HeiLmasTer®
Üye
Merkel, Afrikayı İsrailden izliyor
Bugün üçüncü kez, İsrailli ve Alman bakanlar ortak bir toplantı için biraraya geliyorlar. Bu toplantı çerçevesinde, ikili sosyo-ekonomik ve kültürel ilişkiler ile ilgili yedi anlaşma imzalandı. Biz, İsrail ve Almanya, müttefikiz ve her iki taraf ilişkimizi ve ikili işbirliğini güçlendirilme konusunda çok isteklidir. Bölgemizde barış ve güvenliği ilerletmek için de güçlü bir arzumuz var; Şansölye Merkel ve ben bu konuda çeşitli fikirler hakkında uzun uzadıya konuştuk. Çok fırtınalı ve istikrarsız bir dönemde olduğumuzu biliyoruz ve istikrar, barış ve güvenliği geliştirmek istiyoruz.
Bugünkü toplantıda, bakanlar, dış ilişkiler ve uluslararası yardım, iç güvenlik ve acil durumlarda yapılacaklar, bilim, ekonomi, eğitim ve mirasın korunması, çevreyi koruma, ulaşım, tarım ve hükümet hizmetlerinin geliştirilmesi konuları ile ilgili tartışmalarını ve vardıkları anlaşmaları sunacaklar.
Tüm bu konuları görüşmek istediğimizden, kısa konuşmalıyız. Bu amaçla, bizim ülkelerimiz ve tüm bölge için önemli olan birçok konuda ilerleme kaydettiğimizi bilerek, şimdi sözlerime son veriyorum. ”
Başbakan Netanyahu ve Federal Almanya Cumhuriyeti Şansölyesi Angela Merkel arasında Ortak Basın Toplantısı
Sayın Şansölye, İsrail’e hoş geldiniz, Yeruşalayim’e hoş geldiniz. Bu önemli ziyarette size katılan Alman hükümetinin bakanlarına da hoşgeldiniz demek istiyorum.
Bu, İsrail ve Alman hükümetleri arasında yapılan üçüncü toplantıdır. Bu toplantılar, İsrail ve Almanya arasında ve Yahudi ve Alman halkları arasında meydana gelmiş olan çok derin, köklü bir değişimin başka bir ifadesidir.
Bu değişim Başbakan David Ben-Gurion ve Şansölye Adenauer ile başladı, diğer Almanya şansölyeleri ve İsrail başbakanları ile devam etti ve bugün biz bunu, geliştirip derinleştirerek devam ettiriyoruz.
Yahudi halkı karşısında farklı bir Almanya olduğunu biliyor – İsrail Devletinin, Yahudi devletinin geleceğini, güvenliğini, refahını garantiye alma çabasında yanımızda olan bir Almanya. Arkadaşım Angela Merkel, bugün burada ziyaretin bölgemizde büyük fırtınaların olduğu bir zamanda gerçekleşiyor. İstikrarı sorgulanamayacak tek yer vardır ve bu İsrail’dir.
Ortaklığımız en başta sağlam, derin ve güçlü müşterek değerler ve aynı zamanda ortak çıkarlar üzerine kuruludur. Buna birkaç dakika önce, hükümet bakanlarımız arasındaki çok kısa ama kapsamlı tartışmalarda tanık olduk. Güvenlik, ekonomi, bilim ve teknoloji, çevreyi koruma, kültür, sanat ve daha birçok konuda bakanlar arasında kapsamlı müzakerelerde, geniş bir yelpazede ele alınan konular yedi anlaşma ile sonuçlandı.
