Maya Takvimi Kehanetleri

Sponsorlu Bağlantılar

faminor

Üye
Temmuz ayının ortasında istanbulda metrekareye 165 kg. yağmur yağıyor (ki metrekareye 1000 kilo yağması demek yerden 1 metre yükseğe kadar tamamen su dolması anlamına geliyor, 165 kg. ın hesabını siz yapın artık, ama yaklaşık beşte bir i yani 16.5 santimlik bir su anlamına geliyor), Grönland ın büyük bir kısmı koptu eriyerek dağılıyor, Buzulların altından yanardağ patlıyor (ki yakında onun yakınlarında bulunan diğeride patlayacak), ve bunlar dünyanın sonunun alametleri değil, biz bunları görmüyoruz ama Allah biliyor öyle mi...Hmmm..Bunlar Yaratıcının bir uyarı işareti olamaz değil mi..yok canım değildir...o saatini biliyor ya biz bilmezden gelelim..böyle daha mutluyuz...
 


Love Prince

Love Prince

Üye
arkadaşım ben 2012 dünyanın sonu değil diyorum ona bakarsan kaç tane kıyamet alameti gerçekleşti;

1979'dan 2006'ya Gerçekleşen Kıyamet Alametleri

KIYAMET vakti, dünya hayatının son günü olmakla birlikte ahiretteki sonsuz hayatın da başlangıcı olacaktır. Kıyamet günü yaşanacak birbirinden dehşetli olaylarla Allah’ın yüce kudreti insanların tümü tarafından idrak edilecektir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), kıyametten önce gerçekleşecek olan alametleri bundan 1400 yıl öncesinde hadis-i şeriflerinde detaylı olarak tarif etmiştir. Buna göre; savaşlar, anarşi, fakirlik, cinsel dejenerasyon artacak; doğal afetler sıklaşacak; insanlar güzel ahlaktan uzaklaşacak; sahte peygamberler ortaya çıkacaktır. Tüm bunların ardından, Allah Hz. Mehdi’yi vesile kılarak İslam ahlakını bütün dünyaya hakim edecektir.
Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde yer alan bu bilgilerin gerçekliğini bize gösteren en önemli delil, bu olayların vakti geldiğinde tam tarif edildiği şekilde ve birbiri ardına gerçekleşmiş olmasıdır. Hadislerde bildirilen çok sayıda alamet, 1979’dan 2006’ya kadar yaşanan -dünya tarihine oranla- kısa bir zaman dilimi içinde "birbiri ardınca" gerçekleşmiştir.
Bu işaretleri anlamak için yapmamız gereken, kıyamet günü ve alametleri ile ilgili Kuran ayetleri ve Peygamber Efendimiz (sav)'in on dört asır öncesinden bildirdiği hadisler üzerinde dikkatle düşünmektir. Rabbimiz bir ayetinde "Ve de ki: Allah'a hamdolsun. O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız..." (Neml Suresi, 93) şeklinde vaat etmektedir.
Ancak öncelikle belirtmek gerekir ki, herşeyin en doğrusunu Allah bilir. Her konuda olduğu gibi kıyamet hakkında da O'nun bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. Kesin olarak gerçekleşecek olan kıyametin vaktini sadece Allah bilmektedir:
“De ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azab) yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur?" O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.)” (Cin Suresi, 25-26)
Afganistan’ın Rusya tarafından işgali (1979)
“Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah'ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Mehdi'sinin yardımcılarıdır.”
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

Hadiste Afganistan'ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir. Ayrıca bu rivayette Afganistan'ın maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan'da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.
Dördüncü Sulh (Arap-İsrail Barışı) (1979)
“Sizinle insanlar (bir nüshada Rumlar deniyor) arasında dört sulh olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi sene devam eder..."
(Kıyamet Alametleri, Osman Çataklı, 299/8)

Hadiste Hz. İsa ile birlikte yeryüzünde bulunacak olan Hz. Mehdi'nin alametlerinden biri haber verilmiştir. Bu alamete göre Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasında 4. kez bir barış anlaşması yapılacak, bu anlaşma 7 yıl sürecektir. İslam aleminden birçok kimsenin kanaati, hadiste geçen "4. Sulh"un, 1979'da ABD-İsrail ve Mısır arasında Amerika'da Camp David'de yapılan anlaşma olduğudur. (En doğrusunu Allah bilir.)
Kabe’de Kan Akıtılması (1979)
“Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler... Hep birlikte Beyt-i Şerif'i tavaf edecekler, sonra Mina'ya indiklerinde birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.” (Kıyamet Alametleri, s. 168-169)
“İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler. Mina'ya indiklerinde büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır.” (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 35)
Hadislerde "onun çıkacağı yıl" cümlesi kullanılarak, Mehdi'nin çıkış tarihinde Hac sırasında meydana gelecek bir katliama dikkat çekilmektedir. 1979 yılında, Hac sırasında gerçekleşen Kabe baskınında aynen böyle bir katliam yaşanmıştır. Çok ilginçtir ki bu kanlı Kabe baskını da ahir zamanın başlangıcının ve Mehdi'nin çıkışının diğer alametlerinin gerçekleştiği dönemin tam başında yani Hicri 1400 yılının ilk gününde, 1 Muharrem 1400 (21 Kasım 1979) tarihinde meydana gelmiştir.
Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olayına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suudi askerleri ile saldırgan militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi, bu rivayetin kalan kısmını da doğrulamıştır.
İran-Irak Savaşı (1980)
Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak.” (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 166)
Hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak savaşının gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir: İran Şahı'na karşı olan ilk ayaklanma, bilindiği gibi, hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)'de olmuştur. Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştır.
Depremlerin Çoğalması
“Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak…” (Ramuz-El Ehadis, 476/11)
“Kıyametten önce iki büyük hadise vardır… ve sonra da zelzeleli yıllar.” (Ramuz-El Ehadis, 187/2)
Son birkaç yıl içinde meydana gelen büyük ve sürekli depremler, dünya kamuoyunun gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda yer almaktadır. Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine bakılırsa 1999 yılında, yeryüzünde 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde yaklaşık olarak 22.000 insan hayatını kaybetmiştir.
(Afganistan ve Endonezya depremlerinde ölen yaklaşık 500 bin kişi bu istatistiklere dahil edilmemiştir)
Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi tarafından yapılan ölçümlere göre;
1556 yılı ile 1975 yılı arasındaki 400 yıllık dönemde meydana gelen deprem sayısı: 110 iken (5.0'dan büyük)
1980 yılı ile 2003 yılı arasındaki 23 yıllık dönemde meydana gelen deprem sayısı 1685 olmuştur. (6.5'dan büyük)
Bir başka deyişle, 400 yılda kayıtlara geçen deprem sayısı 110 iken,
Hz. Mehdi'nin çıkış alametlerine işaret eden 23 yıllık dönemde 1685 deprem yaşanmıştır.
(US Geological Survey National Earthquake Information Center, “Earthquake Facts and Statistics”, 2000, )
Mısır Meliğinin Öldürülmesi (1981)
“Ondan önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir...” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)
Mısır'ın yakın tarihi incelendiğinde hadiste de belirtildiği gibi, bir "meliğin" öldürüldüğü görülmektedir: 1970 yılında Mısır'ın başına geçen ve 11 yıl iktidarda kalan Enver Sedat.
Enver Sedat 1981 yılında bir resmi geçit sırasında muhalifleri tarafından düzenlenen bir suikast sonucunda hayatını yitirmiştir.
Ramazan Ayında Güneş ve Ay Tutulmaları (1981-1982)
“Mehdi için 2 alamet vardır ki... Bunun birincisi, Ramazan'ın birinci gecesi Ay'ın; ikincisi de, Ramazan'ın ortasında Güneş'in tutulmasıdır.”
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)

