yaptığı uzun yolculuklarla süren yaşam öyküsü, Mevlana öğretileriyle olgunlaşıyor.
Amerikalı bir Hollywood yıldızı sanılacak kadar yakışıklı bir genç erkek ve Berlinden üstün başarıyla mezun olan, son derece zeki bir mühendis; Refik Ateş rengi saçlarıyla her göreni büyüleyen güzeller güzeli ve aynı zamanda ayakları yere basan, tuttuğunu koparan, başarılı bir avukat kadın; Minu Geçtiğimiz yüzyılın başında İstanbulda başlayan, Boğaziçindeki zarif yalılardan İsveçe, Avrupanın şık başkentlerinden Arjantine dek uzanan bu heyecanlı, tutkulu ve görkemli öykü, artık pek rastlanmayan büyüklükte bir aşkı anlatıyor.
Bu renkli hikaye, her sayfada eklenen yeni bir renkle okuyucusunun başını döndürüyor. Öte yandan İkinci Dünya Savaşından şiddet dolu manzaralar gibi 20. Yüzyılın bütününe dair pek çok tarihi detayın da yer aldığı bu görkemli roman, epik bir niteliğe de sahip. Bir Osmanlı ailesinin geleneklerini, geçtiğimiz yüzyıl başından İstanbul manzaralarını ya da Boğazdaki bir yalıda geçen hayatı anlatırken birden bir mobilya detayını olanca canlılığıyla tasvir edebiliyor. Ya da Refikin annesinin piyanoya değen parmaklarından yükselen müziği sanki canlıymış gibi kulaklarınıza taşıyabiliyor. Deniz Kurbanzadenin bu canlı, son derece renkli ve detaylı anlatımıyla zenginleşen Minu, hem unutulmaz bir aşkın tutkusunu, hem de geniş bir tarih diliminde dünyanın pek çok farklı köşesinde yaşanan maceraları iç içe geçerek anlatıyor. Minu ise Cumhuriyetin ilk yıllarından, ayakları yere basan, erkeklerle eşit, tuttuğunu koparan, başarılı bir kadın portresi olarak unutulmaz roman kahramanları arasına ismini yazdırıyor.
Amerikalı bir Hollywood yıldızı sanılacak kadar yakışıklı bir genç erkek ve Berlinden üstün başarıyla mezun olan, son derece zeki bir mühendis; Refik Ateş rengi saçlarıyla her göreni büyüleyen güzeller güzeli ve aynı zamanda ayakları yere basan, tuttuğunu koparan, başarılı bir avukat kadın; Minu Geçtiğimiz yüzyılın başında İstanbulda başlayan, Boğaziçindeki zarif yalılardan İsveçe, Avrupanın şık başkentlerinden Arjantine dek uzanan bu heyecanlı, tutkulu ve görkemli öykü, artık pek rastlanmayan büyüklükte bir aşkı anlatıyor.
Bu renkli hikaye, her sayfada eklenen yeni bir renkle okuyucusunun başını döndürüyor. Öte yandan İkinci Dünya Savaşından şiddet dolu manzaralar gibi 20. Yüzyılın bütününe dair pek çok tarihi detayın da yer aldığı bu görkemli roman, epik bir niteliğe de sahip. Bir Osmanlı ailesinin geleneklerini, geçtiğimiz yüzyıl başından İstanbul manzaralarını ya da Boğazdaki bir yalıda geçen hayatı anlatırken birden bir mobilya detayını olanca canlılığıyla tasvir edebiliyor. Ya da Refikin annesinin piyanoya değen parmaklarından yükselen müziği sanki canlıymış gibi kulaklarınıza taşıyabiliyor. Deniz Kurbanzadenin bu canlı, son derece renkli ve detaylı anlatımıyla zenginleşen Minu, hem unutulmaz bir aşkın tutkusunu, hem de geniş bir tarih diliminde dünyanın pek çok farklı köşesinde yaşanan maceraları iç içe geçerek anlatıyor. Minu ise Cumhuriyetin ilk yıllarından, ayakları yere basan, erkeklerle eşit, tuttuğunu koparan, başarılı bir kadın portresi olarak unutulmaz roman kahramanları arasına ismini yazdırıyor.
