Kuranda Çelişki Sanılanlar

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Sidretül Münteha

Üye
    Konu Sahibi
Kuranda Çelişki Sanılanlar
Tarık Suresinde bahsedilen meni mi ? İnsan mı ?


Bu iddiaya göre Tarık suresindeki 7. ayette geçen ifadede meninin kaburga ve bel kemiği arasından çıktığı fakat bunun bilimle çeliştiği söylenmektedir. Çünkü bilimsel olarak meninin testislerde üretildiği bilinmektedir. İlk başta bu konuyla ilgili ayetlere bakıp sonra üzerinde tartışalım. Tarık suresindeki ayetler şöyle:
İnsan bir baksın hangi şeyden yaratıldı. Dökülüp atılan bir sudan yaratıldı.Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar. Şüphesiz (Allah) onu yeniden-döndürmeye güç yetirendir. 86 Tarık Suresi 5-8)
5. ayette Allah insanın neden yaratıldığını sorar. 6. ayette ise onun dökülüp atılan meniden yaratıldığını söyler. 7. ayette ise onun belkemiği ile kaburga arasından çıktığı ifade edilir. 7.ayette çıkan şeyin meni olduğunu söyleyenler varsa da burada söylenen insanın çıkışıdır. Yani belkemiği ile kaburga arasında tarif edilen yer bebeğin anne karnında oluştuğu yerdir. Bir sonraki ayette “o” zamiri insana gittiği açıktır. Eğer 8. ayete dikkatli bakılırsa “onu tekrar döndürmeye güç yetirendir” ifadesiyle insanın tekrar öldükten sonra yaratılacağından söz edildiği görülür. Yani buradaki “o” ifadesi insandır. 7. ayette de “çıkan” olarak söylenenin insan olduğu açıklanmış olur.
7. ayetteki ifadede çıkan şeyin meni olduğu düşünülmüş ve bu şekilde açıklanmaya çalışılmıştır.

Tabi bu da günümüzdeki bilimsel gerçeklerle çelişiyor gibi gözükmektedir. Oysa ayetin geliş ve gidişi dikkatli okunduğunda burada kaburga ve belkemiği aşağıya arasından çıkan şeyin insan olduğuanlaşılmaktadır. (Burada tarif edilen bölgeyi yukarıdan aşağıya doğru düşülmeli. Kaburganın olduğu yer ile bel kemiğinin olduğu bölge düşünüldüğünde tarif edilen yer bu ikisinin arasında kalan yukarıdan aşağıya doğru mide ve karın boşluğunun olduğu bölge oluyor) yani anne karnında bebeğin oluştuğu bölge. Dolayısıyla bu ayetin bilimle çelişmesi söz konusu değildir.


Kaç tane melek Meryem’le konuşuyordu ?

Meryem’in meleklerle konuştuğundan bahsedilen ayetlerde bir yerde tek melek olduğu diğer yerde çoğul bir ifade olduğu dolayısıyla bu iki ayet grubu arasında bir çelişki oluştuğu iddia edilmektedir. Bu iddianın doğrusunu öğrenmek için ilk önce ayetlere bakalım:
Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril’i) göndermiştik o da düzgün bir beşer kılığında görünmüştü. Demişti ki: “Gerçekten ben senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma).”Demişti ki: “Ben yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım).” (19 Meryem Suresi - 17/19)
(Zekeriya) “Rabbim bana bir alamet (ayet) ver.” dedi. “Sana alamet işaretleşme dışında insanlarla üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O’nu tesbih et.” dedi. Hani melekler: “Meryem şüphesiz Allah seni seçti seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı.” demişti. “Meryem Rabbine gönülden itaatte bulun secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et.” (3 Âli İmran Suresi - 41/43)
Bu iki ayet grubu okunduğunda farklı iki olay anlatıldığı görülmektedir. Meryem suresindeki ayetlerde Meryem’in Cebrail ile karşılaşmasından söz edilir. Âli İmran suresindeki ayetlerde ise anlatılan farklı bir olaydır. Burada başka bir yerde başka bir zamanda Meryem ile meleklerin konuşmasından söz edilmektedir.
Dolayısıyla bir yerde çoğul meleklerden söz edilmesi ile diğer yerde tek ruhtan (Cebrail) söz edilmesi arasında bir çelişki yoktur.


Peygamberlik İbrahim’in soyundan mı değil mi ?


