Lütfün Himayesini İstemek [Fırlama Tim]

  • 16 Nisan 2010
  • 334 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Lütfün Himayesini İstemek [Fırlama Tim]
    Lütuf gerçekliğine inanç ve onun geleceğine duyulan umut mükemmeldir. Ama bu spiritüel tembellik ve ahlaksal günah için bahanelere dönüşmemelidir.

    Yüce Benliğin Lütfü yardımınıza gelmezse, bütün gayretleriniz sonuçsuz kalacaktır. Ama, diğer yandan, kendiniz gayret etmezseniz, Lütuf un gelmesi hiç mümkün değildir.

    Yukarıdan inen tahmin edilemez bir şey olarak Lütuf gerçeği bu konuda tümüyle çaresiz olduğumuz, yapabileceğimiz hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez. En azından kendimizi hem Lütuf u çekmeye hem de geldiğinde doğru biçimde davranmaya hazırlayabiliriz. Şimdi bile, kalplerimizi temizleyebilir, zihinlerimizi eğitebilir, bedenlerimizi terbiye edebilir ve diğerkam hizmeti besleyebiliriz. Bu durumda lütuf istemek için gönderdiğimiz her haykırış, bu hazırlıklarla desteklenecek ve vurgulanacaktır.

    Lütuf la ilgili herhangi bir yasa varsa, bu Yüce Benliğe sevgi sunmamıza, bu yüzden de ondan lütuf almamıza benzer bir şey olur. Ama bu sevgi, bizim için ne kadar anlam taşıdığını gösterecek bir ölçüde ona isteyerek zaman ve düşünce feda edecek kadar yoğun, büyük olmalıdır. Kısacası, daha fazla almak için daha fazla vermek zorundayız. Sevgi de verebileceğimiz en iyi şeydir.

    Gerçek şudur: Daha yüksek güç herkese lütuf verir, ama herkes bunu alamaz, buna razı ya da hazır değildir, herkes onu fark edemez, bu yüzden de birçok kişi onu kaçırır. İnsanların bir hazırlık olarak ilk önce kendi üzerlerinde çalışma gerekliliğinin nedeni budur.

    Hem kutsal kendini düzeltme görevi hem de ona getireceğiniz açması zayıflığın farkına kesin bir şekilde vardığınızda, Lütuf un kurtarıcı ve dönüştürücü gücünü alma ihtiyacı da mantıksal olarak bunu izler. Bu durumda, psikolojik olarak onu almaya hazır olursunuz. Lütuf u kendinize çekemezsiniz, yalnızca isteyebilir ve bekleyebilirsiniz.

    Kendi daha alt düzey doğanızı yalnızca kendi çabalarınızla zaptetme düşüncesi Lütuf a yer bırakmaz. Daha dengeli bir yaklaşım bulmak daha iyi olacaktır. Çabalarınızda bu çabaların kendi başlarına size aradığınız her şeyi getiremeyeceğini öğrenmeniz gerekir. Lütuf u çekmek için ilk adım duayla kibrinizi kırmak ve zayıflığınızı itiraf etmektir.

    Lütuf tek yönlü bir işlem değildir. Az sayıda kişinin yanlış bir şekilde inandığı gibi, karşılıksız bir şeyler almak da değildir. Hiçbir yerde karşılık diye bir şey yoktur. Çünkü Lütuf işlemeye başladığında, aynı zamanda onu engelleyen olumsuz nitelikleri de dağıtmaya başlayacaktır. Bunlar direnecektir, ama doğru bir kendini bırakma tutumu benimser ve gitmelerine razı olursanız, uzun süre direnemeyeceklerdir.

    Ancak, kendinizin bir parçası, ya da "doğal" gibi göründükleri için onlara tutunmayı sürdürürseniz, ya Lütuf geri çekilecektir ya da sizi bu engelleri zorla, sonuç olarak da acı verici bir şekilde kaldıran durum ve koşullara götürecektir.

    Kendi aklınız başaramadığında ve kendi idareniz üstesinden gelemediğinde, kendinizin ötesinde ve üstünde bir kaynaktan gelen Lütuf tüm sorularınıza verilecek son yanıt, tüm sorunlarınızın son çözücüsüdür. Bu armağan için ilk ibadetkar çağrı kendi içinizdeki karışıklığı susturma ve zihninizdeki kargaşayı dindirme yoluyla başlamalıdır. Ego kendi doğal güvenilmezliğinin farkına varmalı ve pasif meditasyon halindeki ısrarlı etkinliğini durdurmalı, kesmelidir.