Ayrıca, ortak hedefimiz olan, bölgede barış ve güvenliğin geliştirilmesini uzun uzadıya tartıştık. Ben, İsrail Hükümetinin barış konusunda kararlı olduğunu, ve bizimle Filistinliler arasında bir çözüm geliştirmek için çalışmaya devam edeceğini vurguladım. Bu, o kadar basit değildir. Kalıcı bir barış yapacak isek, çözülmesi gereken pek çok konu vardır. Ama sonuçta, böyle bir çözüm elde etmek için çare, tek taraflı eylemler ya da dışarıdan barışı zorlama girişimleri değildir. Barış sadece birlikte oturarak, karmaşık ve zor bir çatışmayı çözmek için çaba göstererek, doğrudan görüşmeler yoluyla elde edilebilir.
Abu-Mazen buraya sadece on dakika uzaklıkta, Ramallah’tadır. Ben ona gidebilirim ve o bana gelebilir. Sonuçta, biraz zaman alsa bile barışı elde etmenin başka hiçbir yolu yoktur. Biz barışın kök alabilmesi için bu bölgede istikrarı da sağlamak istiyoruz. Açıkçası, barışın, güvenlikle sabitlenmesi gerekir. Bugün herkesin güvenlik düzenlemelerinin iki sebepten dolayı zorunlu olduğunu anladığını düşünüyorum: bu düzenlemeler barışı idame ettirirler ve eğer barış bozulursa gereklidirler. Biz bu iki seçenek için hazırlıklı olmalıyız ve bu yüzden, bu konularda ve bizi ve komşularımızı ilgilendiren tüm konularda müzakereler doğrudan görüşmelerle yapılmalıdır.
Güvenlik düzenlemeleri ayrıca, başta Tahran’da Ayetullahların rejimi olmak üzere, barışı çökertmek isteyen güçler olduğundan da gereklidir. Iran her yerde barış ve istikrarı baltalamak için çalışıyor. Afganistan, Irak, Yemen, Lübnan, Gazze ve Afrika’da faaliyet gösteriyor. Aynı zamanda Avrupa’ya tehdit etme yeteneğini geliştiriyor. İran nükleer silah yokluğunda bunları yapıyorsa, elinde bu silahlar olsa ne kadar büyük bir tehdit oluşturacağını düşünün.
Bu nedenle, İran’ın nükleer kapasite edinmesini önlemek, barış, istikrar ve sorumluluk çabasıdır ve ben bu konuda Şansölye Merkel’in tutarlı, açık ve sağlam duruşunu övmek istiyorum. Bu duruş, şimdi her zamankinden daha gereklidir, çünkü İran, uluslararası topluma, nükleer silah geliştirme emellerinden vazgeçmeyeceğini çok net bir mesajla bildiriyor.
Ben bu yüzden, uluslararası toplumun, öncelikle yaptırımları çoğaltarak, bu emelleri önlemek niyetinde olduğuna dair net bir mesaj göndermesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Bu konuda birçok kez konuştum. Ancak bu yaptırımların İran’ı nükleer silah programını terk etmeye ikna etmesi için, İran’ın eğer yaptırımlar fayda etmezse başka bir seçeneğin var olduğunu bilmesi gerekir. Bu seçenek ne kadar güvenilir ise, uluslararası toplumun ona başvurma olasılığı o kadar az olur.
Şansölye Merkel’e, İran’ın nükleer silahlarından bahsettiğim 16 yıl içinde, İran’ın gerçekten nükleer programını durdurduğu bir yıl olduğunu ve o yılın ABD’nin o seçeneğe başvuracağına inandığı 2003 yılı olduğunu anlattım. Ben, uluslararası toplumun, sağduyu ile hareket edip kararlılık göstererek, hepimiz için tehditleri önlemek ve barışa teşvik amacıyla güçlerini birleştirirse, bu zor zamanlarda bile başarılı olabileceğimize inanıyorum.