Kuran’daki ayetlerde birbirleriyle akrabalık bağları olan peygamberler arasında bilgiler vardır. Örneğin bir ayet şöyledir.
O’na (İbrahim’e) İshak ve Yakub’u bağışladık. Soyuna peygamberlik ve kitap verdik. Ödülünü bu dünyada verdik ve ahirette de erdemlilerle birlikte olacaktır. (29 Ankebut Suresi 27)
Başka bir ayette ise her kavme bir elçi gönderildiği şöyle ifade edilir:
Her bir toplum için de “Allah’a kulluk edin ve putperestlikten sakının” diyen bir elçi gönderdik. Onlardan kimine Allah yol gösterdi kimi de sapıklıkta kalmağa mahkum oldu. Yeryüzünü dolaşın ve yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna dikkat edin. (16 Nahl Suresi - 36)
Buradaki ifadelerden yola çıkarak eğer tüm peygamberler aynı aileden ise nasıl olur da her kavme bir elçinin gönderilmesinin mümkün olduğu sorusu bir çelişki olarak ortaya atılmaya çalışılır. Bu soru ayetlerdeki ifadelerin dikkatli okunmamasından ortaya çıkar. Ankebut suresinin 27. ayetinde söylenen İbrahim peygamberin soyuna peygamberlik verildiği gerçeğidir. Fakat “tüm peygamberler İbrahim soyundan geliyor.” diye bir şart burada koşulmamıştır. İbrahim soyu dışından da başka peygamberler gönderilmiştir. Nahl suresinin 36. ayetinde de bu ifade edilir. Her kavme de Allah’ın emirlerini iletecek bir elçi gönderilmiştir. İki ayetteki ifade arasında bir çelişki yoktur.


Lut’un karısı mı ? yaşlı kadın mı ?


Lut kavminin helakiyle ilgili ayetlerde geride kalan yaşlı bir kadından söz edilir başka bir ayette ise geride kalanın Lut’un karısı olduğu söylenir. Bu iki ifadede bir çelişki olduğu bazı çevrelerce iddia edilse de ortada bir çelişki yoktur. Ayetlerdeki ifadeler şöyledir:
Onu ve tüm ailesini kurtardık. Yalnız bir yaşlı kadın hariç; geride kalanlardan idi. (26 Şuara Suresi 170-171)
Onu ve ailesini kurtardık. Karısı hariç. O geride kalanlardan oldu. (7 Araf Suresi 83)
Bundaki ifadelerden Lut’un karısının geride kalan tek kişi olduğu anlaşılmaktadır. Diğer ayette ise onun yaşlı bir kadın olduğu anlaşılmaktadır. İki ayette bir çelişki yoktur. Ayetlerdeki ifadeler bir birini tanımlamaktadır.


Allah şirki bağışlar mı ?


Şirk koşanların durumuyla ilgili ayetlerde bir çelişki olduğu iddiası vardır. Fakat yine burada da ayetlerin akışı kesilerek belli kısımları alınıp farklı şekilde yorumlandırmaya çalışılmaktadır. Ayetler konu akışıyla okunduğunda ise durumun farklı olduğu anlaşılacaktır. Ayetler şöyledir.
Hiç şüphesiz Allah kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında kalanlar ise (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır. (4 Nisa Suresi 116)
Kitap Ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: “Bize Allah’ı açıkça göster.” Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa’ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik. (4 Nisa Suresi 153)
Nisa suresi 116. ayette şirk koşanların bağışlanmayacağı açıklanırken 153. ayette ise buzağıya taparak şirk koşan Yahudilerin bağışlandığından söz edilir. Bu çelişki gibi gösterilmeye çalışılsa da 116. ayette farklı bir durumdan bahsedilir. Şimdi bu ayete bir öncekiyle beraber bakalım:
Kim kendisine ‘dosdoğru yol’ apaçık belli olduktan sonra elçiye muhalefet ederse ve müminlerin yolundan başka bir yola uyarsa onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.. (4 Nisa Suresi 115)
Hiç şüphesiz Allah kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında kalanlar ise (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır. (4 Nisa Suresi 116)
Bu iki ayet beraber okunduğunda bu şirk koştuğu için affedilmeyen kişilerin affedilmeyişlerinin hesap gününde olduğu anlaşılacaktır. Yani bir insan ömrü boyunca şirk koşarak yaşar ve tövbe etmeden ölürse bu durumda Allah’ın onun günahını affetmeyeceği açıklanmaktadır. Oysa 153. ayette anlatılan dünyada insanlar hala yaşarken meydana gelen bir durumdur. İsrailoğulları inkarlarından sonra tövbe etmiş ve bağışlanma dilemişlerdir. Kısacası 116. ayette sorgu gününde Allah’ın bağışlamayacağı günah olan şirkten bahsedilmektedir. 153. ayette ise dünya da insanların şirkte dahi bulunsalar da tövbe etmeleri durumunda her türlü günahından kurtulacaklarından söz edilir. Araf suresi 179. ayetinde İsrailoğullarının tövbe edişleri açıkça belirtilmektedir. Allah bu dünyada ne günah işlenirse işlensin tövbe edenin tövbesini kabul eder. Ahirette de affeder ama şirk koşanların günahını bağışlamaz. Bu gerçekle ayetler okunduğunda bir çelişki olmadığı anlaşılacaktır.
Ancak kim işlediği zulümden sonra tövbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah bağışlayandır esirgeyendir. (5 Maide Suresi 39)


Ad kavmi kaç günde helak edilmiştir ?