“... Güneş'in oruç ayının ortasında, Ay'ın ise sonunda tutulması...”
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37)

“Ramazan'da iki defa tutulma olacaktır...”
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 49-53)

Hadislerde dikkati çeken en önemli nokta Ramazan Ayı'nın ortasında hem Güneş tutulmasının, hem de bir ay içinde "Ay"ın ve "Güneş"in iki kere tutulmasının gerçekte çok düşük bir ihtimal olduğudur. Bu, belli döneme denk gelmesi olasılığı açısından normal şartlarda gerçekleşmeyecek bir durumdur.
Eğer bu hadislerde tarif edilen olaylar dikkatle incelenirse, rivayetler arasında çeşitli farklılıklar olduğu göze çarpar. Böyle bir durumda yapılacak en doğru şey, aynı olaya bakan farklı rivayetlerin ittifak ettikleri ortak yönleri tespit etmek olacaktır. Buna göre, hadis rivayetlerinin toplamından çıkan ortak sonuçlar şunlardır:
1. Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları olacaktır.
2. Bu tutulmalar ortalama 14-15 gün arayla olacaktır.
3. Bu tutulmalar iki kere tekrarlanacaktır.
Bu tespitlere uygun olarak, 1981 yılında (Hicri-1401'de) Ramazan Ayı'nın 15. günü Ay, 29. günü de Güneş tutulmuştur.
Yine "ikinci olarak", 1982 yılında (Hicri-1402'de) Ramazan Ayının 14. günü Ay, 28. günü de Güneş tutulmuştur.
Ayrıca bu hadisede "Ay"ın Ramazan'ın tam ortasında DOLUNAY halinde tutulması ve dikkatleri çekecek bir alamet olarak belirmesi de son derece anlamlıdır.
Bu olayların Hz. Mehdi'nin diğer çıkış alametleriyle aynı dönemde meydana gelmesi ve Hicri 14. yüzyıl başlarında, üst üste iki yıl (1401-1402) mucizevi bir tarzda tekrarlanması rivayetlerin işaretinin bu olaylar olabileceğini kuvvetlendirmektedir.
Şam Meliğinin Öldürülmesi (1982)
“Ondan önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir...”
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)

Şam kelimesi, yalnızca Suriye'deki Şam şehri için kullanılmaz. Şam, Arapçada kelime anlamı olarak "sol" anlamına gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke ve Medine şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında kalan ülkeleri ifade eder. Şam bölgesi yöneticilerinden de suikaste uğrayan çok sayıda kişi olmuştur.
Kuyruklu Yıldızın Doğması (1986)
“Mehdi'nin çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan kuyruklu bir yıldız doğacaktır.” (Kıyamet Alametleri, s. 200)
“O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)
“O yıldızın doğması, Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır.”
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)

Hadislerde belirtildiği gibi:
1986 yılında (Hicri 1406'da) yani 14. yüzyıl başlarında "Halley" kuyruklu yıldızı Dünyamızın yakınından geçmiştir. Bu kuyruklu yıldız parlak, ışıklı bir yıldızdır.
Hareket yönü doğudan batıya doğrudur.
1981 ve 1982 (1401-1402) yıllarında meydana gelen Ay ve Güneş tutulmaları olayından sonra ortaya çıkmıştır.
Bu yıldızın doğuşunun da diğer alametler ile aynı zamanda meydana gelmesi, Halley kuyruklu yıldızının hadiste işaret edilen yıldız olduğunu doğrular niteliktedir.
Tozlu Dumanlı Bir Fitne (2001)
“Tozlu dumanlı, karanlık bir fitne görülecek,
bunu diğerleri takip edecek...” (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)