Bu nedenle, sana teşekkür etmek istiyorum Şansölye Merkel, ziyaretin için ve Alman hükümetinin bakanlarının ziyareti için. Hükümetlerimiz arasındaki işbirliğini takdir ediyoruz. Bu işbirliğinin kendi kendine olmadığını biliyorum. Bu, çabanın, iyi niyetin ve liderlerin yol göstermelerinin ürünüdür. Bu yüzden sana saygılarımı sunmak ve İsrail ile Almanya arasında işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla Almanya Şansölyesi olarak görev süren boyunca yapmış olduğun her şey için teşekkür etmek istiyorum. Ülkelerimizin yararına ortak hedeflerimizi desteklemek ve bölgesel istikrar ve barış için önümüzdeki yıllarda seninle zevkle çalışmaya devam etmeyi bekliyorum.
Sorular ve Cevaplar
Soru: Sayın Şansölye, bu sabah Ha’aretz, İsrail’in müttefiklerinden, Mübarek’in ve rejiminın istikrarını korumalarını ve onun hakkında eleştiri yapmaktan kaçınmalarını istediğini yayınladı. Bu isteği ve arkasındaki kavramı, yani rejim çökerse aşırı güçlerin iktidara geleceklerini kabul ediyormusunuz, ve Amerikan İdaresinin Mısır Cumhurbaşkanına verdiği soğuk destek hakkında ne düşünüyorsunuz?
İsrail ve Almanya arasındaki ilişkilerle ilgili olarak, Almanya’nın İsrail’in güvenliğine bağlılığı iyi bilinmektedir ve kendini savunma konusunda da İsrail tarafında olduğu da bilinir. Ama bunun aksine, geçen Kasım ayında Wikileaks belgeleri, Ulusal Güvenlik Danışmanınızın, yerleşimleri dondurmayı kabul etmemesi durumunda, Amerikan Yönetimine İsrail ve Başbakanı Netanyahu’yu tehdit etmesini önerdiğini, İsrail’in kendini koruma hakkını savunmasında ve Goldstone raporunu-İsrail’in savaş suçlarıyla itham edildiği bir rapor- frenleme konusunda yardımcı olmamasını önerdiğini gözler önüne serdi. Sizin yakın danışmanınız tarafından yapılan bu öneriye yanıtınız nedir ve tüm ülkeler arasında bilhassa Almanya’nın İsrail’i savaş suçu ile suçlamasını nasıl açıklıyorsunuz?
Ve yerleşimleri dondurma konusunda, halen İsrail’in müzakerelerin başlamasından önce inşaatları durdurması talebiniz devam edıyor mu? Ya da acaba, siz de Amerikan Hükümeti gibi, görüşmeleri bu talebin durdurduğunu anladınız mı? Teşekkür ederim.
Ve Başbakan Netanyahu, AP haber ajansı İsrail’in Sina’da askerden arındırılmış bölgeye iki askeri alayın girişine izin verdiğini duyurdu. Bunu teyit edebilir misiniz ve İsrail Mısır’a düzen empoze çabasında yardımcı olmaya devam edecek mi? Teşekkür ederim.
Başbakan Netanyahu: Ben gazetelerde yazılı her şeye değinemem, ama bizim Mısır ile ilgili politikamızın ne olduğunu söylemek istiyorum. 30 yıl önce, bölgede büyük bir değişim oldu. İsrail’e karşı savaşlara önderlik eden en büyük Arap ülkesi- Mısır – İsrail ile barış yaptı ve bu, bölgede yeni bir durum yarattı, bizim için ve Mısır için yeni bir durum.
Bu nedenle, amacımız barışı korumak olmuştur ve halen böyledir. Bunun, yalnız bizim için değil, Almanya’nın da, dostumuz ABD’nin de, tüm ülkelerin de mutlak önceliği olduğu açıktır. Tüm ülkeler barışın devam etmesini istiyor. Kimse o zor zamanlara geri dönmek istemiyor, ve hepimiz barışın devam edeceğini umarak endişe ve kaygı ile olayları takip ediyoruz.
Barış ve istikrar önemlidir. Bunlar birbirine bağlıdırlar. Bunu biliyoruz. Bu bizim politikalarımızın sebebidir. Politikamız, mümkün olduğu kadar barışı korumaktır. On yıllar boyunca, Mısır barış anlaşmasını sürdürdü, ihlal etmedi, ve son günlerde de ihlal etmedi.
