x-scarface
Üye
-
Konu Sahibi
-
Memluklar (1250-1517)
Memlûk Devleti’nin Kuruluşu
Memlûklar Mısır ve Suriye’de hüküm sürmüş bir sülalenin adıdır. Kelime anlamı itibarıyla esir veya köle demektir. Memlûklar (Kölemenler), hükümdarların muhafız birliklerine bağlı eski kölelerdi. Kabiliyetleri ve uygun hareketleri görüldüğünden efendileri tarafından azat edilmiş kimselerdi. Eyyubîlerin ordusu bunlardan oluşuyordu. Son Eyyubî hükümdarı Turan Şah, VI. Haçlı seferinde Fransa Kralı Sen Lui’yi esir ettikten sonra, Memlûk beylerine danışmadan, onu serbest bırakmıştı Memlûk beylerine cephe alınca, Kölemen cmiri Aybeg, Turan Şah’ı öldürdü. Onun yerine sultan olarak tahta oturdu. Memlûk Devleti (1250) kurulmuş oldu. Aybeg, Turan Şah’ın üvey annesiyle evlenerek durumunu kuvvetlendirdi. Mısır Memlûklarının tarihi iki devreye ayrılmıştır: Bunlardan birincisi Aybeg’le başlayan ve 1382 yılına kadar devam eden Türk Memlûkları devridir. İkincisi ise, 1382 yılından itibaren başlayarak Memlûkların yıkılış tarihi olan 1517 yılına kadar devam eden Çerkez Memlûkları devridir.
Türk Memlûkları Devri (1250-1382)
Türk Memlûklarının ilk hükümdarı Aybeg, önce Suriye’de bulunan Eyyubîlcrlc, sonra da Haçlılarla uğraştı. Bir süre sonra öldürülünce, yerine Sultan Baybars geçti. Baybars’ın amacı, bütün Müslümanları, Mısır Memlûklarının etrafında toplamaktı. Bunun için bir taraftan Moğollar, diğer taraftan da Suriye’de bulunan Haçlılarla çarpıştı. Abbasî Devleti’ni yıkarak kuzeyden ve doğudan Memlûkları kıskaca almak isteyen Moğolları, Ayn-ı Callut mevkiinde ağır bir bozguna uğratıp tekrar Mısır’a döndü.
Baybars’tan sonra başa geçen Kalavun zamanında da Moğollarla savaşa devam edildi. Türk Memlûkları hem Moğollarla, hem de Suriye’de bulunan Haçlı beylikleriyle çarpıştılar. Sultan Baybars döneminde, Haçlıların son kalıntıları ve Toroslardaki Ermeni krallıkları da ortadan kaldırıldı.
Dışa karşı böyle başarılar kazanıldığı halde, içerde huzursuzluk ve taht kavgaları devam etti. Nihayet bu kavgalar, devletin Çerkez Memlûklarının (Burci) eline geçmesine sebep oldu (1382).
Çerkez (Burci) Memlûkları (1382-1517)
Çerkez Memlûkları devri, Berkuk’un ikinci defa hükümdarlığa geçmesiyle başlar. Mısır’ın Osmanlılar tarafından alınmasına kadar devam eder. Bu devrin özelliği sultanlık makamının bir hanedanın değil, kuvvetlinin eline geçmesidir. Berkuk. beliren Timur tehlikesine karşı, Osmanlılara yakınlık duydu. Yıldırım Reyazıt zamanında Osmanlılarla iyi ilişkiler kurdu. Timur tehlikesi geçtikten ve Akkoyunlu Devletiyle Karaman Beyliği yıkıldıktan sonra, Osmanlılar, Memlûk Devletinin sınırlarına dayandı. Fatih zamanında Osmanlı-Memlûk ilişkileri bozuldu. II.Beyazıt döneminde iki taraf arasında savaşlar sürdü. Nihayet Yavuz, Memlûklar üzerine yürüdü. Önce Mercida-bık, bir yıl sonra da Kahire yakınlarında Ridaniye Zaferi’ni kazanarak Mısır’ı aldı ve Çerkez Memlûk Devlcti’nc son verdi (1517).