Bu hadiste ise, Hz. Mehdi'nin çıkışından önce, tozlu ve dumanlı, karanlık bir fitnenin görüleceğinden söz edilmektedir. Fitne, "insanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya hak ve hakikatten saptıracak şey, savaş, azdırma, karışıklık, ihtilaf, kavga" gibi anlamlara gelen bir kelimedir. Hadiste bu fitnenin ardında toz ve duman bırakacağı belirtilir. Ayrıca bu fitnenin "karanlık" olarak nitelendirilmesi, nereden geldiği belli olmayan, umulmadık bir olay olduğuna işaret kabul edilebilir. Bu açılardan bakıldığında söz konusu hadisin, 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nin New York ve Washington şehirlerinde meydana gelen, dünya tarihinin en büyük terör olayı olarak nitelendirilen saldırıya işaret etmesi muhtemeldir. Televizyon ekranlarında ve gazetelerde de şahit olunduğu gibi, bu iki büyük terör olayının ardından büyük bir toz bulutu ve duman çevreyi sarıp kuşatmıştır. Patlamalar sonucunda çöken binalar ise, daha büyük bir toz bulutunun oluşmasına neden olmuş, hatta çevredeki insanların üzerleri tamamen bu tozla kaplanmıştır. Bu olay, hadiste haber verilen ve Hz. Mehdi'nin çıkışının bir alameti olarak bildirilen "tozlu dumanlı, karanlık fitne" olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)
Bağdatın Alevlerle Yokedilmesi ( 2003)
“Ahir zamanda Bağdat alevlerle yok edilir...” (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, Cilt 3, sf. 177)
2003 Irak Savaşı'nda, savaşın ilk gününden itibaren Bağdat, en yoğun bombardımana tutulan şehirlerden biri olmuştur. Ağır bombardıman, geceleri Bağdat'ın tıpkı hadiste haber verildiği gibi alev alev yanmasına neden olmuştur. Bağdat'ın gazete ve televizyon haberlerine yansıyan görüntüleri, yukarıdaki hadiste dikkat çekilen "alevlerle yok edilir" açıklaması ile tam olarak mutabıktır. Bu da ahir zamanda bulunduğumuzu gösteren açık alametlerden biridir.
Irak Halkı Üç Fırkaya Bölünür (2003)
“Irak halkı üç fırkaya ayrılır. Bir kısmı çapulculara katılır. Bir kısmı ailelerini geride bırakıp kaçarlar. Bir kısmı savaşır ve öldürülürler. Siz bunları gördüğünüz vakit kıyamete hazırlanın.”
(Fera İdu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)

Ahir zaman alametlerinden biri de Irak halkının üçe ayrılmasıdır. Hadiste haber verildiğine göre, halkın bir grubu "çapulculara" katılacaktır. Savaş sonrasında otorite boşluğu nedeniyle Irak'ta büyük yağmalama olayları yaşanmıştır. Gerçekten de halkın bir kısmı, hırsızlık, gasp, yağmalama gibi "çapulculuk" olarak nitelendirilebilecek faaliyetleri yapanlara dahil olmuşlardır.
Hadiste bir kısım halkın ise, bulundukları yerden bir an önce kaçmaya yeltenecekleri, hatta geride bıraktıkları ailelerini dahi düşünemez konumda olacakları haber verilmiştir. Gazetelerde bu yönde yer alan haberler dikkat çekicidir.
Hadiste halkın bir kısmının ise, savaşa katılacağı ve öldürüleceği bildirilmektedir. Irak Savaşı sırasında da, bir kısım insanlar çeşitli bölgelerde yaşanan çatışmalara katılmış ve hayatlarını kaybetmişlerdir.
Ayrıca hadisin ilk bölümünde dikkat çekilen, "Irak'ın üçe ayrılması" konusu fiziki anlamda da gerçekleşmiştir. Körfez Savaşı sonrasında, Irak coğrafi olarak üç bölgeye ayrılmıştır. 32. ve 36. paralelin arası, 32. paralelin güneyi ve 36. paralelin kuzeyi olarak belirlenen bu üç bölgenin oluşturulması, hadisin işaret ettiği gelişmelerden biri olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)
Irak ve Şam’a Ambargo (2003)
Ebu Nadre (r.a.) dedi ki; Cabir (r.a.)'ın yanında idik, şöyle dedi: "Öyle bir zaman yaklaşıyor ki, Irak ahalisine bir kafiz (ölçek), bir dirhem (bir ağırlık ölçüsüdür) sevk olunmayacak". Dedik ki: "Bu kimden dolayı olur." Dedi ki: "Acemler ('Arap olmayanlar) bunu men' ederler." Sonra dedi: "Şam ahalisine bir dinar, bir müdy (kile, bir ölçü birimidir) sevk olunmayacak". "Bu kimden dolayı olur" dedik. "Rumlar'dan dolayı" dedi. (Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseyni)
Irak ve Şam'a ambargo uygulanacak olması kıyamet öncesinde yaşanacağı bildirilen olaylardan, yani Hz. Mehdi'nin geliş alametlerinden biridir. Irak'a, hadiste haber verildiği gibi, on yılı aşkın bir süredir ambargo uygulanıyor olması dikkat çekicidir. Bununla birlikte, Suriye'ye de ambargo uygulanması ihtimali sıkça gündeme gelmektedir.
Irak Halkı Şam’a ve Kuzeye Kaçar (2003)
“Masum ve temiz Irak halkı Şam'a kaçar.” (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, s. 210)
2003 senesinde Irak Savaşı başlamadan hemen önce onbinlerce Iraklı'nın, Suriye başta olmak üzere çeşitli ülkelere göç etme çabaları bu hadisteki olayla büyük bir benzerlik göstermektedir. Bu konuyla ilgili de çeşitli haber ve resimlere medyada yer verilmiştir.
Iraklıların Parası Kalmayacak (2003)
"Iraklıların elinde ölçecekleri bir tartı aleti ve alış-veriş yapabilecekleri bir para hemen hemen kalmayacak." (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, s. 45)
Ahir zaman ve dolayısıyla Hz. Mehdi'nin çıkış alametlerinden biri de Iraklıların parasının değer kaybetmesidir. Bu hadis iki ayrı duruma işaret ediyor olabilir. Bunlardan birincisi, İran-Irak ve Körfez Savaşı sonrasında Irak'ta yaşanılan ekonomik çöküntüdür. Savaş dolayısıyla büyük zarar gören Irak ekonomisi, savaş sonrası devam eden ambargolar nedeniyle bir türlü düzelmemiştir. Halkın alım gücü düşmüş, yokluk ve fakirlik en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir.
Ordunun Kaybolması (2003)
“Mehdi'nin beş alameti bulunur. Bunlar Süfyani, Yemani, semadan bir sayha (çağrı, nara), Beyda'da bir ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir”. (Naim Bin Hammad)
“...Kendisine bir ordu gönderilecek. Bunlar yerin bir çölünde iken yere batırılacaklardır.” (Müslim'den; Geleceğin Tarihi 4, s.31)
“Bir ordu savaş için gelir, çöle girdiğinde baş ve sonundakileri batar, ortadakiler de kurtulmaz.” (Hanbel, Tirmizi, İbni Mace, Ebu Davud'dan; Geleceğin Tarihi 4, s.30)