Ad Kavmi hakkındaki ayetlerde kavme gelen felaket süresi ve geliş şekliyle ilgili bazı bilgiler vardır. Bu ayetlerdeki ifadelerin birbiriyle çeliştiği iddia edilse de ayetler objektif bir şekilde okunup değerlendirildiğinde durumun farklı olduğu görülecektir. Konuyla ilgili ayetlerde geçen ifadeler şöyledir:
Biz o uğursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine ‘kulakları patlatan bir kasırga’ gönderdik. (54 Kamer Suresi 19)
(Allah) Onu yedi gece ve sekiz gün aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki o kavmin orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün. (69 Hakka Suresi 7)
Resim- 73
Kamer suresinde de Hakka suresinde de söylenen ayrı ve anlatılanlar da ayrıdır. Kamer suresinde kasırganın gelişi yani başlangıcı uğursuz bir günde olduğu bildirilirken Hakka suresinde ise bu gelen kasırganın yedi gece ve sekiz gün sürdüğü açıklanmaktadır. Yani iki ayet birlikte düşünüldüğünde Ad kavmine gelen felaket uğursuz bir günde gelmiş ve geldikten sonra da yedi gün sekiz gece aralıksız sürmüştür.
 
  • Beğen
Tepkiler: Mustafa Furkan


Nadir

Nadir

Emekli Yönetici
Kur'an'da bilimle,akılla çelişen birşey olamaz..çeliştiğini söyleyenin aklından şüphe edilir..
 

Sidretül Münteha

Üye
    Konu Sahibi
Evet Olamaz.
 
Samsunspor

Samsunspor

Emekli Yönetici
Kur'an'da bilimle,akılla çelişen birşey olamaz..çeliştiğini söyleyenin aklından şüphe edilir..



Kur'an'da bilimle,akılla çelişen birşey olamaz..çeliştiğini söyleyenin aklından şüphe edilir.

Nadir Mükemmeldi . Tek bir ek dahi yapmak istemedim :oke:
 

Sidretül Münteha

Üye
    Konu Sahibi
Çelişki Var Diyen İnsan Çok.
Oysaki Yok. Hiç Bir Zaman da Olamaz.
 
Samsunspor

Samsunspor

Emekli Yönetici
™ мγdяєaм;1828424' Alıntı:
Çelişki Var Diyen İnsan Çok.
Oysaki Yok. Hiç Bir Zaman da Olamaz.

:alkis :alkis


Bravo Melek ..
 

Sidretül Münteha

Üye
    Konu Sahibi
Abim Utandım :utan
 
Samsunspor

Samsunspor

Emekli Yönetici
™ мγdяєaм;1828431' Alıntı:


Neden kiiii ,, gerçekleri söyledin işte ne güzel .
 

Sidretül Münteha

Üye
    Konu Sahibi
Bravo Dedın Ya Ondan :D
 
Mustafa Furkan

Mustafa Furkan

Üye
Güzel konu Melek..
Teşekkürler..


Kuran'da elbette çelişki olmaz fakat Türkçe çevirilerinde anlam karışması kolaylıkla oluyor. Mesela Arapça'da bir kelimenin, Türkçe'de yedi farklı anlamda karşılığı olabiliyor. Bu da çeviride oldukça kafa karıştırıyor.


Konunun amacına uygun bir soru sorayım..

Bakara süresinde bir ayet var..

Aynen şöyle : "Biz sizi (İsrailoğulları) diğer insanlardan üstün kılmadık mı?" Burada ne demek istendiğini açıklayacak biri var mı?
 