Memlûklarda Kültür ve Medeniyet
Gerek Türk, gerekse Çerkez Memlûkları döneminde, sarayda ve orduda Türkçe konuşulurdu. Devletin resmî dili de Türkçe idi. Memlûk Dcvleti’ndc Türkçe bilmeyen bir kimsenin yükselmesi imkânsızdı. Türkçe eserler yazıldığı gibi, diğer dillerden Türkçeye tercümeler de yapılıyordu. Memlûk sultanları ve valileri bu çalışmaları teşvik ediyordu.
Memlûklar da Eyyubîler gibi siyaset, idare ve orduda, Selçukluları örnek almışlardı. Sultan Baybars, Mısır’daki El Ezher Medresesi’ne bölümler ekleyerek ve yeni medreseler açarak ilime, İslâm kültür ve medeniyetine hizmet ediyordu. Moğol istilâsından kaçan birçok ilim adamının Mısır’a sığınması. Memlûk sultanlarının Moğollara karşı kazandığı zafer sayesinde mümkün olmuştur.
Kuvvetli ordusu sayesinde Mem-lûklular ülkesinin istilâlardan korunması, ekonominin ve dolayısıyla kültür ve medeniyetin gelişmesine sebep oldu. Türkistan mimarî tarzı ile cami ve medreseler (Kahire’de Baybars, Kalavun, Al Nasır, Sultan Hasan, Berkuk, Muayyad, Kayıt-bay Camii ve medreseleri), Şam, Halep ve Kahire’de türbe, hamam, çeşme ve su kemerleri ile ilim, kültür ve sosyal müesseseler yapmışlardır.
İslâm ülkelerini Haçlı ve Moğol saldırılarından, tahripten koruyan savaşçı Memlûk ordusu, Kafkaslar ile Kıpçak bozkırlarından toplanan gürbüz yapılı gençlerden oluşurdu. Bunlar, Kahire Kale-si’ndc askerî bir eğilimden geçirilirlerdi. Askeri ve idarî bir okul durumunda olan bu müesseselerden hem askerî, hem de idari memur yetiştirilirdi.
Memlûklar Mısır ve Suriye’de hüküm sürmüş bir sülalenin adıdır. Kelime anlamı itibarıyla esir veya köle demektir. Memlûklar (Kölemenler), hükümdarların muhafız birliklerine bağlı eski kölelerdi. Kabiliyetleri ve uygun hareketleri görüldüğünden efendileri tarafından azat edilmiş kimselerdi. Eyyubîlerin ordusu bunlardan oluşuyordu. Son Eyyubî hükümdarı Turan Şah, VI. Haçlı seferinde Fransa Kralı Sen Lui’yi esir ettikten sonra, Memlûk beylerine danışmadan, onu serbest bırakmıştı Memlûk beylerine cephe alınca, Kölemen cmiri Aybeg, Turan Şah’ı öldürdü. Onun yerine sultan olarak tahta oturdu. Memlûk Devleti (1250) kurulmuş oldu. Aybeg, Turan Şah’ın üvey annesiyle evlenerek durumunu kuvvetlendirdi. Mısır Memlûklarının tarihi iki devreye ayrılmıştır: Bunlardan birincisi Aybeg’le başlayan ve 1382 yılına kadar devam eden Türk Memlûkları devridir. İkincisi ise, 1382 yılından itibaren başlayarak Memlûkların yıkılış tarihi olan 1517 yılına kadar devam eden Çerkez Memlûkları devridir.
Türk Memlûkları Devri (1250-1382)
Türk Memlûklarının ilk hükümdarı Aybeg, önce Suriye’de bulunan Eyyubîlcrlc, sonra da Haçlılarla uğraştı. Bir süre sonra öldürülünce, yerine Sultan Baybars geçti. Baybars’ın amacı, bütün Müslümanları, Mısır Memlûklarının etrafında toplamaktı. Bunun için bir taraftan Moğollar, diğer taraftan da Suriye’de bulunan Haçlılarla çarpıştı. Abbasî Devleti’ni yıkarak kuzeyden ve doğudan Memlûkları kıskaca almak isteyen Moğolları, Ayn-ı Callut mevkiinde ağır bir bozguna uğratıp tekrar Mısır’a döndü.