2003 yılında gerçekleşen Irak Savaşı sırasında Irak ordusunun büyük bir kısmının neredeyse birdenbire ortadan yok olması savaşın en dikkat çekici olaylarından biriydi. Birçok gazete ve televizyonda, Cumhuriyet Muhafızları olarak bilinen yaklaşık 60.000 kişilik ordunun ve Fedailer olarak bilinen yaklaşık 15.000 Iraklı askerin kaybolması haber olarak yer aldı. Yan sayfadaki hadislerde bu konuya dikkat çekilmesi, Hz. İsa'nın ve dolayısıyla Hz. Mehdi'nin geliş alametlerinden biri olan "bir ordunun batması" olayının gerçekleşmiş olabileceğini göstermektedir. (En doğrusunu Allah bilir.) Nitekim ilerleyen günlerde de savaş uçaklarının bir kısmının çöl kumları altına gömülmüş olarak bulunması, hadiste bahsedilen çölde bir ordunun batması olayının Irak ordusu ile ilgili olma ihtimalini güçlendirmektedir.
Irak’ın Yeniden Yapılanması (2003)
“…Irak'a saldırmadıkça kıyamet kopmaz. Ve Irak'taki masum insanlar Şam'a doğru sığınma yerleri ararlar. Şam yeniden yapılanır, Irak da yeniden yapılanır.” (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, s. 254)
Hadiste Irak'ın yeniden inşa edileceğine dikkat çekilmektedir. Önce İran-Irak Savaşı, daha sonra Körfez Savaşı, son olarak da 2003'teki Irak Savaşı'nın ardından, Irak'ta pek çok şehir yerle bir olmuştur. Bu savaşın sonrasında yaşanan yağmalama olaylarının da etkisiyle büyük bir harabeye dönüşen Irak'ın yeniden inşa edilmesi mecburi hale gelmiştir. Bu durum gazete haberlerinde de çok geniş olarak yer almıştır.
Şam Irak ve Arabistan’da Kargaşa Yaşanması (2003)
Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "...Öyle bela ve musibetler olacak ki, hiçbir kimse, sığınabileceği bir makam bulamayacaktır. Bu belalar Şam'ın etrafında dolanacak, Irak'ın üzerine çökecek. Arabistan yarımadasının elini ve ayağını bağlayacaktır... Onlar belayı bir tarafta defetmeye çalışırlarken, diğer taraftan o yine ortaya çıkacaktır." (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, s. 38-39)
Doğuda Yer Batması Tsunami(2004)
“On alamet görülmeden kıyamet kopmayacaktır; ... Biri doğuda, biri batıda, bir diğeri de Arap Yarımadası'nda meydana gelecek yere batma hadisesi..." (Müslim, Fiten, 39)
Peygamber Efendimiz (sav)'in haber verdiği kıyamet alametlerinden bir tanesi, "doğu tarafında gerçekleşecek olan yere batma" hadisesidir.
Bu alametin büyük bir kara parçasının ya da insan topluluğunun ortadan kalkması, yeryüzünden yok olması anlamına gelmesi muhtemeldir. (En doğrusunu Allah bilir.) 2004 yılının son ayında Güney Asya'da gerçekleşen büyük tsunami felaketi bu alametle çok büyük benzerlikler göstermektedir. Dolayısıyla Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği "doğudaki yere batış" alameti, bu büyük tsunami felaketine işaret ediyor olabilir. (Hiç şüphesiz en doğrusunu Rabbimiz bilir.)
Tarih boyunca Asya'da, Uzakdoğu'da çeşitli felaketler, depremler ve kasırgalar yaşanmıştır. Bu felaketlerde çok büyük yıkımlar gerçekleşmiş, çok yüksek sayılarda insan hayatını kaybetmiştir. Ancak 26 Aralık 2004 tarihinde Güney Asya'da gerçekleşen ve 400 bin kişiye yakın insanın ölümüyle sonuçlanan tsunami, bu felaketlerin en büyüğü olmuştur. Bu büyük felaket sırasında, yeraltındaki büyük levhaların hareketi sonucu oluşan 1000 kilometrekarelik kırılmalar ve kıtaların yer değiştirmesinin yarattığı büyük enerji, okyanuslarda meydana gelen çok büyük enerjiyle birleşip, Güney Asya ülkelerinden Endonezya, Sri Lanka, Hindistan, Malezya, Tayland, Bangladeş, Myanmar, Maldiv Adaları ve Seyşel Adaları'nı hatta 5 bin km uzaklıktaki bir Afrika ülkesi olan Somali sahillerini dahi vurmuştur.
Kıyamet alametlerinin birbiri ardına gerçekleştiği ahir zamanda meydana gelen bu tsunami felaketi, çok geniş bir alanı etkilemiş, şehirlerin deniz sularının altında kalıp yok olmasına, dünya haritasının değişmesine neden olmuştur. İşte bu nedenle de "doğudaki yere batış" ifadesi ile Güney Asya'da gerçekleşmiş olan bu felakete işaret ediliyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)
Batıda Yer Batması Katrina (2005)
“On alamet görülmeden kıyamet kopmayacaktır; ... Biri doğuda, biri batıda, bir diğeri de Arap Yarımadası'nda meydana gelecek yere batma hadisesi..." (Müslim, Fiten, 39)
ABD'nin Meksika Körfezi'nde yaşanan Katrina Kasırgası'nın meydana getirdiği büyük yıkım, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in haber verdiği bir diğer kıyamet alametini, "Batıdaki Yere Batış"ı akıllara getirmektedir.
Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanda gerçekleşeceğini bildirdiği bu "yere batışın", tarihteki benzerlerinden çok daha büyük, çok daha etkili olması gerekmektedir. Nitekim Katrina Kasırgası da geçmişteki benzerlerinden çok daha büyük bir yıkım meydana getirmiştir.
"İnsanlara ölüm gelip evler mezar olduğu zaman halin nice olur." (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, s. 392, no. 726)