' KalendeR '

' KalendeR '

Üye
Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır." (Hucurat Suresi, 13)


Allah, İsrailoğulları'nın atası olan Hz. İbrahim'den başlayarak, onlara peygamberler göndermiş ve aralarında yaşadıkları putperest kavimlere karşı onları manen üstün kılmıştır. Firavun döneminde Mısır'da baskı ve zulüm görürlerken, onları Hz. Musa vesilesiyle kurtarmış, ardından Hz. Musa'ya Tevrat'ı indirmiş ve İsrailoğulları'nı bu kutsal kitapla doğru yola yöneltip şereflendirmiştir. Hz. Musa'dan sonra da İsrailoğulları'na pek çok peygamber gönderilmiştir. Bunlar, Allah'ın bu kavme olan lütuf ve nimetleridir.
Ancak İsrailoğulları'nın önemli bir bölümü bu nimete layık olamamış, kendilerine gönderilen peygamberlere itaatsizlik etmiş, Allah'ın vahyi olan Tevrat'a başkaldırmış, hatta Tevrat'ı kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirip tahrif etmiştir. Böylece Allah'a vermiş oldukları sadakat ahdini bozmuşlardır.
Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım kelimelerle denemişti. O da tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim'e): "Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım" dedi. (İbrahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince (Allah:) "Zalimler benim ahdime erişemez" dedi. (Bakara Suresi, 124)
SANIRIM YETERLİ
 

Sidretül Münteha

Üye
    Konu Sahibi
Güzel konu Melek..
Teşekkürler..


Kuran'da elbette çelişki olmaz fakat Türkçe çevirilerinde anlam karışması kolaylıkla oluyor. Mesela Arapça'da bir kelimenin, Türkçe'de yedi farklı anlamda karşılığı olabiliyor. Bu da çeviride oldukça kafa karıştırıyor.


Konunun amacına uygun bir soru sorayım..

Bakara süresinde bir ayet var..

Aynen şöyle : "Biz sizi (İsrailoğulları) diğer insanlardan üstün kılmadık mı ?" Burada ne demek istendiğini açıklayacak biri var mı ?
Ben Teşekkür Ederim Mustafa.
Açıklamaya Gelince Alta Bakalım.
Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır." (Hucurat Suresi, 13)


Allah, İsrailoğulları'nın atası olan Hz. İbrahim'den başlayarak, onlara peygamberler göndermiş ve aralarında yaşadıkları putperest kavimlere karşı onları manen üstün kılmıştır. Firavun döneminde Mısır'da baskı ve zulüm görürlerken, onları Hz. Musa vesilesiyle kurtarmış, ardından Hz. Musa'ya Tevrat'ı indirmiş ve İsrailoğulları'nı bu kutsal kitapla doğru yola yöneltip şereflendirmiştir. Hz. Musa'dan sonra da İsrailoğulları'na pek çok peygamber gönderilmiştir. Bunlar, Allah'ın bu kavme olan lütuf ve nimetleridir.


Ancak İsrailoğulları'nın önemli bir bölümü bu nimete layık olamamış, kendilerine gönderilen peygamberlere itaatsizlik etmiş, Allah'ın vahyi olan Tevrat'a başkaldırmış, hatta Tevrat'ı kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirip tahrif etmiştir. Böylece Allah'a vermiş oldukları sadakat ahdini bozmuşlardır.


Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım kelimelerle denemişti. O da tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim'e): "Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım" dedi. (İbrahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince (Allah:) "Zalimler benim ahdime erişemez" dedi. (Bakara Suresi, 124)

SANIRIM YETERLİ

Güzel Açıklamış İsa Teşekkür Ederiz.
 
Cynical

Cynical

Üye
Aynen şöyle : "Biz sizi (İsrailoğulları) diğer insanlardan üstün kılmadık mı?" Burada ne demek istendiğini açıklayacak biri var mı?

Kuran'da kıssası anlatılan peygamberlerden bir çoğu İsrailoğulları'na gelmiştir. Orada anlatılmak istenilen o sanıyorum... Benle hemfikir olan bir alıntı:

Ey İsrailoğulları! Sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayın! (İBakara 122)

“Ey İsrailoğulları! Sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayın!” Ey İsrailoğulları! Size, her şeyden önce Âdem soyu içinde kitap ve nübüvvete aşina olmanız, ilâhî ahdin sorumluluğunu yüklenmiş büyük bir ümmet olmanız ve bir de Musa kavminden bulunmanız dolayısıyla hitap edildi, lakin dinleyenleriniz çok az oldu.

Şimdi onları destekler mahiyette bir de İbrahim soyundan gelmeniz dolayısıyla bazı ihtar ve uyarılara muhatap tutulacaksınız. Kitap ehli ne demekmiş, nasıl olurmuş, gördünüz ya! Artık insafa gelerek aklınızı başınıza alarak vaktiyle size ihsan ettiğim nimetlerimi, nübüvvet nimetimi ve bilhassa ahir zaman nebisinin gönderileceğini bildiren va'dimi ve onun bir mukaddimesini teşkil eden geçmişteki devleti ve o zaman sizi bütün akıl sahiplerine üstün tuttuğumu hatırlayınız.