Baybars’tan sonra başa geçen Kalavun zamanında da Moğollarla savaşa devam edildi. Türk Memlûkları hem Moğollarla, hem de Suriye’de bulunan Haçlı beylikleriyle çarpıştılar. Sultan Baybars döneminde, Haçlıların son kalıntıları ve Toroslardaki Ermeni krallıkları da ortadan kaldırıldı.
Dışa karşı böyle başarılar kazanıldığı halde, içerde huzursuzluk ve taht kavgaları devam etti. Nihayet bu kavgalar, devletin Çerkez Memlûklarının (Burci) eline geçmesine sebep oldu (1382).
Çerkez (Burci) Memlûkları (1382-1517)
Çerkez Memlûkları devri, Berkuk’un ikinci defa hükümdarlığa geçmesiyle başlar. Mısır’ın Osmanlılar tarafından alınmasına kadar devam eder. Bu devrin özelliği sultanlık makamının bir hanedanın değil, kuvvetlinin eline geçmesidir. Berkuk. beliren Timur tehlikesine karşı, Osmanlılara yakınlık duydu. Yıldırım Reyazıt zamanında Osmanlılarla iyi ilişkiler kurdu. Timur tehlikesi geçtikten ve Akkoyunlu Devletiyle Karaman Beyliği yıkıldıktan sonra, Osmanlılar, Memlûk Devletinin sınırlarına dayandı. Fatih zamanında Osmanlı-Memlûk ilişkileri bozuldu. II.Beyazıt döneminde iki taraf arasında savaşlar sürdü. Nihayet Yavuz, Memlûklar üzerine yürüdü. Önce Mercida-bık, bir yıl sonra da Kahire yakınlarında Ridaniye Zaferi’ni kazanarak Mısır’ı aldı ve Çerkez Memlûk Devlcti’nc son verdi (1517).
Memlûklarda Kültür ve Medeniyet
Gerek Türk, gerekse Çerkez Memlûkları döneminde, sarayda ve orduda Türkçe konuşulurdu. Devletin resmî dili de Türkçe idi. Memlûk Dcvleti’ndc Türkçe bilmeyen bir kimsenin yükselmesi imkânsızdı. Türkçe eserler yazıldığı gibi, diğer dillerden Türkçeye tercümeler de yapılıyordu. Memlûk sultanları ve valileri bu çalışmaları teşvik ediyordu.
Memlûklar da Eyyubîler gibi siyaset, idare ve orduda, Selçukluları örnek almışlardı. Sultan Baybars, Mısır’daki El Ezher Medresesi’ne bölümler ekleyerek ve yeni medreseler açarak ilime, İslâm kültür ve medeniyetine hizmet ediyordu. Moğol istilâsından kaçan birçok ilim adamının Mısır’a sığınması. Memlûk sultanlarının Moğollara karşı kazandığı zafer sayesinde mümkün olmuştur.
Kuvvetli ordusu sayesinde Mem-lûklular ülkesinin istilâlardan korunması, ekonominin ve dolayısıyla kültür ve medeniyetin gelişmesine sebep oldu. Türkistan mimarî tarzı ile cami ve medreseler (Kahire’de Baybars, Kalavun, Al Nasır, Sultan Hasan, Berkuk, Muayyad, Kayıt-bay Camii ve medreseleri), Şam, Halep ve Kahire’de türbe, hamam, çeşme ve su kemerleri ile ilim, kültür ve sosyal müesseseler yapmışlardır.
İslâm ülkelerini Haçlı ve Moğol saldırılarından, tahripten koruyan savaşçı Memlûk ordusu, Kafkaslar ile Kıpçak bozkırlarından toplanan gürbüz yapılı gençlerden oluşurdu. Bunlar, Kahire Kale-si’ndc askerî bir eğilimden geçirilirlerdi. Askeri ve idarî bir okul durumunda olan bu müesseselerden hem askerî, hem de idari memur yetiştirilirdi.