New Orleans Şehrinin Yere Batışı
Katrina Kasırgası birçok şehirde çok büyük tahribat oluştururken, New Orleans'ı yaşanamayacak hale getirdi. ABD'nin turizm ve kültür merkezlerinden biri olarak kabul edilen New Orleans'ın yüzde 80'i sular altında kaldı. Bazı yerlerde suyun yüksekliği 6 metreyi aştı. Dolayısıyla New Orleans suların altına gömülerek, adeta ortadan kalktı. Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği "Doğudaki yere batma" alameti Endonezya'da yaşanan tsunami felaketine bir işaret olabileceği gibi, "Batıdaki yere batma" hadisesi de New Orleans şehrinin ortadan kalkışına bir işaret olabilir. Hiç şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.
Büyük Olayların ve Hayret verici Şeylerin Meydana Gelmesi
“Onun zamanında büyük hadiseler vuku bulacak.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)
“Onun zamanında nice hayret veren haller zuhur edecektir.” (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)
“Onun zuhur mebdeleri ve mukaddimeleri (çıkış alametleri) Resulullah Efendimiz (sav)'in irhasatına (peygamberliğine delil olan alametlere) benzer.” (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)
Hz. Muhammed (sav)'in doğumundan önce büyük ve olağanüstü olaylar meydana gelmişti. Doğduğu gece yeni bir yıldız doğmuş, ateşe tapan İran Padişahlarının sarayının 14 burcu yıkılmış, İran'da 1000 yıldır yanmakta olan Mecusi ateşi sönmüş, Semavi Vadisi sel suları altında kalmış, Save Gölü kurumuştu...
Rivayetlerde işaret edildiği gibi, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışı da, Peygamber Efendimiz (sav)'inkine benzeyecektir. Onun çıkışı döneminde de büyük ve harika olaylar olacaktır.
1979 2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevi öldü. 1980 1980 yılı başlarında ilk AIDS vakaları tespit edildi. Şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan bu hastalığa "Çağın Vebası" ismi verildi. AIDS, 1960'larda Amerika'da başlayan ve her çeşit cinsel serbestliği getirmiş olan "Seks Devrimi"ni sona erdirdi. 1985 Kuzey Kolombiya'daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kenti haritadan silindi. 20.000 kişi öldü. 1989
Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin Duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı.
1990 Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov'la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı. 1991 Irak'ın Kuveyt'i ilhak etmesinden sonra yıllarca sürecek olan Körfez Savaşı başladı. 1993 Avrupa'nın ortasında bulunan Bosna ve Kosova'daki katliamda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüzbinlercesi yurtlarından çıkarıldı. 2003
60.000 senede bir gerçekleşen bir olay meydana geldi ve Mars gezegeni Dünya'ya en yakın konuma geldi.
Dünyanın en kurak bölgelerinden olan Mekke'de meydana gelen sel felaketinde 12 kişi yaşamını yitirdi.
 

mutti159

Üye
hay allahım ya :S kıyamet değil ya maya takvimi bize kıyameti anlatmıyor ve mayalar şu ana kadar en gelişmiş insanlardı ve silah icad ediyorlar.bu silah inanışa göre gücünü güneşten alıyor.mayalarda tanrı olarak güneşe inanıyolardı.bu silah çok güçlüydü inanılmz derecede ve o günkü insanlar bunu kullanmak istiyordu fakat diğer gezegendekiler buna izin vermediler çünkü olan onlarada olucakdı şimdi dersiniz nasıl iletişim kuruyolar :D tabikide mayaların telapati yoluyla iletişim kurabiliyorlar.işte 2 ırk arasında savaş çıktı ve sonunda mayalar atlası boyladı fakat kurtulanlarda göç ettiler .tabletlerindede yazdığı gibi işte o dönemde uzaylılarla insanlar ilk yakınlaşması oldu ve 1 kıta kayboldu 2012 dede 2. yakınlaşma olucağı söyleniyor ve savaş yada barış bilinmez ama inşallah hayırlı olur altınçağa geçiş yapılcak gibi bir söylenti var eğer doğruysa çok iyi :)

--------------- Ekleme ---------------

bildiğimiz şey ateş ateşe deydi kıvılcım ve ateş :D saçmalık hiçbirşey böyle bulunmadı herşey mayalar mu uygarlığı sayesinde oldu onlar inanılmaz akıllıydı ve bizim gibi gruplaşma vs. yokdu herkes barış içindeydi neyse en iyisi 2012 beklemek olucka :D

--------------- Ekleme ---------------

Arkadaşlar; maya takvimi ile ilgili asıl gerçek, 2012de dünya dışı varlıklarla ilk resmi temasın sağlanacağıdır. Kısacası GELİYORLAR! 2012'de herkesin göreceği şekilde ortaya çıkacaklar ve ilk teması kuracaklar. Bunu kanıtlayan şeyler ise Amerika ve Rusya'nın ortak yürüttüğü Füze Savunma Sistemi ve 1985'de Reagen ve Kennedy'nin 5 saat boyunca, takvim üzerine konuştuktan sonra bu kararı almalarıdır. Füze Savunma Sistemi ise, dünyadışı varlıklara karşı oluşturulumuş bir kalkandır, ve bu da insanoğlunun saldırgan yapısını gösteriyor...

ilk yakınlaşma değil aslında uzaylı diye tabir ettiklerimiz bize yardıma gelcekler ve ilk yakınlaşmada bize adam gibi dediler ama kabul etmedik sonucunda biz yandık .amerikanlar ve gelişmiş birçok ülke bunu biliyor .uzaylıları yalanlıyorlar çünkü daha hazır değiliz emin olun ki koskoca evrende tek değiliz bizden ileri uygarlıkda var geri uygarlıkda 2. yakınlaşma inşalalh hayırlı olur

--------------- Ekleme ---------------

biz onlara saldırmadıkça onlar bize dokunmuyolar isteseler şuan anında bizi yok ederler
 
X_MaN_YaK

X_MaN_YaK

Üye
farklıydı
 
ibrahim 15

ibrahim 15

Üye
takvime inanacaklarına yüce ALLAH IN kitabına inansınlar
 

faminor

Üye
Arkadaşım değil babacığım demek istedin herhalde, forumda yaşlar yazıyor, seninki 23 benimki 43...sen benim ile jenerasyon ve mantık olarak arkadaş olamazsın...zaten aslında felsefi anlamda olmamızda mümkün değil...saygıyı biz büyüklerimizden öğrenmiştik, ALLAH SİZE ÖĞRETMEDİ Mİ SAYGIYI EVLAT...

