Materyalizm -3

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
HeiLmasTer®

HeiLmasTer®

Üye
    Konu Sahibi
Materyalizm -3
Hobbes ve Cisimci Maddeci Anlayışı

Hobbes, 17. yüz yılda yaşamış olan ünlü bir İngiliz siyaset bilimci ve filozoftur. Hobbes aynı zamanda bütün çağların görmüş olduğu en bilinçli maddeci (materyalist) düşünürlerden birisi olarak görülmektedir.

Hobbes, atomcu bir madde anlayışına sahip değildir. Bunun sebebi hareketin olması için herhangi bir boşluğun olması gerektiğine inanmamasıdır. Hobbes böylece hem atomu, hem de atomun hareket ettiği düşünülen "boşluk varsayımı"nı reddeder.

Hobbes için madde, cisimdir. Cisim; düşünceden bağımsız olarak uzayın bir parçasını dolduran, eni, boyu ve derinliği olan şeydir.

Hobbes, "Leviathan" isimli dünyaca ünlü başyapıtının 46. bölümünde şöyle demiştir: "Dünya (bununla sadece üzerine yaşadığımız yer yuvarlağını kastetmiyorum; evrenin, yani var olan şeylerin tümünün meydana getirdiği bütünü kastediyorum) cisimseldir, yani cisimdir ve cismin boyutlarına, en, boy ve derinliğine sahiptir. Dolayısıyla evrenin her parçası cisimdir ve cisim olmayan hiçbir şey, evrenin parçası değildir."

Hobbes'un bu cümlesinde, onun gizil biçimde de olsa bir tanrıtanımaz olduğunun kanıtıdır. Zaten kendisiyle tutarlı olan bir materyalizmin tanrıyı ya fiziksel bir nedene indirgeyeceği, ya da onu reddedeceği açıktır. Bundan dolayıdır ki maddeciliğin (materyalizmin) tanrıtanımazcılık ile sıkı bir ilişkisi vardır denilebilir.

Leviathan

Leviathan; Tevrat ve İncil'de kötülüğü temsil eden bir su canavarının adı olarak geçmektedir. Bu kavram 1651 yılında Thomas Hobbes'un ünlü "Leviathan" adlı eseri ile mutlak güç ve yetkilere sahip egemen bir devleti ifade etmek üzere kullanılmıştır.

Thomas Hobbes bu kavramı "Leviathan: Bir Din ve Dünya Devletinin İçeriği, Biçimi ve Kudreti" isimli kitabında şöyle açıklar: "Onları (vatandaşları) yabancıların istilasından koruyabilmenin, birbirlerine zarar vermekten engellemenin, kendi sanayilerini ve yeryüzünün meyvelerini güvence altına almanın yolu bütün gücü ve kudreti bir tek insan ya da insanların meclisine vermektir... (Toplumda yaşayan) İnsanlar birbirlerine ‘Ben haklarımdan vazgeçiyorum ve tüm haklarımı bu insana ya da insanların meclisine veriyorum’ demelidirler. Böylece bütün güç ve kudret tek bir insanda toplanır. bu devlet ya da latince civitas olarak adlandırılır. bu büyük leviathan'ın doğması demektir."

Leviathan'ın Doğuşu: Hak ve Özgürlüklerin Koruyucusu Olarak Devlet

Devletsiz bir toplum olabilir mi? Ya da devlet olmaksızın birey ve toplum var olabilir mi? Daha doğrusu devletsiz bir toplumda "kaos" olmaksızın "düzen" içinde yaşamak mümkün olabilir mi? Tabi ki hayır!.. Devlet, en başta insanların mal ve can varlıklarını korunması için gereklidir ve rasyonel bireyler, devleti kendi hak ve özgürlüklerini korumak için oluşturmuşlardır.

"Onları (vatandaşları) yabancıların istilasından koruyabilmenin, birbirlerine zarar vermekten engellemenin,kendi sanayilerini ve yeryüzünün meyvelerini güvence altına almanın yolu bütün gücü ve kudreti bir tek insan ya da insanların meclisine vermektir... (Toplumda yaşayan) insanlar birbirlerine ‘ben haklarımdan vazgeçiyorum ve tüm haklarımı bu insana ya da insanların meclisine veriyorum’ demelidirler. Böylece bütün güç ve kudret tek bir insanda toplanır. Bu DEVLET ya da Latince CIVITAS olarak adlandırılır. Bu büyük LEVIATHAN‘ın doğması demektir." Thomas Hobbes

Leviathan'ın Büyümesi: Hak ve Özgürlükleri İhlal Eden Bir Kurum Olarak Devlet

Önceleri biz insanların hak ve özgürlüklerini korumak için oluşturulan devlet, zamanla büyüdü... Bireyi korumak için oluşturulmuş olan devlet, birey üzerinde tiranlık kurmaya başladı. Güya "iyiliksever devleti" temsil eden krallar, imparatorlar, sultanların baskı ve zulmü altında insanlar ezildi... Yaşam hakkı, özgürlük hakkı, mülkiyet hakkı hiçe sayıldı... Asırlar "despot devlet"in izlerini taşıdı... Ekonominin gelişmesine paralel olarak devlet faaliyetleri de genişledi... Faaliyetleri genişledikçe harcamaları arttı. Harcamaları arttıkça daha fazla vergilemek zorunda kaldı. Bu da yetmedi, sınırsızca ve sorumsuzca borçlandı... Para basma yetkisini kötüye kullandı... Sonuçta ekonomide hastalıklar ortaya çıkmaya başladı. İsraf ve savurganlıklar çoğaldı. Devlet, asıl varlık nedenini unuttu. Ve devlet, sosyal faydasından çok sosyal maliyeti olan bir kurum olmaya başladı.

"Devlet büyüdükçe, özgürlük de o oranda küçülür." Jean Jacques Rousseau

Leviathan'a Gem Vurmak: Özgür Bir Toplum İçin Sınırlı Bir Devlete Doğru

"Devlet gerekli midir? sorusu ütopik libertarianların ya da anarko-kapitalistlerin "entellektüel fantezi"lerinden başka bir şey değildir. Dolayısıyla "devlet gerekli midir?" sorusu değil, "devlet, ne kadar gereklidir." sorusu realiteye uygundur. Bugün için sorulması gereken soru da budur.

"Devletin toplumun güvenliğini sağlama ve muhafaza etme niyetine rağmen, onun sahip olduğu gücü kötüye kullanmaya eğilimli bir kurum olduğuna tarihin hemen her sayfasında şahit olunabilir." John C. Calhoun
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Takipçi Satın Al


Üst Alt