Soru: Bu soru her iki lider için. ABD’nin ve onun arkasından diğer Avrupa ülkelerinin kargaşa başladıktan sonra Mübarek’i terk etmeleri bölge ülkelerinin liderlerine sizce ne gibi bir ders öğretir? Amerikan politikasının Ürdün ve diğer demokratik olmayan ülkelere gönderdiği mesaj nedir? Ve Sayın Başbakan için bir soru: Orada neler olduğuna dair rapor almak için Mısır büyükelçimizle konuşma şansınız oldu mu?
Başbakan Netanyahu: Ben son birkaç gün içinde art arda, Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı ile ve tüm istihbarat servisleri ile konuştum. Dışişleri Bakanı beni Kahire’de elçiliğimizden gelen her konuda haberdar ediyor ve sizi temin ederim ki ben de onu istihbarat servislerinden gelen her konu hakkında haberdar ediyorum.
Bizim sorunumuz güncellenmiş olup olmadığımız değildir. Bizim iki sorunumuz var. Birincisi,oradaki vatandaşlarımızla ilgili endişelerimiz, ve bu konuyu sorumlulukla ele aldığımızı düşünüyorum. Mesaj yollamaktan sakınıyoruz, ama aynı zamanda tüm İsrail devlet kurumları arasında tam bir koordinasyon içinde, gerekli adımlar atılmaktadır.
İkinci sorun durumun çok dinamik olmasıdır. Hepimiz olmasını görmek istediklerimizi biliyoruz. Ben demokratik bir dünyada büyük farklılıklar olduğunu düşünmüyorum. En ciddi endişemiz, hızlı değişim durumlarında ve çağdaş demokrasinin temellerinin yokluğunda ortaya ortaya çıkabilecek olandır. Bu, İran dahil, daha evvel birçok ülkede ortaya çıkmış olan, insan haklarını bastıran, hiçbir özgürlük ve hak sağlamayan, barış, istikrar ve tüm uygar insanların çıkarları için korkunç bir tehdit oluşturan baskıcı radikal İslamcı rejimlerdir.
Bu bizim endişemizdir. Benim endişemdir. Birçoklarının bu endişeyi paylaştığını düşünüyorum. Sizi temin ederim ki, her gerektiğinde, koşulları ve tehlikeleri göz önüne alarak sürekli rapor alıyorum.
Soru: Sayın Başbakan, önümüzdeki hafta siz Münih’te olacaksınız ve Quartet ile buluşacaksınız. İsrail hükümeti Filistinlilere yeni bir şey teklif edebilir mi?
Başbakan Netanyahu: ” O zaman bilge adam sessiz kalacak” diyen eski bir İbranice söz vardır. Almanca’ya nasıl çevirilir bilmiyorum. Neyse, söylediklerimin ötesinde Mısır’da olası gelişmeleri yorumlamaya niyetim yok.
Sorunların en iyi şekilde çözüleceğini umuyoruz. Konuştuğum bütün liderler tarafından paylaşıldığına inandığım bir kaygıyı dile getirdim, ve son birkaç gün içinde birçoğu ile konuştum. Hepimiz durumun barışçıl yollarla düzelmesini, istikrarın yeniden sağlanmasını ve barışın korunmasını umuyoruz. Ben, istikrarsızlık ve huzursuzluğun köktendinci İslamcı unsurlardan kaynaklandığını düşünmüyorum. Tunus’ta da bu böyle değildir, Mısır’da da böyle olduğunu düşünmüyorum. Ancak, bir kaos ortamında, örgütlü bir İslami güç kontrolü ele geçirebilir. Bu evvelden gerçekleşti. Örgütlü bir güç devrim sonrası kontrolu İran’da ve başka yerlerde devraldı. Dışişleri Bakanı dün bana aynı durumun Bolşevik Devriminde de olduğunu hatırlattı. Demokratik bir rejim vardı ve Alexander Kerenski kontrolü ele geçiren örgütlü bir güç tarafından devrildi.