Evren Sadece Yaşadığımız gezegen için yaratılmışsa, gerçekten yazık olmuş.....(Bunu bir düşünür söylemiş şu anda adını hatırlayamadım..meditasyondayım, çıktığımda bulur yazarım...)

//mutti159 dan alıntı "şimdi dersiniz nasıl iletişim kuruyolar :D tabikide mayaların telapati yoluyla iletişim kurabiliyorlar."

Mayalar Beta ve Gama Frekanslarını kullanabildikleri için spiritüel yeteneklerini kullanabiliyorlardı (ve maalesef 5000 yıl önce yaşamış mayalardan yaklaşık 2000 yıl kadar önce yaşamış MU kıtası halkıda..(o zamanlar kutsal kitap din min yok ortada yani [Gerçi mayalar zamanında da daha dinler falan yok])..Ne zaman dinler ortaya çıkmış insanlar Alfa dalgasında takılıp kalmışlar ki bunun teknik açıklaması ile ilgili bilginin bir kısmı (çok küçük bir kısmı aşağıda ve alıntıdır...)

Beynimizin yaydığı Elektro Manyetik Dalgaların 5 ana frekansta olduğu tespit edilmiştir. Bunlar ;
Delta Dalgaları (1-3 Hertz) = Derin uyku, Bilinçsizlik halinde Beynin çıkardığı Elektro Manyetik Dalgalardır.

Teta Dalgaları (4-7 Hertz) = Derin gevşeme, Uyuşukluk, Hafif uyku halinde Beynin çıkardığı Elektro Manyetik Dalgalardır.

Alfa Dalgaları (7-11 Hertz) = Relaks halde iken ve Uykudan önceki safhada Beynin çıkardığı Elektro Manyetik Dalgalardır.

Beta Dalgaları (11-25 Hertz) = Aktif çalışırken, Dikkat ederken, Bilgi alıp ve verirken Beynin çıkardığı Elektro Manyetik Dalgalardır.

Gama Dalgaları (25-60 Hertz) = Öğrenme, Anlama, İdrak için zihnin zorlandığı sırada Beynin çıkardığı elektro Manyetik Dalgalardır.

Daha sonraları yapılan çalışmalarda ise Beynin değişik Düşünceler düşünürken dahi değişik frekansta Elektro Manyetik Dalgalar çıkardığı tespit edilmiştir.
Yani İnsanın Elektro Manyetik bir varlık olduğu, her hareketinin, her düşüncesinin Elektro Manyetik Dalgalar halinde yayınlandığı anlaşılmıştır.
Nitekim Bugün Düşünceden komut alarak çalışan Bilgisayarlar deneme aşamasında bulunmaktadır.

*Bir Piyanoya yakın bir yerde, belirli bir müzik sesi çıkartılırsa, Piyanodaki tellerin birinin veya bir kaçının (Hepsinin değil) titreştiği görülür. Piyanonun titreşen telleri, çıkartılan Müzik sesiyle aynı Frekansta olanlardır. Bu olaya Fizik İlminde Akustik Rezonans denmektedir.
*İşte son 20 yılda devamlı arttığı tespit edilen Schumann Rezonansı, Akustik Rezonans Yasası gereği, Schumann Rezonansı içinde yaşayan Tüm İnsanları ve Canlıları etkileyerek, Onların Beyinsel olarak yayınladıkları Elektro Manyetik Dalgaların frekanslarını yükseltmektedir. Diğer bir ifadeyle Schumann Rezonansını 12 Hertz'e yükselmesi demek genel olarak İnsanların Alfa Dalgaları (7-11 Hertz) frekansından, Beta Dalgaları (11-25 Hertz) frekansına çıkartılması demektir.
Başka bir ifadeyle Bu durum, İnsanların Relaks halden-Uykulu halden uyandırılarak Bilinçli hale getirilmesidir.
*Not. Bilgi Kitabı, Alfa Dalgalarının Dini Bilgiler olduğunu, Beta Dalgalarının ise İlim ve Bilim Dalgaları olduğunu bildirmektedir.
 
4rchEneMy

4rchEneMy

Üye
Allahtan başka kimse ne zaman kıyametin kopacağını bilemez bn şahsen inanmıyorum..:nono:


İnsanlara rahat batıyor... illa bir şey uydurcaklar işte... :D Neden bılıyolar 2500 yıl sonra ne olcanı.. saçmalık brda var zten..
 
Love Prince

Love Prince

Üye
Arkadaşım değil babacığım demek istedin herhalde, forumda yaşlar yazıyor, seninki 23 benimki 43...sen benim ile jenerasyon ve mantık olarak arkadaş olamazsın...zaten aslında felsefi anlamda olmamızda mümkün değil...saygıyı biz büyüklerimizden öğrenmiştik, ALLAH SİZE ÖĞRETMEDİ Mİ SAYGIYI EVLAT...

Evren Sadece Yaşadığımız gezegen için yaratılmışsa, gerçekten yazık olmuş.....(Bunu bir düşünür söylemiş şu anda adını hatırlayamadım..meditasyondayım, çıktığımda bulur yazarım...)

//mutti159 dan alıntı "şimdi dersiniz nasıl iletişim kuruyolar :D tabikide mayaların telapati yoluyla iletişim kurabiliyorlar."

Mayalar Beta ve Gama Frekanslarını kullanabildikleri için spiritüel yeteneklerini kullanabiliyorlardı (ve maalesef 5000 yıl önce yaşamış mayalardan yaklaşık 2000 yıl kadar önce yaşamış MU kıtası halkıda..(o zamanlar kutsal kitap din min yok ortada yani [Gerçi mayalar zamanında da daha dinler falan yok])..Ne zaman dinler ortaya çıkmış insanlar Alfa dalgasında takılıp kalmışlar ki bunun teknik açıklaması ile ilgili bilginin bir kısmı (çok küçük bir kısmı aşağıda ve alıntıdır...)