    Lütuf kendini sizde göstermeden önce iki şeye gereksiniminiz var. Biri bunu alacak kapasitedir. İkincisi onunla işbirliği yapmaktır. İlki için egonun kibrini kırmanız, ikincisi için de egoyu arındırmanız gerekir.

    Sizin göreviniz bir yol açmak, engelleri kaldırmak, konsantrasyon kazanmaktır ki bu şekilde, Yüce Benliğin lütfü size ulaşabilir. Her iki etkinliğin birleşimi sonucu üretir.

    Tüm çabalarınız kendini düzeltme üzerine yoğunlaşırsa, düşünce döngünüz küçük ve sınırlı olacaktır. Küçük olan bir şey sizin gözünüzde aşırı önemli bir hale gelecektir, anlamsız olan da anlamla dolu olacaktır. İki tutumu -Lütuf'un gücüne kendinizi bırakmak ve ona inanarak- dengelemek ihtiyacındayız.

    Yüce Benlikten kendilerine en büyük kutsamayı, onun lutfunu vermesini isteyenler kendilerine Yüce Benliğe ne vermeye -ne kadar zaman, sevgi, fedakarlık ve öz disiplin- razı olduklarını sormalıdırlar.

    Lütuf u mümkün kılmaya yardımcı olan koşullar ilk olarak nesnelerle dolu modern uygarlığınkinden daha basit bir yaşamı, ikinci olarak da Doğa'yla paylaşımı ve ona saygıyı gerektirir.

    Lütuf tümüyle Yüce Benliğin işlemidir, ama siz de arzularınız ve dualarınızla, bakışlarınızı sık sık küçük kişiliğinizden bu daha büyük benliğe çevirerek onun gelmesine yardımcı olabilirsiniz. Bu nedenle bir kriz süresince görünürde boşluğa yollanan hiçbir samimi ve devamlı haykırış Yüksek Benlik tarafından duyulmadan kalmaz. Ama bu hem düşünceleriniz hem de eylemleriniz tarafından dile getirilme anlamında içten olmalıdır.

    Ayrıca sadece bir saatlik bir duygu durumu değil, sürekli bir büyük amaç olma anlamında devam ettirilmelidir. Daha yüksek güçten içtenlikle yardım isteyen kişiler bunu boş yere istemeyecektir, her ne kadar tepkisi beklenmedik bir biçimde, bazen hiç o anki çıkarlarına göre değil, bazen de umutlarının çok ötesinde olsa bile, her zaman görünürdeki yarardan çok gerçek yararları içindir.

    Lütfü istiyorsanız, önemsiz şeyler, hatta zararlı (çünkü olumsuz) dedikodu ve etkinliklerle zamanı boşa harcama konusuna dikkat etmek, karakterinizi arındırmak, bilgelerin keşiflerini araştırmak, yaşamınızın gidişatı üzerinde iyice düşünmek, zihni dinginleştirme ve duygusal terbiye uygulaması gibi, onu hak edecek bir şeyler yapmalısınız.

    Lütfü arayanlar onu hak edecek bir şeyler yapmalıdır. Kendilerini incitmiş olanları bağışlasınlar; kendi güçleri altındaki kişilere ya da kendilerinden yardım alma gereksinimi olan insanlara merhamet etsinler; masum hayvanları katletmeyi bıraksınlar. Bu gerçekten sanki kendileri lütuf bahşediyormuş gibi olacaktır. Böylece başkalarına verdikleri şeyleri kendileri de almayı umabilirler.

    Lütuf her zaman sunulur, genel bir şekilde, ama bu ikramı görmeyiz; gözlerimiz kördür, bu yüzden onu kaçırırız. Bu durumu nasıl tersine çevirip görme yetisi kazanabiliriz? Uygun koşulları hazırlayarak. İlk olarak, yaşamın olağan gidişatından çekilmek için her gün belli bir süre -başlangıçta kısa bir süre- belirleyin. Bu dönemi içe yönelmeye, meditasyona ayırın. Birkaç dakikalığına dünyadan ayrılın.

    Her kim Yüce Benliğin Lütfunu istiyorsa aynı zamanda bu lütfü almaya uygun olması için gereken uzun bir kendini düzeltme uğraşı ve kendini arındırma sıkıntısı dönemini de istediğinden haberdar olmalıdır.