Benim konuştuğum liderlerin istisnasız hiçbiri bu sonuca varılmasını istemiyor. Paylaştığımız başka pek çok şey var ama şu anda bu bölgede ve ötesinde istikrar, ilerleme ve barış isteyenleri birleştiren en önemli şeylerden biri budur.
Bugünkü toplantıda, bakanlar, dış ilişkiler ve uluslararası yardım, iç güvenlik ve acil durumlarda yapılacaklar, bilim, ekonomi, eğitim ve mirasın korunması, çevreyi koruma, ulaşım, tarım ve hükümet hizmetlerinin geliştirilmesi konuları ile ilgili tartışmalarını ve vardıkları anlaşmaları sunacaklar.
Tüm bu konuları görüşmek istediğimizden, kısa konuşmalıyız. Bu amaçla, bizim ülkelerimiz ve tüm bölge için önemli olan birçok konuda ilerleme kaydettiğimizi bilerek, şimdi sözlerime son veriyorum. ”
Başbakan Netanyahu ve Federal Almanya Cumhuriyeti Şansölyesi Angela Merkel arasında Ortak Basın Toplantısı
Sayın Şansölye, İsrail’e hoş geldiniz, Yeruşalayim’e hoş geldiniz. Bu önemli ziyarette size katılan Alman hükümetinin bakanlarına da hoşgeldiniz demek istiyorum.
Bu, İsrail ve Alman hükümetleri arasında yapılan üçüncü toplantıdır. Bu toplantılar, İsrail ve Almanya arasında ve Yahudi ve Alman halkları arasında meydana gelmiş olan çok derin, köklü bir değişimin başka bir ifadesidir.
Bu değişim Başbakan David Ben-Gurion ve Şansölye Adenauer ile başladı, diğer Almanya şansölyeleri ve İsrail başbakanları ile devam etti ve bugün biz bunu, geliştirip derinleştirerek devam ettiriyoruz.
Yahudi halkı karşısında farklı bir Almanya olduğunu biliyor – İsrail Devletinin, Yahudi devletinin geleceğini, güvenliğini, refahını garantiye alma çabasında yanımızda olan bir Almanya. Arkadaşım Angela Merkel, bugün burada ziyaretin bölgemizde büyük fırtınaların olduğu bir zamanda gerçekleşiyor. İstikrarı sorgulanamayacak tek yer vardır ve bu İsrail’dir.
Ortaklığımız en başta sağlam, derin ve güçlü müşterek değerler ve aynı zamanda ortak çıkarlar üzerine kuruludur. Buna birkaç dakika önce, hükümet bakanlarımız arasındaki çok kısa ama kapsamlı tartışmalarda tanık olduk. Güvenlik, ekonomi, bilim ve teknoloji, çevreyi koruma, kültür, sanat ve daha birçok konuda bakanlar arasında kapsamlı müzakerelerde, geniş bir yelpazede ele alınan konular yedi anlaşma ile sonuçlandı.
Ayrıca, ortak hedefimiz olan, bölgede barış ve güvenliğin geliştirilmesini uzun uzadıya tartıştık. Ben, İsrail Hükümetinin barış konusunda kararlı olduğunu, ve bizimle Filistinliler arasında bir çözüm geliştirmek için çalışmaya devam edeceğini vurguladım. Bu, o kadar basit değildir. Kalıcı bir barış yapacak isek, çözülmesi gereken pek çok konu vardır. Ama sonuçta, böyle bir çözüm elde etmek için çare, tek taraflı eylemler ya da dışarıdan barışı zorlama girişimleri değildir. Barış sadece birlikte oturarak, karmaşık ve zor bir çatışmayı çözmek için çaba göstererek, doğrudan görüşmeler yoluyla elde edilebilir.