Beynimizin yaydığı Elektro Manyetik Dalgaların 5 ana frekansta olduğu tespit edilmiştir. Bunlar ;
Delta Dalgaları (1-3 Hertz) = Derin uyku, Bilinçsizlik halinde Beynin çıkardığı Elektro Manyetik Dalgalardır.

Teta Dalgaları (4-7 Hertz) = Derin gevşeme, Uyuşukluk, Hafif uyku halinde Beynin çıkardığı Elektro Manyetik Dalgalardır.

Alfa Dalgaları (7-11 Hertz) = Relaks halde iken ve Uykudan önceki safhada Beynin çıkardığı Elektro Manyetik Dalgalardır.

Beta Dalgaları (11-25 Hertz) = Aktif çalışırken, Dikkat ederken, Bilgi alıp ve verirken Beynin çıkardığı Elektro Manyetik Dalgalardır.

Gama Dalgaları (25-60 Hertz) = Öğrenme, Anlama, İdrak için zihnin zorlandığı sırada Beynin çıkardığı elektro Manyetik Dalgalardır.

Daha sonraları yapılan çalışmalarda ise Beynin değişik Düşünceler düşünürken dahi değişik frekansta Elektro Manyetik Dalgalar çıkardığı tespit edilmiştir.
Yani İnsanın Elektro Manyetik bir varlık olduğu, her hareketinin, her düşüncesinin Elektro Manyetik Dalgalar halinde yayınlandığı anlaşılmıştır.
Nitekim Bugün Düşünceden komut alarak çalışan Bilgisayarlar deneme aşamasında bulunmaktadır.

*Bir Piyanoya yakın bir yerde, belirli bir müzik sesi çıkartılırsa, Piyanodaki tellerin birinin veya bir kaçının (Hepsinin değil) titreştiği görülür. Piyanonun titreşen telleri, çıkartılan Müzik sesiyle aynı Frekansta olanlardır. Bu olaya Fizik İlminde Akustik Rezonans denmektedir.
*İşte son 20 yılda devamlı arttığı tespit edilen Schumann Rezonansı, Akustik Rezonans Yasası gereği, Schumann Rezonansı içinde yaşayan Tüm İnsanları ve Canlıları etkileyerek, Onların Beyinsel olarak yayınladıkları Elektro Manyetik Dalgaların frekanslarını yükseltmektedir. Diğer bir ifadeyle Schumann Rezonansını 12 Hertz'e yükselmesi demek genel olarak İnsanların Alfa Dalgaları (7-11 Hertz) frekansından, Beta Dalgaları (11-25 Hertz) frekansına çıkartılması demektir.
Başka bir ifadeyle Bu durum, İnsanların Relaks halden-Uykulu halden uyandırılarak Bilinçli hale getirilmesidir.
*Not. Bilgi Kitabı, Alfa Dalgalarının Dini Bilgiler olduğunu, Beta Dalgalarının ise İlim ve Bilim Dalgaları olduğunu bildirmektedir.

neyse ben tartışmaya girmeyeceğim : ) ünlü bir söz vardır onu söyliyeyim ''imam bildiğini okur''
 

hplyy_97

Üye
<div class='quotetop'></div><div class='quotemain'>Maya takvimine göre beş bin yıldan beri çizgisel bir zamanda yaşıyoruz; Doğumla başlayan mezarda son bulan. 5 bin yıl boyunca insanlar gelecekte ve geçmişte ne olduğuna, içinde bulundukları zamanda ne tecrübe ettiklerinden daha çok ilgi gösterdi. Tüm bu zaman bilinci değişmek üzere. İnsanlar anı yaşamaya başlayacak[/b]
burası ilginç.

bende söyle yorumlayım: Kıyamet...[/QUOTE]
bu kesinlikle kıyamet değil çünkü gaybı Allah'tan başka hiç kimse bilemez bu sadece bi değişim bi dönüşüm dengelerde oluşacak olan farklılık yani bunu kıyametten çok kimine göre bi tür felaket

--------------- Ekleme ---------------

sadece arapça bildiğine inandığınız bir tanrıya tapıyorsunuz...yaratıcının dili evrenseldir, bırakın allah cc bilmemneyi...bilim okuyun bilimmmmmm...ben 43 yaşındayım iki ünv. bitirdim, cahil ya da çocuk deme şansınız da yok....2012 birşeylerin değişeceği zamandır..en azından pole shift olayını irdeleyin, kendinize gelin...domalıp namaz kılmayla kurtulamazsınız bu işten....bu head of spiders beni gerdi...seviye düştüyse kusura bakmayın....

ya çok prdon ama siz gelecekten nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz dünya kendi kendine var olmadı ya sen kendi kendine gelmedin ya dünyaya harhalde seni leylekler getirmemiştir ve insanların dinine laf atmaya hiç bir şekilde hakkın yok bu sebeple gerçektende seni CAHİL olarak adlandırabilirim
 

savasan68

Üye
bazı üyeler 2500 yol önce nerden bilmiş bunlar diyoda belki aynı şeyi yaşadılar belki önceden teknoloji alanında iyilerdi sonra ise bize olacak şey oldu ve aktaracakları hiç bir şey olmadı duvarlara yazdılar. bunlar olabilir arkadaşlar öz ardı etmemek lazım
 

sgov6

Üye
siz vicdanınızı rahatlatmışsınız herkezin kıyameti kendine kopacak
 

aalimm

Üye
Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
(A’râf Sûresi 187. Ayet)
 
  • Beğen
Tepkiler: AlanyA43
Necmati

Necmati

Üye
:kotu::kotu:
 

AlanyA43

Üye
Lokman sûresi 34. Ayet;

Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
 

pelın_

guzel paylaşım ama ben bu tarz seylerden korktukce sıtede durmadan kehanet 2012 delı olcam ya:aman2:
 
Fahrettin.Onay

Fahrettin.Onay

Üye
Ya belki bir nevi doğa olayı olabilir ama kıyamet diye birşey yoktur onu sadece allah bilir nezaman olacağını.
 