    Lütufun sizden daha yüksek ve sizin dışınızda olan bir kaynak tarafından verilmesi gereken bir şey olduğu doğrudur. Ama yaptığınız belirli çabaların herhangi bir şekilde gelecek olduğundan daha kısa bir sürede bu armağanı çekebileceği de doğrudur. Bu çabalar şunlardır: sürekli dua, düzenli oruç tutma.

    Lütuf karmanın olgunlaşması ya da daha yüksek bir güce doğrudan başvurmaya bir karşılık olabilir veya bir azizin başvurmalarıyla gelebilir. Güç'e İnanç lütufla ödüllendirilir. Başvurmalar işe yaramıyorsa, ters karmalar çok güçlü olmalıdırlar. Materyalistler bu tür başvurmalarda bulunmazlar, bu yüzden de yapılan iyi eylemler, iyi karmayı biriktirmediği sürece hiçbir Lütuf alamazlar.

    Öğrettikleri dersleri tam olarak ve açık bir şekilde kalbimize alıp serbest bırakmadıkça geçmiş hataların bağışlanması mümkün değildir.

    Yaşamdaki yanlış bir gidişat için duyulan üzüntü, bunu bırakma kararlılığı ve belirli düzeltmeler yapmaya hazır olmak, Lütuf u elde etmenin ön koşullarıdır. ????:

    < Resmi açmak için tıklayın >



    Günah çıkarma, geçmişteki belli eylemlerin, ister sadece tedbirsizlik ister tümüyle kötülük olsun, yanlış davranışlar olduklarına, asla yapılmamış olmaları gerektiğine ve ileride benzer bir durumla yeniden karşılaşıldığında, bunları yapmamak için elinizden geleni yapacağınıza dair içten, dürüst bir farkındalıkla yapıldığında iyi bir uygulamadır. Vicdan azabı, tövbekarlık ve düzeltmeler yapma isteği, gelecekte etkin bir değeri olması için entelektüel farkındalığa eşlik etmesi gereken duygusal durumlardır.

    Geleneğe göre, günah çıkarmanın yapılabileceği üç yol vardır. Birinci olarak, belirli dinlerde uygulanan, atanmış bir papazın varlığını gerektiren yol vardır. Bu yol özellikle bu dinlerin, kendilerini hem dogmalar hem de papazlara inanç duymaya getirebilen taraftarları için yararlıdır. Ama dinsel bir ortamda yapılsın ya da yapılmasın bir başka kişiye günah çıkarma ancak diğer kişi günahı işleyenden gerçekten daha üstün bir spiritüel konumdaysa yani böyle olduğunu iddia etmiyor ya da öyleymiş gibi davranmıyorsa değer taşır. Bu koruma bulunuyorsa, günah çıkarma gizlice tutulan günahların gerilimim serbest bırakır.

    İkinci olarak, bazı mezhepler ve kültlerin uyguladığı, bir grubun hazır bulunmasını gerektiren yol vardır. Bu da, ancak in******r için ve oldukça sınırlı bir şekilde yararlıdır. Duygusal anlamda iç rahatlaması sağlar. Ama her şeyi oldukça kolay bir şekilde, egoist bir teşhircilik halinde yozlaştırabilir. Kesinlikle ilkinden daha az tercih edilen bir yoldur. Tek başına yapılan ve kişinin kendi daha Yüce Benliğine yönelen özel günah çıkarma ise üçüncü yoldur.

    Günah işleyen kişi içsel olarak bir temizlenmiş olma duygusu yaşıyor, sonrasında da aynı günahı tekrarlama yönünde hiçbir eğilim göstermiyorsa, günah çıkarmasının etkili olduğunu ve Yüksek Benliğin Lütfu'nun bu eyleme karşılık olarak kendisine ulaşmış olduğunu anlayabilir. Bununla birlikte, tüm gereken şeyin tek bir günah çıkarma eylemi olduğuna inanmak, bir hatadır. Tek gereken bu olabilir, ama çoğunlukla bu tür bir karşılık yalnızca bu tür bir eylem dizisinin sonunda ortaya çıkar.????:

    < Resmi açmak için tıklayın >



    Günah işleyenin egosu kendim alçaltarak küçük düşürülmezse ve yalnızca aptallığı ve değersizliğim değil aynı zamanda bilgelik ve kendine hakimiyet elde etmede yardım için daha yüksek güce bağımlılığını hissetmesi sağlanmamışsa, herhangi bir günah çıkarmanın bir değere sahip olduğuna inanmak da bir hata olur.