Abu-Mazen buraya sadece on dakika uzaklıkta, Ramallah’tadır. Ben ona gidebilirim ve o bana gelebilir. Sonuçta, biraz zaman alsa bile barışı elde etmenin başka hiçbir yolu yoktur. Biz barışın kök alabilmesi için bu bölgede istikrarı da sağlamak istiyoruz. Açıkçası, barışın, güvenlikle sabitlenmesi gerekir. Bugün herkesin güvenlik düzenlemelerinin iki sebepten dolayı zorunlu olduğunu anladığını düşünüyorum: bu düzenlemeler barışı idame ettirirler ve eğer barış bozulursa gereklidirler. Biz bu iki seçenek için hazırlıklı olmalıyız ve bu yüzden, bu konularda ve bizi ve komşularımızı ilgilendiren tüm konularda müzakereler doğrudan görüşmelerle yapılmalıdır.
Güvenlik düzenlemeleri ayrıca, başta Tahran’da Ayetullahların rejimi olmak üzere, barışı çökertmek isteyen güçler olduğundan da gereklidir. Iran her yerde barış ve istikrarı baltalamak için çalışıyor. Afganistan, Irak, Yemen, Lübnan, Gazze ve Afrika’da faaliyet gösteriyor. Aynı zamanda Avrupa’ya tehdit etme yeteneğini geliştiriyor. İran nükleer silah yokluğunda bunları yapıyorsa, elinde bu silahlar olsa ne kadar büyük bir tehdit oluşturacağını düşünün.
Bu nedenle, İran’ın nükleer kapasite edinmesini önlemek, barış, istikrar ve sorumluluk çabasıdır ve ben bu konuda Şansölye Merkel’in tutarlı, açık ve sağlam duruşunu övmek istiyorum. Bu duruş, şimdi her zamankinden daha gereklidir, çünkü İran, uluslararası topluma, nükleer silah geliştirme emellerinden vazgeçmeyeceğini çok net bir mesajla bildiriyor.
Ben bu yüzden, uluslararası toplumun, öncelikle yaptırımları çoğaltarak, bu emelleri önlemek niyetinde olduğuna dair net bir mesaj göndermesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Bu konuda birçok kez konuştum. Ancak bu yaptırımların İran’ı nükleer silah programını terk etmeye ikna etmesi için, İran’ın eğer yaptırımlar fayda etmezse başka bir seçeneğin var olduğunu bilmesi gerekir. Bu seçenek ne kadar güvenilir ise, uluslararası toplumun ona başvurma olasılığı o kadar az olur.
Şansölye Merkel’e, İran’ın nükleer silahlarından bahsettiğim 16 yıl içinde, İran’ın gerçekten nükleer programını durdurduğu bir yıl olduğunu ve o yılın ABD’nin o seçeneğe başvuracağına inandığı 2003 yılı olduğunu anlattım. Ben, uluslararası toplumun, sağduyu ile hareket edip kararlılık göstererek, hepimiz için tehditleri önlemek ve barışa teşvik amacıyla güçlerini birleştirirse, bu zor zamanlarda bile başarılı olabileceğimize inanıyorum.
Bu nedenle, sana teşekkür etmek istiyorum Şansölye Merkel, ziyaretin için ve Alman hükümetinin bakanlarının ziyareti için. Hükümetlerimiz arasındaki işbirliğini takdir ediyoruz. Bu işbirliğinin kendi kendine olmadığını biliyorum. Bu, çabanın, iyi niyetin ve liderlerin yol göstermelerinin ürünüdür. Bu yüzden sana saygılarımı sunmak ve İsrail ile Almanya arasında işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla Almanya Şansölyesi olarak görev süren boyunca yapmış olduğun her şey için teşekkür etmek istiyorum. Ülkelerimizin yararına ortak hedeflerimizi desteklemek ve bölgesel istikrar ve barış için önümüzdeki yıllarda seninle zevkle çalışmaya devam etmeyi bekliyorum.