bboyQ7

bboyQ7

Üye
guzel paylaşım ama ben bu tarz seylerden korktukce sıtede durmadan kehanet 2012 delı olcam ya:aman2:

KIYAMETİN BÜYÜK
ALAMETLERİ Deccal'in ortaya çıkışı:
1-Deccâl, kıyâmette zuhur
edecek yalancı bir kişidir,
İslâm Dini'ni ve
müslümanları ifsad edip,
kötülüğe ve bozgunculuğa sevketmek isteyecektir.
Deccal'in sağ gözünün kör
olduğu, iki gözünün
arasında "kâfir" yazdığı,
çocuğunun olmadığı,
Medine'ye ve Mekke'ye giremeyeceği, ortaya
çıktıktan sonra
yeryüzünde kırk gün
kalacağı, bu süre içerisinde
istidrac türünden bazı
olağanüstü olaylar göstereceği, daha sonra da
yine kıyâmetin büyük
alametlerinden olan Hz.
İsa'nın yeryüzüne
inmesiyle onun tarafından
öldürüleceği sahih hadislerde belirtilmiştir
(Buhârı, Fiten, 26; Müslim,
Fiten, 37, 39, 40, 91, 101,
110, 112).
2. Duhan'ın çıkışı: Duman
anlamına gelen duhan da kıyâmetin büyük
alametlerinden biridir
(Müslim, Fiten, 39).
Kıyâmetin vukuundan
önce dünyayı bir duman
bulutu kaplayarak, kırk gün ve kırk gece kalacak,
mü'minler nezleye
tutulmuş gibi, kâfirler ise
sarhoş gibi olacaklardır.
3. Dabbetü'l-arz'ın çıkışı:
Kıyâmet'ten önce çıkacağı bildirilen bir yaratıktır.
Kelime anlamı "yer
hayvanı" demektir.
Kur'an-ı Kerim'de
"Kendilerine söylenmiş
olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit
hayvan (dâbbe) çıkarırız
ki o, onlara, insanların
âyetlerimize kesin olarak
inanmadıklarını
söyler" (en-Neml, 27/82) buyurulmaktadır. Hz.
Peygamber Dâbbetü'l-arz
hakkında "Çıkacak olan
kıyâmet alametlerinden
ilki, güneşin batı
tarafından doğması ile, bir kuşluk vakti insanlara
karşı bir dâbbenin
(hayvanın) zuhurudur. Bu
iki alametten biri,
arkadaşından evvel olur.
Akabinde diğeri de onun izi üzerinde yakın olarak
meydana gelir" (Müslim,
Fiten, 118) buyurmuştur.
4) Güneşin Batıdan
doğması: Güneş batıdan
doğacak, insanlar topluca iman edecek, ancak daha
önce iman etmemiş
olanların imanları
kendilerine bir yarar
sağlamayacaktır (Tecrid-i
Sarih Tercümesi, XII 307; Müslim, Fiten, 118).
5. Hazreti İsa (a.s)'ın
inmesi: Ehl-i sünnet
itikadına göre Kıyâmetin
vukuundan önce Hazreti
İsa yeryüzüne inecek, hristiyanları İslâm'a davet
edecek, Deccâl'i öldürecek,
Hazreti Peygamber
(s.a.s)'in şerîati ile
hükmedecektir (Buhârî,
Büyû, 102; Müslim, İmân, 242-247).
6. Ye'cûc ve Me'cûc'ün
çıkışı: Kıyâmetin
vukuundan önce çıkarak
"yeryüzünde bozgunculuk
yapacak" (el-Kehf, 18/94) olan asılları ve soyları
belirsiz iki insan
topluluğudur (Muhammed
Hamdi Yazır, Hak Dini
Kur'an Dili, IV, 3288). Hz.
ZülKarneyn'in önlerine yaptığı seddin yıkılarak
(el-Enbiya, 21/96) açılması
ile yeryüzüne dağılacaklar
insanlara saldıracak,
kentleri yakıp-yıkarak
harabe haline getireceklerdir. Bazı
rivayetlerde bu seddin Çin
seddi olduğu zikredilir
(Muhammed Hamdi Yazır,
.e., IV, 3291, 3374;
Buhârı, Enbiyâ, 7; Müslim, Fiten, 1,2).
7.8.9. Doğuda, Batıda,
Arap Yarımadasında
olmak üzere üç bölgede
yer çöküntülerinin
meydana gelmesi de Kıyâmet'in büyük
alametlerindendir
(Müslim, Fiten, 39).
10. Yemen'den çıkacak
olan büyük bir ateşin
insanları önüne katarak sürmesi (Müslim, Fiten,
39).
Ebu Davud ve Tirmizi'nin
Sünen'lerinde yeralan bazı
hadislere göre Mehdî'nin
çıkması da Kıyâmet'in büyük alametlerindendir
(Sünen-i Tirmizî, IV,
s.1-93: Sünen-i Ebu Davud,
N. Şr. M.Abdul Hamid IV,
100, 106).
Hz. Peygamber (s.a.s), Kıyâmetin kötü insanlar
ve kâfirler üzerine
kopacağını bildirmiştir. Bu
hadislere göre Kıyâmet
kopmadan önce
mü'minlerin ruhları alınacak ve onların âhirete
göçmeleri sağlanacaktır
(Buhari, Fiten, 5; Müslim,
imare, 53).

----------Eklendi @ 13:32:55 ---------- Yazıldı @ 13:29:12 ----------

Yukarıdaki alametler gerçekleşmedikçe kıyamet kopmaz.
 

alihan544

Üye
arkadaslar bence herkezin kendi kiyametini dusunmesi lazim. Ne belliki benim senin ahmetin mehmetin yarina cikabilcegimiz. Sonucta kiyamet ölum demek deyilmi. Eh ben bu gun ölsem benim kiyametim bugundur o zaman. Ki bunu genis olarak dusunursek bu gece belki bir milyon kisi ölcek. O zaman kiyamet hergun gerceklesiyo. Haksizmiyim dostlar.
 

pelın_

ölup gıtcz ya:(
 


Üst Alt