    İçten bir kendini hazırlamayla ilgili bu koşulları gerçekleştirmeye çalışır ve hizmet, şefkat ve iyilikseverlik uygulamaya çalışırsanız, Lütuf gelecektir ve anlamı bulunacaktır. Çünkü Lütuf sevgiye, kendi çıkarını düşünmeyen sevgiye çok yakın olan bir anlam taşır. Başkalarına vermiş olduğunuz şeyler karşılık yasası uyarınca size geri dönecektir.

    Bize zarar verenleri bağışlayarak, kendimizi, başkalarına vermiş olduğumuz zararlar için bağışlanmayı hak eder bir konuma getirmiş oluruz.

    Kendinizi lütfa değer bir duruma getirirseniz, onu alıp alamayacağınız konusunda endişe duymanıza gerek kalmaz. Ciddi çabalarınız, er geç buna değecektir. Bu onun bağışını muhtemel bir olay haline getirmenin en iyi yoludur.

    Arada sırada korkuya kapılabilirsiniz, ama bunun bir umutsuzluk haline gelmesine asla izin vermemelisiniz. Bu, lütfün gelmesine yardımcı olur.

    Dua kimse tarafından küçümsenmemelidir. Bu ifadeyi kabul etmezsek, Yüce Benliğin gücünü küçültmüş oluruz. Kusurlu olduğumuz sürece, dua etmeyi gerekli görebiliriz. Bir şeyin eksikliğini duyduğumuz sürece, dua etmemiz gerekebilir. Yalnızca, bütünleşmiş ve arzusuz olan bilgenin dua etmesi gerekmez, ama bilge kendi gizemli, sıradan olmayan tarzıyla başkaları için dua edebilir.

    Fiziksel şeyler için dua etmenin her zaman yanlış olduğunu da söyleyemeyiz, bazen doğru olabilir. Ama, temennide bulunan kişiden kişinin kendi hak ettiği dertlerini kaldırması için doğaüstü bir Varlık'a sadece bir temenniden başka bir şey olmayan bir duada bulunması kişiye verdiği psikolojik rahatlama dışında başka bir sonuç vermeyebilir. Acı çekilen karmik karşılığı kesinlikle tek bir zerreyle değişmeyecektir. Sadece havadaki bir ses olacaktır.

    Boş yere kadere itiraz eder. Fakat, bu dertlere sebep olan karakter kusurunu değiştirmek için tövbekar bir çabayla birleşen ya da bir başkasının yanlışını onarmak için yapılan gerçek bir girişimin tamamlayıcısı olan bir dua, boşu boşuna yapılmış olmayabilir. Pişmanlık ve kendindeki kusuru onarmak bir duayı başarılı yapabilecek en önemli faktörlerdir. Bu durumda kişisel karmayı etkileyebilecek bir kuvvet olabilirler, çünkü yeni ve uygun bir karma getirirler...

    Öyleyse, dua ettiğimiz Tanrı'nın, öncelikle kalplerimizde olduğuna dikkat edelim. Duamız, sonrasında bir rahatlama ya da huzur duygusu ortaya çıkardığında, bu belki doğru olarak dua etmiş olduğumuzun bir işareti olabilir, ama karışıklığımız ya da sıkıntımız önceki kadar ağır bir şekilde duruyorsa, bu da tekrar tekrar dua etmemiz gerektiğinin ya da yanlış bir şekilde dua etmiş olduğumuzun bir işareti olabilir. Bir duanın önemsiz kişisel kaygılarınızın üstünde, düşüncelerinizi yücelttiği sürece, ilerlemenize yardımcı olması kesindir.

    Belirli bir türde maddi yararlar almak için antropomorfik bir tanrısal varlığa, sadece materyalist ya da tamamen iki yüzlü bir başvuru olduğu sürece, gerek spiritüel, gerek tatbiki ilerleme için yararsız olacağı da kesindir. Acı verici hediyeye mecbur tutulduğunda karma ilkesine karşı başvuruda bulunmanın en iyi yolu dua etmek değil, düşüncelerinizi değiştirmektir. Genel düşünce eğiliminizin daha iyi olması için ne kadar çok değişiklik yapabilirseniz, dışarıdaki yaşamınız da eninde sonunda o kadar iyi olacaktır.

    Lütuf, ruhunuzun amaçları ve disiplinli çabalarınızın yanında iş başında bulunan gizli güçtür. Bu, hem amacı hem de çabayı bırakırsanız onun da işlemeye devam edeceği anlamına gelmez. Belki bazen işler, ama çoğunlukla işlemeyecektir.
     


    Yazan: kum kзđiśi
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
17/11/2018 - 20:50