Sorular ve Cevaplar
Soru: Sayın Şansölye, bu sabah Ha’aretz, İsrail’in müttefiklerinden, Mübarek’in ve rejiminın istikrarını korumalarını ve onun hakkında eleştiri yapmaktan kaçınmalarını istediğini yayınladı. Bu isteği ve arkasındaki kavramı, yani rejim çökerse aşırı güçlerin iktidara geleceklerini kabul ediyormusunuz, ve Amerikan İdaresinin Mısır Cumhurbaşkanına verdiği soğuk destek hakkında ne düşünüyorsunuz?
İsrail ve Almanya arasındaki ilişkilerle ilgili olarak, Almanya’nın İsrail’in güvenliğine bağlılığı iyi bilinmektedir ve kendini savunma konusunda da İsrail tarafında olduğu da bilinir. Ama bunun aksine, geçen Kasım ayında Wikileaks belgeleri, Ulusal Güvenlik Danışmanınızın, yerleşimleri dondurmayı kabul etmemesi durumunda, Amerikan Yönetimine İsrail ve Başbakanı Netanyahu’yu tehdit etmesini önerdiğini, İsrail’in kendini koruma hakkını savunmasında ve Goldstone raporunu-İsrail’in savaş suçlarıyla itham edildiği bir rapor- frenleme konusunda yardımcı olmamasını önerdiğini gözler önüne serdi. Sizin yakın danışmanınız tarafından yapılan bu öneriye yanıtınız nedir ve tüm ülkeler arasında bilhassa Almanya’nın İsrail’i savaş suçu ile suçlamasını nasıl açıklıyorsunuz?
Ve yerleşimleri dondurma konusunda, halen İsrail’in müzakerelerin başlamasından önce inşaatları durdurması talebiniz devam edıyor mu? Ya da acaba, siz de Amerikan Hükümeti gibi, görüşmeleri bu talebin durdurduğunu anladınız mı? Teşekkür ederim.
Ve Başbakan Netanyahu, AP haber ajansı İsrail’in Sina’da askerden arındırılmış bölgeye iki askeri alayın girişine izin verdiğini duyurdu. Bunu teyit edebilir misiniz ve İsrail Mısır’a düzen empoze çabasında yardımcı olmaya devam edecek mi? Teşekkür ederim.
Başbakan Netanyahu: Ben gazetelerde yazılı her şeye değinemem, ama bizim Mısır ile ilgili politikamızın ne olduğunu söylemek istiyorum. 30 yıl önce, bölgede büyük bir değişim oldu. İsrail’e karşı savaşlara önderlik eden en büyük Arap ülkesi- Mısır – İsrail ile barış yaptı ve bu, bölgede yeni bir durum yarattı, bizim için ve Mısır için yeni bir durum.
Bu nedenle, amacımız barışı korumak olmuştur ve halen böyledir. Bunun, yalnız bizim için değil, Almanya’nın da, dostumuz ABD’nin de, tüm ülkelerin de mutlak önceliği olduğu açıktır. Tüm ülkeler barışın devam etmesini istiyor. Kimse o zor zamanlara geri dönmek istemiyor, ve hepimiz barışın devam edeceğini umarak endişe ve kaygı ile olayları takip ediyoruz.
Barış ve istikrar önemlidir. Bunlar birbirine bağlıdırlar. Bunu biliyoruz. Bu bizim politikalarımızın sebebidir. Politikamız, mümkün olduğu kadar barışı korumaktır. On yıllar boyunca, Mısır barış anlaşmasını sürdürdü, ihlal etmedi, ve son günlerde de ihlal etmedi.
Soru: Bu soru her iki lider için. ABD’nin ve onun arkasından diğer Avrupa ülkelerinin kargaşa başladıktan sonra Mübarek’i terk etmeleri bölge ülkelerinin liderlerine sizce ne gibi bir ders öğretir? Amerikan politikasının Ürdün ve diğer demokratik olmayan ülkelere gönderdiği mesaj nedir? Ve Sayın Başbakan için bir soru: Orada neler olduğuna dair rapor almak için Mısır büyükelçimizle konuşma şansınız oldu mu?