Herkes anlar ki, bu ayette geçmiş zamandaki bir "üstünlükten" söz edilmektedir. Allah, İsrailoğullarına, onları bir zamanlar nimetlendirdiğini ve üstün kıldığını hatırlatmaktadır. İsrailoğulları'yla ilgili diğer Kuran ayetlerine ve kıssalarına baktığımızda, bu nimetin ve üstünlüğün nasıl olduğunu da açıklıkla görebiliriz. Allah, İsrailoğulları'nın atası olan Hz. İbrahim'den başlayarak, onlara peygamberler göndermiş ve aralarında yaşadıkları putperest kavimlere karşı onları manen üstün kılmıştır. Firavun döneminde Mısır'da baskı ve zulüm görürlerken, onları Hz. Musa vesilesiyle kurtarmış, ardından Hz. Musa'ya Tevrat'ı indirmiş ve İsrailoğulları'nı bu kutsal kitapla doğru yola yöneltip şereflendirmiştir. Hz. Musa'dan sonra da İsrailoğulları'na pek çok peygamber gönderilmiştir. Bunlar, Allah'ın bu kavme olan lütuf ve nimetleridir.

Ancak İsrailoğulları'nın önemli bir bölümü bu nimete layık olamamış, kendilerine gönderilen peygamberlere itaatsizlik etmiş, Allah'ın vahyi olan Tevrat'a başkaldırmış, hatta Tevrat'ı kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirip tahrif etmiştir. Böylece Allah'a vermiş oldukları sadakat ahdini bozmuşlardır. Bir ayette İsrailoğulları'nın bu durumu şöyle anlatılır:

Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almıştı. Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. Kendilerine hatırlatılan şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever. (Maide Suresi, 12-13)

Görüldüğü gibi, İsrailoğulları'nın bazılarının iddia ettiği manada, yani tüm bir ırk olarak üstün kılınmaları sözkonusu değildir. Allah, İsrailoğulları'nı bir ırk olarak, yani ahlak ve tavırlarından bağımsız olarak, kalıcı bir şekilde "üstün kılmış" değildir. Allah'ın Hz. İbrahim'e olan vahyini bildiren bir ayet, bu gerçeği vurgulamaktadır:

Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım kelimelerle denemişti. O da tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim'e "Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım" dedi. (İbrahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince (Allah) "Zalimler benim ahdime erişemez" dedi. (Bakara Suresi, 124)

Görüldüğü gibi Allah Hz. İbrahim'in soyundan olanları bir ırk olarak üstün kılmamış, aksine bu ırktan olup da zalim olanların Allah'ın ahdine, yani İsrailoğulları'na verdiği üstünlük ahdine dahil olmayacağını haber vermiştir. Allah'ın Hz. İbrahim'e ve soyuna verdiği üstünlük, ırk manasında bir üstünlük değil, her kim Hz. İbrahim'in yolunu izler, onun ahlak ve inancını takip ederse, onun tarafından devralınacak manevi bir üstünlüktür. Nitekim Allah "doğrusu, insanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamber ile iman edenlerdir. Allah, mü'minlerin velisidir" buyurarak (Al-i İmran Suresi, 68), çağımızda Hz. İbrahim milletinin Müslümanlar olduğunu bildirmiştir.



Kuran'da elbette çelişki olmaz fakat Türkçe çevirilerinde anlam karışması kolaylıkla oluyor. Mesela Arapça'da bir kelimenin, Türkçe'de yedi farklı anlamda karşılığı olabiliyor. Bu da çeviride oldukça kafa karıştırıyor.

Burada haklısın. Örneğin Kuran'da bir çok yerde "O dilediğini doğru yola iletir, dilediğini ise saptırır" şeklinde bir söylem var. Ancak bu malesef yanlış bir çeviri. Oysaki Arapçası "O dilediğini (sapkınlıktan) alıkoymaz". "Saptırır" şeklinde tercüme edilen fiil Arapça'da "sürüden ayrılan koyunu durdurmamak" gibisinden bir anlamda da kullanılıyor. Diyanet'in bu konuda birşeyler yapması gerek, çünkü bu yanlış tercüme ne yazık ki "Madem Allah saptırıyor, bizim suçumuz ne?" gibisinden yanlış bir mantık doğuruyor.
 

