Mecelle'den Ölçüler

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
HeiLmasTer®

HeiLmasTer®

Üye
    Konu Sahibi
Mecelle'den Ölçüler
Tarihimizdeki ilk medenî kanun olan Mecelle, büyük hukukçu Ahmet Cevdet Paşa’nın başkanlığını yaptığı bir komisyon tarafından, 1869–1876 yılları arasında hazırlanmıştır. 18. yüzyılın başlarında Avrupa’da görülen her sahada kanun koyma faaliyetlerinin tesiriyle Osmanlı Devleti de, ihtisaslaşmaya giderek çeşitli kanunlar hazırlamıştır. Aslında Osmanlı Devleti’nde kanunlaştırma faaliyetleri çok daha eski dönemlere kadar gitmektedir. Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman başta olmak üzere hemen hemen her padişah, çok sayıda kanun çıkarmıştır. Hattâ ‘Kanunî’ unvanı da, Sultan Süleyman’a kanun koyarak adalete olan derin bağlılığını göstermesi dolayısıyla verilmiştir. Mecelle, ülkede uygulanmakta olan İslâm hukukuna ve Hanefî mezhebine ait hükümlerin derlenmesiyle meydana getirilmiş bir medenî kanundur. Mecelle’ye kadar çıkarılan kanunlar, fıkıh kitaplarında çok fazla yer almayan örfî hukuk konularıyla ilgilidir. Mecelle ile fıkıh konuları kanun hâline getirilmiştir.

Mecelle 1851 maddeden ibarettir. Medenî hukukun en önemli bölümünü meydana getiren evlenme, boşanma, nafaka ve neseb gibi aile ve şahıs hukukuna, mirasa, vasiyete ve vakfa dâir hükümler Mecelle’de yer almamıştır. Mecelle’nin dışında kalan bu konular yine İslâm hukuku esaslarıyla tanzim edilmiştir.

Mecelle’nin 2–100. maddeleri küllî kaideler olarak adlandırılmaktadır. Bunlar belli bir konuya ait olmayan genel içtihad kaideleri olup, İbn-i Nüceym’in El-Eşbah ve’n-Nezair’i gibi fıkıh kitaplarından derlenmiştir. Bu genel kaideler Mecelle’nin diğer maddelerinin yorumlanmasında kullanılmıştır. Günümüz hukukçuları da kanunları yorumlarken söz konusu genel kaidelerden faydalanmaktadır.

Mecelle’nin genel kaideleri hakkında çok sayıda eser kaleme alınmıştır. Günlük hayatta bir ölçü olarak kullanılabilecek pek çok genel kural vardır. Bunlardan önemli bazılarını misâl verecek olursak:

Genel kuralların ilki, Mecelle’nin 2. maddesindeki “Bir işten maksat ne ise, hüküm ona göredir.” kaidesinin temel felsefesi, “Ameller niyetlere göredir.” hadîs-i şerifinden çıkarılmıştır. Bu kaide, hayatın her alanını kuşatan genel bir ölçüdür. Yani kişinin niyeti, maksadı ne ise, yaptığı işe ona göre değer ve hüküm verilir. Maksadı rejim yapmak olan kimsenin orucu makbul olmaz. Gösteriş için hayır kurumlarına yardım eden veya reklâm için lösemili çocuklara destek olan bir insanın yaptığı işin değeri de maksadıyla doğru orantılıdır. Dünyalık için hayır yapan kimsenin âhirette alacağı bir şey olmaz. “Şu adam, ne de kahraman!” desinler diye savaşan, şehitlik mertebesine ulaşamaz. Buradan hareketle yoldaki taşı kenara atmak için tekme vuran kişinin attığı taş birisinin gözünü çıkarırsa, ona göz çıkarma cezası verilmez.

Mecelle’deki küllî kaideler, bir bütün olarak ele alınmalıdır. Aksi takdirde yanlış anlamalara yol açılabilir. Meselâ kusur ve mesuliyetle ilgili olarak 87. maddede yer alan “Mazarrât menfaat karşılığıdır.” kaidesi, 2. maddenin tefsiri esnasında göz önünde bulundurulmalıdır. Yani bir faaliyet, fiil veya eşya kime aitse, kim bunlardan fayda sağlıyorsa, bunlardan doğacak zarar da, ona ait olacaktır. Meselâ; bir işletme sahibi hiçbir kusuru bulunmasa, her türlü tedbiri önceden almış olsa bile, işletme faaliyetinden doğabilecek zararları karşılamak mecburiyetindedir. Böyle bir durumda işletmeci “Niyetim ve maksadım zarar vermek değildi.” dese bile, maddî zararı tazmin etmek mecburiyetindedir. Ama bu arada işletmede işçiler ölmüş ise kısas hükümleri tatbik edilmez, niyeti işçinin ölümü olmadığı için sadece maddî tazminata mahkûm edilir. “Külfet nimete ve nimet külfete göredir.” maddesi de aynı mânâya gelmektedir. Külfet, nimete; borç, ganimete göredir. Yani bir şeyden faydalanan onun külfetine de katlanır. Bir evde oturan o evin tamirini, bakımını yapar.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Takipçi Satın Al


Üst Alt