Başbakan Netanyahu: Ben son birkaç gün içinde art arda, Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı ile ve tüm istihbarat servisleri ile konuştum. Dışişleri Bakanı beni Kahire’de elçiliğimizden gelen her konuda haberdar ediyor ve sizi temin ederim ki ben de onu istihbarat servislerinden gelen her konu hakkında haberdar ediyorum.
Bizim sorunumuz güncellenmiş olup olmadığımız değildir. Bizim iki sorunumuz var. Birincisi,oradaki vatandaşlarımızla ilgili endişelerimiz, ve bu konuyu sorumlulukla ele aldığımızı düşünüyorum. Mesaj yollamaktan sakınıyoruz, ama aynı zamanda tüm İsrail devlet kurumları arasında tam bir koordinasyon içinde, gerekli adımlar atılmaktadır.
İkinci sorun durumun çok dinamik olmasıdır. Hepimiz olmasını görmek istediklerimizi biliyoruz. Ben demokratik bir dünyada büyük farklılıklar olduğunu düşünmüyorum. En ciddi endişemiz, hızlı değişim durumlarında ve çağdaş demokrasinin temellerinin yokluğunda ortaya ortaya çıkabilecek olandır. Bu, İran dahil, daha evvel birçok ülkede ortaya çıkmış olan, insan haklarını bastıran, hiçbir özgürlük ve hak sağlamayan, barış, istikrar ve tüm uygar insanların çıkarları için korkunç bir tehdit oluşturan baskıcı radikal İslamcı rejimlerdir.
Bu bizim endişemizdir. Benim endişemdir. Birçoklarının bu endişeyi paylaştığını düşünüyorum. Sizi temin ederim ki, her gerektiğinde, koşulları ve tehlikeleri göz önüne alarak sürekli rapor alıyorum.
Soru: Sayın Başbakan, önümüzdeki hafta siz Münih’te olacaksınız ve Quartet ile buluşacaksınız. İsrail hükümeti Filistinlilere yeni bir şey teklif edebilir mi?
Başbakan Netanyahu: ” O zaman bilge adam sessiz kalacak” diyen eski bir İbranice söz vardır. Almanca’ya nasıl çevirilir bilmiyorum. Neyse, söylediklerimin ötesinde Mısır’da olası gelişmeleri yorumlamaya niyetim yok.
Sorunların en iyi şekilde çözüleceğini umuyoruz. Konuştuğum bütün liderler tarafından paylaşıldığına inandığım bir kaygıyı dile getirdim, ve son birkaç gün içinde birçoğu ile konuştum. Hepimiz durumun barışçıl yollarla düzelmesini, istikrarın yeniden sağlanmasını ve barışın korunmasını umuyoruz. Ben, istikrarsızlık ve huzursuzluğun köktendinci İslamcı unsurlardan kaynaklandığını düşünmüyorum. Tunus’ta da bu böyle değildir, Mısır’da da böyle olduğunu düşünmüyorum. Ancak, bir kaos ortamında, örgütlü bir İslami güç kontrolü ele geçirebilir. Bu evvelden gerçekleşti. Örgütlü bir güç devrim sonrası kontrolu İran’da ve başka yerlerde devraldı. Dışişleri Bakanı dün bana aynı durumun Bolşevik Devriminde de olduğunu hatırlattı. Demokratik bir rejim vardı ve Alexander Kerenski kontrolü ele geçiren örgütlü bir güç tarafından devrildi.
Benim konuştuğum liderlerin istisnasız hiçbiri bu sonuca varılmasını istemiyor. Paylaştığımız başka pek çok şey var ama şu anda bu bölgede ve ötesinde istikrar, ilerleme ve barış isteyenleri birleştiren en önemli şeylerden biri budur.