Sidretül Münteha

Üye
    Konu Sahibi
Kuran'da kıssası anlatılan peygamberlerden bir çoğu İsrailoğulları'na gelmiştir. Orada anlatılmak istenilen o sanıyorum... Benle hemfikir olan bir alıntı:

Ey İsrailoğulları! Sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayın! (İBakara 122)

“Ey İsrailoğulları! Sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayın!” Ey İsrailoğulları! Size, her şeyden önce Âdem soyu içinde kitap ve nübüvvete aşina olmanız, ilâhî ahdin sorumluluğunu yüklenmiş büyük bir ümmet olmanız ve bir de Musa kavminden bulunmanız dolayısıyla hitap edildi, lakin dinleyenleriniz çok az oldu.

Şimdi onları destekler mahiyette bir de İbrahim soyundan gelmeniz dolayısıyla bazı ihtar ve uyarılara muhatap tutulacaksınız. Kitap ehli ne demekmiş, nasıl olurmuş, gördünüz ya! Artık insafa gelerek aklınızı başınıza alarak vaktiyle size ihsan ettiğim nimetlerimi, nübüvvet nimetimi ve bilhassa ahir zaman nebisinin gönderileceğini bildiren va'dimi ve onun bir mukaddimesini teşkil eden geçmişteki devleti ve o zaman sizi bütün akıl sahiplerine üstün tuttuğumu hatırlayınız.

Herkes anlar ki, bu ayette geçmiş zamandaki bir "üstünlükten" söz edilmektedir. Allah, İsrailoğullarına, onları bir zamanlar nimetlendirdiğini ve üstün kıldığını hatırlatmaktadır. İsrailoğulları'yla ilgili diğer Kuran ayetlerine ve kıssalarına baktığımızda, bu nimetin ve üstünlüğün nasıl olduğunu da açıklıkla görebiliriz. Allah, İsrailoğulları'nın atası olan Hz. İbrahim'den başlayarak, onlara peygamberler göndermiş ve aralarında yaşadıkları putperest kavimlere karşı onları manen üstün kılmıştır. Firavun döneminde Mısır'da baskı ve zulüm görürlerken, onları Hz. Musa vesilesiyle kurtarmış, ardından Hz. Musa'ya Tevrat'ı indirmiş ve İsrailoğulları'nı bu kutsal kitapla doğru yola yöneltip şereflendirmiştir. Hz. Musa'dan sonra da İsrailoğulları'na pek çok peygamber gönderilmiştir. Bunlar, Allah'ın bu kavme olan lütuf ve nimetleridir.

Ancak İsrailoğulları'nın önemli bir bölümü bu nimete layık olamamış, kendilerine gönderilen peygamberlere itaatsizlik etmiş, Allah'ın vahyi olan Tevrat'a başkaldırmış, hatta Tevrat'ı kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirip tahrif etmiştir. Böylece Allah'a vermiş oldukları sadakat ahdini bozmuşlardır. Bir ayette İsrailoğulları'nın bu durumu şöyle anlatılır:

Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almıştı. Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. Kendilerine hatırlatılan şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever. (Maide Suresi, 12-13)

Görüldüğü gibi, İsrailoğulları'nın bazılarının iddia ettiği manada, yani tüm bir ırk olarak üstün kılınmaları sözkonusu değildir. Allah, İsrailoğulları'nı bir ırk olarak, yani ahlak ve tavırlarından bağımsız olarak, kalıcı bir şekilde "üstün kılmış" değildir. Allah'ın Hz. İbrahim'e olan vahyini bildiren bir ayet, bu gerçeği vurgulamaktadır:

Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım kelimelerle denemişti. O da tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim'e "Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım" dedi. (İbrahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince (Allah) "Zalimler benim ahdime erişemez" dedi. (Bakara Suresi, 124)

Görüldüğü gibi Allah Hz. İbrahim'in soyundan olanları bir ırk olarak üstün kılmamış, aksine bu ırktan olup da zalim olanların Allah'ın ahdine, yani İsrailoğulları'na verdiği üstünlük ahdine dahil olmayacağını haber vermiştir. Allah'ın Hz. İbrahim'e ve soyuna verdiği üstünlük, ırk manasında bir üstünlük değil, her kim Hz. İbrahim'in yolunu izler, onun ahlak ve inancını takip ederse, onun tarafından devralınacak manevi bir üstünlüktür. Nitekim Allah "doğrusu, insanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamber ile iman edenlerdir. Allah, mü'minlerin velisidir" buyurarak (Al-i İmran Suresi, 68), çağımızda Hz. İbrahim milletinin Müslümanlar olduğunu bildirmiştir.




Burada haklısın. Örneğin Kuran'da bir çok yerde "O dilediğini doğru yola iletir, dilediğini ise saptırır" şeklinde bir söylem var. Ancak bu malesef yanlış bir çeviri. Oysaki Arapçası "O dilediğini (sapkınlıktan) alıkoymaz". "Saptırır" şeklinde tercüme edilen fiil Arapça'da "sürüden ayrılan koyunu durdurmamak" gibisinden bir anlamda da kullanılıyor. Diyanet'in bu konuda birşeyler yapması gerek, çünkü bu yanlış tercüme ne yazık ki
" Madem Allah saptırıyor, bizim suçumuz ne ? " gibisinden yanlış bir mantık doğuruyor.


Saptırmak Mı ? Allah'a İnanmyanlar Zaten Bunu Dile Getiriyolar.
Yok Saptırma, Yok Çelişki Vs.

Bi Gün Arkadaşım Şunu Dedi Bana Şok Olmuştum.
Melek Dedi Biri Gelip Sana Şu Şu Kişi Böyle Yaptı Dese ...
İnanır Mısın Demişti, Bende Görmediğim Şeye Niye İnanayım Dedim.

Bana Şöyle Dedi Tekrar. Peki Görmediğin Şeye (Allah) Nasıl İnanıyorsun Dedi ...
Bende Ağzımdan Geleni Sayıp, Örnekler Verdim.

Örneğin; Güneşi, Ayı, Dünyayı Vs. Vs. Vs.
Anarşit Çıktı Kız. Oo Böyle Değildi.
Beynini Yıkamışlar Kızın Ya.

Konumuzla Alakalı Değil, Demek İstediğim.
Allah'a İnanmayanların Uyduruk Cümleleri.

Saptırmak, Çelişki Vs.
 
Cynical

Cynical

Üye
"Fakat O, diledigini saptırır, diledigini de doğru yola iletir" Nahl Suresi 93. Ayet... Diyanet tercümesi.
 
Mustafa Furkan

Mustafa Furkan

Üye
Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır." (Hucurat Suresi, 13)


Allah, İsrailoğulları'nın atası olan Hz. İbrahim'den başlayarak, onlara peygamberler göndermiş ve aralarında yaşadıkları putperest kavimlere karşı onları manen üstün kılmıştır. Firavun döneminde Mısır'da baskı ve zulüm görürlerken, onları Hz. Musa vesilesiyle kurtarmış, ardından Hz. Musa'ya Tevrat'ı indirmiş ve İsrailoğulları'nı bu kutsal kitapla doğru yola yöneltip şereflendirmiştir. Hz. Musa'dan sonra da İsrailoğulları'na pek çok peygamber gönderilmiştir. Bunlar, Allah'ın bu kavme olan lütuf ve nimetleridir.
Ancak İsrailoğulları'nın önemli bir bölümü bu nimete layık olamamış, kendilerine gönderilen peygamberlere itaatsizlik etmiş, Allah'ın vahyi olan Tevrat'a başkaldırmış, hatta Tevrat'ı kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirip tahrif etmiştir. Böylece Allah'a vermiş oldukları sadakat ahdini bozmuşlardır.
Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım kelimelerle denemişti. O da tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim'e): "Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım" dedi. (İbrahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince (Allah:) "Zalimler benim ahdime erişemez" dedi. (Bakara Suresi, 124)
SANIRIM YETERLİ

Evet..
Güzel bir açıklama..
Teşekkürler..

Sanırım burada yine anlam karışması oluyor ve benim bahsettiğim ayet, çeviride farklı anlamlar algılatıyor.


Kuran'da kıssası anlatılan peygamberlerden bir çoğu İsrailoğulları'na gelmiştir. Orada anlatılmak istenilen o sanıyorum... Benle hemfikir olan bir alıntı:

Ey İsrailoğulları! Sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayın! (İBakara 122)

“Ey İsrailoğulları! Sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayın!” Ey İsrailoğulları! Size, her şeyden önce Âdem soyu içinde kitap ve nübüvvete aşina olmanız, ilâhî ahdin sorumluluğunu yüklenmiş büyük bir ümmet olmanız ve bir de Musa kavminden bulunmanız dolayısıyla hitap edildi, lakin dinleyenleriniz çok az oldu.

Şimdi onları destekler mahiyette bir de İbrahim soyundan gelmeniz dolayısıyla bazı ihtar ve uyarılara muhatap tutulacaksınız. Kitap ehli ne demekmiş, nasıl olurmuş, gördünüz ya! Artık insafa gelerek aklınızı başınıza alarak vaktiyle size ihsan ettiğim nimetlerimi, nübüvvet nimetimi ve bilhassa ahir zaman nebisinin gönderileceğini bildiren va'dimi ve onun bir mukaddimesini teşkil eden geçmişteki devleti ve o zaman sizi bütün akıl sahiplerine üstün tuttuğumu hatırlayınız.

Herkes anlar ki, bu ayette geçmiş zamandaki bir "üstünlükten" söz edilmektedir. Allah, İsrailoğullarına, onları bir zamanlar nimetlendirdiğini ve üstün kıldığını hatırlatmaktadır. İsrailoğulları'yla ilgili diğer Kuran ayetlerine ve kıssalarına baktığımızda, bu nimetin ve üstünlüğün nasıl olduğunu da açıklıkla görebiliriz. Allah, İsrailoğulları'nın atası olan Hz. İbrahim'den başlayarak, onlara peygamberler göndermiş ve aralarında yaşadıkları putperest kavimlere karşı onları manen üstün kılmıştır. Firavun döneminde Mısır'da baskı ve zulüm görürlerken, onları Hz. Musa vesilesiyle kurtarmış, ardından Hz. Musa'ya Tevrat'ı indirmiş ve İsrailoğulları'nı bu kutsal kitapla doğru yola yöneltip şereflendirmiştir. Hz. Musa'dan sonra da İsrailoğulları'na pek çok peygamber gönderilmiştir. Bunlar, Allah'ın bu kavme olan lütuf ve nimetleridir.

Ancak İsrailoğulları'nın önemli bir bölümü bu nimete layık olamamış, kendilerine gönderilen peygamberlere itaatsizlik etmiş, Allah'ın vahyi olan Tevrat'a başkaldırmış, hatta Tevrat'ı kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirip tahrif etmiştir. Böylece Allah'a vermiş oldukları sadakat ahdini bozmuşlardır. Bir ayette İsrailoğulları'nın bu durumu şöyle anlatılır:

Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almıştı. Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır."Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. Kendilerine hatırlatılan şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever. (Maide Suresi, 12-13)

Görüldüğü gibi, İsrailoğulları'nın bazılarının iddia ettiği manada, yani tüm bir ırk olarak üstün kılınmaları sözkonusu değildir. Allah, İsrailoğulları'nı bir ırk olarak, yani ahlak ve tavırlarından bağımsız olarak, kalıcı bir şekilde "üstün kılmış" değildir. Allah'ın Hz. İbrahim'e olan vahyini bildiren bir ayet, bu gerçeği vurgulamaktadır:

Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım kelimelerle denemişti. O da tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim'e "Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım" dedi. (İbrahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince (Allah) "Zalimler benim ahdime erişemez" dedi. (Bakara Suresi, 124)

Görüldüğü gibi Allah Hz. İbrahim'in soyundan olanları bir ırk olarak üstün kılmamış, aksine bu ırktan olup da zalim olanların Allah'ın ahdine, yani İsrailoğulları'na verdiği üstünlük ahdine dahil olmayacağını haber vermiştir. Allah'ın Hz. İbrahim'e ve soyuna verdiği üstünlük, ırk manasında bir üstünlük değil, her kim Hz. İbrahim'in yolunu izler, onun ahlak ve inancını takip ederse, onun tarafından devralınacak manevi bir üstünlüktür. Nitekim Allah "doğrusu, insanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamber ile iman edenlerdir. Allah, mü'minlerin velisidir" buyurarak (Al-i İmran Suresi, 68), çağımızda Hz. İbrahim milletinin Müslümanlar olduğunu bildirmiştir.




Burada haklısın. Örneğin Kuran'da bir çok yerde "O dilediğini doğru yola iletir, dilediğini ise saptırır" şeklinde bir söylem var. Ancak bu malesef yanlış bir çeviri. Oysaki Arapçası "O dilediğini (sapkınlıktan) alıkoymaz". "Saptırır" şeklinde tercüme edilen fiil Arapça'da "sürüden ayrılan koyunu durdurmamak" gibisinden bir anlamda da kullanılıyor. Diyanet'in bu konuda birşeyler yapması gerek, çünkü bu yanlış tercüme ne yazık ki "Madem Allah saptırıyor, bizim suçumuz ne?" gibisinden yanlış bir mantık doğuruyor.


Güzel açıklama için teşekkür ederim abi..
Burada şunu anlıyoruz sanırım; Allah, Hz. ibrahim'den başlayarak, İsrailoğullarına peygamberler göndermiştir. Kuran tercümesinde bahsi geçen "diğerlerinden üstün kılmadık mı?" cümlesi de bu anlamda kullanılmış olmalı ki bence çevirilerde azami dikkatli olunması gerekli..

Zira çevirisi yapılan kitap, İslam aleminin kutsal kitabıdır ve bahsettiğim ayet gibi bir çok ayet de kolaylıkla ters anlamda kullanılabilir.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Takipçi Satın Al


Üst Alt